İlk Derece Mahkemesi · İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1003 E. 2025/272 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/1003
Karar No
2025/272
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/1003 Esas

KARAR NO : 2025/272

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ: 21/04/2024

KARAR TARİHİ: 19/03/2025

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... 22.01.2024 tarihinde ... Mahallesi ... Sokaktaki marketten çıkıp yürümekteyken ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu ağır yaralandığını, müvekkili haftalarca yoğun bakımda kaldığını, müvekkilinin vücudundaki ağır derecede kırık kemikler hala iyileşmediğini, davalı sürücü ..., meydana gelen kaza sonucunda müvekkilinin hayatı tehlikeye sokacak ve ağır derecede yaralanmasına neden olduğu trafik kazasında asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkili ... yaşanan bu elim hadise sonucunda işi bırakmak zorunda kalmış, kaza sonrası acılar içinde yaşamaya çalıştığını, kaza sonrası haftalarca kendini bilmez halde yoğun bakımda bilinci kayıp vaziyette hastanede tedavi gördüğünü, bu kazada sürücü asli ve tam kusurlu olduğunu, hiçbir tedbir almadan müvekkiline çarpmış, müvekkilinin ağır yaralanıp bayılmasına ve beyin kanaması geçirmesine sebep olduğunu, müvekkilinin beden sağlığı ve ruh sağlığı bu kaza nedeniyle bozulduğunu, bundan sonra hayatına sakat olarak devam edeceğini, müvekkili halen bu kazanın etkisiyle gerek kemik kırıklarından gerekse kafatasına aldığı darbeden beyin fonksiyonları zayıflamış, işitme kaybına uğradığını, müvekkili kendine özgü günlük işlerini yapamaz duruma geldiğini, 6098 sayılı TBK'nun 56. (BK'nun 47.) maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olması gerektiğini, ''Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşıdığını, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediğini, zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiğini, müvekkilinin bu kazadan sonra çektiği acı, üzüntü, elem, keder, vücudundaki sakatlıklar nedeniyle 100.000 TL manevi tazminatın faizleriyle birlikte davalılardan alınarak müvekkilinin davacıya verilmesini, ...'ın hayati tehlike konumuna getiren ağır derecede yaralayan, kemik kırığı olması sonucu iş kaybı, iş ve güçten kalma, tedavi, ulaşım, bakıcı ve diğer giderler için şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesini, İzmir Arabuluculuk Bürosu ... büro dosya numaralı işlemle önce arabulucuya başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, davacı ... için 100.000 TL manevi tazminat ile ...'ın hayati tehlike konumuna getiren ağır derecede yaralayan, kemik kırığı olması sonucu iş kaybı, iş ve güçten kalma, tedavi, ulaşım, bakıcı ve diğer giderler için şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalılardan alınarak davacı müvekkiline verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı araç müvekkili şirket nezdinde ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile 23/09/2023-23/09/2024 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçe teminat limiti kişi başına 1.200.000 TL olup müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zararı nispetinde olduğunu, davacı taraf huzurdaki davayı kısmi dava şeklinde ikame ettiğini, dava türünün değiştirilmesi mümkün olmayıp bu husus gözetilerek yargılama yapılması gerektiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde düzenlenen sigortacıya başvuru şartı yerine getirilmeden dava yoluna başvurulduğunu, KTK, HMK ve Genel Şartlar gereği müvekkili şirkete usule uygun başvuru yapılması dava şartı olup davanın reddini talep ettiğini, müvekkili sigorta şirketi sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve teminat limitleri dâhilinde tazminattan sorumludur. kaza tespit tutanağında sigortalıya kusur atfedilmiş ise de atfedilen kusur oranı gerçeği yansıtmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, kusur durumunun bilirkişi aracılığıyla tespitini talep ettiklerini, sağlık kurulu raporu ile diğer tedavi evrakları incelendiğinde açıkça görüleceği üzere, kaza ile araz arasında illiyet bulunmamakta olup davanın reddi gerektiğini, davacının kaza nedeni ile malul kalıp kalmadığı ve maluliyet oranın tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmasını talep ettiklerini, stabilizasyon süresi beklenmeksizin düzenlenmiş sağlık kurulu raporunun hükme esas alınması mümkün olmadığını, davanın reddedilmesi gerekmekle birlikte mahkeme aksi kanaatte ise öncelikle iyileşmenin sona erip ermediğinin akabinde maluliyet oranının belirlenmesi gerektiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları EK 2'de belirtilen kurallar çerçevesinde (TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,65 teknik faiz) hesaplama yapılması gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla sürekli iş göremezlik tazminatı hesabı yapılması halinde dahi sürekli iş göremezlik tazminatının davacının geçici iş göremezlik süresinin sona erdiği tarihten başlamak üzere yapılması gerektiğini, aksi halde aynı sürenin hem geçici iş göremezlik tazminatı hem sürekli iş göremezlik tazminatı bakımından dikkate alınması gibi bir sonuç doğmakta olup bu husus davacı lehine haksız sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini, tazminat hesabında esas alınacak gelir, devamlılık gösteren ve kazanılması için efor sarfına gerek olan ücretler olduğunu, davacı tarafından SGK hizmet dökümü sunulmadığını, davacının/müteveffanın düzenli geliri/mesleği olmadığından kabul anlamına gelmemek üzere zarar hesabı yapılması halinde asgari ücret esas alınması gerektiğini, uyuşmazlığa konu kazanın iş kazası olup olmadığının araştırılması gerektiğini, zira iş kazası halinde, SGK ve işveren tarafından yapılan/yapılacak ödemeler tespit edilerek tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, mükerrer tahsilata yol açabilecek nitelikteki bu itirazlarımız gözetilerek değerlendirme yapılmasını talep ettiklerini, teminat kapsamında olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte bakıcı giderinin belgelendirilmesi halinde brüt asgari ücret, belgelendirilmemesi halinde ise net asgari ücretin tazminat hesaplamasına esas alınması gerektiğini, ayrıca bakıcı ihtiyacının aile bireyleri tarafından karşılanması halinde hesaplanacak tazminattan %50 oranında hakkaniyet indirimi yapılmasını talep ettiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacıya ödenen ve/veya ödenecek rücuya tabi ödemelerin tespiti ile işbu bedelin hesaplanacak tazminat bedelinden mahsup edilmesi gerektiğini, ayrıca davacının kaza tarihinden sonra fiilen çalışıp çalışmadığı ve gelire ilişkin hususlarının araştırılması için ilgili yerlere müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki; zmms poliçesi kapsamında manevi tazminat teminatı bulunmadığını, bu sebeple müvekkili şirketin sorumluluğu bulunmadığını, fahiş manevi tazminat talebinin reddi gerektiğini, manevi tazminat zenginleşme aracı olmadığını, dosyada mübrez evraklarda uzlaştırma durumu belirsiz olduğunu, CMK md.253 gereği uzlaştırmanın haklardan feragat olduğu gözetildiğinde, uzlaşma durumunun mevcut olup olmadığının araştırılması gerektiğini, uyuşmazlığa konu kazada taraflar arasında ticari bir faaliyet olmadığı gibi talebin hukuki dayanağı haksız fiil hükümlerinden kaynaklandığını, Yargıtay İçtihatları gözetilerek davacının avans faizi talebinin reddini talep ederiz. buna ek olarak faiz başlangıç tarihine itiraz ettiğini, davacının arabuluculuk için vekalet ücreti talep etmesi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tüm hususları reddetmek suretiyle, fazlaya ve başkaya ilişkin hakları, ihbar, dava, talep ve şikayet hakları saklı tutarak; müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, aksinin kabulü halinde ise sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, temerrüde düşmemiş ve dava açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine vekalet ücreti, yargılama giderleri ve faize karar verilmemesine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise poliçe limiti ve sigortalının kusur oranı dikkate alınarak hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı, ...'ın idaresindeki ... plakalı aracın 22.01.2024 tarihinde ... Mah. ... Sk. Üzerinde seyir halindeyken ...'a çarparak yaşamını tehlikeye sokacak ve ağır derecede kemik kırığı meydana gelmesi sebebiyle uğradığı işgücü kaybı, iş ve güçten kalma ve tedavi giderlerinin ödenmesi talebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000TL maddi, 100.000TL Manevi olmak üzere toplam 105.000TL tazminat isteminde bulunduğunu, huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, davacı, mahkeme nezdinde ikame ettiği işbu davada “fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak, şimdilik 5.000,00 TL’lik maddi tazminatın tahsilini” talep ettiğini, ancak işbu davanın “belirsiz alacak davası” olarak ikame edilmesi HMK’nın ilgili hükümlerine açıkça aykırılık teşkil ettiğini, dava konusu miktar davacı tarafça belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı yan, müvekkili araç sürücüsü ...'ın kazada asli ve tam kusurlu olduğunu iddia etmiş ise de davacının, olay esnasında dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde mi yola çıktığı bu hususta asli veya tali kusurlu olup olmadığına hiç değinilmeden asli kusuru müvekkiline atfetmesi hakkaniyete uygun olmadığını, 22.01.2024 tarihli kaza tespit tutanağı; "Sürücü ..., sevk idaresindeki ... plaka sayılı aracıyla ... Sok. No:... önünde park halinden çıkıp bulunduğu yerden ... istikametine "u" dönüşü yapmak istediği esnada aracının ön kısımlarıyla ... Sok. No:... önünden no ... istikametine karşıdan karşıya geçmeye çalışan yaya ...'a çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda sürücü ...'ın 2918 sayılı K.T.K.'nın 47/1-C maddesini ihlal ettiği, yaya ...'ın ise aynı kanunun 68/1-B maddesini ihlal ettiği görüşüne varılmıştır." şeklinde düzenlendiğini, 22.01.2024 tarihli kaza tespit tutanağına göre müvekkili sanık ..., 2918 sayılı K.T.K.'nın 47/1-C maddesini ihlal ettiğinden tali kusurlu, davacı ... KTK'nın 68/1-b maddesini ihlal ettiğinden Asli Kusurlu sayıldığını, davacı ile müvekkili arasında görülmekte olan trafik kazasına ilişkin İzmir ...Asliye Ceza Mahkemesi ... esas sayılı dosyaya ilişkin alınan bilirkişi raporunda da davacı ... asli kusurlu bulunduğunu, ... plakalı araç ... Sigorta Şirketi nezdinde ... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile 23/09/2023- 23/09/2024 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçe teminat limiti kişi başına 1.200.000 TL olup, sigorta şirketi, sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacının meydana geldiği iddia edilen maluliyetinin trafik kazası ile illiyet bağı bulunmadığını, davacının kaza nedeni ile malul kalıp kalmadığı ve maluliyet oranın tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilerek kaza tarihinde geçerli olan yönetmelik hükümlerine göre rapor alınmasını talep ettiğini, davacının trafik kazası sebebi ile meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının, ve varsa oranının belirlenmesi gerektiğini, bu amaçla davacının Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’ne sevkine karar verilmesini talep ettiklerini, bilirkişi raporunda maluliyet tespit edilmesi halinde; maluliyetin geçici nitelikte olup olmadığı, kaza ile netice arasındaki illiyet bağı bulunup bulunmadığı ve maluliyetin sürekli olup olmadığı konuları belirlenmesi gerektiğini, Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre zarar görenin maluliyet oranının belirlenmesi gerektiğini, meydana gelen olay nedeniyle üzüntü ve keder duyulması, manevi tazminata hükmedilebilmesi için yeterli olmadığını, zira haksız fiil nedeniyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için haksız fiille birlikte manevi zararın doğması, manevi zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağının bulunması ve davalının sorumlu olmasını gerektiren bir kusurun varlığı koşullarının bir arada bulunması gerektiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddi gerektiğini, araç sürücüsü kusurlu olduğunu ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini kabul etmemekle birlikte, bir kusur izafesi halinde bile istenilen tazminat miktarının hakkaniyete uygun olması gerektiğini, davanın dava şartının yokluğundan usulden reddine, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece işin esasına girilmesi halinde davacının maddi-manevi tazminat talebinin reddine, kabul anlamına gelmemek üzere aleyhe hüküm kurulması halinde ise, sigortalının kusur oranı dikkate alınarak poliçe limiti dahilinde sigorta şirketinin sorumluluğu yönünde hüküm kurulması gerekliliğine, reddedilen kısım için ise yargılama ücreti ve ücreti vekaletin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiş ve savunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT:

Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu 13/03/2025

tarihli dilekçesi ile tazminat konulu davadan feragat ettiğini, davalı, haricen müvekkiline ödeme yaptığını, vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediğini, eksik hususların tamamlanarak usulü işlemlerin yapılmasını beyan etmiştir.

Davalı sigorta vekilinin 05/03/2025 tarihli dilekçesi ile özetle; davacı taraf ile talep edilen alacak kalemleri bakımından sulh olunmuş olup, davacı tüm alacak ve haklarından feragat ettiklerini, davaya ilişkin olarak herhangi bir vekalet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını, davanın feragat nedeniyle reddini, gerekçeli kararın yazılarak taraflara tebliğini ve buna müteakip artan gider avansının iade edilmesini bildirmiştir.

Davacı vekilinin vekaletnamesinin incelenmesinde feragate yetkili olduğu anlaşılmıştır.

Davadan feragat, 6100 Sayılı HMK nun 307. maddesinde düzenlenmiş olup davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir.

Feragat, davaya son veren hem usul, hem maddi hukuka ilişkin taraf (davacı) işlemlerinden biri olup, kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Feragatin geçerliliği için davalının veya mahkemenin kabul beyanına ihtiyaç yoktur.

Açıklanan nedenlerle, davanın feragat nedeniyle reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre;

1-Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE,

2-Feragat muhakemenin ilk celsesinden önce vuku bulduğundan Harçlar Kanunu madde 22 gereğince alınması gerekli harcın 1/3'ü olan 205,13 TL'nin dava açılırken peşin olarak yatırılan 1.793,14 TL'den mahsubu ile 1.588,01 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen taraflara iadesine,

5-Tarafların talebi dikkate alınarak, davalı lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

6-Zorunlu arabuluculuk kapsamında suçüstü ödeneğinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

Dair, tarafların yokluğunda verilen karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde, mahkememize verilecek dilekçe ile İzmir Bölge adliye Mahkemesi nezdinde, istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.19/03/2025

Katip ...

e-imzalı

Hakim ...

e-imzalı

Atıf: İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/1003, K. 2025/272, T. 19.03.2025, www.arakarar.com/karar/izmir-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-1003-e-2025-272-k-a983265b879b