İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/214 E. 2025/358 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/214
Karar No
2025/358
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/214 Esas - 2025/358 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/214 KARAR NO : 2025/358

.... DAVA : Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 07/05/2024 KARAR TARİHİ : 25/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka ... Kararının İptali ile Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, dava dışı Arkadya Deri Ürünleri firmasının 2012/35312 başvuru numaralı "..." ibareli markayı 18, 25, 35. Sınıflarda,.... başvuru numaralı, "... ..." ibareli marka başvurusuna itiraz edildiğini ancak bu itirazın reddedildiğini, müvekkili ... .... "..." ibareli markaya ilişkin olarak tam devir sözleşmesinin yapıldığını, bu bağlamda iş bu davayı açmakta müvekkilinin hukuki yararı bulunduğunu, müvekkili ve aynı şekilde devreden dava dışı şirketin giyim sektörü ve benzeri alanlarda uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, markaya büyük ölçekli yatırımlar yaptıklarını, davalı başvurusunun müvekkili markasına sadece “...” ibaresi eklenerek oluşturulduğunu, bu durumun markaları farklılaştırmadığını, markaların görsel ve işitsel olarak ayniyet taşıdığını, kelimelerdeki benzerlik yahut aynılık sonucunda insan zihninin kelimenin tamamını okumayıp ezberden zihnindeki karşılığını oturttuğu yani bildiği marka ile özdeşleştirdiğini, davalının da aynı alanda faaliyet göstermesi nedeniyle markaların karıştırılacağını, davalı başvurusunun müvekkilin markasına ait yeni oluşturulan bir marka veya müvekkilinin markasının bir alt serisi olarak algılanacağını, devreden ve devralan firmanın ilgili markayı ciddi bir şekilde kullanıldığını, konuyla ilgili çok sayıda delilin sunulduğunu ancak davalı kurumun kullanım ispatlanamadığı yönündeki kararının hatalı olduğunu, kurum kayıtları incelendiğinde marka üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, markanın tanınmış olduğunu, davalının markasının müvekkili markaları ile haksız rekabete girerek, şirketin prestiji ile değerinden yararlanmaya çalıştığını, davalının kötü niyetli olduğunu, başvurunun reddinin gerektiğini beyan ederek ..... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, ayrıca davalı tarafından kullanım ispatı talep edildiğini, davacı tarafından sunulan 2023 tarihli faturaların, vergi levhası, ticaret odası sicil kaydı gibi evrakların itiraz gerekçesi markaların ciddi kullanımını ispatlayamadığının tespit edildiğini, bu nedenle 6/1 maddesi gerekçesiyle yapılan itirazın reddine karar verildiğini, davacı tarafından öne sürülen diğer nedenlerin de somut delillerle ispatlanamadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili firmanın 1991 yılında kurulmuş bir aile şirketi olup, ... ....tescilleri bulunduğunu, somut olayda, müvekkilinin davacıya ait yayına itiraza cevaben sunulan karşı görüş dilekçesinde, 6769 s. SMK'nın 19(2) maddesi kapsamında, itiraza gerekçe olarak gösterilen....sayılı markaların tüm mal/hizmetler bakımından kullanımının ispatlanmasını talep edildiğini, ancak davacı tarafından ilgili markaların kullanımına karşı yalnızca hiçbir tarih/ticari kayıt içermeyen 6 adet tabela görseli ile web-sitesinden alınan tarihsiz ve marka içermeyen görseller sunulduğunu, bu delillerin SMK kapsamında aranan “ciddi kullanım” kriterlerini karşılamaya yetmediğinin açık olduğunu, tescilli markanın devir alınması durumunda, devredenin devirden önceki ve kullanımın ispatlanması talep edilen 5 yıllık süre içerisindeki kullanımları da kullanım olarak kabul edileceğini, devir işlemi, devredenin önceki kullanımının olmadığı durumlarda devralan açısından kullanımın ispatından kaçınmak için haklı sebep oluşturmayacağını, bu nedenle SMK 6/1 dayanaklı itirazlarının usulen incelenmeden reddi gerektiğini, markaların kelime sayısı ve uzunluk açısından da farklı olduklarını, taraf markalarının ortak bir kelime içermesi, bütünsel karşılaştırma bağlamında asli önem teşkil etmediğini, davalı kurum nezdinde Rafael ibaresini içeren markalar olduğunu, somut olayda ... .... ... markaları arasında herhangi bir biçimde anlamsal ilişki kurulma ihtimali de bulunmadığını, müvekkilinin tüm dünyada lüks giyim sektöründe faaliyet gösterdiğini, ürün fiyatlarının 150-300 Euro bandında olduğunu, tüketim yapacak tüketicilerin bu ürünü dikkatlice inceleyeceği ve de ekstra dikkat göstereceğini, davacının dilekçesinde sektöründe lider olduğuna yönelik asılsız bir iddiada bulunduğunu ancak tescilli olduğu sınıflardaki kullanımına dair herhangi bir delil sunamadığını, tanınmışlık kriterini sağlayamayacağının açık olduğunu, müvekkilin tüm dünya çapında tanınmış ayırt ediciliği yüksek markasına ait ürünler ve hizmetler ile itiraza dayanak markanın ürünlerinin tüketici nezdinde karıştırma ihtimalinin bulunmadığın ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, .... markasının 03,18. ve 25. sınıfta yer alan mallar için ....ye giriş yaptığı, markanın ilk incelemeden geçerek 12.12.2022 tarih ve 410 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, dava dışı .... firmasının bu ilana itiraz ettiği, davalının kullanım ispatı talep ettiği, dava dışı firmanın “ayakkabı” emtiasında kullanımını ispat ettiği ve “ayakkabı” malının davalı başvurusundan çıkarıldığı, davacının verilen karara itiraz ettiği, davalının kullanım ispatı talep ettiği, MDB tarafından davacının itirazının reddedildiği, davacının bu karara karşı da itirazda bulunduğu, davacı itirazının nihai olarak .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER MARKALAR ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu, EMTİALARIN BENZERLİĞİ- KULLANIM İSPATI; Davalının kullanım ispatı talep ettiği kullanımın ispatı yönünden gerek Yargıtay kararları gerekse Türk Patent ve Marka Kurumu'nun yerleşik uygulamaları uyarınca, markanın: Tescilli olduğu mal veya hizmetlerle bağlantılı olarak, Ticari nitelikte, Ciddi ve sürekli biçimde, Son beş yıllık süre içinde kullanıldığının objektif ve somut belgelerle ortaya konması gerekmektedir. Bu çerçevede; sadece sosyal medya platformunda yapılan tanıtım amaçlı paylaşımlar, eğer markanın ticari faaliyet kapsamında ciddi biçimde kullanıldığını destekleyen diğer belgelerle birlikte sunulmamışsa, tek başına kullanım ispatı için yeterli sayılmamaktadır. Benzer şekilde, markalı ürün görselleri de, bu ürünlerin gerçekten piyasaya arz edildiğini gösteren fatura, satış belgesi, sipariş kaydı, e-ticaret linki vb. belgelerle desteklenmediği sürece, markanın tescilli olduğu mal ve hizmetler üzerinde ciddi şekilde kullanıldığını ispatlamaya yeterli değildir. Özellikle bahse konu ürünlerin “kıyafet” olduğu da düşünüldüğünde satışlara ilişkin bir belge bulunmadığı için sunulan delillerin “ciddi kullanımı” ispatlamayacağı, bu kapsamda, somut olayda sunulan belgeler birlikte değerlendirildiğinde; markanın ciddi kullanımına dair ispat külfetinin davacı tarafından karşılanamadığı ve mevcut belgelerin ancak yardımcı/ikincil nitelikte olduğu, tek başlarına kullanım ispatı bakımından yeterli delil teşkil etmediği, Taraf markaları arasında 18 ve 25. Sınıfta bulunan tüm emtialar bakımından yani “sınıf 18: Kanvas Çantalar, deriden yapılmış el çantaları, seyahat çantaları,çantalar (Canvasbags; handbagsmade of leather; travellingbags; bags.), sınıf 25:Erkek, kadın ve çocuklar için giysiler,çoraplar, baş giyisileri, iç çamaşırı, gecelikler, erkekler ve kadınlar için mayo, bornozlar, kemerler,şallar ve atkılar,başörtüleri, eşarplar, eldiveler( giyisi) Clothingfor men, women and children; stockings; headgear; underwear; nightwear; swim wear for gentlemen and ladies; bathrobes; waistbelts; shawls and stoles; headscarves; shawls; gloves [clothing];malları bakımından benzerlik bulunduğu, ancak davacı taraf kullanımını ispatlayamadığından 6769 SK 6/1 değerlendirmesi yapılamayacağı, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir . Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Taraf markalarında ortak olarak yer alan ... ibaresinin (davacı tarafa ait markada tek F ile ... şeklinde yazıldığı) bir isim olduğunun direk olarak algılanabileceği, bu noktada da dava konusu markada yer alan ... kısmının da soy isim olarak algılanabileceği değerlendirilmektedir. Tüketicinin özellikle giyim sektöründe yabancı kisi/farazi kişi isimlerine aşina olduğu ancak yine de ilk ismin aynılığından kaynaklı zihinsel bir ortaklık kurulabileceği, İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Yukarıda belirtildiği üzere dava konusu marka yabancı ibareler olup, yazıldığı şekilde .... şeklinde okunacaktır. “Soldan sağa okuma prensibi gereği birden fazla sözcükten oluşan markalarda ise ilk sözcük ortalama tüketicilerin dikkatini daha fazla çekmekte ve bu kısımlar diğer kısımlara nazaran daha fazla hatırlanmaktadır. Bu nedenle sözcük markalarında başlangıç kısmındaki benzerliğin markaların benzer olma ihtimalini arttırdığı, buna karşılık markaların başlangıç kısmındaki farklılıkların markaların benzerlik ihtimalini azalttığı kabul edilmektedir.” Bu bağlamda ilk kelimenin neredeyse aynı olmasından kaynaklı fonetik benzerlik olduğu, Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Davacı kelime markası olan ... Kelimesi ile dava konusu marka ... ... ibaresinde yine ilk kelimelerin neredeyse aynı olduğu, tek harf değişikliği bulunduğu, her ne kadar dava konusu markada ... ibaresi yer alıp, marka uzunluğu açısından farklılaşma sağlansa da ilk kelimelerin uzun bir kelime olması, görsel açıdan dikkati çeken ilk yer olması ve aynı olması durumu, görsel açıdan işaretlerin benzerlik düzeyini artıran bir husus olarak kabul edilir. Nitekim Yargıtay ve .... kararında, tüketicilerin zihninde, kelime markalarında başta yer alan harflerin ortada veya sondaki harflere nazaran daha fazla akılda kaldığını ifade etmiştir. .... Sayılı Kararında “Karıştırma ihtimali değerlendirilirken markaların ilk kısımlarının son kısımlarına göre daha çok göze çarpacağı ve tüketicileri etkileyeceği gözden kaçırılmamalıdır. Ayrıca, markalara konu ibareler birden fazla sözcüğü bir arada yazılmış olması halinde ayırt edici unsur değerlendirmesi tüketicilerin markayı ne şekilde algılayacakları belirlenmelidir.” Denmek suretiyle markaların başlangıç kısımlarındaki benzerliğin önemi vurgulanmıştır. Bu noktada taraf markaları arasında belli ölçüde görsel benzerlik bulunduğu, Bu noktada kişi ad-soyad markalarında benzerlik değerlendirilmesinde dikkat edilecek hususlar konusunda bilgilendirme yapmak gereklidir. Marka İnceleme Kılavuzunda belirttiği gibi, “Karıştırılma ihtimali değerlendirmesi anlamında ad ve soyadların ayırt edici gücünün kullanım yaygınlığıyla ters orantılı olarak değiştiği kabul edilir. Kullanımı yaygın olan ve günlük yaşamda sıklıkla karşılaşılan kişi ad ve soyadlarının ayırt edici güçlerinin ve kaynak gösterme işlevlerinin görece zayıf olduğu marka literatüründe ve mahkeme kararlarında genel kabul gören bir husustur. Bu yaklaşım doğrultusunda işaretler arasında karşılaştırma yapılırken ortak unsurların ayırt edici gücü belirleyici olacaktır. Eğer ortak unsur Türkiye’de yaygın olarak kullanılan isimlerden ise işaretler arasında karıştırılma ihtimali olmayacağı sonucuna ulaşılabileceği gibi, ortak unsurun ayırt edici niteliğinin görece yüksek olması durumunda da markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği sonucuna ulaşılabilecektir.” Denmektedir. Davalının dilekçesinde emsal olarak sunmuş olduğu kararlar incelendiğinde ... ibaresinin EUIPO İtiraz Dairesi tarafından ayırt edici gücü yüksek olarak tanımlandığını ve soyadının genellikle isimden daha tanımlayıcı bir işleve sahip olduğunun belirtildiği, de bu kararlara aşina olmakla birlikte her somut olay kendi özellikleri içerisinde değerlendirilmelidir. Yine ... ibaresine ait bir örnek vermek gerekecek olursa;....ibaresinin, İtalya'da çok yaygın kullanılan bir soy isim olması nedeniyle bunlar arasında karıştırma ihtimali görmemiştir. Sonuç olarak bir olayda ... ibaresi ayırt edici gücü yüksek olarak görülmüşken, bir diğer olayda ise görülmemiştir. Yine dikkat çekmek gereken bir diğer husus bu tip ibarelerin .... ülkeleri nazarında ayırt edici güçlerine dair bir değerlendirme yapıldığıdır. Bu nedenle ilgili ibarelerin Türk tüketici nezdindeki ayırt ediciliğine odaklanılması gerekmektedir. Her ne kadar yukarıda bilirkişilerce özellikle moda/giyim sektöründe yabancı tasarımcı isimlerinden oluşan markalara aşina olduğunu belirtilse de, bu isimlerin yurtdışındaki kullanımları kadar yoğun/bilinen/ayırt edicilikten yoksun olduğunu da söylemenin mümkün olmadığı, bu noktada ... ibaresinin zayıf bir ibare olmadığı ve ülke sınırları içerisinde yeterli bir ayırt ediciliğe sahip olduğu, Yukarıda belirtildiği üzere davacı ... karar iptali ve Hükümsüzlük talebi ile iş bu davayı açmıştır. Davalı kurum nezdindeki itirazlarında SMK 6/1,6/5 ve 6/9 maddelerine dayanmış, yukarıda yapılan incelemede markasal kullanımın ispatlanamaması nedeniyle SMK 6/1 maddesine dayanamayacağı, SMK 6/5 ve 6/9 bağlamında somut bir delil sunulmadığı bu nedenle ... karar iptali koşullarının oluşmadığı, Hükümsüzlük talebi bakımından davalı tarafından dava aşamasında ıslah dilekçesiyle açık olarak kullanmama def’ini ileri sürüldüğü, davacının markasal kullanımı ispatlayamadığı, davacı tarafından dava aşamasında da yine tanınmışlığa ilişkin bir delil sunmadığı bu noktada tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı; karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerliklerin kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemeyeceği, Netice itibariyle, bütünsel açıdan değerlendirmeler sonucunda davacı markalarından ... markası ile dava konusu başvuru arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunsa da davacının markasal kullanımını ispatlayamadığı, bu nedenle ... iptali ile hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile diğer davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25.09.2025

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/214, K. 2025/358, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-214-e-2025-358-k-4509c3499dff