İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1084 E. 2025/1149 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1084
- Karar No
- 2025/1149
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1084 Esas KARAR NO : 2025/1149
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/12/2024 KARAR TARİHİ : 21/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile borçlu şirket arasındaki ticari iş ilişkisi gereği; müvekkili şirket tarafından, borçlu tarafa karşı kumaş teslim borcu yerine getirildiği, borçlu şirkete faturalar kesildiği, işbu faturalara istinaden borçlu şirket tarafından, usulüne uygun şekilde hiçbir itiraz prosedürü işletilmediği gibi müvekkili şirket'e kısmi ödemeler yapılarak, müvekkili şirketin kumaş teslim borcunu yerine getirdiği hususu sübuta erdiği, Müvekkil şirketin, alacağına istinaden T.C. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyasından asıl alacak miktarı olan 2.769,70 ABD Doları için genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçluya, usulüne uygun ödeme emri gönderildiği, davalı borçlu tarafça icra takibine, borca ve tüm fer'ilerine itiraz edildiğini, Müvekkilinin alacağının tahsilinin imkansız hale gelmemesi amacıyla davalı aleyhine öncelikle teminatsız, Sayın Mahkeme aksi kanaatte ise uygun bir teminat mukabilinde ivedililikle ihtiyati haciz kararı verilmesine, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, dava ve takip konusu alacağın likit olmasından bahisle niyetli davalı/ borçlu aleyhine dava ve takip değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı ... tahmiline, karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafın dava dilekçesinde borcun cari bir alacaktan kaynaklandığını bildirmiş olsa da daha önceki sayısız görüşmelerden alacak iddiası bir kumaş tesliminden kaynaklandığını, fakat müvekkiline teslim edilen herhangi bir kumaş bulunmadığını, sözlü olarak bu hususu bildirmelerine ve kesilen faturalara karşı iade faturaları düzenlemelerine rağmen faturaların sürekli olarak kesilmeye devam edildiği, Davacı tarafın iddiasının ispatı olarak kumaşları teslim ettiklerini ve bu nedenle faturaya dayalı takip yaptıklarını belgeleyici, teslim alan olarak şirket de çalışan ilgili birimlerin yetkililerinden herhangi birinin imzaladığı bir sevk irsaliyesi sunması yeterli olacağı, davanın reddine, davacı ... aleyhine iddia edilen asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı ... tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; ticari ilişkiden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemlidir. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce tarafların bağlı bulunduğu İlgili Vergi Dairelere müzekkere yazılmış, BA-BS formları celp edilerek delil olarak kabul edilmiştir. 3- Mahkememizce res'en seçilen SMM bilirkişi 12.05.2025 tarihli raporunda özetle; ''Taraflar arasında 2022 yılından itibaren devam eden bir ticari ilişkinin bulunduğu, Davacı tarafından sunulan muhasebe kayıtlarının, satış ve iade faturalarının ve ödeme belgelerinin Vergi Usul Kanunu ve e-defter/e-fatura düzenlemelerine uygun olduğu, Davalı tarafından inceleme tarihinde herhangi defter ve belge sunulmadığı, Dava konusu 2.981,00 USD tutarındaki alacak kaleminin, karşılıklı satış ve iade faturaları ile desteklendiği ve kalan bakiye olarak muhasebe kayıtlarında yer aldığı, cari hesap ilişkisinde dava dışı kalemler mahsuplaşmış olup, geriye kalan net borcun 2.769,70 USD olarak bakiye verdiği, bu tutarın icra takibine konu edildiği ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu olduğu, E-fatura ve e-irsaliye sisteminde yapılan bildirimlere süresi içinde herhangi bir itiraz yapılmadığı hususları tespit edilmiştir. ''şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir. 4-Davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi ek raporu alınmış olup, ilgili raporda özetle şu tespitler yapılmıştır: "Tarafların 2022, 2023 ve 2024 yıllarına ait ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu tespit edilmiştir. Taraflar arasında dava konusu işlemler dahil olmak üzere gerçekleştirilen tüm ticari faaliyetler ve mutabakatların incelenmesi sonucunda: Türk Lirası (TL) bazında: 11.01.2024 tarihinde yapılan 80.000 TL havale ödemesi de dikkate alındığını davalı şirketin davacı şirkete karşı 45.896,67 TL bakiye borcu bulunduğu, Amerikan Doları (USD) bazında: Davaya konu edilen işlemler bakımından 2.981,00 USD borç bakiyesi dava konusu dışındaki işlemler bakımından ise 211,30 USD alacak bakiyesi tespit edilmiştir. Bu bakiyelerin mahsup edilmesi sonucunda davalı şirketin davacı şirkete karşı 2.769,70 USD net bakiye borcu bulunduğu hesaplanmıştır. Kök raporumuz ile işbu ek rapor arasında maddi hata bulunmadığı, sonuçların uyumlu olduğu değerlendirilmiştir." 5-Bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı ile aralarında kumaş alım satımına dair ticari ilişki bulunduğu, davalı tarafından kısmi ödeme yapılmış ise de taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi gereği 2.769,70 USD borcunun kaldığını ancak ödemediğini, icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; davacının gerekli teslimatları yapmadığını, buna ilişkin iade faturası düzenlendiğini herhangi bir borcunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmiş olup, tarafların ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında 2022 yılından itibaren ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı ve bir kısım iade faturalar kesildiği, takip ve dava tarihi itibariyle 2.769,70 USD davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir. Davalının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde ise; taraflar arasında 2022 yılından itibaren ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturaların davalının defterine kaydedildiği, buna karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı ve bir kısım iade faturalar kesildiği, takip ve dava tarihi itibariyle 45.896,67-TL davacıya borçlu olarak göründüğü tespit edilmiştir. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiş olup; bilirkişi kök raporunun 4. Sayfasındaki tabloda gösterilen faturalar ve ödemeler arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davacının ve davalının defter kayıtlarının uyum içerisinde olduğu, ilgili tabloda belirtilen faturalar bakımından karşılıklı satış ve iade faturalarının tarafların defterlerine işlendiği ve hesapların uyumlu olduğu bir arada değerlendirildiğinde taraflar arasındaki hesabın tasfiyesinde esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre bilirkişi kök raporunun 4. Sayfasındaki tabloda davacı tarafından en son 31.03.2023 tarihinde kesilen fatura sonrasında davalının davacıya 2.454,72-USD borçlu olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunun 5. Sayfasındaki tabloda ise davacı tarafından davalıya kesilen 31.08.2023 tarihli 80.813,13-TL bedelli 2.981,00-USD karşılığındaki fatura haricindeki tüm faturaların davalı tarafından iade fatura ile iade edildiği, iade faturaların davacının kayıtlarına işlendiği dolayısıyla davacının ve davalının kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi ek raporunda gösterildiği üzere davacı tarafından davalıya kesilen 31.08.2023 tarihli 80.813,13-TL bedelli 2.981,00-USD karşılığındaki faturanın davalının defter ve kayıtlarına işlendiği, bizzat davalı tarafından tutulan hesapta gösterildiği, söz konusu faturaya yönelik itiraz ve iade işlemi yapılmadığı gibi sonrasında davalı tarafından davacıya kısmi ödemeler anlaşılmakta olup, davacı tarafından davalıya kesilen 31.08.2023 tarihli 80.813,13-TL bedelli 2.981,00-USD karşılığındaki faturanın da taraflar arasında kesinleştiği anlaşılmaktadır. Buna göre bilirkişi kök raporunun 4. Sayfasındaki tabloya göre davacı tarafından en son 31.03.2023 tarihinde kesilen fatura sonrasında davalının davacıya 2.454,72-USD borçlu olduğu, sonrasında davacı tarafından 31.08.2023 tarihli 80.813,13-TL bedelli 2.981,00-USD karşılığındaki faturanın da yukarıda belirtildiği üzere davacı tarafından kesildiği ve davalının kayıtlarına alınarak defterine işlendiği itiraz ve iade edilmediği anlaşılmakta olup, bu tespitlere göre davacının davalıdan 5.435,72-USD alacaklı olduğu, söz konusu alacağın tarafların defter ve kayıtları ile ispatlandığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından yapılan ödemeler incelendiğinde ise; bilirkişi kök raporunun 4. Sayfasındaki tabloya göre; 2.454,72-USD borç sonrasında davalının 22.12.2023 tarihinde 10.038,85-TL ve 11.01.2024 tarihinde 80.000,00-TL kısmi ödemeler yaptığı her iki ödemenin de hem davacının hem davalının kayıtlarında olduğu anlaşılmaktadır. bilirkişi kök raporunun 4. Sayfasındaki tabloya göre; davalı tarafından 22.12.2023 tarihinde 10.038,85-TL olarak yapılan ödeme TL olarak cari hesaptan davacı tarafından düşülmüş ise de USD olarak düşümünün yapılmadığı, söz konusu ödeme öncesinde ve sonrasında davalının borcunun ilgili tabloda 2.454,72-USD olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Bu bağlamda bir hesap hatası bulunmakta olup, ilgili 10.038,85-TL ödemenin ödeme tarihi itibariyle TCMB USD efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek davalının davacıya borcundan düşülmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Mahkememizce UYAP sistemi üzerinden 22.12.2023 ödeme tarihi itibariyle USD kurları alınmış olup, TCMB USD Efektif satış kurunun 29,2307-USD olduğu görülmüştür. 22.12.2023 tarihinde 10.038,85-TL olarak yapılan ödeme USD'ye çevrildiğinde 343,43-USD'ye isabet etmekte olup, bu miktarın da cari hesaptan düşülmesi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı tarafından yapılan 11.01.2024 tarihinde 80.000,00-TL kısmi ödeme ise 2.666,02-USD olarak davalının borcundan davacı tarafından düşülmüştür. Sonuç olarak yukarıda Mahkememizce karşılaştırmalı olarak tespit edildiği üzere tarafların karşılıklı ticari defter ve kayıtlarına göre davacının davalıya kestiği ve davalı tarafından iade ve itiraz edilmeyen faturalara göre toplam ispatladığı alacağının 5.435,72-USD olduğu, davalının yaptığı 22.12.2023 tarihinde 10.038,85-TL ve 11.01.2024 tarihinde 80.000,00-TL kısmi ödemelerin USD karşılıkları olan 343,43-USD ve 2.666,02-USD ödemelerin toplamının 3.009,45-USD olduğu her iki bedel birbirinden mahsup edildiğinde davalının davacıya borcunun 2.426,27-USD olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından malların teslim edilmediği iddia edilmiş ise de; davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura ve e-irsaliye niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Nitekim Mahkememizce yapılan hesaplamada davalı tarafından iade işlemine konu edilmeyen, davalının ve davacının defterine işlenen ortak faturalar hesaplamaya esas alınmış olup, davalının itiraz ve iade etmeyerek defterine işlediği faturalara ilişkin teslim edilmediği iddiasının dinlenemeyeceği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara ve irsaliyelere davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi faturaların BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir. Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu satış sözleşmesindeki malı teslim ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık alacaklı satıcı tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi ve davalı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi halinde faturaya konu malın teslim edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir. Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ... Hukuk Dairesi ise ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı ...'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir." Yargıtay ... . Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Mahkemece, dosya kapsamı, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu gereğince, davacının davalıdan takibe konu faturalardan kaynaklanan toplam 118.004,63.-TL alacağının bulunduğu, söz konusu faturaların davalının ticari defter ve kayıtlarında işlendiği gibi vergi dairesine de bildirmiş olduğu BA-BS form örneklerinde de bildirildiği, faturaların davalının defterlerinde ve vergi bildiriminde kayıtlı olması nedeniyle davacı lehine malların davalıya teslimi hususunun karine olarak sabit olduğu, bu karinenin aksinin davalı tarafından ispat edilememesi karşısında davalının icra takibine borcun 2.701,03.-TL'lik kısmını kabul etmesi de dikkate alınarak davalının 115.303,60.-TL'lik kısma itirazının haksız olduğu, alacağın faturalara dayalı ve likit olması karşısında davacının ayrıca icra inkar tazminatına müstahak bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10/04/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi." Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Yargıtay'ın yerleşik hale gelmiş emsal kararlarına göre; faturayı alan tarafın söz konusu faturayı ticari defterlere ve muhasebe kayıtlarına işlemesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına ilişkin olarak lehine delil teşkil eder. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp sözleşmenin ifası safhasıyla ilgili olduğundan, faturanın sözleşmeyi değiştirir nitelikte olmaması ve sözleşmeye uygun biçimde düzenlenmesi gerekir. Bu nedenle, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş faturaya itiraz edilmemesi aleyhe sonuç doğurmaz. Ancak fatura kabul edilerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Zira, faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır. Bu durumda ,takip konusu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesi faturayı düzenleyen tarafın alacağının varlığına karine teşkil ettiği kabul edilmelidir. Zira, Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (TTK 21/2). Süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen ve ticari defterlere de işlenen faturadaki alacakla illgili olarak sonradan iade faturası düzenlenmesi, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç değildir. İtiraz süresi geçtikten sonra, iade faturası kesilmesi alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacaktır. Bu haliyle davalı tarafın icra takibine konu faturadan kaynaklı borcu olmadığı yönündeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir." Yargıtay .... Hukuk Dairesi de ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen faturaların davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, ayrıca davalı ve davacı tarafından ortak olarak defterlerine işlendiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde malların teslim edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği ve davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce tarafların defter ve kayıtlarının karşılaştırılmak suretiyle davalı tarafından iade ve itiraz işlemine konu edilmeyerek defterine işlediği faturalar ve ödemeler gözetilerek yukarıda detaylıca yapılan hesaplamalar neticesinde davalının davacıya 2.426,27-USD borçlu olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından malın teslim edilmediği iade faturalarının bu durumu gösterdiği belirtilerek rapora itiraz edilmiş ise de; Mahkememizce yukarıda detaylıca hesaplandığı ve açıklandığı üzere davalı tarafından iade işlemine tabi tutulan faturaların hesaplamaya esas alınmadığı, davalı tarafından iade işlemine tabi tutulmayan, davalının ve davacının yani her iki tarafın defterine işlenen faturaların esas alınarak hesaplanması akabinde davalının davacıya 2.426,27-USD borçlu olduğu tespit edilmiş olup, davalının bilirkişi raporunun yalnızca davacı defterindeki tespitlere göre düzenlendiğine yönelik itirazlarına itibar edilmemiştir. Mahkememizce 21.10.2025 tarihli celsede davalıya yemin delili hatırlatılmış, davalı vekili yemin deliline dayanmayacaklarını beyan etmiştir. Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 2.426,27-USD alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun tamamının ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 2.426,27-USD asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiş, davacının asıl alacak bakımından fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından %8 oranında faiz talep edildiği, davacı ve davalı tarafından ayrı bir akdi faiz kararlaştırıldığına dair herhangi bir delil sunulmaması karşısında davacının ancak 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz talep edebileceği anlaşılmakla işleyecek faiz oranı yönünden davanın kısmen kabulü ile 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden hesaplanan %20'si oranında 14.744,39-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından davalının yukarıda detaylıca açıklandığı üzere 22.12.2023 tarihinde yaptığı 10.038,85-TL kısmi ödemenin davacı tarafından tutulan cari hesaptan düşülmediği bu sebeple davacının fazla miktar üzerinden takip başlattığı anlaşılmakla İtirazın iptali talebinin reddine karar verilen asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanan 2.087,01-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine de karara vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE -Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında 2.426,27-USD asıl alacak ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesine göre işleyecek faiz oranı yönünden davalının itirazının İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 14.744,39-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İtirazın iptali talebinin reddine karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 2.087,01-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 5.035,95-TL harçtan peşin alınan 1.245,22-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 3.790,72-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davanın kabul/ ret oranı dikkate alınarak takdiren 2.720,49-TL'sinin davalıdan alınarak, kalan kısmın (879,51-TL) ise davacı üzerinde bırakılıp alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafça yatırılan 1.245,22-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.672,82-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafça yapılan 7.260,00-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 5.486,36-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 23.833,80-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 11-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/10/2025
Katip ... E¸
Hakim ... E¸