İlk Derece Mahkemesi · İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1099 E. 2025/943 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1099
- Karar No
- 2025/943
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/1099 Esas KARAR NO : 2025/943 DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 13/12/2024 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesi ile; 08.10.2023 tarihinde ...na ait, ... sevk ve idaresindeki... plakalı aracın müvekkili...'e ait ve onun sevk ve idaresindeki... plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, Müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası araçta meydana gelen hasar bedelinin, Almanya’da buluna...Motorlu Araç Bilirkişi Bürosu tarafından düzenlenen 20.12.2023 tarihli Bilirkişi raporu ile KDV dahil 10.562,25 EUR olarak tespit edildiğini, davalı tarafın ZMMS sıfatıyla zarar görene gerçek zararını ödemek zorunda olduğundan hasar bedeline yansıyacak KDV miktarını da ödemek zorunda olduğunu, yine 20.12.2023 tarihli Almanya’da bulunan ...Motorlu Araç Bilirkişi Bürosu tarafından Alman rayicine göre hesaplanan bilirkişi raporuna göre kaza sonrası araçta 1.250,00 EUR değer kaybı meydana geldiği tespit edildiğini, taraflarında işbu dava sigorta poliçe limitleri içerisinde kalmak kaydıyla 100.000,00 hasar ve 20.000,00-TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 120.000,00 TL maddi tazminatın ödenmesi talebiyle açıldığını, ayrıca, müvekkiline ait araçta meydana gelen zararın tespiti amacıyla alınması zorunlu bilirkişi raporunun tanzimi için müvekkili tarafından 1.508,68 EUR ödemede bulunulduğunu, iş bu meblağın fiili ödeme günü tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden yargılama giderlerine dâhil edilerek hüküm altına alınması gerektiğini, davalının ödemekle yükümlü olduğu hasar miktarı bakımından ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonu olan 17.01.2024 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmolunması gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00-TL hasar ve 20.000,00-TL değer kaybı tazminatı olmak üzere toplam 120.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketinden kaza tarihinde geçerli poliçe teminat miktarının temerrüt tarihindeki karşılığı ile sınırlı olarak 17.01.2024 tarihinden faiziyle birlikte Türk Lirası olarak tahsiline, Müvekkilin bilirkişi ücreti olarak ödediği 1.508,68 EUR’nun fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak yargılama giderlerine dâhil edilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, yoksun kalınan günden sorumluluklarının bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafın taleplerinin fahiş boyutta olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğu kusur sorumluluğu bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, değer kaybının belirlenebilmesi için birden çok kriterin incelenmesi, bu incelemenin de, konusunda uzman, ehil ve tarafsızlığı tartışılmayacak bilirkişiler kanalı ile yapılması gerektiğini, sigorta şirketi tarafından ödenecek değer kaybı tutarı, maddi teminat limitinin %15’ini aşamayacağını, ayrıca, aracın daha önce başka bir kazaya karışıp karışmadığının bilinmediğini, davacıya ait aracın daha önce kazaya karışmış olması durumunda orjinalliğinin de bozulması zaten söz konusu olmayacağından, araçta bakiye değer kaybı da yaşanmayacağını, eğer bir tazminata hükmedilecekse, kıymet kazanma tenzili uygulanmasının gerektiğini, müvekkili şirketin dosyaya faturası dahi sunulmamış olan ve ödendiği belirli olmayan kdv tutarı yönünden sorumluluğunun bulunmadığını, Haksız ve hukuki mesnetten yoksun, fahiş ve kabul edilebilir olmayan maddi tazminat taleplerinin reddine, kusur oranı bakımından ve değer kaybı miktarının tespiti yönünden mahkemece bilirkişi tetkikatı yaptırılmasına, Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden kusur raporu alınmasına, Haksız ve yasal dayanağı bulunmayan davanın reddi ile müvekkili şirketin dava açılmasına sebep olmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Trafik kaza tutanağı, araç ruhsatları, sigorta poliçesi, hasar dosyası, fatura suretleri, Adli Tıp Kurumu raporu delil olarak değerlendirilmiştir. Adli Tıp Kurumundan alınan 21/10/2025 tarihli raporun sonuç kısmına göre; "...- Kusur durumu: - Dava dışı sürücü ...nın %100 (yüzde yüz ) oranında kusurlu, - Davacı sürücü...'in kusursuz olduğu, -Hasar durumu: - Dava konusu araçtaki hasar miktarı KDV dahil 10.562,25 TL olduğu, -Değer kaybı durumu: -Dava konusu aracın 1.250,00 EURO değer kaybettiği kanaatini bildirir müşterek rapordur." şeklinde rapor sunulduğu görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; 1-Dava, trafik kazası nedeniyle oluşan hasar ve değer kaybı zararının zarar veren aracın sigortacısı şirketten tazmini talepli maddi tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacıya ait... plaka sayılı araç ile davalı şirket nezdinde KZMMS sigorta poliçesiyle sigortalısı olan...plaka sayılı araç arasında 28/10/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında dava konusu kazanın gerçekleşmesindeki kusur dağılımı, davacıya ait araçta meydana gelen hasarın onarım bedeli, onarımın ekonomik olup olmadığı, onarım bedelinin davacının sürekli ikamet ettiği Almanya ülkesindeki rayiçlere göre hesaplanmasının gerekip gerekmediği, davacının onarım nedeniyle oluşan zararının davalıdan tahsili talebi, onarım sonrasında davacıya ait aracın değer kaybı oluşup oluşmayacağı ve değer kaybı zararı mevcut ise davalıdan tahsili talebi noktalarında toplanmıştır. 2-Dava şartları ve ilk itirazlar yönünden yapılan incelemede; Davacı vekilinin zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakını davalı şirkete elektronik posta yoluyla 08/01/2024 tarihinde gönderildiği, 8 iş günü ödeme süresinin sona ermesiyle 19/01/2024 tarihinde davalının temerrüde düştüğü ve KTK 97. Maddesinde düzenlenen özel başvuru şartının yerine getirilmiş olduğu görülmüştür. 3-Trafik kazaları sonucu uğranan zararın tazmini hususunda temel dayanak haksız fiil sorumluluğudur. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun; 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1 maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”; 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiştir. Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A-3. maddesinde: “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu Genel Şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır. ” düzenlemesi ile sorumluluk sınırları gösterilmiştir. 4-Yukarıda açıklanan ve alıntılanan hükümler doğrultusunda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. 5-Sigortacının sorumluluğu, yukarıda izah edilen sorumluluk esasları dahilinde işletilen aracın işleteninin veya işletenin kusurundan sorumlu olduğu sürücünün kusurlarından kaynaklanan zararlarla sınırlıdır. Bu noktada aracın işleteninin veya sürücüsünün kusur durumunun incelenmesi gerekmektedir. 6-Haksız fiil sorumluluğu, "Haksız Fiilden Doğan Borç İlişkileri" başlığı altında, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 49. maddesi "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür." 50. maddesi, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." 7-Haksız fiil, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışı ile başka bir kimsenin zarara uğramasına yol açmasıdır. Yargısal içtihatlar ve doktrine göre haksız fiilin unsurları;-Fiil, davranış, -Fiilin hukuka aykırı olması -Zararın meydana gelmesi, -Kusur, -Fiil ve zarar arasında illiyet bağı bulunması, olarak sıralanmaktadır. Yine TBK'nın 50. maddesi ile "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." hükmü düzenlemesi uyarınca zarar gören zararı ile zarar verenin kusurlu olduğunu ispatla mükellef kılınmıştır. 8-Sorumluluğun meydana gelişinde tarafların öncelikle kusur durumlarının belirlenmesi gerekmektedir. Tarafların kusur durumlarına ilişkin yapılan bilirkişi incelemesinde dosyaya sunulan 02/10/2025 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda, dava konusu kazanın dava dışı sigortalı araç sürücüsü...'nın asli ve %100 kusuruyla gerçekleştiği, davacı araç sürücüsünün kusursuz olduğu yönünde görüş sunulmuştur. Dosya kapsamı, tarafların iddia, savunma ve itirazları ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu trafik kazasının davacıya ait aracın park halinde olduğu sırada gerçekleştiği, kaza tespit tutanağında yer alan ve aksi iddia edilmeyen anlatıma göre kazanın davalının sigortalısı araç sürücüsünün geriye manevrası sırasında meydana geldiği, bu haliyle davalının sigortalısı araç sürücüsünün hareket sırasında gerekli dikkate ve özeni göstermemesi nedeniyle kazanın meydana geldiği, asli ve %100 oranında olduğu kabul edilmiştir. 9-Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanmış uygulamasına göre (Örn:2021/26157 E. 2022/1048 K.) sürekli olarak yabancı ülkelerde ikamet eden kişilerin yine yabancı plakalı araçlarının Türkiye'de uğradığı zararların kendi ülkelerinde onarımının yapılabileceği, zarar görenin aracını Türkiye'de onarmaya zorlanamayacağı, bu hususta zararın tespitinde araç şayet onarımı mümkün ve ekonomik ise sürekli ikamet edilen ülke rayicindeki onarım bedeli, şayet aracın onarımı ekonomik değil ise sovtaj değerinin araç rayiç değerinden düşülmesi suretiyle tespit edilecek gerçek zararın baz alınması gerekmektedir. Şayet araç sürekli ikamet edilen ülkeye götürülmeksizin Türkiye'de bırakılmış ve Gümrük İdaresi'ne terk edilmiş ise zarar miktarı sürekli ikamet edilen ülkedeki aracın rayiç değeri ile Türkiye'deki onarım bedelinden hangisi daha düşük ise bu miktar baz alınarak zararın hesaplanması gerekmektedir. Kusur durumlarının tespiti sonrasında ise haksız fiil tazminatının şartlarından olan zarar yönünden yapılan incelemede dosyaya sunulan 02/10/2025 tarihli ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda özetle dava öncesi Almanya ülkesinde aracın fiziki incelemesi sonrası düzenlenen ekspertiz raporunun yerinde olduğu belirtilerek aracın hasar onarımının KDV dahil 10.562,25-Euro olduğu, onarım bedeli ve rayiç değere göre aracın onarımının ekonomik olduğu, aracın onarım sonrasında 1.250,00-Euro değer kaybına uğrayacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı taraf vekilinin sair itirazlar sunduğu görülmüştür. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre aracın sürekli ikamet edilen ülke rayiçlerindeki fiyatlara göre onarım bedelinin belirlenmesinde bir hukuka aykırılık bulunmadığı, araç üzerinde fiziki inceleme yapılarak düzenlenen ekspertiz raporunda onarımı gerektiren parçaların gösterildiği, ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuyla bu parçaların kaza ile uyumlu olduğunun belirtildiği, değer kaybı zararı yönünden de yine 1.250,00-Euro zararın varlığının kabul edildiği, gerek onarım bedeli gerekse değer kaybı yönünden mahkememizce aynı segment ve modelde araçlar yönünden alınan raporlarda da yakın zarar hesaplamaları yapıldığı gözetilerek itirazlar yerinde görülmemiş ve davacıya ait aracın kaza nedeniyle 10.562,25-Euro onarım bedeli ve 1.250,00-Euro değer kaybı zararına uğradığı kabul edilmiştir. Yerleşik yargısal uygulamada, yurtdışında yerleşik olarak yaşayan kişilerin zararını sürekli yaşadığı ülke para birimiyle talep edebileceği, davacının bu yönde talebinin bulunmadığı ve dava dilekçesinde 100.000,00-TL hasar bedeli ile 20.000,00-TL değer kaybı zararı talebinde bulunduğu görülmüştür. Dava tarihi 13/12/2024 itibariyle 1 Euro'nun efektif satış kuru TL karşılığı 36,6422-TL olup, davacının hasar onarım bedelinin Türk Lirası karşılığının 387.024,08-TL olduğu, değer kaybı zararının ise 45.802,75-TL olduğu görülmüştür. Davalı sigorta şirketinin sorumluluk sınırı poliçe teminat limiti olan 120.000,00-TL olup, davalı sigorta şirketi tarafından dava öncesinde ödeme yapılmadığı gözetilerek her iki zarardan poliçe limiti 120.000,00-TL ile sınırlı olarak sorumludur. Değer kaybı zararı yönünden, Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve E:2019/40, K:2020/40 sayılı kararı ile; 2918 sayılı Kanun'un 14/04/2016 tarih ve 6704 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle değişik 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan "ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresi ile ikinci cümlesinde yer alan "ve genel şartlarda" ibaresinin iptaline karar verilmiştir. İptal kararı sonrası Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar'ın ekinde yeni bir değer kaybı hesaplama tablosu yayımlandığı ve yeni şartlara göre yabancı plakalı araçlar için herhangi bir kısıtlama öngörülmediği dikkate alınarak değer kaybı zararının da poliçe teminatı kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. Tüm bu açıklamalara göre davacının tespit edilen 387.024,08-TL hasar ve 45.802,75-TL değer kaybı zararının poliçe limitleri kadar olan 100.000,00-TL'lik ve 20.000,00-TL'lik kısımlarının talep edildiği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı tarafça tazminata 17/01/2024 tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep edilmiş ise de davacı vekilinin zararın karşılanması talebiyle yazılı başvuru evrakını davalı şirkete elektronik posta yoluyla 08/01/2024 tarihinde göndermiş olduğu, 8 iş günü sonunda 19/01/2024 tarihinde temerrüt oluştuğu gözetilerek faiz başlangıç tarihi olarak 19/01/2024 belirlenmiştir. Dava dilekçesinde hükmedilmesi talep edilen faiz türü ayrıca gösterilmediğinden ve uyuşmazlığın ticari bir yönü de bulunmadığından yasal faize hükmedilmiştir. 10-Davacı tarafça ayrıca ekspertiz ücreti talebinde bulunulmuş olup, yerleşik yargısal uygulamalar doğrultusunda dava öncesi aracın hasarının tespitine yönelik yaptırılan ekspertiz incelemelerinin yargılama giderlerinden sayılabileceği, somut olayda Almanya ülkesinde yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu dosyaya 1.508,68-Euro bedelli fatura sunulduğu, sunulan fatura bedelinin emsal nitelikte dosyalarda alınan ekspertiz hizmet ücretleri ile uyumlu olduğu, bu tutarın da yargılama giderleri kapsamına dahil edilebileceği gözetilerek ekspertiz ücretine ilişkin gider dava tarihindeki kur üzerinden 55.281,35-TL Türk Lirası karşılığı yargılama giderine dahil edilmiştir. 11-Her ne kadar davanın kabulüne karar verilmiş ise de ,"6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/23273 Esas, 2022/901 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) Eldeki davada, dava öncesi davalı sigorta şirketine başvuru şartının yerine getirilmiş olması karşısında ayrıca zorunlu arabuluculuğa başvurulması gerekmediği halde davacı yanca arabuluculuğa başvurulmuş olmasından dolayı ortaya çıkan ücretin davalıya yüklenmesi mümkün bulunmadığından, arabuluculuk ücretinin davacıya yüklenmesi doğru olmuştur. "(İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi'nin 2024/762 Esas 2024/687 Karar sayılı 25/04/2024 tarihli ilamı) Yukarıda alıntılanan istinaf ilamı ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin istikrarlı uygulamasına göre, sigorta şirketine yazılı başvuru dava şartının bulunduğu uyuşmazlıklarda arabuluculuk başvuru şartı zorunlu olmadığı halde davacı tarafça bu yola gidilmesi halinde bu tutarın davacıya yükletilmesi gerekmektedir. Zira dava şartı arabuluculuk kapsamında arabulucuya ödenen ücretin davalıya yükletilebilmesi için uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında olması gerekmekte olup, yukarıda da açıklandığı üzere somut uyuşmazlıkta alternatif uyuşmazlık çözüm yolu benimsendiğinden ayrıca arabuluculuk başvurusunda bulunulmasına gerek bulunmadığı halde arabuluculuk başvurusu yoluna gidilerek yargılama gideri sarfiyatı yapıldığı anlaşıldığından, mahkememizce Yargıtay ve istinaf uygulaması dikkate alınarak, Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, davalının poliçe limiti 120.000,00-TL sorumluluk sınırı aşılmamak kaydıyla, 100.000,00-TL hasar bedeli ve 20.000,00-TL değer kaybı zararı olmak üzere 120.000,00-TL maddi tazminatın 19/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ekspertiz ücreti talebinin yargılama giderleri kapsamında değerlendirilmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.197,20-TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 2.049,30-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.147,90-TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına takdir edilen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.049,30-TL ile harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça sarf edilen 427,60-TL başvuru harcı, 337,50-TL posta ve tebligat ücreti, 13.250,00-TL Adli Tıp Kurumu rapor ücreti ve yargılama gideri kapsamına alınan 1.508,68-Eurox36,6422=55.281,35-TL ekspertiz ücreti toplamı 69.296,45-TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, 7-Dava şartı arabuluculuk kapsamında hazine tarafından karşılandığı anlaşılan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, bu hususta harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, Dair, davacı vekilinin e-duruşma yoluyla yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025
Katip ... e-imzalıdır
Hakim... e-imzalıdır