İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/303 E. 2025/699 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/303
- Karar No
- 2025/699
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ
DOSYA NO : 2024/303 KARAR NO : 2025/699
DAVA : TAZMİNAT (Taşıma -CMR- Kaynaklı Rücu) DAVA TARİHİ : 14/05/2024 KARAR TARİHİ : 20/10/2025
Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen TAZMİNAT davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirkete ... numara ve 26.01.2023 - 2024 tarihli Nakliyat Emtea Taşıma Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunan dava dışı sigortalı ... A.Ş.'ye ait 26 koli 17.576,00 kg ... emteasının davalı karşı taraf sorumluluğunda Türkiye'den Romanya'ya nakliyesinin gerçekleştirildiğini, 01.05.2023 tarihinde emtiaların teslimi sırasında emtiada hasar olduğunun tespit edildiğini, tespit akabinde CMR üzerine hasar şerhi düşüldüğünü, sigortalıya poliçe kapsamında 29.12.2023 tarihinde 1.198,12.-EUR sigorta tazminat ödemesinde bulunulduğunu, müvekkili şirketin ödemiş olduğu tazminatın CMR ile TTK 1472, TTK 1178 vd hükümleri gereği karşı taraftan tazmini için arabuluculuğa başvuruda bulunulduğunu, görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 1.198,12.-EUR sigorta tazminatının, sigortalıya ödeme tarihi olan 23.12.2023 itibaren yabancı para alacaklarına ilişkin 3095 sayılı Kanun 4/a hükmü gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı dikkate alınarak işleyecek faizi ile (CMR Konvansiyonu gereği yıllık %5 faizin altında kalmamak kaydıyla) tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taşımanın CMR Konvansiyonu gereğince yapılmış olup bu davanın bir yıl içinde açılması gerektiğini, CMR Konvansiyonu 32.md maddeye göre zamanaşımı süresinin 1 yıl olduğunu, ancak davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, talep konusu yapılan alacak bedelinin dahi nasıl oluşturulduğu, şayet var ise hasarlı emteanın sovtaj değerlendirilmesine tabi tutulup tutulmadığının anlaşılamadığı, müvekkili firmanın forwarder şirketi olduğunu, ...A.Ş.nin taşıma işlerini organize ederek sürekli şekilde mal nakliyelerini yaptığını, yükleme yapan taraf olmadığını, malın yüklemesinin ... A.Ş. nin kendi personeli tarafından yapıldığını, davacı tarafın bahsettiği hasarın ambalaj hatasından kaynaklanan bir hasar olduğunu, kusur anlamında bu hasarın müvekkili firma ile hiç bir ilgi ve alakası bulunmadığını, ekte sundukları fotoğraflarda ambalaj hatasının net gözüktüğünü, hatta ... A.Ş. yetkilileri hatalarının ne olduğunu öğrenmek amacıyla müvekkili şirketten kendilerine bu konuda yardımcı olmalarını istediklerini, müvekkili şirketin devamlı müşterisi olan ... A.Ş nin bu talebine karşı zorunluluk olmamasına rağmen müşterisine yardım amacıyla müvekkil şirkette çalışan...'nın bizzat... A.Ş.ne giderek...A.Ş.nce yapılan hata ve eksiklileri gösterdiğini,...'nın daha sonra ... A.Ş.nin ...ataları bildirdiğini, bundan sonra neler yapılması gerektiğini anlattığını, ... A.Ş.nin ... sorumlusu ...'un da firma çalışanı ...'ya yardımlarından dolayı teşekkür ettiğini, kısaca malın yükleme sorumluluğunun müvekkiline ait olmadığını, dava konusu olayda fiili taşıyıcı şirketin veya şöförünün önlemesine imkan olmayan bir durum bulunduğunu, CMR Konvansiyonu 17.2 md” Şayet kayıp, hasar veya gecikme taşıyıcının önlemesine imkan olmayan durumlardan ileri geliyorsa, taşıyıcı mesuliyetten ibra edilir” hükmü bulunduğunu, yine TTK 876 md.” Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur” hükmü bulunduğunu, bu durumda ambalaj hatasından oluşan hasardan müvekkili şirketin ve diğer taşıyıcı şirketlerin hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafça talep edilen tüm talep, faiz ve oranına da itiraz etiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine gereğince ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472.maddeleri uyarınca sorumlulardan tahsili talebine ilişkin rücuen tazminat davasıdır. Taraflar arasında, davacının sigortalısı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin (taşıma) varlığı hususunda tartışma bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, hasarın taşımadan mı yoksa ambalaj hatasından mı kaynaklandığı, davacının rücu edebileceği bir tazminat miktarının olup olmadığı, varsa miktarı noktasında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Dava konusu emtianın Nakliyat Emtia Blok Sigorta Poliçesi (Poliçe No. ...) ve Sertifikası ile 26.01.2023-26.01.2024 dönemi için sigortalandığı, sigortalının dava dışı ...A.Ş. Olduğu, vasıta başı maksimum teminat limitinin 2.500.000,000 Euro olduğu ve emtia sigorta poliçesi genel şartlarının geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Nakliyat Emtia Sigorta Sertifikasında özetle, sigortalının ... A.Ş. sefer başlangıç yerinin ..., bitiş yerinin ..., sevkiyat başlangıç tarihinin 27.04.2023, ... teslim koşullu emtia, karayolu taşıması, emtia bedelinin 22.934,28 Euro olduğu yer almaktadır. Dava dışı sigortalı ...Firması tarafından ...şirketine hitaben 26.04.2023 tarihinde düzenlenen faturaya göre emtia bedelinin 11.467,12 Euro, emtia ağırlığının brüt 17.576 kg olduğu görülmektedir. ... teslim koşullu olarak fiyatlandırılmıştır. Emtianın paletlenmiş, şirink film kaplanmış plastik tabaka şeklinde ambalajlanacağı ve kamyon işe taşınacağı ifade edilmiştir. CMR Belgesinin incelenmesinde: Gönderenin ...A.Ş., gönderilenin ..., taşıyıcının ... şirket olduğu, yükleme ve düzenleme tarihinin 26.04.2023, aracın ... plaka sayılı, emtianın 26 koli “...” 17.576 kg brüt ağırlığı bulunduğu, CMR Belgesi üzerine ... olduğu düşünülen el yazma hasar şerhinin bulunduğu görülmektedir. Emtia alıcıya teslim edilmiş, teslim tarihinin 01.05.2023 olduğu anlaşılmıştır. CMR belgesine alıcı tarafından hasar şerhi düşüldüğünden hasarın taşıma süreci içinde meydana geldiği ve alıcının hasar itirazı kaydı ile emtianın teslim alındığı anlaşılmaktadır (CMR m.29). Olay nedeniyle meydana gelen hasar, Dava dosyasına sunulan iş bankasına ait 29.12.2023 işlem tarihli dekonttan da anlaşılacağı üzere davacı sigorta şirketi tarafından 1.198,12 Euro olarak dava dışı sigortalısı ...A.Ş. lehine para transferi yaparak ödendiği ve dava dışı sigortalısının zararını karşıladığı, daha sonra 21.01.2024 tarihli yazıları ile durumu açıklayarak yaptığı ödemeyi TTK m.1472 gereği sigortalıya halef olduklarını belirterek 15 gün içinde ödenmesini ihtar ettiği anlaşılmaktadır. Davalı tanığı ... beyanında; "Ben davalı şirkette ihracat müdürü olarak görev yapıyorum, dava konusu ürünlerin ambalajlarının hatalı olduğunun ve ambalajların ince olduğunu tespit ettik, dış ambalajın 06 milim çok ince olduğunu tespit ettik ve 055 milim kalınlıkta olması gerektiği yönünde talepte bulunduk dava dışı ...'a talepte bulunduk, belirli bir süre sonra bu isteğimiz kabul gördü bir daha da sıkıntı yaşamadık." demiş, davalı vekili: Bizim elemanımız karşı tarafın talebi üzerine gittiler, bu husus sanırım yanlış anlaşılmaya sebebiyet verecek bu durumun açıklanmasını talep ederiz, demesi üzerine sorulduğunda, "Hasarlar oluştuğunda biz ...'a yazdık, ambalajlamayı yerinde görmek istediğimizi söyledik, onlar da bizi çağırdılar, bu çağrı üzerine gittik konuştuk ve sorunlar düzeltildi, ambalajın ince olduğu fark edildi ve gerekli düzeltmeler yapıldı, çünkü ambalajlama ince olduğu için taşıma sırasında hasar oluşmuştur, tanıklık ücreti talebim yoktur." demiştir. Mahkememizce alınan 13.06.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; Davacının yürürlükte ve geçerli olan bir poliçe ile teminat altına alınan sigortalısının zararını, sigortalısı lehine yaptığı 1.198,12 Euro para transferiyle ödemiş olmasından dolayı işbu davayı, TTK m.1472 gereğince ve ödediği miktar ile sınırlı olmak üzere sigortalısına halef olarak açma yetkisinin bulunduğunun değerlendirildiği; Davalı ... şirketi dava konusu taşımaya ilişkin CMR belgesin kaşe ve imza ederek düzenlemiş olup, bu duruma göre emtianın taşınması için yönlendirdiği ...plakalı araç, başka bir taşıyıcıya ait olsa ve emtia fiilen başkasına taşıtılmış olsa bile davalı ... şirketi, CMR Belgesi ile taşıma edimini üstlenmiş olmasından dolayı akdi taşıyıcı olarak huzurdaki davaya muhatap olabileceğinin (TTK m.850) değerlendirildiği; CMR belgesine alıcı tarafından hasar şerhi düşülmüş bulunmasına göre hasarın taşıma süreci içinde meydana geldiği ve alıcının hasar itirazı kaydı ile emtiayı teslim aldığının değerlendirildiği (CMR m.29); Yukarıdaki gerekçelerle şişe emtiası hasarının ambalaj ve/veya istifleme hatasından kaynaklanmadığı kanaati oluştuğu; Mahkemenin bu kanaatlerini paylaşmayarak hasarın ambalaj yetersizliğinden kaynaklandığını takdir etmesi halinde ambalaj ve istif yetersizliğinin şoför tarafından görünüşe göre yapılacak kontrollerde fark edilmesinin mümkün olmayacağından (CMR m.8/1-b) dolayı, CMR m.17/2 gereği davalı taşıyıcının nezaret yükümlülüğü yönünden de somut zarardan sorumlu olmayacağı; ancak hasarın ambalaj hatasından kaynaklamadığı kanaati yönünde takdirde bulunulması halinde taşıma süreci içinde meydan gelen zarardan davalı şirketin sorumlu olduğunun değerlendirildiği; Emtia satış faturasına göre dava konusu taşımada 71.136 adet şişe emtiasının sevk edildiği, 100 adet fiyatının 16,12 Euro olduğu; ancak kaç tanesinin hasar konusu olduğu ve davacının hasar bedelini nasıl belirlediğine ilişkin alıcının reklamasyon faturası vb. herhangi bir veri bulunmadığı; yabancı bir ülkede hurda cam emtiasının sovtajının ekonomik olmayabileceği; bu durumda Sayın Mahkeme tarafından sigortacı ve sigortalının zarar miktarında mutabık kalmalarının yeterli görülmesi halinde dava konusu 1.198,12 Euro zararın gerçek zarar ilkesine uygun olduğu ve davalının bu miktardan sorumlu olduğunun değerlendirildiği; Davacının 3095 sayılı Kanun hükümlerine göre yabancı para alacaklarına ilişkin temerrüt faizi oranında faiz talebinde bulunmuş olmasına rağmen Yargıtay uygulamasına göre CMR kapsamındaki taşımalarda yabancı para üzerinden talepte bulunulması halinde CMR m.27 gereğince faiz yıllık %5 oranında uygulanması gerektiğinden davacının talebinin yıllık %5 oranını aşmamak üzere şeklinde anlaşılabileceği, davacının fiili ödeme tarihinden itibaren faiz talebinin ise mahkemenin takdirinde olduğu, mahkeme tarafından yerinde görülmesi halinde işlemiş faiz miktarının yukarıdaki şekilde 22,49 Euro olarak hesaplandığı; Yukarıdaki gerekçelerle davanın zamanaşımına uğramadığı hususunda nihai hesaplama ve takdirin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Zamanaşımı Def'i Yönünden; Davalı vekili davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Dava dilekçesi Davalı sigorta şirketine 21.05.2024 tarihinde tebliğ edildiği, 23.05.2024 tarihinde cevap verme süresinin uzatılması talebinde bulunulduğu, talebin kabul edildiği ve ara kararın 28.05.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalılar vekilinin 14.06.2024 tarihinde davaya cevap verme süresi içerisinde cevap verdiği anlaşıldığından zamanaşımı def'inin incelenmesi gerekmiştir. CMR Konvansiyonunun 32.maddesi gereğince; "...Bu Sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir.." TTK.nun 855.maddesi gereğince; "(1) Bu Kitap hükümlerine tabi taşımalarda, yolcunun bir kaza sonucu ölmesi veya bedensel bütünlüğü zedeleyen bir zarara uğraması hâlinde istem hakları on yılda; diğer zararlarda ise bir yılda zamanaşımına uğrar. (2) Bu süre, eşya taşımasında, eşyanın gönderilene teslimi; yolcu taşımasında, yolcunun varma yerine ulaşma tarihinden başlar. Eşya tamamen zayi olmuş veya yolcu gideceği yere ulaşamamış ise, zamanaşımı süresi, eşyanın teslimi ve yolcunun ulaşması gereken tarihten itibaren işlemeye başlar. (3) Rücu haklarına ilişkin zamanaşımı, rücu alacaklısının, zararı ve rücu borçlusunu öğrendiği tarihten itibaren, üç ay içinde zarar hakkında rücu borçlusuna bildirimde bulunmuş olması şartıyla; rücu alacaklısına karşı mahkeme kararının kesinleştiği günden, kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmayan hâllerde ise, rücu alacaklısının borcu ifa ettiği tarihten itibaren işlemeye başlar." Dava, nakliyat sigortacısının taşıyıcıya karşı açtığı rücuan alacak davasıdır. 17/01/1972 gün... Esas... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre, sigorta tazminatını ödeyen sigortacının zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı davada zamanaşımı, sigorta ettirenin aynı şahıs aleyhinde açabileceği davanın zamanaşımına tabidir ve aynı tarihte başlar. 6102 sayılı TTK 855/3. maddesi taşıyıcının bir diğer taşıyıcıya rücu etmesi ile ilgili olup sigorta şirketinin açtığı rücu davasına uygulanmaz. Yani, 6102 sayılı TTK 1472. maddesi gereğince yasal halefiyet hakkına sahip olan davacı, selefi bulunduğu kişi davayı hangi zamanaşımı süresi içinde açması gerekiyorsa davayı o süre içinde açması gerekir. Bu durumda, TTK 855/2. maddesi gereğince eşyanın teslim tarihinden, eşya tamamen zayi olmuş ise eşyanın teslimi gereken tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi bulunduğunun gözetilmesi gerekir (Emsal; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03/04/2015 tarih ve ...E....K.ile aynı dairenin 21/12/2015 tarih ve ... E. ... K.ile 23/10/2017 tarih ve...E. ... K.). Yukarıdaki açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Türk Ticaret Kanununun "Halefiyet" başlıklı 1472. maddesinde "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder. Sorumlulara karşı bir dava veya takip başlatılmışsa, sigortacı, mahkemenin veya diğer tarafın onayı gerekmeksizin, halefiyet kuralı uyarınca, sigortalısına yaptığı ödemeyi ispat ederek, dava veya takibi kaldığı yerden devam ettirebilir." hükmü karşısında davacının dava dışı sigortalı ... A.Ş.nin dava haklarına halefiyet yoluyla sahip olduğu açıktır. Davada onun sahip olduğu tüm haklara halefiyet gereği davacı da sahiptir. Diğer bir anlatımla somut olaya ilişkin dava, ...A.Ş. tarafından davalı aleyhine açılmış olsa idi zamanaşımı def'inin çözümünde nasıl CMR 32.madde ile TTK.nun 855/1-2.maddesi uygulanması gerekiyor ise halefiyet prensibi gereği de aynı şeyi düşünmek zorunludur. Değişen tek şey davacının taraf sıfatındadır. Bu da halefiyet prensibi gereği davada davacıya aktif husumet ehliyeti tanımaktadır. Davaya konu emtianın 01.05.2023 tarihinde alıcıya teslim edildiği açıktır. Bu husus davacının da kabulündedir. Davanın CMR 32.madde ile TTK.nun 855/1-2.maddesi gereğince 1 yıl içerisinde 01.05.2024 tarihinde kadar açılması gerekir. Davacının, malın teslim tarihi olan 01.05.2023 tarihinden itibaren 1 yıllık dava zamanaşımı süresi dolmadan 09.04.2024 tarihinde arabuluculuğa başvurduğu, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 18/A.maddesi gereğince son tutanağın düzenlendiği 29.04.2024 tarihine kadar zamanaşımının durduğu, bu tarihten sonra duran zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başladığı, arabuluculukta geçen 20 günün ilavesi ile zamaşımı süresinin dolacağı 21.05.2024 tarihinden önce 14.05.2024 tarihinde davanın açıldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin bu yöndeki itirazları (zamanaşımı def'i) yerinde görülmemiştir. Esas Yönünden; Öncelikle; Her ne kadar davalı şirket fiili taşıyıcı olmasa bile CMR belgesini düzenlemesinden dolayı TTK.nun 851.maddesi gereğince taşıma işini üstlendiğinden akdi taşıcıyı konumundadır ve yasa önünde taşıyıcı olarak nitelendirilmesi zorunludur. Zaten cevap dilekçesinde de bu husus kabul edilmektedir. Davalı vekili davacının dava dışı sigortalısının taşımalarını organize ettiğini ve forwarder olarak taşıma sürecinde görev yaptığını beyan etmiştir. Bu nedenle davalı taraf taşıyıcı konumundadır. Zira taşıyıcı olmak için bilirkişi raporunda da işaret edildiği üzere bir kişinin taşıma taahhüdünde bulunulması yeterlidir (TTK m.850). Davalı şirket sorumluluktan kurtulma sebebi olarak ambalaj yetersizliğine dayanmaktadır. Bu konuda tanık da dinlenmiştir. Bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere, dava dosyasındaki fotoğrafta araç üzerinde bir palet şişe emtiasının şeffaf plastik naylon içine (gergin) ambalajlandığı/palet olarak sabitlendiği, alt ve üst yüzeylerimin karton veya plastik ile desteklenerek kırılmamasının sağlanmaya çalışıldığı, ayrıca emtianın kaymaması için ve yükleme ve tahliye kolaylığı için ahşap paletler üzerine 6 sıra olarak istif edildiği ve dışarıdan şeffaf naylon ile kaplanarak palet üzerin sabitlendiği görülmektedir. Ambalaj uzmanı bilirkişi görüşüne göre, söz konusu görüntüye bakılıp incelendiğinde göre hasar sebebinin ambalaj hatası ve istifleme hatası olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir. Davalının benzer taşıma kaynaklı başka mahkemelerde görülen davalarda da rapor verdiklerini, bu dosyalarda istif ve ambalaj hatası sonucuna vardıklarını zira o taşımalarda yedi sıra olarak yüklenen karton destekli şeffaf naylon ambalaj herhangi bir ahşap veya plastik palet ve destek ile desteklenmediğinden üste yer alan altı sıranın tüm ağırlığına en alttaki naylon ambalaj/paletin mukavemetinin yetersiz kaldığını ve öne doğru yatmak suretiyle hasar gördüğünün anlaşıldığı sonucuna vardıklarını, oysa huzurdaki davada böyle bir ambalaj hatasının bulunmadığını söylemektedir. Bu nedenle mahkememizce de uzmanlık gerektiren bu görüşe iştirak edilerek davalının hasardan sorumlu olduğu kabul edilmiştir. CMR belgesine göre emtianın 26 palet olması bir paletin, Çeki Listesine göre 635 kg olmasına göre davalının sorumluluk sınırının (635x8,33)= 5.289,55 SDR olmaktadır. Davacının talebi 1.198,12 Euro olması ve bu meblağı Euro/SDR paritesi de gözetildiğinde sorumluluk sınırının yaklaşık 1/3’üne karşılık gelmesinden dolayı somut olayda davalının gerçek zarardan sorumlu olduğu, davalının hasar hesabına ve belirlenmesine bir itirazının olmadığı, dava dosyasındaki ticari faturada emtianın birim 100 adet fiyatının 16,12 Euro olduğu ve satış konusunun 71.136 adet olduğu anlaşılmasına rağmen kaç adedinin kırıldığı ve davacının tazminatı nasıl belirlediği/hesapladığına ilişkin alıcı tarafından keşide edilmiş reklamasyon faturası vb. Bulunmadığı, bu durumda sigortacı ile sigortalının zarar miktarında mutabık oldukları düşünüldüğünden 1.198,12 Euro tutarındaki zararın gerçek zarar ilkesine uygun olduğu, her ne kadar davalı vekili sovtaj uygulaması olmadığı yönünde savunma yapmış ise de kırılmış cam emtiasının yabancı bir ülkede hurda cam olarak sovtaj edilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca nakliyesi vs. düşünüldüğünde bunun ekonomik de olmayabileceği kabul edildiğinden 1.198,12 Euro hasar bedelinin ödeme tarihi olan 23.12.2023 itibaren yabancı para alacaklarına ilişkin 3095 sayılı Kanun 4/a hükmü gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı dikkate alınarak işleyecek faizi ile (CMR Konvansiyonu gereği yıllık %5 faizin altında kalmamak kaydıyla) tazminine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın KABULÜNE, 1- 1.198,12.-Euro hasar bedelinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE, Bu miktara ödeme tarihi olan 23.12.2023 itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a.maddesi gereğince devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına değişken oranlarda ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden (CMR Konvansiyonu gereği yıllık %5 faizin altında kalmamak kaydıyla) faiz UYGULANMASINA, 2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 2.852,54-TL olup, peşin alınan 713,14-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.139,40-TL harcın DAVALIDAN TAHSİLİYLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat masrafı 655,00-TL, bilirkişi ücreti 16.000,00-TL'den oluşan 16.655,00-TL yargılama gideri ile 427,60-TL başvuru harcı, 713,14-TL peşin harç toplamı 17.795,74-TL yargılama giderinin DAVALIDAN TAHSİLİYLE DAVACI TARAFA VERİLMESİNE, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin DAVALIDAN TAHSİLİYLE DAVACIYA VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde DAVACIYA İADESİNE, 6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin, davalıdan 6183 sayılı Kanuna göre tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren 2 HAFTA içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya bulundukları yerdeki başka bir mahkeme aracılığıyla mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK. 341.maddesi uyarınca İstanbul BAM. nezdinde İSTİNAF yoluna başvurma hakları bulunduğu hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/10/2025
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır