İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1028 E. 2026/287 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1028
- Karar No
- 2026/287
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1028 KARAR NO : 2026/287
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli) DAVA TARİHİ : 18/03/2024 KARAR TARİHİ : 01/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Fesih İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının sahibi olduğu ----- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ------ sicil numarasına kayıtlı ------ %20 hissesinin, taraflar arasında yapılan 01/09/2021 tarihli pay devir ve temlik sözleşmesi ile 2.450.000,00 TL bedelle müvekkiline satıldığını, payların şirket defterine işlendiğini, davalı ...'nin şirketin 680 payına ortak olduğunu, 25/01/2025 tarihine kadar şirketin yönetim kurulu başkanı olarak seçildiğini, buna ilişkin gerekli ilanların yapıldığını, müvekkilinin hisse bedeline ilişkin 2.450.000.00 TL bedeli davalının talebi ile davalının kişisel hesabına aktardığını, bunun kötüye kullanıldığını, davalının şirket hesabındaki paraları kişisel hesabına aktararak şirketin içini boşalttığını, şirkete ait ---- model ---- plakalı aracın 15/11/2022 tarihinde ---- Noterliği'nin ------ yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile satıldığını, satış bedelinin 85.000,00 TL'sinin şirket hesabına, geri kalan 175.000.00 TL' sinin ise davalının şahsi hesabına aktarıldığını, genel kurulun yapılmadığını, genel kurul yapılması çağrısına cevap vermediğini, davalının sözleşme gereği teslim etmesi gereken pay senetlerini teslim etmediğini, davalının, şirketin alacak ve borçlarını gösterir listeyi teslim etmediğini, sunması gereken raporları vermediğini, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığını, müvekkilinin ortaklıktan çıkma talep etmesi dışında başka izlenecek bir yol kalmadığını belirterek öncelikle müvekkilinin alacağının karşılıksız kalmasını önlemek için davalıların adına kayıtlı gayrimenkul ve araçlarına hisse devir bedeli kadar ihtiyati haciz konulmasını, öncelikle TTK'nın 531. maddesi gereğince, şirket tasfiye edilmeksizin, müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına, mahkeme aksi kanaatte ise şirket hakkında da tasfiye kararı verilerek müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydı ile şimdilik, müvekkilinin şirketteki 420 hisse bedeli karşılığı olmak üzere 100.000 TL ayrılma akçesinin, pay bedelinin dava tarihi itibarı ile bankalarca mevduata uygulanan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak kendilerine ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet davalı taraf üzerinde bırakılmasını dava ve talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle usul i itirazlarda bulunduğunu, eksik harç ile açılan davada harcın tamamlanması gerektiğini, dava dilekçesinin 11MK hükümlerine uygun olarak sunulmadığını, esasa ilişkin itirazlarına ilişkin olarak: davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların tamamıyla gerçek dışı olduğunu, davacının dava dilekçesinde şirketin % 80 hissedarı ve müdürü olan davalı müvekkili ...' yi haddini ve maksatlı aşarak adeta bir dolandırıcı ve kötü niyetli bir iş adamı gibi göstermesi müvekkili adına davacı tarafa açılacak olan hem hukuk hem de ceza davasının konusunu içerdiğini, gelinen bu aşamada şimdilik bu haklarını saklı tuttuklarını, taraflar arasındaki bir başka dava ile de----.Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin ------ sayılı dosyasında görüldüğünü, dava konusu da sözleşmeye aykırılık nedeni ile davacı tarafın müvekkilinden cezai şart bedeli isteminden ibaret olup bu dava gibi haksız ve hukuka aykırı talep den ibaret olduğunu, her ne kadar davalı müvekkili basiretli bir iş adamı gibi davranıp şirketinin ticari faaliyetini sürdürüp ekonomik faaliyette bulunsa da davacı tarafin dava dilekçesinde belirttiği gibi 01/09/2021 tarihinde yapılan pay ve devir sözleşmesi ile davalı müvekkilinin tek hissedarı bulunduğu şirketinin yüzde 20 hissesini davacı ... ------ devretmiş ve hisseleri oranında ortak olduklarını, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davacının açmış olduğu haksız ve kötü niyetli davanın aleyhe hususlarının tüm ferileriyle ile reddine karar verilmesini, öncelikle davacının talep ettiği ihtiyati tedbir kararlarının reddine ve davacının talebinin kabulü durumunda tedbirin kaldırılmasına, her ne kadar ayrıntılı delil ve beyan dilekçesi sunmuş olmamıza rağmen davalı ticari şirketin ve diğer davalının başkaca birtakım deli) ve beyanları sunması için kendilerine süre verilmesini, yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE : Mahkememizden verilen 05/06/2024 tarih ve ---- Esas ----sayılı Kararında; "Davacı, şirketin feshini talep etmediğini açıkça dava dilekçesine belirtmiş; kendi %20 hisse bedelinin davalılardan (hem şirketten hem diğer ortaktan müteslsilen) tahsilini talep etmiştir. Davacının, anonim şirkette, hissesinin rayiç bedelinin tahsilini talep edemeyeceği anlaşılmakla; davanın reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde davanın reddine karar verilmiştir.---- BAM ---- Hukuk Dairesi ---- esas ---- karar sayılı kararı uyarınca terditli taleplerden biri hakkında red kararı verildikten sonra diğeri hakkında karar verilmediğini belirterek Mahkememizden verilen 05/06/2024 tarih ve ---- Esas ----- kararının kaldırılarak dosyanın mahkememize gönderildiği görülmüştür.Mahkememizden verilen 05/06/2024 tarih ve ---- Esas ---- Sayılı kararının ------ Bölge Adliye Mahkemesi ----. Hukuk Dairesi ---- esas --- ilamıyla kaldırılmakla dosyanın mahkememizde----- Esas sayılı olarak kaydı yapılmıştır. Davacı, davalı ... şirket ile birlikte diğer ortağı hasım göstererek, anonim şirketin feshine karar verilmeksizin kendisinin ortaklıktan çıkarılmasına, aksi kanaatte ise şirket hakkında tasfiye kararı verilerek müvekkilinin şirkte ortaklığından çıkarılmasına, şimdilik 100.000TL ayrılma akçesinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar cevap dilekçelerinde davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ---- depremi gibi mücbir sebeplerin şirketi etkilediğini, davacının da şirkete bir katkısının olmadığını ileri sürerek davanın her iki davalı yönünden reddini savunmuştur. Anonim şirketteki hissedarların şirketten çıkmaları hisse devri yoluyla mümkündür. Pay sahibi, payın devrine yönelik hükümler çerçevesinde dilediği kişiye dilediği bedelden payını satıp bedelini tahsil ederek bu çerçeve içinde payını devredebilir. Hissedar payını şirkete de teklif edip, şirketle anlaşmak suretiyle bedeli karşılığında hissesini şirkete de devredebilir. Ancak, hissesinin rayiç bedelinin tespiti yoluyla bunun tahsiline ilişkin hüküm kurulmak suretiyle payını şirketten talep edemez. Anonim şirketlerde hissedarın bunun dışında payı karşılığında mahkemeden şirketten çıkarılmasını talep etme hakkı da mevcut değildir. Terditli taleplerinden ilkinde davacı, şirketin feshini talep etmediğini açıkça dava dilekçesine belirtmiş; kendi %20 hisse bedelinin davalılardan (hem şirketten hem diğer ortaktan müteslsilen) tahsilini talep etmiştir. Davacının, anonim şirkette, hissesinin rayiç bedelinin tahsilini talep edemeyeceği anlaşılmakla; şirketin feshini talep etmeden ortaklıktan çıkarılma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Terditli taleplerden diğeri şirketin feshi talebi yönünden ise; 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir" hükmünü havidir.Anılan hüküm uyarınca sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden pay sahipleri ancak haklı sebeplerin varlığını kanıtlamaları halinde şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceklerdir. Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir. Haklı sebep kavramı hakkında bütün hukuki ilişkilerde geçerli genel bir tanım vermek güçtür çünkü haklı sebep her hukuki ilişkinin ve her somut olayın özelliklerine göre değişen nisbi bir kavramdır.-----. Gerçekten de bir şirketin feshi için haklı sebep teşkil edebilecek hususlar, o şirketin halka kapalı veya halka açık olmasına göre veya pay sahibi sayısına göre değişiklik gösterebilir. Örneğin az ortaklı bir anonim şirketin feshine sebep olabilecek bir durum, çok ortaklı bir anonim şirket açısından hiçbir etki doğurmayabilir ------ Bununla birlikte “pay sahibinin hak veya menfaatlerini sürekli olarak, ağır ve ciddi şekilde ihlal eden ve dürüstlük kuralı gereğince davacı pay sahibi yönünden ortaklığa devamı çekilmez kılan karar, işlem ve davranışlar” haklı sebebin gerçekleştiği durumlara örnek kabilinden gösterilebilir ------. Haklı sebepleri belirlemede kullanılabilecek temel kıstaslar; çoğunluk gücünün kötüye kullanılmış olması, şirketin amacına ulaşmasının tehlikeye düşmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi ve şirketin devamının nesnel olarak çekilmez hale gelmesi olarak gösterilmektedir ------Türk hukukunda haklı sebeplere örnek olarak; şirketin sürekli kötü yönetilmesi, şirketin işleyişinin kilitlenmesi, pay sahiplerinin keyfi ve haksız bir şekilde farklı muameleye tabi tutulmaları, şirket imkanlarının çoğunluk pay sahiplerine tahsisi, karın ve mali imkanların çoğunluğun hakim olduğu diğer şirketlere kaydırılması, şirket varlıklarının yanlış kullanılması veya israf edilmesi, azlığın meşru taleplerinin devamlı olarak reddedilmesi, genel kurul veya yönetim kurulunun kilitlenmesi, genel kurulun sürekli olarak usule aykırı toplantıya çağrılması, azlığa karşı fiili veya manevi güç ve baskı uygulanması gösterilebilir. ----- Buna karşılık varsayımlar ve olumsuz beklentiler haklı neden sayılmamıştır.Mahkemece feshin haklı fesih sebeplerinin bulunması halinde dahi feshin son çare olması ilkesi gereğince şirketten çıkarılma dahil diğer uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle şirket faaliyetlerinin devamını sağlamaya yönelik karar verilip verilemeyeceği de değerlendirilmelidir.Davacının haklı feshe dayanak ettiği somut iddiaları şu şekildedir: davalıdan satın aldığı şirket paylarının bedellerinin davalının kişisel hesabına ödenmesi, araç satış sözleşmesinden kaynaklanan 260.000,00 TL satım bedelinin 170.000,00 TL'sinin davalının hesabına aktarılması, şirkete ait hesaptan kendi hesabına para aktarması, şirket hesaplarının boşaltılması nedeniyle vergi ve kdv ödemelerinde zora gidilerek vergi cezalarının kesilmesi, şirket kredi kartını kendi ödemeleri için de kullandığı, şirket genel kurul toplantılarının yapılmadığı, davalının sözleşme gereği teslim etmesi gereken pay senetlerini teslim etmediği, davalının şirket raporlarını sunmadığını ve müşteriler ile ilgilenmeyerek sorunların yaşanmaya başlandığı, davalını sözleşmeye rağmen aynı iş kolunda faaliyet göstererek rekabet yasağını ihlal ettiği şeklindedir.Bilirkişi Heyet Raporunda davalı ortağın şirketten borçlar aldığı, alınan borçların şirkete ait giderlerin ortağın cari hesabı üzerinden kapatıldığından ortağın şirketten 8.321,57 TL alacaklı olduğuna yer verildiği görüldüğünden ortaklara borçlar hesabının faaliyet giderleriyle kapatıldığından şirket kaynaklarının aktarımı olarak değerlendirilmediği, şirket hisselerinin satın alınmasından önce 2020 yılında 890.437,60 TL bakiye kurumlar vergisi, hisselerin satın alındığı yıl 231.088,28 TL bakiye, 2022 ve 2024 yıllarında 0 bakiye, 2023 yılında 47.374,96 TL bakiye verdiği görülmekle davacının hisseleri satın alındığı yıldan öncesinde kurumlar vergisi bakiyesinin fazla olduğunu bilerek hisseleri satın aldığı, sonrasında kurumlar vergisi bakiyesinin iki yıl 0 bakiye, bir yıl ise 47.374,96 TL bakiye verdiği görülmekle hisselerin satın alındığı yıldan sonraki bu durumun ülke ve dünyada yaşanan pandemi ve hiper enflasyon dönemi itibariyle olağan karşılanabileceği, rekabet sözleşmesine aykırılık iddiasında şirket kaynaklarının davalı ortak tarafından kendi işletmesine veya diğer işletmelere kullanıldırıldığı ya da şirket menfaatlerinin diğer kendi işletmeleri karşısında korunmadığına yönelik dosya kapsamında somut bir şekilde sunularak ispatlanamadığı, davacının bilgi edinme ve genel kurulu çağırma yönünde girişimlerde bulunulmasına rağmen toplantının yapılmadığına yönelik somut bir delilin olmadığı anlaşılmaktadır.Haklı sebeple fesih davası, doktrinde de belirtildiği üzere bir son çare niteliğindedir. Haklı sebebi yaratan durum başka herhangi bir şekilde ortadan kaldırılabilecekse davacının öncelikle bu yollara başvurması gerekecektir. Bu bağlamda eğer haklı sebebi oluşturan durum genel kurul kararının iptali davasıyla ortadan kaldırılabilecek veya sorumluluk davası açılması suretiyle sona erdirilebilecekse öncelikle bu yollara başvurulması gerekecektir. Açılmış bir sorumluluk davası, azil davası, bilgi alma ve inceleme hakkı vb talepli dava, yahut genel kurulun toplantıya çağrılması istemli bir dava olmadığı anlaşılmaktadır. Davacı iddiaları fesihten ziyade sorumluluk davasının konusuna ilişkindir. (Uyaptan yapılan kontrolde davacı tarafından davalı aleyhine açılan tek davanın ---ATM nin ------ Esas sayılı dosya olduğu görülmüştür. Bu dava incelendiğinde davacı ortağın davalı ortağa karşı 01/09/2021 tarihli hisse devir sözleşmesine aykırılık sebebiyle cezai şart talebinde bulunduğu, mahkemenin bilirkişi incelemesi yaparak davanın kısmen kabulüne karar verdiği, bu kararın istinaf incelemesinde(---BAM ----- HD-----beklediği görülmüştür.) Davalı şirketin nevi anonim şirket olup, ortaklar arasında aile veya akrabalık bağı olmadığı, kural olarak sürekli ve devamlı çekilmezlik olgusu için limited şirketten daha dar bir yorum yapılması gerekmektedir. Davacının dava tarihi itibariyle ikibuçuk yıldır paydaş olduğu ve varlığı ileri sürdüğü vakıaların, TTK'nun 531 maddesinde düzenlenen ve son çare ilkesine tabi dava bakımından çekilmezlik olgusu için yeterli ağırlıkta olmadığı, bu aşamada haklı sebebin varlığına kanaat getirilmemiş olması karşısında fesih yerine alternatif çözüm olarak ortaklıktan çıkma isteminde bulunulamayacağı kabul edilerek davacının açmış olduğu çıkma payı talepli davanın reddine, diğer ortak ve şirketten pay bedelinin iadesine dair davasının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının asıl ve terditli tüm taleplerinin REDDİNE; 2-Alınması gerekli 732,00-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalılar tarafından yapılan 260,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana iadesine, 6-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili (e duruşma) ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.