İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/153 E. 2026/269 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/153
Karar No
2026/269
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/153 Esas KARAR NO : 2026/269 DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 28/02/2024 KARAR TARİHİ : 02/04/2026

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 9. maddesine göre Türk Milleti adına yargılama yetkisini kullanan bağımsız ---------Asliye Ticaret Mahkemesince, tarafça açılan dava üzerine yapılan yargılama nihayetinde;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I.DAVA: Davacı vekili; Taraflarınca -------- Banka Alacakları İcra Dairesi --------- Esas sayılı dosya ile davalı borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış olup, iş bu takibi borçlunun haricen öğrendiği, akabinde, borçlunun, haksız ve kötü niyetli bir şekilde 10.08.2023 tarihinde; icra takibinde borca ve faize itiraz ederek takibin durmasına sebep olduğu, taraflarınca arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu, ancak yapılan müzakereler sonucunda anlaşma sağlanamadığı ve bu hususta 08.02.2024 tarihli son tutanağın düzenlendiği, iş bu nedenler bağlamında davalı borçluların taraflarınca başlatılan icra takibine, haksız ve kötü niyetli itirazından kaynaklı, huzurdaki davayı ikame ettirdikleri, dava dışı borçlu -------- ile davacı müvekkil -------- Bankası arasında--------- Şubesinde 07.04.2020 tarihinde Ticari Kredi Sözleşmesi imzalanmış olup, davalı borçlunun ise işbu kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığı, ancak ne asıl borçlu, ne de davalı kefilin kullanılan kredinin geri ödeme vade tarihi gelmesine rağmen, davacı müvekkil bankaya herhangi bir ödeme yapmadığı, bunun üzerine yukarıda belirtilen sözleşmelerden doğan borçlarını ödemeyen davalı-borçlu aleyhine öncelikle 21.06.2023 tarihinde 62.823,12 TL tutarındaki asıl alacak için --------- Banka Alacakları İcra Dairesinin --------- Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup, işbu takibe davalı borçlunun itiraz etmesiyle takibin durduğu, davalı-borçlunun itiraz dilekçesinde; takibe konulan icra dosyasındaki borcu kabul etmeyerek borcuna itiraz ettiğini ve bu sebeple takibin durmasını talep ettiğini beyan ettiği, borcunu kabul etmediğini ileri süren davalı-borçlu tarafın bu itiraz sebeplerini kanıtlamasının gerektiği, ancak icra dairesine sunduğu dilekçesinde sadece borcunun olmadığını belirterek bu iddiasını haklı çıkaracak borcu olmadığına dair hiçbir belge ve delil sunmadığı, bilakis davalı-borçlunun yukarıda belirtilen sözleşmelerle müvekkil kuruma olan borçları sabitken sırf ödeme sürecini uzatmak için yaptığı icra takibi itirazının son derece kötü niyetli bir yaklaşımın göstergesi olduğu, bilindiği üzere borcu olmadığını iddia eden tarafın gerekli belgelerle bunu kanıtlamasının gerektiği, bu nedenle davalı-borçluların iddiasını kabul etmedikleri, haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline, --------- Banka Alacakları İcra Dairesinin ---------- Esas sayılı dosyası üzerinden takibin devamına, borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

ll. CEVAP: Davalı vekili; Davacı tarafından davanın-------- Ticaret Mahkemesine açıldığı, aslında müvekkilimin ikametgâhının -------- olduğu ve iddia edilen kredi çekiminin de --------- Bankasında gerçekleştiği anlaşıldığından öncelikle Mahkemece yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli ----------Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istedikleri, her ne kadar davacı tarafından müvekkil aleyhine dava açılmadan önce müvekkili ile davacı banka arasında yapılandırma 23.02.2024 tarihinde gerçekleşmiş olup, 23.02.2024 tarihinde de ilk taksitin yatırıldığı, davacı banka bu durumu bildiği ve bilmesi gerektiği anlaşıldığından yapılandırmanın olması nedeni ile dava açılmamasının gerektiği, her şeyden önce yapılandırma işleminin dava açılmadan önce gerçekleştiği göz önüne alınarak açılmış olan davanın reddine karar verilmesini, açılan davanın reddine, yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

lll.İNCELEME ve GEREKÇE: Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağa dair yapılan takibe itirazın iptali davasıdır.Davacı banka ile müşterisi --------- arasında ticari kredi sözleşmesinin imzalandığı, imzalanan bu sözleşmeye istinaden dava dışı asıl borçluya kredi kullandırıldığı, sözleşmeye davalı --------- nun kefil olduğunun davacı yanca bildirildiği davacı vekiline defaeten süre verilmesine rağmen kefalet sözleşmesinin incelemeye esas suretlerinin sunulamadığı dosya kapsamından anlaşılmıştır.Kefalet sözleşmeleri, özel şekil şartlarına tabidir. Kefalet geçerlilik şartları TBK madde 583 ve 584’ de düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre kefalet sözleşmesinin geçerli olması için; gerçek ya da tüzel kişi farketmeksizin yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet halinde bu ibarenin kefilin el yazısı ile yazılması, ayrıca aynı yasanın 584. maddesi gereğince kefilin evli olması halinde yazılı eş rızasının da alınması zorunludur. Eşin rızası şartının istisnaları TBK m.584/3 düzenlenmiştir, buradaki durumlarda kefalet için eşin rızası aranmaz. TBK madde 583 ve 584’deki şartlara uyulmadan yapılan kefalet sözleşmesi TBK madde 583/3 uyarınca kesin hükümsüzdür. Kefaletin yazılı olmasının ispat değil geçerlilik şartı olması itibariyle, bu sözleşmenin varlığı konusunda tanık dinlenmez, yemin verilemez ve hatta ikrar ile dahi kefalet sözleşmesi geçerli hâle gelmez. TBK m. 583 ve 584 hükümlerinde öngörülen şartlar hakim tarafından re’sen incelenir. Bu şartlarda eksiklik varsa, kefalet geçersizdir. Bu noktada, davalının kefil olduğunu kabul etmesi sonuca etkili değildir. Tüm dosya kapsamında, davacı bankanın verilen sürelere rağmen kefalet sözleşmesini sunmadığı, mahkememizce kefalet sözleşmesi sunulmadığı için TBK m. 583 ve 584 hükümlerinde öngörülen şartlar değerlendirilemediği, davalıyı borçlu kılacak usule uygun düzenlenmiş bir kefalet sözleşmesi bulunmadığından, takip konusu borçtan davalı yanın sorumlu bulunmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı yanca sözleşmede imzası bulunduğu iddiası yönünden ise, TBK madde 603 kapsamında kişisel diğer güvencelerde de TBK madde 583 ve 584 deki şartlar aranacağından bu yöndeki iddiası da yerinde görülmemiştir.

IV.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 1.867,48 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.135,48 TL harcın karar kesinleştiğinde istek halinde yatırana iadesine, 3-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça sarfedilen yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın HMK. 333.maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra yatırana iadesine, 7-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6831 sayılı Kanuna göre davanın açılmasına sebebiyet veren davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/04/2026

Atıf: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/153, K. 2026/269, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-153-e-2026-269-k-a5621281259e