İlk Derece Mahkemesi · Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/189 E. 2025/399 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/189
- Karar No
- 2025/399
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/ KARAR NO : 2025/
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av.
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/02/2024 KARAR TARİHİ : 27/03/2025
Mahkememizde açılan davanın açık muhakemesi sonunda ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili firma ... Gıda Tekel Temizlik Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ... bölgesinde .../... şirketinin tekel ürünlerinin distribütörlüğünü yaptığını, yapmış olduğu iş gereği satış noktalarının tamamının ... kurumu tarafından (... tarafından) satış izni ve belgesi verilmiş noktalardan ibaret olduğunu, davalı ...'ın ticari işletmesinin de ... Kurumu tarafından yetkilendirilmiş ... belgesine sahip olduğunu, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişkiden kaynaklanan bir ticaret mevcut olduğunu, söz konusu ticari ilişkinin 2016 yılında başlamış olup 2018 yılında sonlandığını, davalının, müvekkili şirketten ekte sunulu olan cari hesap ve ürün listesinde yazılı malları 55.414,26 TL bedelle satın aldığını, ancak aldığı ürünlerin bedelini müvekkil şirkete ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için ... İcra Müdürlüğü 2018/ Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine yasal takip başlatıldığını, davalının takip konusu alacağa ve talep olunan ferilerine itiraz ettiğini, itiraz nedeniyle İcra Müdürlüğü tarafından takip durdurulduğunu, itirazın iptali ile takibin devamına hükmedilmesi talepli 18.07.2019 tarihinde ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2022/ esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, ... 2. Asliye Mahkemesi 2022/ Esas 2023/ Karar sayılı dosyasının gerekçeli kararında " davacı tarafından açılan davanın kabulü ile, davalının ... İcra Dairesi 2018/2082 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, icra takibinin 55.414,26 TL asıl alacak üzerinden devamına" hükmetmiştir. Verilen karar sonrasında, davalı tarafından icra takip dosyasına 04/07/2023 tarihinde ödeme yapıldığını, ülkemizde yaşanan 2018-2019-2020-2021-2022 ve 2023 yıllarındaki enflasyon oranına bakıldığında müvekkili şirketin büyük bir zararı mevcut olduğunu, davalının müvekkilinden 2018 yılında almış olduğu ürünlerin bedelini 04/07/2023 tarihinde icra dosyasına ödediğini, ancak ödediği bedellerin karşılığında müvekkilinin aynı ürünleri alamadığını, davalının müvekkili şirketten farklı farklı kalem olmak üzere toplamda 3193 adet tekel ürünü satın aldığını, açıkladıkları ve mahkemece re'sen dikkate alınacak hususlarla; davanın kabulü ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirketin 13/08/2018 tarihinde yetkisiz olan ... 1. İcra müdürlüğünün 2018/ Es. sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra tabi başlattığını, yetki ve borca itiraz nedeniyle takibin durdurulduğunu, icra takip dosyasının bu kez 27/12/2018 tarihinde ... İcra müdürlüğünün 2018/ Es. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalının borca itirazı sonrası takibin bir kez daha durduğunu, davacının itirazın iptali davasını ancak 7 ay sonra 18/07/2019 Tarihinde açtığını, ... 2.Asliye Hukuk (Ticaret) mahkemesinin 2019/ Es. dosyasında bellidir. Davacıdan kaynaklı sebeplerle davanın uzadığını ve dosyanın nihayet 2023/ K. ile 04/04/2023 T. de karara çıktığını, davacının davasının kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verildiğini, kararın 12/06/2023 tarihinde tebliğ edilmiş ve 27/06/2023 tarihinde kesinleştiğini, icra inkar tazminatı dahil olmak üzere toplam 145.125,00 TL ödendiğini, İcra dosyası 07/07/2023 tarihinde infaz ile işlemden kaldırıldığını, davacının munzam zarar iddiasının koşullarının oluşmadığını, somut delillere dayanmayan farazi taleplerinin esasa girmeden reddi gerektiğini, aksi kanaatle esasa girilecekse müterafık kusurunun da incelenmesi gerektiğini, davalı müvekkilinin bu zararın oluşmasında hiçbir kusurunun bulunmadığını, 2016-2018 arasında yüzlerce kez alışveriş yapıldığını, binlerce kalem mal alındığını, nakit, çek ve kredi kartıyla milyonlarca liralık ödemeler yapıldığını, sonrasında 2018 Haziran ayında ticari ilişkileri bittiğini, bakiye borç miktarı hususunda tarafların mutabakata varamadığını, davacının alacaklı sıfatıyla icra takibi yaptığını, davalı borçlu sıfatıyla yetkiye ve borca itiraz hakkını kullandığını, davacı-alacaklı da bu itirazın iptaline ve takibin devamına ayrıca %20 icra-inkar tazminatı ödenmesine hükmedilmesi için davasını açtığını, tapılan yargılama sonucunda lehine karar çıkmış, kesinleşmesi üzerine müvekkili tarafından icra dosyasına hemen ödeme yapılıp dosyanın infaz edildiğini, davacı alacaklının ilk takip tarihinin 13/08/2018, dosyanın ödeme ile infazı 07/07/2023 olduğunu, yetkisiz yerde icra takibi başlatarak 4,5 ay, itirazın iptali davasını geç açarak 7 ay, davaya gelmeyip düşürmekle 4 ay olmak üzere toplam 15,5 gecikmeye doğrudan davacının neden olduğunu, pandemi nedeniyle 2,5 ay, mahkemenin dosyayı ... Ticaret Mahkemesine gereksiz göndermesi sonucu boşa geçen 11 ay olmak üzere 13,5 aylık elde olmayan bir gecikmenin meydana geldiğini toplamda 29 AY gecikmeden "davalının sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafın zararı sadece genel ekonomik olumsuzluklara dayandırdığını, oysa munzam zararını somut durumlara dayandırması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMSİ VE GEREKÇE: Dava, davacının almış olduğu bir kısım alkol ürünlerinin bedelinin ödenmesine rağmen davalı tarafça teslim edilmemesi üzerine bedelin iadesi için açılan davanın geç sonuçlanması üzerine davacının aynı alkol ürünlerini hükmedilen bedel ile satın alamadığı iddiasına dayalı munzam zarar talebine ilişkindir. Dosya davacının munzam zararının hesaplanması için nitelikli hesaplamalar bilirkişine tevdi edilmiştir. Bilirkişinin 07/01/2025 tarihli raporunda özetle;"1. ... 13. HD 22.11.1994 tarihli ve E. 1994/ K. 1994/ sayılı, 13.HD Esas:1994- Karar:1994- Karar Tarihi:22.11.1994 kararlarında yargılamanın uzamasından ötürü meydana gelen zararlardan borçlunun sorumlu olmadığına işaret edildiği, benzer yönde güncel karar tespit edilemediği,2. Davalı tarafından yargılamanın davacıdan kaynaklı nedenler ve elde olmayan nedenlerle uzadığının ileri sürüldüğü, nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,3. Gelen müzekkere yanıtında yer alan listelerden bir kısım ürünler seçilerek yapılan hesaplamada 193.822,23 TL munzam zarar hesap edildiğini, " bildirmiştir. Davacı, davalı ile aralarındaki 2016 yılında başlayan ve 2018 yılında sonlanan ticari satım ilişkisi kapsamında ortaya çıkan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatmış olduğu icra takibine itiraz edilmesi üzerine 18.07.2019 tarihli itirazın iptali davasında 2023 yılında verilen kabul kararı üzerine davalı tarafından 04.07.2023 tarihinde ödeme yapıldığı ve 2018 yılından 2023 yılına kadar geçen süreçte işleyen faizin zararını karşılamadığı iddiası ile munzam zarar talepli işbu davayı açmıştır.Davanın aydınlatılabilmesi için öncelikle munzam zararın tanımının yapılması gerekmektedir. Munzam zarar temerrüt faizi ile karşılanamayan zarardır. Davacı alkol satış işiyle uğraşmakta olup, zararının alkol fiyatları üzerinden soyut yönteme göre hesaplanmasını talep etmiştir. Munzam zararın istenebilmesi için aranan ilk koşul borçlu temerrüdünün varlığıdır. Ardından borçlunun temerrüdü neticesinde alacaklının faiz ile karşılanamayan bir zararının varlığı mevcut olmalıdır. Borçlu temerrüde düşmede kusurlu olmalı ve bu temerrüt ile zarar arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Yani davacı TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunulabilmesi için kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen munzam zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında munzam zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (Uygur, s. 816). Alacağın tahsili amacıyla açılan ilk davanın uzun sürmesi ve tahsilâtın geç yapılması munzam zarar talep edilemeyeceği anlamına gelmez. Davacı yargılamanın uzun sürmesi neticesinde tahsilatını geç yapmış ise bu durumda elbette munzam zararını talep edebilir. Nitekim Yargıtay uygulaması da bu şekildedir. Lakin;Taraflar arasındaki ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ilgili dosyasında davalı tarafından bir kısım itirazlar ileri sürüldüğü, elden ödeme ve tahrifat makbuzlarında tahrifat yapıldığı hususu ile ilgili savcılık nezdinde soruşturma yürütüldüğü, yine ticari defterler ve diğer delillerin incelendiği, neticeten bir yargılama yapıldığı ve alacağın bu yargılama sonucunda netleştiği görülmektedir. Yine yargılamanın uzun sürmesi salt davalıdan kaynaklanan sebeplerle değil, davacının yetkisiz yerde icra takibi başlatması, itirazın iptali davasını uzunca bir süre bekledikten sonra açması, yine duruşmaya gelmeyerek davanın işlemden kaldırılmasına sebebiyet vermesi, ... almış olduğu yargı çevresinin belirlenmesine yönelik kararın yanlış uygulanması sebebiyle davanın uzunca bir süre sürüncemede kalmasına sebebiyet verilmesi ve pandemi döneminde duruşma yapılmaması gibi bir çok nedenin bir arada meydana gelmesi gibi sebeplerin bir bütün halinde bir araya gelmesi sonucu oluşan bir durumdur. Yukarıda da izah edildiği üzere, munzam zararın ileri sürülmesi için temerrüt halinin uzamasında salt davalının kusuru bulunmayıp, yukarıda sayılan ve gecikmeye sebebiyet veren haller doğrudan davalıdan kaynaklanan sebepler değildir. Hatta bir kısmı doğrudan davacıdan kaynaklanan sebeplerdir. Davalının yasal hakkını kullanarak alacağın varlığı ve miktarı yönünden itiraz haklarını kullanıp yargılama yapılmasını istemesi kusur olarak nitelendirilemez. Dolayısıyla bir kısmı doğal afet ve idari kararlardan ve dahi bir kendisinden kaynaklanan sebeplerle yaşanan gecikmelere dayanan davacının işbu talebinin kabul edilmesi hakkaniyete uygun olmayacak, kişinin kendi kusuruna dayanarak hak talep edemeyeceği yönündeki kadim kurala da aykırılık teşkil edecektir.Dolayısıyla bir munzam zarar var ve bu munzam zarar uzun bir yargılama neticesinde meydana gelmiş ise de; salt davalının kusurundan söz edilemeyeceğinden, davacının kendi kusurlarının da yargılamanın uzamasına sebebiyet verdiği anlaşıldığından, davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Nitekim benzer bir olayda ... Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 15.01.2024 Tarih, 2023/ Esas ve 2024/ Karar sayılı kararında "....bunun yanında davalının hakkında başlatılan icra takibine itiraz ettiği, hukuki ve cezai yollara başvurduğu yargılamanın uzun sürmesinin davalının kusurundan kaynaklanmadığı, davalının kusurunun da ispatlamadığı bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş...." şeklinde karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM; Gerekçesi ve ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 269,85-TL harcın mahsubu bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bu hususta harç tahsil tezkeresi düzenlenmesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatluk Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA, 5-7155 Sayılı Kanunun 23.maddesi ile 6325 Sayılı Kanun 18/A-12-13 maddeleri uyarınca 3.120,00-TL zorunlu arabuluculuk hizmeti giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, bu hususta harç tahsil tezkeresi düzenlenmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca yatıran tarafa İADESİNE, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize iletilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemeleri Nezdinde ... açık olmak üzere verilen karar davacı vekilİnin yüzüne karşı açıkça okundu, usulen anlatıldı. 27/03/2025
Katip ... ✍e-imzalı
Hakim ... ✍e-imzalı