İlk Derece Mahkemesi · Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/310 E. 2025/59 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/310
Karar No
2025/59
Karar Tarihi

T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/310 Esas KARAR NO : 2025/59

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/11/2019 KARAR TARİHİ : 28/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili özetle, davalı borçlunun ticari ilişki nedeniyle davacıya takibe konu olan faturalar için toplamda 9.277,44 TL borçlandığını, borçlu hakkında icra takibi başlatıldığını, davalı yanca icra takibine itiraz edildiği, davalının irsaliyeli faturaları imzalamadığını ama faturaların tamamının ticari defterlere işlendiğini bildirerek, .... .... .... sayılı dosyasına itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20’den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER -Ticari defter ve kayıtlar -Ba/bs formları, -Faturalar, -Takip Dosyası, -Bilirkişi Raporu DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davaya konu.... .... .... ... ... ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısının davacı şirket, takip borçlusunun davalı olduğu, takibin 9.277,44-TL asıl alacak ve 3.341,85 TL işlemiş faiz olmakla 12.619,29 TL toplam alacak üzerinden genel haciz yolu ile ilamsız takip olarak başlatıldığı, borcun sebebi olarak olarak 06.12.2016 tarihli 534577 nolu fatura, 06.12.2016 tarihli 534578 nolu fatura, 15.12.2016 tarihli 534712 nolu fatura, 19.12.2016 tarihli 534741 nolu fatura, 19.12.2016 tarihli 534742 nolu fatura, 19.12.2016 tarihli 389751 nolu fatura, 24.12. 2016 tarihli 389784 nolu faturaların gösterildiği, davalı tarafından borca itirazın süresinde yapıldığı ve eldeki davanın süresinde açıldığı görülmüştür. Davanın ilk olarak Mahkememizin 2019/623 Esasına kayden açıldığı, Mahkememizin 2019/623 Esas 2021/707 Karar sayılı ve 12/10/2021 tarihli kararı ile özetle, davacının hizmetin ifa edildiğini ispatladığı ancak davalının ödeme olgusunu ispatlayamadığı, davacının takip tarihi itibariyle 9.087,14 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nin 18/03/2024 tarih ve 2022/299 Esas, 2024/276 Karar sayılı ilamıyla özetle; "...Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi cari hesaba dayalı yapılmışsa da takip faturalara dayalı yapılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlıdır. Davacının takip dayanağı olarak gösterdiği faturaların incelenerek bilirkişi vasıtası ile davacının alacağının kapsam ve miktarının belirlenmesi gereklidir..." gerekçesiyle mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verildiği, istinaf ilamı akabinde dosyanın Mahkememiz işbu 2024/310 Esas kaydını aldığı görülmüştür. Mahkememizce yukarıda değinilen Bölge Adliye Mahkemesi ilamı doğrultusunda defter incelemesi ve hesaplama yapılması hususunda bilirkişi raporu alınmıştır. Mali müşavir bilirkişi tarafından tanzim edilen 11/12/2024 tarihli raporda özetle "... 1) Davacı Roteksmat Reklam ve Tekstil Ürünleri Ticaret Limited Şirketi'nin kanuni defter kayıtlarının incelenmesinde takip tarihi itibariyle davalıdan bir alacağının kayıtlarda görülmediği, davalının davacıdan 3.912,86 TL.lık alacak kalanı olduğu 2) Davacı Roteksmat Reklam ve Tekstil Ürünleri Ticaret Limited Şirketi'nin 31.12.2022 tarihinde 78135 nolu yevmiye kaydı ile borç kaydedilen ve 100.Kasa hesabına alacak kaydedilen, yevmiye kaydına esas teşkil eden belgelerde söz konusu kasadan ödemelerin içerikleri, neye istinaden yapıldığına ilişkin açıklama olmayan 19.635,66 TL.lık borç kalanı olduğu, bu miktar ile ilgili değerlendirme yapılmasını sağlayacak bilgi ve belgenin tarafımıza sunulmadığı, 3) Davalı ...'ın kanuni defter kayıtlarına ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmaması dolayısı ile bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı, 4) Davalı tarafça satış faturalarına ve mal alışları ile ilgili olarak TTK m.21/f.2 hükmü gereği sekiz gün içerisinde fatura içerikleri hakkında bir itirazda bulunduğu ile ilgili bir tespit tutanağı ve belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, 5) Davacı tarafından 9.277,44 TL. tutarında fatura bedellerinin ödenmediği gerekçesi ile icra takibi başlatılmış olmasına rağmen takip tarihinde davacı kayıtlarında davalının davacıdan 3.912,86 TL.lık alacak kalanı olduğu..." hususları belirtilmiştir. Eldeki dava faturaya dayalı başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğundan ve davaya konu icra takibi faturaya dayalı başlatıldığından incelemenin takip konusu fatura kapsamında yapılması gerekir.(Yargıtay 19. HD. 2015/18199E., 2016/7679K.) Fatura içeriği malların veya hizmetin teslim edildiğinin ispat külfeti satıcıya aittir. Fatura düzenlenmesi, tek başına akdi ilişkiyi ve alacağı kanıtlamadığı gibi faturanın tebliğ edilmiş olması da fatura içeriği malların teslimi sonucunu doğurmaz.( Y. 19 HD. 2016/7819E., 2017/2738K., Y. 19HD. 2014/12574E., 2014/16692K.) Diğer yandan taraflar tacir olup, uyuşmazlık her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olduğundan eldeki dava ticari dava niteliğindedir. Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi ve 6102 Sayılı TTK'nın 83. maddesi gereğince Mahkeme'ce ticari defterlerin resen (kendiliğinden) ibrazına karar verilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Yine 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde, usulüne uygun tutulmuş defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı yan tarafından defter ibraz edilmemiştir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin/malın bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir. (Aynı yönde açıklamalar için bkz. Y. 23 HD. 2015/4576 E., 2016/621 K., 10.02.2016 T.) Anlatılanlar ışığında somut olay ele alındığında; taraflar arasında süregelen ticari ilişki bulunduğu, yazılı cari hesap sözleşmesine rastlanılmamakla birlikte davacı yan kayıtlarında aralarındaki ticari ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak benimsendiği görülmüştür. Davalı yan tarafından defter ibrazından kaçınıldığından, 6100 sayılı HMK'nın 222. Maddesi 2. ve 3. Fıkraları çerçevesinde; davacı yanın usulüne uygun tutulmuş defterlerinin lehine delil olarak kabul edilebileceği anlaşılmıştır. Takibe konu faturaların davacı yan defterlerinde kayıtlı olduğu, faturalara itiraz veya iade kaydına rastlanılmadığı bu itibarla yukarıda anlatılan ilkeler ve karine gereği davacının takibe dayanak fatura içeriğinin teslim olgusunu ispatladığının kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Bununla birlikte bilindiği üzere defterlerde sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Davacı tarafından fatura içeriğine konu akdi ilişki ve teslim olgusunun ispatlandığı kabul edilmekle birlikte; faturalardan kaynaklanan bakiye alacağın bulunup bulunmadığı ve hesaplanması bakımından yapılan değerlendirmede ise; hükme esas alınan bilirkişi raporu gözetildiğinde, davacı yanın kendi defter kayıtlarında takibe dayanak faturaların da dahil edildiği açık hesap ilişkisi çerçevesinde faturalardan kaynaklı bakiye bulunmadığı görülmüş, aksine davalının alacak bakiyesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle dosya delil durumuna göre davacı, faturaya konu teslim olgusunu ispatlamış ise de davacının takip tarihi itibariyle fatura bedellerinden kaynaklanan bakiye alacağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Yapılan açıklamalar kapsamında davaya konu icra takibine dayanak faturalar bakımından davacının takip tarihi itibariyle bakiye alacağı bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcından, önceden peşin alınan 95,34-TL harcın mahsubu ile bakiye 462,99-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca hesaplanan 12.619,29 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 220,70-TL(istinaf başvurma harcı) yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18A/13. Maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan ve suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.320-TL dava şartı arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/01/2025

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/310, K. 2025/59, T. 28.01.2025, www.arakarar.com/karar/ankara-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-310-e-2025-59-k-a61f1f069db1