İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2024/240 E. 2026/32 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2024/240
- Karar No
- 2026/32
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/240 Esas KARAR NO: 2026/32 DAVA: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 09/11/2024 KARAR TARİHİ: 12/02/2026
Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinin yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacı şirketin ülkemizde ----- markası ile eğitim - öğretim ve kurs sektöründe tanınan artık piyasada meşhur hale ğelmiş markaların öncelik hakkı sahibi olduğunu, davalı tarafın davacı tarafla sürekli iletişim halinde kalarak onun geliştirdiği markaları kullanmaya ve hatta tescil ettirmeye başlamış ancak daha sonra da bu işi paraya dökmek isteyip davacı tarafa lisan vermeye çalışmış, sonra da dosyaya sunulan ihtarnameyi göndererek markaların tescil sahibi olduğunu, marka haklarına tecavüz eylemlerin durdurulmasını talep ederek hakkın kötüye kullanılması sayılacak eylemler içerisine girmiş olduğunu, davacı ve davalı tarafın aynı sektörde faaliyet gösteren firmalar olup davacı tarafla kuruluş tarihi olan ---- yılından bu yana sürekli dostluk ilişkileri geliştirip, davacı tarafın iyi niyeti suistimal edilerek davacı tarafın yarattığı özellikle özel bir tasarımla geliştirdiği markayı ve logoyu kullanmaya başlamış akabinde de davacı tarafın iyi niyetinden faydalanarak----- unsurlu markaları tescil alarak davacı tarafı tehdit etmeye başlamış olduğunu, davacı tarafın ğerek ----esas unsurlu markalar üzerinde gerekse--- markası üzerinde öncelik hakkı sahibi olduğu gibi davalı taraf tescillerinde de kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın kendi firması ile yaptığı yoğun pazarlama ve tanıtım faaliyeti sonucunda----markaları ile piyasada önemli bir paya sahip olmuş, ve sektöründe kalitesi ile bilinen, tercih edilen tanınmış bir marka haline gelmiş olduğunu, davalı adına tescilli hükümsüzlüğü istenilen markaları, davacı taraf bu markayı piyasada oturttuktan sonra kullanmaya başlamış, tescile başvurmuş ve yolsuz tescil girişimleri de devam etmekte olduğunu, davalının tescil için müracaat ettiği her markanın içerisinde ----- ibaresini ve davacıya ait logoyu kullanmış olması ve davacı tarafın markayı piyasada tanıttıktan sonra tescil müracaatlarında bulunmasının bilinçli taklit ve kötü niyeti göstermekte olduğunu, Bu kadar tanınmış bir markanın davalı tarafından bilhassa sıvı yağlar için davacı tarafa ait markanın taklitlerini tescil ettirmesi davalının kötü niyeti ve bilinçli taklidinin sunucu olduğunu, Davacı tarafın, markasını --- geneline de sunmak suretiyle bu marka ve işarete kullanım yoluyla belli bir tanınmışlık kazandırmış ve korunması gereken bir hak elde etmiş olduğunu, yani davalı bu tescil ettirdiği marka sayesinde sanki kendisi tarafından satılan markasının tescil kapsamında kalan ürünlerin de davacı taraf tarafından üretildiği izlenimi yaratmakta ve bu yolla haksız kazanç elde etmekte olduğunu, Davalının bu markayı tesadüfen seçip kullanması bu tanınmışlık düzeyi karşısında mümkün olmadığından davalının tescil niyeti bu markanın tanınmışlığından faydalanmak olup tescil yolsuz ve kötü niyetli olduğunu, davalı adına tescilli ----başvuru tarihli,----- başvuru tarihli, ----başvuru tarihli, --- başvuru tarihli,------ başvuru tarihli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DAVAYA CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davalı şirketin, ----- ayında iki eğitimci ortak tarafından kurulduğunu, Kurulduğu andan itibaren----- esas unsurlu ibareleri tescilsiz olarak kullanmakta iken --- esas unsurlu ilk başvurusunu ------ ibareli başvuru ---davalı şirket adına tescil edildiğini ----------- marka başvurusu yapılmış ve markanın davalı şirket adına tescillendiğini, dava dilekçesinde bu tescillerden bahsedilmediğini, davalı şirketin muhtelif zamanlarda-------- unsurlu marka ailesini genişletmiş ve davaya konu edilen 10 başvuru daha yapmış olduğunu, Bu süreçte markalarını korumak için yayınlanan pek çok markaya itiraz etmiş markalarını korumak için önemli maliyetlere katlanmış olduğunu, Davalı şirket yetkililerinin, --- --- meslektaşları aracılığıyla---- açıldığını öğrenmiş, bunun üzerine davacı şirketle iletişime geçerek, -------- markasının kendi olduğunu lisanssız kullanıma izin vermeyeceklerini davacı şirket yetkililerine bildirdiklerini, ------ sınırlı olmak üzere bir marka lisans anlaşması yapılması konusunda mutabakata varılmışsa da davacı şirket yetkilileri kurulan kişisel ilişki ve mesleki dayanışmayı ve hemşehriliği kötüye kullanarak lisans koşulları konusunda görüşmeyi her seferinde ertelemiş olduğunu, Davacı şirketin, davalı şirketle görüşmelerini ve şirket yetkililerinin kişisel iletişimini sürdürürken, ----- başvuru nolu -------marka başvurularını yapmış olduğunu, Davalı şirketin bu başvurulardan marka takip hizmeti aldığı marka ofisinin ihbarıyla haberdar olmuş ve bunların yayınlarına da itiraz etmiş olduğunu, Davacı şirketin davalı şirketi lisans konusunda oyalarken kötü niyetli olarak yaptığı her iki marka başvurusu da davalı şirketin itirazı üzerine reddedilmiş olduğunu, Sözlü iletişim ve oyalamalar sonucunda davalı şirket yönetimince lisans sözleşmesinin imzalanmaması halinde yasal adımların atılacağının bildirilmesini müteakip davacı şirket tarafından ---------başlıklı bir lisans sözleşmesi taslağı gönderdiğini, (İncelendiğinde o güne kadar yapılan görüşmelerde öngörülenle ilgisi bulunmayan kabulü de mümkün olmayan bir taslak hazırlanmış olduğu tespit edilmiş olduğunu, Davacının lisans sözleşmesi taslak önerisi davalı şirket tarafından doğal olarak uygun bulunmamış ve vekil olarak bu konuda yeni bir inhisari lisans sözleşme taslağı hazırlanarak davacı şirketin vekiline gönderilmesi ve müzakerelerin avukatlar üzerinden yürütülmesi kararlaştırılmış olduğunu, kendilerince bir taslak hazırlanmış ve ------ tarihinde davacı şirketin vekiline inhisari lisans sözleşme taslağı iletilmiş olduğunu, Görüşme sağlanıp dönüş yapılacağı ifade edilmişse de davacı şirket veya vekilinden uzun zaman dönüş yapılmamış olduğunu, Davalı şirketin talimatı doğrultusunda -------- tarihli ihtarnamenin davacı şirkete gönderilmiş olup bu ihtarnamenin tebliğinden bir süre sonra davacı şirket tarafından işbu dava açılmış olduğunu, dava dilekçesindeki kötüniyet, davalı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi ---- kendileriyle sürekli dostluk ilişkisi içerisinde hareket ederek kendilerine ait ----- markasını ortağı olduğu şirket adına tescil ettirdiği iddiasıyla ileri sürülmüş olduğunu, Bu iddianın gerçek dışı olduğunu, davalı şirkete ait --------sas unsurlu markaların haksız kullanımını sürdürebilmek için kişisel ve mesleki iletişimin suistimal edilmek istenmesi olduğunu, davalı şirketin önceki tescilsiz kullanımları bir yana ---- tarihlerinde marka tescil başvurusuna konu etmiş olduğunu, Bu tarihlerin davacı şirketin kuruluşundan ---- adı tahsis tarihinden---- açılma tarihinden (--------) dahi eski olduğunu, Bu durumun tek başına davacının kötüniyet iddiasını çürütmekte olduğunu, Dava dilekçesinde davalı şirkete ait ------esas unsurlu marka başvurularından ve tescillerinden hiç bahsedilmemesi ve davaya da konu edilmemesi ise manidar olduğunu,---------- esas unsurlu markaları lisansa bağlı olarak kullanabilmek için ----------taslağının davacı şirket tarafından davalı şirkete gönderilmesi, yani bu konuda icapta bulunması anılan markalar üzerinde davalı şirketin haklarını tanıdığını gösteren önemli bir olgu olduğunu, Davacı şirket yetkilisinin bu eyleminin aslında işbu davanın kötüniyetli açıldığının önemli delillerinden biri olduğunu, Tüm marka hakları kendisine(!) ait olan bir şirketin bu markalar için görünürdeki(!) marka sahibi şirkete lisans sözleşmesi için icapta bulunması basiretli tacirden beklenmeyeceğini, dava dilekçesinde bu olgudan bahsedilmemesinin de dikkat çekici olduğunu, Davacı şirketin "fi" esas unsurlu iki marka başvurusunda bulunması ve her iki başvurunun davalı şirketin itirazlarıyla reddedilmiş olmasına karşın, davacının o tarihte davalı şirket aleyhine herhangi bir hükümsüzlük davası açmak yerine, lisans ilişkisi konusunda davalı tarafı oyalamasının da davacının kötüniyet iddiasını yıkan olgulardan bir diğeri olduğunu, Dava dilekçesinde söz konusu marka başvurularının ikisinden de bahsedilmemiş olduğunu, davacı tarafın marka görsellerini kendilerinin yarattığına ilişkin iddialarının da diğerleri gibi gerçek dışı olduğunu, Davalı şirketi kötü niyetli tescille itham eden davacı şirketin bizzat işbu davayı açmakta kötü niyetli olduğu sadece yukarıdaki olgularla dahi sabit olduğunu, davacı tarafça davalı şirket yetkilisinin kişisel ------ iletişiminin delil olarak dosyaya sunulmasının kişisel veriler ve iletişimin gizliliğine ilişkin ceza hukuku ilkelerini ihlal etmiş olduğunu, Bu nedenle yasak delili kabul etmediklerini, davacının önceki kullanım olarak------ ekini içerir ticaret unvanını,----- kayıtlarını göstermiş olduğunu, Yukarıda açıklandığı üzere şirket kuruluşu----- hesabı açılışı ------ olduğunu, Oysa davalı şirketin açık kaynaklardan ulaşılabilecek kullanım kayıtları dahi çok daha eskiye dayandığını, ----- ibareli başvuru ,---- tarihli ---- tarihli ------------ davacı tarafın önceki kullanıma dayalı hak sahipliği iddiasının sadece yukarıdaki 4 madde halinde yazılı olaylardan dahi önceye geçmemekte olduğunu, önceki kullanıma dayalı hak sahipliği iddiasının dinlenebilmesi için hükümsüzlüğü talep edilen markaların başvurusundan önce markasal bir kullanım aranmakta ve bu kullanımın markaya ayırt edici bir nitelik kazandırmış olması gerekmekte olduğunu beyan ederek davanın reddi talep edilmiştir.
TARAFLAR ARASINDAKİ UYUŞMAZLIK:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı adına tescilli ------- tescil nolu markaların hükümslük şartlarının oluşup oluşmadığı, noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
UYUŞMAZLIK HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER:Dilekçeler aşaması tamamlanmakla, ön inceleme duruşması sonrası dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, tarafların sulh olma imkanının bulunmadığının tespiti ile, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilip deliller toplanmıştır.----- kaydı yazı cevabında davacı şirketin ----- tarihinde, davalı şirketin ise --- tarihinde tescil edildiği anlaşılmıştır.Dosyaya ---- getirtilmiş olup, incelendiğinde; ---- tescil numaralı şekil markasının ---- tarihinde davalı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. Konunun incelemesi uzmanlık gerektirdiğinden bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bilirkişi heyeti heyet rapor içeriğine göre; davalı şirket adına ----- tescilli olduğu, Davacı tarafın ---- tarihinde kurulmuş olduğu, unvanında ---- ibaresinin yer aldığı, Davalı şirketin, -----çevresinde kurulduğu, Olaylar kronolojisinden; ---- marka başvurusunu yaptığı ve ---- tarihinde Davalının -----Tescil Numaralı----- yaptığı, davacı şirketin ise bu vakıalardan sonra ---- markasını kullanmaya başladığı, Davalı tarafın ----- ibarelerini kullanmaya devam edegeldikleri, ------ hayatına takdim eden tarafın davalı taraf olduğu, markanın davacı taraftan daha önce davalı tarafça kesintisiz ve sürekli olarak markasal kullanıma konu edildiği bu anlamda SMK 6/1, 6/3, 6/6 ve 6/9 anlamında hükümsüzlük şartlarının oluşmadığına dair görüş bildirmişlerdir. Dosyanın önceki rapor düzenleyen bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup alınan ek raporda özetle; Islah Sonrası açılan menfi tespit davası ile sınırlı olarak: Davacı şirketin, ----unvanıyla ------ tarihinde kurulduğu, ----- ibaresini taşıyan ---- davacı şirket tarafından ---- tarihinde yaratıldığı, Davacı tarafa ait ---- tarihinde yapıldığı ve ----- markasının görseline yer verildiği, Davacı tarafça kullanılan------tescil ettirildiği, ------- dayanarak. ileri sürülebilecek taleplerin farklı davaların konusunu oluşturduğu, davacı tarafın davalı tarafın marka ve logosunu kullandığı, bu kullanımın SMK 29 anlamında marka hakkı ihlali teşkil edeceği, ---- tarihinde Davacı Şirketin Kuruluşu, ---- tarihinde Davacının -------- başlayan davacı tarafın marka kullanımlarının kesintisiz devam ettiği, Bu tarihlerden sonra her iki tarafın da --------- kullanmaya devam ettikleri, Davalı tarafın davacı tarafa gönderdiği ihtarname tarihi itibariyle davacının -------- kaydı ve ------ markasını Internet üzerinde kullanmaya başlaması üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçtiği, davalı tarafın davacı ile görüşmeler yürüttüğü, ve davacı taraf aleyhine dava açmadığı, 5 yılı aşkın bir süre sessiz kaldığı, davacının yaptığı marka başvurularına itiraz etmelerine rağmen davacı ile görüşmeleri kesmemesinin davalının, davacının fiili kullanımına rıza gösterdiğine ilişkin delil olarak değerlendirilebileceği,-------- tarihine kadar görüşmelerin devam ettiği, deprem sonrasında da davalı ve davacı arasında markanın kullanımına ilişkin bir ihtilaf bulunmadığı bu bağlamda davalının sessiz kalmasının mücbir sebebe bağlanamayacağı Tüm doktrin ve Yargı kararlarını Tersine yorumlayan -------- yapılan tüm görüşleri tersine çeviriyor ise de huzurdaki davada, tarafların birbirinin faaliyetinden haberdar oldukları, sürekli iletişim halinde oldukları ve bir şekilde aralarında muvafakat bulunduğu bu anlamda davalı tarafın, davacı tarafın (davacı tarafça yaratıldığı iddia edilen) şekil logolu marka türevli markaları kullanımına muvafakat ettiğine dair görüş bildirmişlerdir.Davacı vekilinin ------- tarihli ıslah dilekçesinde özetle; HMK mad. 395/1 maddesi ve SMK 159/2-c maddesi gereğince gereği ters tedbir hükmü verilerek tarafımızdan teminat gösterilmesine karar verilerek davalı adına tescilli Davanın kabulüne karar verilerek ; davalı firma adına tescilli, --- tescil numaralı ----- başvuru tarihli markaların davacı tarafından kullanılan ---- unsurlu markalara uzun süre sessiz kalma yoluyla hak kaybı ve birlikte var olmayı kabullenme gerekçeleri ile tecavüz teşkil etmediği yönünde olumsuz tespit kararı verilmesini talep etmiştir.Davalı tanığı----- beyanında davalı ---- tarihinden ---- tarihine kadar, aralıksız olarak idari bölümde çalıştım. ---- eğitim veriyordu.---- idi. ---- marka başvurularını --- yılında ilk olarak biz yaptık ve çeşitli ------- tasarımları marka olarak tescil ettirdik. Davacı şirket marka için başvuru yaptığında davalı şirkete "böyle bir başvuru var, itiraz yapacak mısınız?" şeklinde yazı geldi. Bunun üzerine davalı şirket adına marka tescil talebinin reddedilmesi gerektiği yönünde görüş bildirdik. Davacı şirketle de görüştük, red edeceğiz dedik. Satın alma, kullanım alabilirsiniz, görüşebiliriz, frençayz olabilir şeklinde konuştuk. Görüşelim dediler. Hatta davalı şirketimizin sahibi ------ görüşmek için gitti. Sonrasında davacı şirket ----- ortakları ile birlikte geldi, yine görüşüldü. Görüşme sonrası yazılı bir sözleşme ortaya konamadı. ------depreminden önce yine davalı şirket yetkilisi ------ gitti, yine karar verilemedi. Depremden sonra da tekrar bir ara verildi. Avukatlar ile görüşüldü. Ben Haziran'da ayrıldığımda avukatlar aracılığı ile görüşme devam ediyordu. Dava sürecini bilmiyorum. İlk başvuruyu davalı şirketin yaptığını ve markanın onun adına tescil olduğunu o dönem orada çalıştığım için biliyorum. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti talebim yoktur dedi. HMK 261/5 maddesi uyarınca tanığın sözleri tutanağa yazılarak önünde okunarak tutanak kendisine imza ettirildi. şeklinde Davalı tanığı ----- beyanında: Davalı şirketin sahibi amcamın oğlu olan ----- geldiğinde beni aradı, görüşelim bir yere uğrayacağım sen de olursun, dedi. Birlikte ------- gittik. Yolda ----giderken davalı kuzenimin uzun yıllardır, kuzenimin ----- sahibi olduğu ------ altında başka bir yerin bulunduğu bu yerden marka ve isim hakkı için para talep edeceğini söyledi. Biz bu konuşmayı yolda ikimiz yaptık. ------- okula gittik. Biz de okulu gezdirdiler. Kuzenim ---- anahtarlık verdi, yine üzerinde -------- bulunan bir kaç çeşit şey daha verdi. Ancak ne olduğunu tam hatırlamıyorum. Taraflar isim hakkı ile ilgili uzun uzun konuştular ancak benim bu konularda ilgim olmadığı için konuşulanları da hatırlamıyorum. Tanıklık ücreti almak istemiyorum. bilgim ve görgüm bundan ibarettir, dedi. Beyanı okundu. Doğrudur dedi. İmzası alındı. Beyanda bulunmuştur.
UYUŞMAZLIK HAKKINDAKİ YASAL DÜZENLEME: 6769 sayılı SMK'nın 7/2,29. Maddeleri
GEREKÇE: Dava; markanın hakkına tecavüzün tespiti davasıdır. Davacı taraf, davalı adına tescilli ---- tescil numaralı ------ başvuru tarihli markalarının SMK m. 6/1 ve 6/9 kapsamındahükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkini talep ve dava etmiş, ------ tarihli ıslah dilekçesi ile davasını tümden ıslah ederek davacı tarafın-----şeklindeki kullanımları davalı adına tescilli -----ana unsurlu markaları yönünden marka hakkına tecavüz oluşturmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 154. Maddesinde "Menfaati olan herkes, ------- giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz." hükmü düzenlenmiştir. Markaların karıştırılma (iltibas) tehlikesi, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle, sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir. Diğer bir tanıma göre karıştırılma ihtimali, bir -tescilsiz- işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidirYapılacak incelemede karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekir. Bunun için de ilk önce markalar arasında ayniyet veya benzerlik ve daha sonra mal ve/veya hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik olup olmadığı araştırılmalıdır. Burada iltibas tehlikesinin belirlenmesinde, benzerliğin vasat düzeydeki tüketicilerin ilk bakışta ürün veya hizmetin karıştırılmasına sebep olması veya karıştırma tehlikesinin bulunması ölçütü esas alınır. Ancak özel alıcı grubu olan hedef kitle de somut olayda nazara alınabilir.Bu açıklamalardan sonra dava konusu somut olay incelendiğinde; davacı şirketin------- çevresinde ---unvanıyla ---- tarihinde kurulduğu, ----- adının davacı şirket tarafından ---- tarihinde yaratıldığı, davacı tarafa ait sosyal medya hesabında------- markasının görseline yer verildiği, Davacı tarafça kullanılan ----, davalı tarafın ----- başvuru tarihli markası dikkate alındığında davalı tarafın ilk kullanımının ---- tarihine dayandığı, bu tarihten sonra tarafların ---- markasal olarak kullanıkları, dava tarihine kadar geçen süreçte davacı tarafın ------- başvurularına itiraz edilmiş ve bu markaların tescil başvuruları reddedilmiş ise de tarafların bu süreçte markasal kullanımlarının devam ettiği, davacı ve davalının görüşmeye devam ettikleri ve bu haliyle davalı tarafın davacı tarafın markasal kullanımlarından haberdar olduğu, davacı tarafın ilk kullanımı olan ------- kullanım tarihi olan ------- tarihi olduğu dikkate alındığında beş yıllık sessiz kalma süresinin dolduğu, bu haliyle davalı tarafın davacı kullanımlarına sessiz kaldığı ve marka hakkına tecavüz yönünden sessiz kalma dolayısıyla hak kaybının oluştuğu, bu süreç içerisinde birlikte --- kullanımları yönünden birlikte var oldukları, davalı tarafın davacının kullanımlarından haberdar olmasına karşın sessiz kaldığı dikkate alındığında davacının kullanımlarına muvafakat ettiği kabul edilmiş ve davacı kullanımlarının davalının marka tescilinden kaynaklı haklarına tecavüz oluşturmayacağı kabul edilerek menfi tespit talebinin kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davanın TÜMDEN ISLAHA İLİŞKİN TALEBİ DİKKATE ALINARAK DAVANIN KABULÜ İLE, Davacı tarafın ------ markasal kullanımlarının davalı adına tescilli -------ana unsurlu markaları yönünden marka hakkına tecavüz oluşturmadığının TESPİTİNE, 2-Alınması gerekli 732,00 TL peşin alınan 427,60 TL ve ıslah harcı olarak 427,60 TL olmak üzere toplam 855,20 TL harçtan 123,20 TL bakiye harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden tecavüzün bulunmadığına dair menfi tespit davası üzerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 55.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine 4-Davacı tarafından yapıldığı anlaşılan 1.282,80 TL ilk dava masrafı, 39.152,50 TL tebligat ve müzekkere gideri, bilirkişi gideri olmak üzere toplam 40.435,30 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan 1.740,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa ödenmesine, 6-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar okunup anlatıldı. 12/02/2026