İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/3589 E. 2025/1837 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/3589
Karar No
2025/1837
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :2025/242 Esas KARAR NO:2025/711 DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) DAVA TARİHİ:07/04/2025 KARAR TARİHİ:09/10/2025 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne .... Noterliğince 21/03/2025 tarihli ve ... yevmiye sayısı ile onaylı 21/03/2025 tarihli genel kurul kararının geçici ve kesin tescil ve ilanının yapılmasına ilişkin başvuruda bulunulduğunu ancak İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 27/03/2025 tarihli iade kararı ile 21/03/2025 tarihi saat 11:00'da olağanüstü genel kurul toplantısında tek pay sahibi ... Belediye Başkanlığını temsil etmeye ve gündem maddelerinin karara bağlanması için oy kullanmaya ...'ın belirlenmesine ilişkin "Meclis Kararı" ibraz edilmelidir, demek sureti ile genel kurul kararını tescil talebini reddettiğini, iş bu kararın taraflarına 07/04/2025 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde tebliğ olunduğunu, 5393 sayılı yasanın 18. maddesi incelendiğinde sayılan görevler arasında belediye meclisinin belediyenin ortağı olduğu şirketlerde belediye tüzel kişiliğinin temsilcisini seçme/atama yetkisi bulunmadığını, davalının iddiasının ve söz konusu dayanak genelgesinde yasaya açık aykırılık bulunduğunu, halk tarafından seçilen ve kanunla belediye başkanlığını temsil hususunda yetkili kılınan belediye başkanının yasa ile düzenlenen görev yetkilerini, genelge veya hukuki görüş yazısı ile sınırlama anlayışının en basit ifade halkın iradesini yok saymak, kanunla verilen görev ve yetkiyi gasp etme anlamı taşıdığını, bu nedenlerle davanın kabulü ile 21/03/2025 tarihli genel kurul kararının ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilanını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili müdürlükçe incelenen dava konusu tescil başvurusunun Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34/2 gereğince iade edildiğini ancak davacı tarafça tescile ilişkin eksikliklerin giderilmediğini, bu nedenle tescil talebinin iadesi işleminin mevzuata uygun olduğunu, bu bakımdan da iade ile ret kararının teknik olarak aynı olmadığının ifade edilmesi gerektiğini, bu bağlamda dava konusu şirketin sicil dosyasında yapılan incelemede herhangi bir ret kararı yazılmadığı ve yalnızca evrakın iade edildiğinin anlaşıldığını, davacıya tebliğ edilmiş bir ret kararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ticaret sicil memurluğuna hiç tescil başvurusu yapılmadan veya ret kararı olmadan doğrudan doğruya mahkemeye başvurulmasının mümkün olmadığını, dava konusu olayın özünü oluşturan idari işlemin değerlendirilmesinin idarenin görev alanına girmekle, dava konusu olay bakımından idari yargının görevli olduğunun açık olduğunu, idarenin herhangi bir talimatını veya düzenleyici işlemini sorgulama yetkisi bulunmayan müvekkilinin adeta bir mahkeme gibi hareket etmesinin ve dava konusu düzenleyici işlemin hukukiliğini değerlendirmesinin beklenemeyeceğini, belediyelerin şirket kurmasının ve şirkete ortak olması gibi hallerin belediyelerin borçlanması neticesini de doğurabileceğinden ve tüm bu hallere ilişkin özel düzenleme bulunduğundan bu haller kapsamında ve bunların uzantısı durumundaki dava konusu tescil başvurusunda da belediye meclisi kararının aranmasının lüzumlu olduğunu, davacı vekilinin dilekçesinde bahsettiği belediye meclisinin belediyenin ortağı olduğu şirketlerde belediye tüzel kişiliğinin temsilcisini seçme yetkisi bulunmadığına ilişkin açıklamalarının ... Belediye Meclisinin 13/04/2024 tarihli 25 karar numaralı meclis kararı ile çelişmekte olduğunu, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Dava, 21/03/2025 tarihli genel kurul kararının tescil ve ilanına karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkememizin 09/04/2025 tarihli ihtiyati tedbir ara kararı ile davacı ... ... A.Ş.'nin 21/03/2025 tarihli genel kurul kararının Mahkememizin nihai kararında verilecek olan hüküm kesinleşinceye kadar geçici olarak tescil ve ilanına karar verildiği ve bu kararın 11/04/2025 tarihli müzekkere yolu ile İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğüne iletildiği görülmüştür. Davalı ..., dava konusu işlemin "iade" niteliğinde olup "red kararı" bulunmadığı, bu nedenle TTK m.34 uyarınca dava açma şartlarının oluşmadığı savunmasında bulunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 34. maddesine göre ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler. Somut olayda, davacı şirketin 21.03.2025 tarihli genel kurul kararının tescil ve ilanı talebi, ... tarafından 27.03.2025 tarihinde "meclis kararı ibraz edilmelidir" gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu işlem her ne kadar "iade" olarak adlandırılmış olsa da, özü itibariyle tescil talebinin gerekçeli olarak reddedilmesidir. Hukuk uygulamasında, idari makamların işlemlerinin isimlendirilmesinden ziyade özü ve hukuki sonuçları önem arz eder. Sicil müdürlüğünün tescil talebini gerekçe göstererek reddetmesi, fiilen red kararı anlamına gelmektedir. Aksi yorumun kabulü halinde, TTK m.34'ün amacı olan hukuki güvenliğin sağlanması ve ilgililerin haklarının korunması işlevsiz hale gelecektir. Bu nedenle, dava şartlarının mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı, dava konusu işlemin özünde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın düzenleyici işleminin değerlendirilmesini gerektirdiği, bu nedenle idari yargının görevli olduğu savunmasında bulunmuştur. TTK m.34 hükmü açık olup "sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesi"nin görevli olduğunu düzenlemektedir. Ticaret sicil müdürünün kararına karşı itiraz davalarında, bu kararın dayandığı idari düzenlemelerin değerlendirilmesi zorunluluğu, mahkeme görevini değiştirmez. Ticaret mahkemeleri, ticaret sicil işlemlerinin hukuka uygunluğunu değerlendirirken, ilgili tüm mevzuatı ve idari düzenlemeleri incelemek yetkisine sahiptir. Bu yetki, idari yargının münhasır görev alanına müdahale anlamına gelmez. Bu nedenle, Mahkememizin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 37. maddesine göre "Belediye başkanı, belediye idaresinin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir." Bu hüküm, belediye başkanının belediye tüzel kişiliğini temsil konusundaki genel yetkisini açıkça düzenlemektedir. Aynı Kanun'un 38. maddesinde belediye başkanının görev ve yetkileri sayılmış olup, (p) bendinde "Kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya belediye encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak" hükmü yer almaktadır. Belediye Kanunu'nun 18. maddesinde belediye meclisinin görev ve yetkileri tahdidi (sınırlı) olarak sayılmıştır. Bu maddenin incelenmesinde, belediyenin ortağı olduğu şirketlerde belediye tüzel kişiliğinin temsilcisini seçme/atama yetkisinin belediye meclisine verilmediği açıkça görülmektedir. Kanun koyucu, belediye meclisinin yetkilerini bilinçli olarak sınırlamış ve bu sınırlar dışında kalan konularda belediye başkanını yetkili kılmıştır. Bu sistemin mantığı, 38. maddenin (p) bendinde açıkça ortaya konulmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/3589 E., 2025/1837 K. sayılı kararında konuya açıklık getirilmiştir: "5393 sayılı Kanun'un 38/p hükmünde açıkça Belediye Meclisi'ne görev ve yetki verilmeyen hallerde Belediye Başkanı'nın görevli ve yetkili olduğu ifade edildiğinden... belediye başkanının kullanacağı, bunun için Belediye Meclisi'nden ayrıca bir karar almasına gerek olmadığı" Bu karar, mevcut uyuşmazlığın çözümü açısından doğrudan uygulanabilir niteliktedir. Normlar hiyerarşisi ilkesi gereğince, kanun hükümleri alt düzenleyici işlemlere üstündür. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın 15.05.2019 tarihli yazısı, idari düzenleme niteliğinde olup, kanun hükmünü değiştiremez veya sınırlayamaz. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 37 ve 38. maddeleri amir hüküm niteliğinde olup, bu hükümlerin alt düzenleyici işlemlerle sınırlandırılması hukuka aykırıdır. Ticaret sicil müdürlükleri, öncelikle kanun hükümlerine bağlı hareket etmek zorundadır. İdari düzenlemelerin varlığı, kanuni hükümlerin uygulanmasını engelleyemez. Yargıtay 2020/7457 E., 2022/1823 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere: "belediye tüzel kişiliğinin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerde, yönetim kurulunda belediye tüzel kişiliğini temsile yetkili kişiyi belirleme yetkisinin belediye başkanına ait olduğunun kabulünün gerektiği" Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/3471 E., 2024/5282 K. sayılı kararında şu tespit yapılmıştır: "belediye meclisinin veya encümenin belediye şirketlerinde genel kurulunda belediyeyi temsil edecek gerçek kişi temsilciye ilişkin karar verme yetkisi konusunda kanun maddesinde açık bir düzenleme bulunmadığından" Bu karar, kanunda açık düzenleme bulunmayan hallerde belediye başkanının yetkili olduğunu ortaya koymaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 2020/892 E., 2022/1182 K. sayılı kararında konuya ilişkin temel ilke belirlenmiştir: "5393 sayılı Kanun'un belediye meclisinin görev ve yetkilerini sınırlı olarak saydığı, kanunda belediye meclisine karar alma yetkisi verilmeyen her türlü konudaki görev yetkinin belediye başkanına ait olduğu anlaşılmaktadır" İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2019/2358 E., 2020/621 K. sayılı kararında da şu sonuca varılmıştır: "Belediye Meclisine verilmiş yetkiler dışında kalan hususlarda yetkili bulunan başkanın bağlı şirketin genel kurulunda temsili sağlanmak üzere temsilci atayamayacağını kabul yasal düzenlemelere aykırı olacaktır" Tüm emsal kararlar aynı yönde olup, belediye başkanının bu konudaki yetkisini açık şekilde kabul etmektedir. Bu içtihat birliği, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkeleri açısından büyük önem taşımaktadır. Davalının, idari işlemlerin hukukiliği karinesi gereğince Bakanlık yazısının uygulanması gerektiği yönündeki savunması kabul edilemez. Zira bu karine, idari işlemin kanuna uygun olması halinde geçerlidir. Kanuna aykırı idari işlemler bu karineden yararlanamaz. Davalının, belediye başkanının temsil yetkisinin sınırlı olduğu yönündeki savunması, 5393 sayılı Kanun'un açık hükümlerine aykırıdır. Kanun, belediye başkanını "belediye tüzel kişiliğinin temsilcisi" olarak tanımlamış ve bu temsilin sınırlarını belirlememiştir. Şirket kurmak ve ortaklık ilişkisi kurmak, günümüz belediyeciliğinin doğal bir parçası haline gelmiş olup, bu faaliyetlerde belediye başkanının temsilci olması kanunun ruhu ve amacına uygundur. Davalının, davacının daha önce meclis kararı aldığını ileri sürmesi, hukuki açıdan bağlayıcı değildir. Geçmişteki hatalı uygulamalar, gelecekteki hukuka uygun davranışları engelleyemez. Hukuka uygunluk ilkesi gereğince, davacının kanuna uygun şekilde hareket etme hakkı ve yükümlülüğü mevcuttur. Yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında: 1. Usul açısından: Dava şartları mevcut olup, ticaret mahkemesi görevlidir. 2. Esas açısından: 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 37 ve 38. maddeleri gereğince, belediye başkanı belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir ve belediyenin ortağı olduğu şirketlerde temsilci belirleme yetkisi belediye başkanına aittir. 3. Normlar hiyerarşisi açısından: Kanun hükmü, alt düzenleyici işleme üstün olup, sicil müdürlüğü öncelikle kanun hükümlerini uygulamakla yükümlüdür. 4. İçtihat uyumu açısından: Yerleşik Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi içtihadı, davacının haklılığını desteklemektedir. ...'nün 27.03.2025 tarihli ret kararı, yukarıda açıklanan gerekçelerle hukuka aykırı olup iptal edilmelidir. Davacı şirketin 21.03.2025 tarihli genel kurul kararı, hukuka uygun şekilde alınmış olup, tescil ve ilanına karar verilmelidir. Bu gerekçelerle sonuçta aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi ve ayrıntısı açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜNE, 2-...'nün 27.03.2025 tarih ve ... tahakkuk numaralı ret kararının İPTALİNE, 3-.... Noterliği'nce 21.03.2025 tarih ve ... yevmiye sayı ile onaylı 21.03.2025 tarihli genel kurul kararının Ticaret Sicil Gazetesinde TESCİL VE İLANINA, 4-Geçici tescile ilişkin itirazın REDDİNE, 5-Alınması gereken 615,40-TL harç, peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yatırılan 615,40-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.230,80-TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre hesaplanan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yapılan 510,00-TL yargılama gideri davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen taraflara iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere verilen karar alenen okunup usulen anlatıldı.09/10/2025 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/3589, K. 2025/1837, T. 21.03.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-3589-e-2025-1837-k-9000a5e3d67b