İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/257 E. 2025/305 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2024/257
Karar No
2025/305
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/257 KARAR NO : 2025/305

DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/11/2024 KARAR TARİHİ : 24/11/2025

Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili -----Şirketi, ---- Ticaret Sicil Müdürlüğü ------sicil numarasında kayıtlı, 18/05/2023 Ana sözleşme tescil tarihli, 2.000.000 TL sermayeye sahip bir şirket olduğunu, müvekkili şirket, tek ortaklı olarak---- tarafından kurulmuş olup, sonrasında 2 ortaklı hale geldiğini, ortaklardan biri %55 oranında sermaye payına sahip ----, diğer ortak ise %45 oranında sermaye payına sahip davalı ---- ----- olduğunu, ---- ve ---- arasında Adi Ortaklık şeklinde kurulmuş ve bu adi ortaklık nezdinde işletilen ----- isimlerini kullanan işletmeler söz konusu olduğunu, bu ilişki ----- şahıs firması üzerinden gerçekleştiğini, -----isimli güzellik merkezinin, ciddi şekilde kar elde etmesi ve hatrı sayılır bir müşteri çevresi oluşturması sonrasında,----- tarafından artık kozmetik ürünlerinin üretimi için bir şirket kurulması, bu şirkette ----- hisse devir bedelini nominal değerden ödemek suretiyle ortak yapılması karşılığında da --- şahıs firması nezdindeki işletmelere ---- %50 oranındaki ilk kuruluştan bu yana var olan ortaklığının resmiyete kavuşması hususunda mutabık kalındığını, ancak ------ hisse devir bedelini ödemediği gibi resmiyette şahıs firmalarına ----- ortak yapmaktan da imtina etmiştir. Bu durum nedeniyle taraflar arasında bir ihtilaf söz konusu olmuş, hukuk ve ceza yargı birimlerine ihtilaflar taşındığını, ------, şirkette ortak görünmesine rağmen hiçbir sürecine katkı sağlamamış, ne emeğini koymuş ne de sermaye borcunu ödediğini, müvekkili şirketin kuruluşa hazırlık safhasında markası, logosu, tasarımı, etiketi, web sitesi vb. her husus ---- tarafından tespit edilmiş olmasına rağmen, ----- başka hukuki süreçleri olmasından kaynaklı olarak ---- markasının, şirket kurulana dek ------ adına olması, sonrasında ise bu markanın müvekkili şirkete devir hususunda anlaşıldığını, başka bir deyişle, söz konusu markanın müvekkil şirkete ait olduğu ve geçici olarak davalı adına kayıtlı olduğu hususu davalı tarafından da beyan ve ikrar edildiğini, müvekkili şirket tarafından kullanılmak üzere müvekkil şirketin kurucu ortağı ve müdürü ----- tarafından tek başına belirlenmiş, satış platformları, web sitelerinde müvekkil şirketin markası olduğu açıkça görülen şekilde piyasaya sunulmuş ve ciddi satış oranlarına ulaşmış bir marka olduğunu, müvekkili şirket, ---- markasının gerçek hak sahibi olduğunu beyan ederek ---- Tescil Numarası ile tescil ----- markasının gerçek hak sahibi müvekkil şirket olduğundan, işbu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.

DAVAYA CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı tarafın işbu davanın ikamesine taraf ehliyeti olmadığını, müvekkili ve davacı şirketin diğer ortağı şirkette müşterek-müteselsil ortak konumunda olduğunu, ayrı ayrı imzaya yetkili olduğunu, müvekkili de şirket adına başka bir vekil tutma yahut başka bir şekilde beyanda bulunma ve işlem yapma yetkisine sahip olduğunu, davanın, dava dışı şirket ortağı tarafından açılması gerektiğini, şirket adına bu şekilde diğer bir ortağa karşı hareket edilemeyeceğini, davacı yanın hiçbir bilgi ve belgeye dayanmaksızın davayı tamamen yoruma dayalı olarak, lafzi ve soyut nitelikte ikame ettiği açıkça görüldüğünü, ayrıca davacı tarafın, taraflar arasında devam eden başkaca davalar ile işbu davadaki beyanları açık çelişki içinde olduğunu, davacı yanın işbu davayı ikame etmesi tamamen kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin ve davacı taraf,----- Şirketi'nin ortakları olup, aynı işyerinde bireysel işler de yapmış olduğunu, dava konusu -----markası ve logosu tamamen müvekkilin şahsına ait olup, tüm kullanım hakları müvekkile ait olduğunu, müvekkili, markasının kullanımı, ürün satışı ve reklamı için pek çok çaba gösterdiğini, tüm marka harç ve patent giderleri müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkiline ait olan markanın 07.03.2023 tarihinde tescil edildiği görüldüğünü, davacı tarafın sunmuş olduğu kayıtlarda da yaklaşık olarak bu tarihler ve en geç haziran 2023'te markanın müvekkili adına tescilli olduğunu öğrendiğini kabul etmek gerektiğini, ancak dava dilekçesine bakıldığında 23.11.2024 tarihli olduğunu, yani bu olaydan 1.5 yıl sonrasında dava açıldığını, davanın açıldığı tarih ise müvekkilin, davacı tarafından çoğunluğu müvekkiline ait olan eşyaların zilyetliğinin haksız bir şekilde gasbedilmesi nedeniyle yapmış olduğu suç duyurusu ve maddi-manevi tazminat davasından sonra olması ise manidar olacağını, müvekkili, esasen şahsına ait olan "----" markasının, ortağı bulunduğu ------ Şirketi tarafından da kullanılmasına karşı çıkmamış olduğunu, zira ortaklık yapısı içerisinde %45 şeklinde ortak konumunda olduğunu, Ortak olması nedeniyle şahsına ait markaya ait ürünlerin şirket tarafından satılmasına ve reklamının yapılmasına karşı gelmediğini, aslında markayla ilgili olan olay da tam olarak bu şekilde olduğunu, zaten müvekkili bir şirketin ortağı olduğundan; ortak konumunda bulunan bu şirket üzerinden ürünlerinin satılmasına onay verdiğini, sonrasındaki süreçte markaya ait ürünlerin üretiminde, reklam yapılmasında, geliştirilmesinde de şirket olarak katkıda bulunulduğunu, bu süreçte elbette davacı ----- tarafından şirket ortağı olması hasebiyle markanın kullanımına, gelişimine katkıda bulunulduğunu, aslında dava dışı şirket ortağı ------ elbette markaya katkısı yadsınamaz bir gerçek olduğunu, müvekkili, markaya ait ürünlerin üretim izinlerinin alınması, deneylerinin yapılması, deney etiketlerinin, sağlık onaylarının alınması gibi hassas konularda ortağı ----- desteği sayesinde ürünleri satışa hazır hale getirebildiğini, müvekkili bu olguları asla inkar etmediğini, ancak sırf bu katkıların sunulması nedeniyle markanın şirkete yahut dava dışı ortak olan ------ ait olduğunun iddia edilmesi kesinlikle kabul edilemeyeceğini, ortaklık yapısı içerisinde müvekkili kendisine ait olan bir markanın kullanılmasına izin vermiş ve diğer ortak ----- bu markanın gelişimine ticari hayat içinde müvekkille birlikte katkıları oluğunu, ticari hayat içerisinde böyle durumlar elbette makul görülebilir nitelikte olduğunu, davacı tarafın iddialarının ispata elverişli delillere dayanmadığının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle de davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili mahkememize sunduğu 21.11.2025 tarihli dilekçe ile davadan feragat etmiştir.

TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Taraflar arasındaki uyuşmazlığın , davalı adına tescilli ----- tescil numaralı ------ markasının hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.

İNCELEME GEREKÇE:Dava hukuki niteliği itibari ile markanın hükümsüzlüğü davasıdır. Davacı vekili tarafından işbu davadan feragat edildiğine ilişkin 21.11.2025 tarihli dilekçe verildiği anlaşılmıştır.Davacı vekilinin vekaletnamede davadan feragat yetkisinin bulunduğu anlaşılmıştır.Davadan feragat HMK'nın 307. ve 311. maddeleri hükümleri gereğince uyuşmazlığı ve dolayısıyla davayı sona erdiren, davalı tarafın kabulünü gerektirmeyen, kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğuran bir taraf işlemidir. HMK 307. maddesi hükmüne uygun olarak davacının davadan feragatının mahkemece saptanması halinde feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Açıklanan nedenlerle davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2-Alınması gerekli 615,40-TL harçtan, peşin alınan 427,60-TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80-TL'nin davacıdan hazine yararına tahsiline, 3-Yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına, gider avansının bakiye kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre maktu 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair; tarafların ve vekillerinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içersinde istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi.

Atıf: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/257, K. 2025/305, T. 24.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-1-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2024-257-e-2025-305-k-0c3e08bec769