İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/106 E. 2025/791 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/106
Karar No
2025/791
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/106 Esas KARAR NO:2025/791

DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:12/02/2024 KARAR TARİHİ :11/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, davalı şirket ile arasındaki ticari iş ilişkisinin bütün yükümlülüklerini eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini, taraflar arasında mevcut ticari iş ilişkisi kapsamında, Müvekkili şirket tarafından ... fatura numaralı 18.10.2023 düzenleme tarihli 276.120,00TL bedelli fatura düzenlenip davalıya iletildiğini, ancak davalı şirket, söz konusu fatura bedelini müvekkili şirkete ödemediğini, bunun üzerine .... İcra Dairesi'nin 2023/.... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, davalının itirazıyla takibin durduğunu, beyan ederek; İtirazın iptali ile takibin devamına, Davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahküm edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalı yana yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili şirket arasındaki anlaşma uyarınca müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı şirketin borcunu eksik ve hatalı ifa ettiğini, Müvekkili şirketin davacı şirkete ait herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı şirketin ifa etmediği borç için müvekkiline fatura çıkardığını, davacı düzenlemiş olduğu faturaları delil olarak sayın mahkemeye sunduğunu, ancak yerleşik Yargıtay İçtihatlarında faturaların tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğine sahip olduğu ifade edildiğini, nitekim faturaya dayalı bir borcun varlığı her şeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallede faturanın hukuki bir sonuç doğurmasının da söz konusu olmadığını, beyan ederek; Davanın reddine, Davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı yana yüklenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Dava, cari hesap ilişkisinden ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir.

Bu açıklamalar ışığında davacı ve davalının sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 276.120,00-TL ... Fatura numaralı 18/10/2023 düzenleme tarihli fatura alacağı (İstenen: yıllık TTK 1530. Md. Temerrüt faizi) olmak üzere toplam 276.120,00-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 12/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 16/01/2024 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişi düzenlediği 26/01/2024 tarihli 6 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin eksiksiz, usulüne uygun ve birbirlerinin doğrulayan surette tutulduğundan sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalının ticari defter ibrazında bulunmadığı, dava ve icra takip dosyası dava dosyasına sunulan deliller ve davacının ticari defterler incelemesi sonucu, davacının ticari defterlerindeki kaydi verilere ve davacının takibe dayanak faturasının davalı aleyhine borç doğuruyor olması sonucuna göre dava konusu takip kapsamında 11.01.2024 takip tarihi itibariyle davacının 276.120,00-TL (takipteki asıl alacak miktarı kadar) davalıdan asıl alacağı olduğu, Davacının alacağının faturaya dayandığı, faturaların davalı aleyhine borç doğurduğu, Davacı takip alacaklısının işlemiş faiz talebinde bulunmadığı, Davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 11.01.2024 takip tarihi itibari ile avans faizi oranının %44,25 olduğu ancak davacının takip talebinde yıllık %11,75 oranında faiz talep ettiği anlaşıldığından taleple bağlılık ilkesi gereği davacının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren %11,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi düzenlediği 10/07/2025 tarihli 7 sayfadan ibaret bilirkişi ek raporunda özetle; Ek rapor aşamasında sunulun davalı defterlerinin kök raporda arz ve izah edilen görüş ve kanaatin özünü değiştirecek mahiyette kayıtlar içermediği, bu nedenle kök raporda arz ve izah oluna görüş ve kanaatlerin aynı perspektif ile aynen muhafaza edildiği, Davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin eksiksiz, usulüne uygun ve birbirlerinin doğrulayan surette tutulduğundan sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalının ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdiklerinin eksiksiz, usulüne uygun ve birbirlerinin doğrulayan surette tutulduğundan sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, Davalının ticari defterlerine göre, Davacının 11.01.2024 takip tarihi itibariyle 497.325,00TL davalıdan kayden alacaklı göründüğü, Davacının takibe dayanak ... fatura numaralı 18.10.2023 düzenleme tarihli 276.120,00TL bedelli faturasının davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaya mahsuben davalı tarafından yapılmış bir ödeme kaydı olmadığı, bu nedenle davalının kendi ticari defterlerine göre takibe dayanak faturadan dolayı dava konusu takip kapsamında davalının 276.120,00TL davacıya borçlu olduğu, Davalının ticari defter kayıtlarının davacının takip ve dava konusu alacak iddiasını teyit ettiği, Dava ve icra takip dosyası dava dosyasına sunulan deliller ve davacının ticari defterler incelemesi sonucu, tarafların ticari defterlerindeki kaydi verilere ve davacının takibe dayanak faturasının davalı aleyhine borç doğuruyor olması sonucuna göre dava konusu takip kapsamında 11.01.2024 takip tarihi itibariyle davacının 276.120,00TL (takipteki asıl alacak miktarı kadar) davalıdan asıl alacağı olduğu, Davacının alacağının faturaya dayandığı, faturaların davalı aleyhine borç doğurduğu, Davacı takip alacaklısının işlemiş faiz talebinde bulunmadığı, Davacının alacak iddiasının benimsenmesi durumunda; Merkez bankası verilerinden, 11.01.2024 takip tarihi itibari ile avans faizi oranının %44,25 olduğu ancak davacının takip talebinde yıllık %11,75 oranında faiz talep ettiği anlaşıldığından taleple bağlılık ilkesi gereği davacının belirlenen asıl alacağına takip tarihinden itibaren %11,75 ve değişen oranlarda kademeli olarak avans faizi yürütülebileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, dava konusu takibe ilişkin borç bakiyesi bulunduğu ve bu anlamda cari hesap borç ilişkisinin oluştuğu, davacının bu cari hesap alacağının tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, mahkememizce aldırılan bilirkişi kök ve ek raporlarında tespit edildiği üzere davacının alacağına dayanak olan faturanın davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, davacı ve davalının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, dolayısıyla davalının bu faturaya ilişkin işin yapıldığının kabulü gerektiği, aksini yazılı delil veya kesin delil ile ispat edebileceği, davalının ise herhangi bir ödeme belgesi ibraz etmediği, taraf defterleri arasındaki borç farkının bulunmadığı, davacının davasını tüm bu açıklamalarla ispatladığının kabulü gerektiği anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasına davalı borçlu tarafından yöneltilen itirazın iptaline, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında icra inkar tazminatı 55.224,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine 3-Karar ve ilam harcı 18.861,75-TL nin peşin alınan 3.334,84-TL den düşümü ile kalan 15.526,91-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,000-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan 3.762,44-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 4.270,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/106, K. 2025/791, T. 11.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-106-e-2025-791-k-906287d1b999