İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/159 E. 2025/633 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/159
Karar No
2025/633
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/159 Esas KARAR NO : 2025/633

DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 14/03/2024 KARAR TARİHİ : 21/10/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalının, davacı idare tarafından yapılan ihalelerin yüklenicisi olduğunu, davalı ve alt yüklenicilerin, çalıştırdıkları işçilerden dolayı doğan ve davacı idare tarafından ödenmek zorunda kalınan her türlü hak ve alacaktan, ihale sözleşmeleri ve T.B.K. hükümleri doğrultusunda aslen sorumlu olduklarını, dava dışı ...’in alacaklarının tahsili için davacı aleyhine ikame edilen .... İş Mahkemesi’nin .... Sayılı dosyası ile alacaklarının davacı idareden tahsili şeklinde hüküm kurulduğunu, .... İcra Müdürlüğü’nün 2023/... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, 106.497,92-TL ödeme yapıldığını, ayrıca ... Vergi Dairesi’ne (SGK prim, İşsizlik Sigorta Primi, Gelir Vergisi, Damga Vergisi) 4.756,13-TL ödeme yapıldığını, yüklenici firmalardan bedellerin tahsil edildiğini ancak bakiye 17.335,13-TL’nin davalıdan tahsili gerektiğini, dava şartı arabuluculuk sürecinde uzlaşma sağlanamadığını, Kamu İhale Mevzuatı hükümleri ve 4857 s. İş Kanunu gereği, davalı yüklenici firmaların ödenen işçilik alacaklarının tamamından sorumlu olduğunu, Yargıtay kararı gereği, taşeronluk sözleşmelerinde asıl işveren ile alt işveren arasındaki rücu alacaklarında T.B.K.’nın 146. Maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresine uyulması gerektiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 17.335,13-TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Zamanaşımı itirazında bulunarak, dava dışı işçinin davalı şirket bünyesinde 12 günlük çalışmasının olduğunu, dosyada üst işverenin ... olduğunu, davalı dışı işçinin davalı şirket dışında birçok şirkette çalışmasının bulunduğunu, davalı dışı işçinin 12 günlük çalışması olduğu halde, davacı tarafından talep edilen 17.335,13-TL bedelin neye dayanılarak talep edildiğinin anlaşılmadığını, davacı tarafından aynı emvalde .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Es. Sayılı dosyası ile 58.516,18-TL rücuen alacak talep edildiğini, fakat dosyaya gelen bilirkişi raporunda davalı hissesine düşen bedelin 7.202,40-TL olduğunun tespit edildiğini, dava dışı işçinin davalı iş yerinden herhangi bir alacağının olmadığını, işçinin almış olduğu en son ücretin asgari ücret olduğunu, davalı iş yerinde sabah 08:30- akşam 17:30 arasında çalışma olduğunu, dava dışı işçinin yapmış olduğu görev gereği, 17.30’dan sonra çalışmasını gerektirir özel bir durum bulunduğunu, dava dışı işçinin iddia ettiği gibi bir çalışma sisteminin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, resmi ve dini bayramlarda çalışma yapılmadığını beyanla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep edilmiştir. DELİLLER: .... İş Mahkemesi’nin 2018/228 Esas sayılı dosyası, .... İcra Müdürlüğü’nün 2023/... Esas sayılı dosyası, dava dışı işçi ...’e ait hizmet cetveli ve SGK kayıtları, ödeme kayıtları, taraflar arasındaki ihale sözleşmeleri, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; dava, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi kapsamında davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. Davacı taraf hizmet alım ihalesi kapsamında temizlik görevlisi çalışan dava dışı ...'e yapılan işçilik ödemelerinin sözleşmesel sorumluluk kapsamında çalışma süresine isabet eden oranında davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Dava zorunlu arabuluculuğa tabi davalardan olup davacı tarafça dosyaya sunulan 15/12/2023 tarihli arabuluculuk son anlaşmazlık tutanağı ile davacı tarafça zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği ve tarafların anlaşamadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin zamanaşımı definin TBK 146. Maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. .... İş Mahkemesinin .... Sayılı dosyasının gönderildiği ve dosyanın incelemesinde; dava dışı ... tarafından davacı ...'ye yönelik olarak işçilik alacaklarından kaynaklı olarak alacak davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile, 47.502,71 TL fazla mesai ücreti, 2.136,30 TL bayram ve genel tatil ücreti alacağı, 6.327,35 TL hafta tatili ücreti alacağı, 8.000,74 TL asgari geçim indirim alacağının ... tahsiline karar verildiği, İstinaf Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesinin 21/12/2022 tarihli .... Sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve kararın 21/12/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. .... İcra Müdürlüğünün 2023/... E. Sayılı icra dosyasının UYAP üzerinden gönderildiği ve dosyanın incelemesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine toplam 91.019,62 TL alacağın tahsili amacıyla ilamlı icra takibi başlatıldığı, icra emrinin borçluya tebliğ edildiği, borçlu tarafından icra dosyasına 28/02/2023 tarihinde 23.695,77 TL, 28/03/2023 tarihinde 82.802,15 TL tahsilat yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde iş mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar alanında uzman bilirkişi ... tarafından 02/12/2024 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; " Taraflar arasındaki yapım işi sözleşmesinin 05.05.2017 tarihinde imzalandığı ve sözleşmenin 9.1.maddesine göre işe başlama tarihinin imza tarihinden itibaren 15 gün içinde yer teslimi ile belirlenmiş olacağının düzenlendiği ve davacının da 22.05.2017 tarihinde sigorta girişinin tam 17.günde gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla SGK kayıtlarına uygun değerlendirmede bulunulmuştur. Dava dışı işçi tarafından .... İş Mahkemesi'nin 2018/228 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucu 33.251,89 TL fazla mesai ücreti, 2.136,30 TL ulusal bayram ve genel tatil ücreti, 6.327,35 TL hafta tatili ücreti, 8.000,74 TL asgari geçim indirimi, 7.263,12 TL vekalet ücreti, 654,80 TL yargılama giderinin ... tahsiline karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiği tespit edilmiştir. Alacaklı işçi tarafından borçlu ... aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün 2023/... Esas sayılı dosyası nezdinde icra takibi başlatıldığı ve 28.02.2023 tarihinde 23.695,77 TL, 28.03.2023 tarihinde 82.802,15 TL olmak üzere toplam 106.497,92 TL tutarında ödeme gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Hüküm altına alınan alacak kalemleri tüm işverenlerin davacıyı çalıştırdığı süre nispetinde sorumlu olduğu alacak kalemleridir. Bir diğer söylemle sadece son işverenin sorumluluğunda olan bir alacak söz konusu değildir. Dolayısıyla icra takibine konu asıl alacak ve işlemiş faiz talepleri yönünden herhangi bir ayrıma gidilmesini gerektirir bir yön bulunmamaktadır. Ayrıca icra takibi nedeniyle asıl alacaktan doğan tüm fer'ilerin de aynı şekilde rücua tabi olduğu dikkate alınarak değerlendirmede bulunulmalıdır. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, davacı ... tarafından takip dosyasına 106.497,92 TL ve bu kapsamda ... Vergi Dairesi'ne 4.756,13 TL tutarında ödeme gerçekleştirmiştir. İdare tarafından, dava dışı işçi ... tarafından ikame edilen dava ve icra takibi nedeniyle yapılan toplam ödeme miktarı 111.254,05 TL olarak tespit edilmiş ve davalının, dava dışı işçiyi çalıştırdığı süreye oranla ödemekle yükümlü olduğu tutarın 12.355,91 TL (talep 17.335,13 TL) ile sınırlı olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Bilirkişi raporunda dava dışı işçi ...'in SGK kayıtlarında yer alan 02/06/2017 çıkış tarihi-24/07/2017 giriş tarihi dikkate alınmadan dava dışı işçinin davalı şirketteki çalışma süresi belirlendiğinden belirtilen hususlar dikkate alınarak dava dışı işçinin davalı şirketteki çalışma süresi yeniden belirlenerek bilirkişiden ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verildiği, iş mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar alanında uzman bilirkişi ... tarafından 22/05/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi ek raporuna göre; Kök raporda tespit edilenin aksine dava dışı işçinin hizmet cetvelinde ... sicil sayısında iki ayrı kayıt bulunduğu anlaşılmıştır. Bu kayıtlardan ilki 22.05.2017 - 02.06.2017 arası 12 günlük davalı şirkete ait, 24.07.2017 - 19.01.2018 tarihleri arasında 180 günlük kısmı ise ... Altyapı şirketine ait olduğu anlaşılmıştır. SGK hizmet cetveli eki işyeri unvan listesinde, hizmet cetveli ile uyumlu ve sıralı şekilde ilerlediği dikkate alındığında ve davalı ... ile ... Altyapı arasında bir irtibat da tespit edilemediğinden, bu kez ... yönünden sorumluluğun sadece 22.05.2017 - 02.06.2017 arası 12 günlük süreyle sınırlı olacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Nitekim dosya kapsamına emsal olarak sunulan .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında da ... ile ... Altyapı arasında bir bağa ilişkin değerlendirmede bulunulmaksızın ... şirketinin kayıtlı olduğu süre ile sınırlı değerlendirme yapıldığı anlaşılmıştır. Davalı ... şirketinin işyeri tescil kayıtları dosyada mevcuttur. Ancak ... Altyapı şirketinin tescil kayıtları ve her iki şirketin ortaklık yapısını gösterir kayıtlar mevcut değildir. Aralarında fiili bir irtibat bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Ayrıca SGK tarafından aynı sicilin iki farklı tüzel kişilik için tanımlanmış olması da açıklaması gereken bir husus olup, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere şayet her iki şirketin ortak sicil kaydına sahip olmalarının aralarında irtibat bulunuyor olmasından ileri geldiği kanaatine varılması halinde sorumluluk tutarının 9.762,70 TL olduğu" şeklinde rapor düzenlenmiştir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. Sözleşmede rücu ve sorumluluk oranları ile ilgili özel bir hüküm bulunmadığı takdirde işçilik alacak ve tazminatlarının tamamından yükleniciler sorumludur (Yargıtay 6. H.D. 2021/5300 Esas-2022/5935 Karar; Yargıtay 23.H.D. 2017/732 Esas-2020/2372 Karar; 2019/952 Esas-2020/2536 Karar; 2019/1417 Esas-2020/2515 Karar; 2019/782 Esas-2020/1037 Karar sayılı kararları). İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de aynı esasla ve iş davasında taraf olmaları halinde gecikmeden doğan zarardan ayrı bir temerrüt ihtarına gerek olmadan ve ödeme tarihinden itibaren, davalı tacir olduğundan ticari faiz işletilerek yükleniciden tahsil edilebilecektir. Dava konusu olayda da, davacı şirket ile davalı arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o iş yeri ile ilgili olarak İş Kanun'undan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibari ile müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, İşçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsil sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi taraflara ait olduğu konusunda anlaşma yapabilirler. Borçlar Kanunu 167. maddesinde düzenlenen “aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifa da bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırlabileceği de açıkça belirtilmiştir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve genel şartnamelerin incelemesinde işçi alacaklarından kaynaklı hukuki sorumluluğun yükleniciye ait olduğunun belirtildiği, bu nedenle dava dışı işçinin davalı şirketlerde çalıştığı dönem itibariyle davacının rücu hakkının bulunduğu anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar kapsamında somut dava incelendiğinde; davacı tarafça dava dışı ...'e ödenen işçilik alacağının davalı alt işverenden rücuen tahsili istemine ilişkin iş bu davada, asıl işverenden tahsil edilen işçilik alacaklarının, dava dışı işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsadığı, dava dışı işçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğunun da sadece kendi dönemi ile sınırlı olması gerektiği, eş söyleyişle tüm işçilik alacaklarından, dava dışı işçinin çalışmış olduğu alt işverenlerin, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu oldukları, somut davada, davacı ile davalı arasında hizmet alım sözleşmesi düzenlendiği, hizmet alım sözleşmesi kapsamında işçilik alacakları bakımından davalının sorumluluğunun bulunduğunun kararlaştırıldığı, SGK'ya yazılan müzekkere cevabında da belirtildiği üzere davalı ... İnş. Tic. Ltd Şti ile dava dışı ... ... Tic. Ltd Şti arasında alt-üst taşeron ilişkisinin bulunduğunun belirtildiği, bu nedenle işyeri sicil numaralarının aynı olduğu anlaşılmakla 22.05.2017 - 02.06.2017 arası 12 günlük ve 24.07.2017 - 19.01.2018 tarihleri arasında 180 günlük davalının çalışması dikkate alınarak yapılan hesaplama doğrultusunda davalı şirketin 9.762,70 TL'den sorumlu olduğu Mahkememizce kabul edilmiş olup, bilirkişi ek raporunda davalının sorumlu oldukları tarih aralıkları ve işçinin bu süreçteki çalışma tarihleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığı ve hesaplanan miktarların denetime elverişli ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmış olmakla, bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafça açılan davanın kısmen kabulü ile; davacının 9.762,70-TL alacağının 28/03/2023 ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN KISMEN KABULÜ ile; davacının 9.762,70-TL alacağının 28/03/2023 ödeme tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 666,89-TL nisbi karar harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 239,29-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin kabul red oranına göre 1.757,18-TL'sinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 1.362,82-TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 9.762,70-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 5-Davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 7.572,43-TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 6-Davacı tarafça yatırılan 427,60-TL başvuru harcı ve 427,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 855,20-TL harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan 4.000,00-TL Bilirkişi ücreti ve 857,00-TL posta giderinden ibaret toplam 4.857,00-TL yargılama giderinin kabul red oranına göre 2.735,46-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalan kısmın davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 8-Taraflarca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının karar tebliğ işlemleri tamamlandıktan sonra yatıran tarafa re'sen iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda dava değeri itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025

Katip ... e-imzalı*

Hakim ... e-imzalı*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/159, K. 2025/633, T. 21.10.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-159-e-2025-633-k-1107d1ba661a