İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/1 E. 2026/351 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1
- Karar No
- 2026/351
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/1 Esas - 2026/351 T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/1 Esas KARAR NO : 2026/351 BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/01/2024 KARAR TARİHİ : 14/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü ve malik ... Çalışkan’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacı ... Çalışkan’ın Yozgat İli, Kadışehri İlçesinde 06.04.2023 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası neticesinde basit tıbbi müdahale ile giderilemez, vücudunda kemik kırığı olacak şekilde yaralanmış olduğunu, kazaya ilişkin soruşturmanın Çekerek Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023-326 soruşturma sayılı dosyası ile yürütülmüş olduğunu, kaza sonrası tutulan trafik kazası tespit tutanağı ile ... plakalı araç sürücüsü ... Çalışkan'ın KTK.52/1b maddesini ihlal ederek kusurlu olduğu tespit edilmiş olduğunu, kaza tespit tutanağında yer alan bilgilere ve dosyadaki diğer evraklara göre kazaya karışan ve kusurlu olan ... plaka sayılı aracın Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi davalı şirket tarafından (49377734 poliçe no) düzenlenmiş olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu gereğince davacının uğramış olduğu zararlardan davalının sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketine davacının kaza sonucunda uğradığı zararın tazmini için başvurulmuş olmasına rağmen, bu taleplerine olumsuz cevap verildiğini, sonrasında ise arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, burada anlaşma sağlanamadığını, kaza sonrasında davacı ... Çalışkan’ın, 112 unsurları ile Kadışehir Devlet Hastanesi'ne kaldırılmış ve ilk müdahale burada yapılmış olduğunu, davacıya sonrasında dilekçede açıklanan operasyon ve tedavilerin uygulandığını ancak davacının bu hastanelerdeki operasyonlara ve tedavilere rağmen bir türlü eski sağlığına kavuşamamış ve kendi işlerini dahi yürütememekte olduğunu, davaya konu kaza nedeniyle, bahsedilen operasyonlara maruz kalan davacının işbu dava tarihi itibariyle dahi tedavisi de henüz bitmemiş olduğunu, davacının bundan sonra da birkaç operasyon geçirmesi gerekebileceği uzman doktorlar tarafından ifade edilmekte olduğunu, bu kapsamda, davacının dava sürecinde ameliyat olması veya başkaca bir operasyona maruz kalması durumunda buna ilişkin Mahkemeye bilgi ve belge sunma haklarının saklı olduğunu, açıklanan nedenlerle, davacının, kaza tarihinden bu yana geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakım giderleri ve tedavi giderleri nedeniyle maddi kaybı bulunmakta olup hesap bilirkişisi tarafından hesaplanması ve davalıdan tahsili gerekmekte olduğunu belirterek, Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu düzenledikleri poliçenin limitleriyle sınırlı olarak, işbu belirsiz alacak davası kapsamında; davacının geçici iş göremezlik, kalıcı iş göremezlik, bakım giderleri ve tedavi giderlerinin tespitiyle buna göre ödenmesi gereken tazminatların hesaplanarak şimdilik 1.000,00 TL. (geçici iş göremezlik 100,00 TL., sürekli iş göremezlik 700,00 TL., bakıcı giderleri 100,00 TL., ve tedavi giderleri 100,00 TL.,)'nin fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; kaza tarihi olan 06.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde: Davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Davanın yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, huzurdaki davanın yetki bakımından İstanbul Anadolu Mahkemesi yetki alanına girmesi nedeni ile yetkisizlik kararı verilmek suretiyle dosyanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesine karar verilmesini Mahkemeden talep ettiklerini, Başvuran tarafından dava şartı yerine getirilmemiş olup, eksik evrakla başvuru yapılmış olduğunu, sözü edilen düzenlemelere göre; zarar gören kişilerin sigorta kuruluşuna eksik belge ile başvurmaları halinde, sigorta kuruluşu aleyhine doğrudan doğruya dava yoluna gitme hakları bulunmamakta olduğunu, somut olayda başvuran, huzurdaki başvurudan önce ve sonra Trafik Sigortası Genel Şartlarında belirtilen belge ve bilgileri ibraz etmemiş olması nedeniyle geçerli bir başvurudan söz edilemeyeceği açık olduğunu, Kanun ile düzenlenen emredici nitelikteki özel dava şartını yerine getirmeyen davacının talebi; dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini, bu kapsamda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 2016/52 esas 2016/62 K. sayılı ilamının dikkate alınması gerektiğini, davacı iyileşme süresi içinde bulunduğundan sunulan rapora itibar edilmemesi gerekmekte olduğunu, davacı henüz iyileşme sürecini tamamlamamış olup, dolayısıyla maluliyet oranı tespit edilse dahi bu oran zaman içerisinde değişiklik gösterebilecek olduğunu, somut olayda kaza ve yaralanmanın 06.04.2023 tarihinde meydana geldiği, maluliyet raporunun ise 08.08.2023 tarihinde alındığı görülmekle, kaza tarihinden itibaren bir senelik iyileşme süresinin geçirilmemiş olduğu ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca rapor tarihi itibariyle başvuru sahibinin henüz iyileşme sürecinin devam ettiği, anlaşılmakta olduğunu, davacı iyileşme süresi içerisinde başvuruda bulunduğundan huzurdaki davanın usulden reddini, aksi halde taraflar arasında maluliyet oranı bakımından da uyuşmazlık bulunduğundan, maluliyet oranının kesin ve net olarak tespit edilebilmesi dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesini arz ve talep ettiklerini, Kayseri Şehir Hastanesi Sağlık Bakanlığının sağlık kurulu raporu düzenleme yetkisi verdiği hastanelerden olmadığını, Sağlık Kurulu düzenleme yetkisi bulunmayan Kayseri Şehir Hastanesi tarafından düzenlenen raporun yönetmelik hükmüne göre değerlendirilmeye alınmamasını arz ve talep ettiklerini, her halükarda Alerta Kurumsal Sağlık Yönetim ve Danışmanlık Hizmetleri tarafından hazırlanan medikal firma raporu da HMK anlamında delil niteliğine haiz olduğunu, bu kapsamda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/8233 E. ve 2016/7686 K. numaralı kararının dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafından sunulan maluliyet raporuna itibar edilmemesini, itirazları doğrultusunda maluliyet bilirkişi raporu aldırılmasını arz ve talep ettiklerini, raporlar arasında açık bir çelişki bulunmakta olduğunu, çelişkinin giderilmesi gerektiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/16657 E. 2017/817 K. 31.1.2017 T. Sayılı kararının, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2013/5844 E. 2014/7596 K. 13.5.2014 T. sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, her halükarda adil ve güvenilir bir yargılama bakımından, maluliyet oranının Yargıtay’ın işaret ettiği şekilde belirlenmesi gerektiğini, başvuranın güncel SGK hizmet dökümünün dosyaya sunulmasına ve geçici iş göremezlik süresi boyunca maaş almaya devam ettiğinin tespit edilmesi durumunda geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddi gerekmekte olduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/12236 Esas, 2018/6068 Karar ve 18.06.2018 tarihli ilamının bu kapsamda dikkate alınması gerektiğini, eğer davalı sigorta şirketinin herhangi bir sorumluluğu doğacak olsa dahi ilk olarak SGK ödemesine ilişkin resmi yazı dosyaya sunulmalı ve sonrasında ödeme durumuna göre hesaplama yapılması gerekmekte olduğunu, her halükarda geçici iş göremezlik tazminatı ve geçici bakıcı tazminatı trafik poliçesi teminatı kapsamında olmadığından taleplerin reddi gerekmekte olduğunu, Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla davalı sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona ermiş olduğunu, başvuranın tedavi gideri kapsamındaki taleplerin teminat kapsamında olmadığı sabit olduğunu, uyuşmazlığa konu kazada davacının müterafik kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını arz ve talep ettiklerini, dosyada mübrez muayene evrakları ve adli kurul raporu incelenerek davacının yaralandığı bölgeler dikkate alındığında davacının emniyet kemeri takmadığı, emniyet kemerinin takılması halinde bahse konu yaralanmaların gerçekleşmeyebileceği ve kaza nedeniyle davacının yaralanması ile emniyet kemerinin takılmaması arasında nedensellik bağı bulunduğu ve sonuç olarak da davacının müterafik kusurunun bulunduğu izahtan vareste olduğunu, bu kapsamda Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/3069 E. 2018/11956 K. Sayılı kararının, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas No. 2011/4-824 Karar No. 2012/134 sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini, Soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitini talep ettiklerini, başvuranın faize ilişkin taleplerinin reddi gerekmekte olduğunu, davalı şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini beyan eder, her halükarda yukarıda açıklanan nedenlerle başvuranın kaza tarihinden itibaren faiz taleplerinin reddini arz ve talep ettiklerini belirterek, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür. Dava, 06/04/2023 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile davacının geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakım giderleri ve tedavi giderleri nedeniyle maddi zararı olup olmadığı, varsa miktarı ve davalının bu zarar talebinden sorumlu olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Yargılama devam ederken celse arasında davacı vekilinin 08/04/2026 havale tarihli sunduğu dilekçesinde davalı taraf ile sulh olunduğunu ve bundan dolayı davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadıklarını, Davalı vekili ise UYAP üzerinden sunduğu 14/04/2026 tarihli dilekçesiyle; karşılıklı yargılama gideri ve vekâlet ücreti talepleri bulunmadığını bildirmiştir. Davacı vekilinin feragat dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 20/11/2025 tarihli sulh protokolü incelendiğinde, asıl alacak ve vekalet ücreti hususunda ibralaştıkları ve bunlar dışında davalının vekalet ücreti, faiz, yargılama gideri vb alacak kalemlerine ilişkin taleplerinin bulunmadığı anlaşılmıştır. HMK'nun 307. maddesi gereğince feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olup HMK.nın 311 maddesi gereğince de feragat ve kabul, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğruran ve davayı sona erdiren taraf işlemlerinden olduğundan, davacının feragat dilekçesi nazara alınarak davanın reddine, taraflar arasında imzalanan sulh protokolü dikkate alınarak yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, arabuluculuk ücretinin ise davalıdan tahsiline dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-HMK'nın 307-312. maddeleri uyarınca davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 2- Harçlar Kanunun 22. Maddesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcının 2/3'üne isabet eden 488,00-TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından yatırılan 732,00-TL peşin harçtan mahsubu ile artan 244,00TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda bir karar verilmesine ve davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/04/2026
Başkan ¸E-imzalıdır Üye ¸E-imzalıdır Üye ¸E-imzalıdır Katip ¸E-imzalıdır