İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/858 E. 2024/1171 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/858
Karar No
2024/1171
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARAR ESAS NO :*** KARAR NO : ***

HAKİM : ... ... KATİP : ... ...

DAVACI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : ... - ... ... VEKİLİ : Av. ... -

DAVA : Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : ***

Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait olan 38 ... plakalı aracın 12.06.2022 tarihinde kazaya karıştığını, söz konusu kazada; kazaya karışmış olan ve davalı ... şirketince sigortalı 38 ... plakalı diğer araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğunu, işbu kazaya ilişkin yine davalı ... şirketince de müvekkiline ait mezkûr aracın uğradığı hasar bedeline istinaden de kısmi ödeme yapıldığını, ancak davalı ... şirketince her ne kadar aracın uğradığı hasar bedeli kısmen karşılanmış olsa da aracın uğradığı değer kaybı bedeli tam olarak karşılanmadığını, müvekkilinin, dava konusu belirtilen aracının uğradığı değer kaybı ve hasar bedellerinin, davalı şirketten tahsiliyle taraflarına ödenmesine ilişkin iş bu belirsiz alacak davasını ikame ettiklerini belirterek davanın kabulüyle müvekkiline ait 38 ... plakalı araca ilişkin olmak üzere 100,00 TL araç değer kaybı ve 100,00 TL hasar bedeli tazminatlarının, kaza tarihinden itibaren işleyen avans faiziyle birlikte davalı ... şirketinden tahsil edilerek taraflarına ödenmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, huzurdaki uyuşmazlığa konu talep için, işbu davadan önce, davacı yana 16/09/2022 tarihinde 1.330,00-TL değer kaybı tazminatı ödendiğini, hesaplamanın, tamamen doğru verilere göre yapıldığını ve müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan tüm sorumluluğunu yerine getirdiğini belirterek davanın reddine, davacıya ait aracın davaya konu kaza öncesinde hasarının bulunup bulunmadığının tespitini talep ettiklerini belirterek zamanaşımına uğramış davanın reddine, ret taleplerinin kabul edilmemesi halinde; kabul anlamına gelmemek kaydı ile, değer kaybı ve hasar tazminatı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasına ve tarafların kusur durumu ile bakiye teminat limiti gözetilerek hüküm kurulmasına, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkil şirket aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır. Türkiye Noterler Birliği'ne müzekkere yazılarak, 38 ... ve 38 ... plakalı araçların 12/06/2022 tarihi itibariyle ve halen kayıt maliklerinin kim olduğuna dair ilgili kayıt ve belgeler celp edilmiştir. Kayseri Emniyet Müdürlüğü Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Şube Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak 12/06/2023 günü, 38 ... ve 38 ... plakalı araçlar arasında yaşanan kazaya ilişkin; görüntü, fotoğraf, mobese kamerası kaydı, trafik kaza tespit tutanağı vs. tüm belgelerin gönderilmesi istenilmiş, gelen yazı cevabıyla, kayıtların 30 gün süre ile kaydedildiği, herhangi bir kaza tespit tutanağına rastlanılmadığı bildirilmiştir. Ak Sigorta A.Ş.'ye müzekkere yazılarak, olay tarihi itibariyle 12/06/2023 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davadan önce davacı ... tarafından başvuruda bulunup bulunmadığı, başvuruda bulunmuş ise hangi tarihte bulunduğu, başvuruya dair tüm kayıt ve belgeler ile sigorta poliçesi ve hasar dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, 38 ... plakalı aracın 27/09/2021 başlangıç ve 27/09/2022 bitiş tarihli ZMMS ile sigortalandığı görülmüştür. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılarak 38 ... plakalı aracın trafiğe çıktığı tarihten bu yana tramer kayıtlarının ve varsa ilgili belgelerin gönderilmesi istenilmiş, gelen yazı cevabıyla, poliçe, hasar bilgisi, kaza tespit tutanağı bilgisi ve eksper rapor bilgilerinin gönderildiği görülmüştür. Tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, makine mühendisi bilirkişi ... 22/062024 tarihli raporunda özetle; Madde 47/c "KTK 47/1c (Trafik işaret ve kurallarına uyma zorunluluğu: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; c) Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara, uymak zorundadırlar.)" ve Madde 84/h "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında, ....h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, hallerinde asli kusurlu sayılırlar" kurallarını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğu; 38 ... plakalı sayılı araç sürücüsü ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkenliği olmadığından kusurunun olmadığı, A)38 ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında asli ve tam kusurlu olduğu, B) Davacı yana ait 38 ... plakalı sayılı araç sürücüsü ...'ın ise kusurunun olmadığı % 0 (yüzde sıfır), - Dava konusu kaza dolayısıyla 38 ... plakalı aracın hasarının sağ ön kısımda gerçekleştiği, kaza nedeniyle aşağıda sunulan yedek parça ve işçilik giderlerine göre toplam 14.891,60 TL hasar meydana geldiği, Davalı ... tarafından 19.07.2022 tarihinde Davacı ...'a 14.891,60 TL ödemenin gerçekleştirildiği ve bakiye araç hasar zararının bulunmadığı, - Geçmiş hasar kayıtları incelendiğinde aracın yine ön ve ön sağ kısımlarından hasar aldığı, orijinallığını dava konusu kaza öncesi kaybettiği, bu nedenle değer kaybı oluşmayacağı ve bakiye değer kaybı zararının bulunmadığının değerlendirildiğini bildirir yönde rapor sunulmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin ve davalı vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Davacının itirazları doğrultusunda raporu veren bilirkişiden ek rapor alınmış, 23/10/2024 tarihli ek raporda özetle; - Kök raporda belirtilen ancak detayları dosyada mevcut Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi raporlarında mevcut olduğundan rapora ilave edilmeyen hasar tutanağında görüleceği üzere dava konusu aracın 04.03.2013 tarihinde sağ ön ve ön kısımlarından hasar aldığından dava dolayısı trafik kazası nedeniyle orijinal olmayan parçalarda yeniden değer kaybı oluşmayacağı konusunda kök rapora iştirak edildiğini bildirir yönde ek rapor sunulmuştur. Bilirkişi ek raporundan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin itiraz dilekçesi, davalı vekilinin beyan dilekçesi sundukları görülmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, Türk Borçlar Kanunu' nun 49 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız fiil nedeni ile maddi tazminat talebine ilişkindir. Sigorta poliçesi incelenmesinde, 38 ... plakalı aracın ZMSS'in davalı ... bünyesinde sigortalandığı ve 38 ... plakalı aracın davacıya ait olduğu olduğu anlaşılmıştır. Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazının değerlendirmesinde; Eldeki dosyada dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. İsviçre ve Alman Hukukunda yer alan "belirsiz alacak davası", 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Hukukumuza kazandırılmıştır. 6100 sayılı HMK'nin 107/I. maddesi "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir" hükmünü içermektedir. Madde hükmünden de anlaşıldığı üzere Belirsiz alacak davası davacının, davada talep edeceği miktarı veya değeri tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin objektif şekilde imkânsız olması ya da bunun kendisinden beklenememesi halinde mümkündür. Davacı dava tarihinde davanın miktarını tam ve kesin olarak biliyorsa veya bunu bilebilecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılamaz. Sorun, davacının alacağını tam ve kesin olarak belirleyebilecek bir durumda olması halinde alacağının tahsili için kısmi dava açmasının mümkün olup olmadığında toplanmaktadır. Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Diğer bir ifadeyle, bir alacak hakkında daha fazla miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kısmının dava edilmesi gerekir (Yargıtay HGK 17/10/2012 gün, 2012/9-838 Esas 715 Karar sayılı ilamı, Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası,s.286; Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 12. Bası, s.320). Kısmi dava, 6100 Sayılı HMK'nın 109. maddesinde düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir" hükmüne, 2.fıkrasında ise; "Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, kısmi dava açılabilmesi için; a-Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olması, b-Talep konusunun miktarının taraflar arasında tartışmalı bulunması veya açıkça belirli olmaması gerekir. Şayet, talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır. Diğer bir anlatımla; talep konusunun miktarı taraflar arasında "tartışmasız" ise veya taraflar arasında miktar veya parasal tutar bakımından bir tartışma olmakla beraber, tarafların anlaşmasına gerek kalmaksızın, objektif olarak talep konusunun miktarı herkesçe anlaşılabilecek şekilde "belirli" ise, o talep sonucunun sadece bir kısmı dava edilemez. Bu gibi hallerde, kısmi davanın yasaklanmasının sebebi, davacının kısmi dava açmakta hukuki yarar bulunmadığının kabul edilmesidir. Davacının alacağını, küçük parçalara bölüp her biri için ayrı ayrı dava açmasında hukuki yarar değil; aksine, dava hakkının kötüye kullanılması söz konusudur (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, s.319-320). Talep konusu açıkça taraflar arasında tartışmalıysa ya da açıkça belirli değilse açılan belirsiz alacak davasında davacının hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir. Açılmış olan bir davada alacağın taraflar arasında tartışmalı olup olmadığı ya da açıkça belirli olup olmadığı davalının davaya vereceği cevapla anlaşılabilir. Nihayet hakim, ön inceleme aşamasında bu hususu tespit edebilir. Şayet, davalı davaya cevabında alacağı tartışmalı hale getirmişse artık, açılmış olan belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddedilmeyip işin esası hakkında hüküm kurulması gerekir (Pekcanıtez/ Atalay/ Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası,s.320-321). Kısmî dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmî dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise bu husus, davanın kısmî dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 Esas, 2003/271 Karar sayılı kararı; Pekcanıtez, Hakan: Medeni Usul Hukuku, C. II, 15. Baskı, İstanbul 2017, s. 1000).35. Aynı hususlar Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2021/9-660 Esas, 2022/1574 Karar; 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 Esas, 2021/971 Karar; 02.03.2016 tarihli ve 2014/15-439 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Somut olayda da; davada davalılar cevap dilekçesinde davanın reddini istemiştir. Davalıların davaya cevap dilekçelerinden de anlaşılmaktadır ki; eldeki davada davacının talep ettiği alacağı taraflar arasında tartışmalı hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararları vardır ve belirsiz alacak davası şeklinde dava açması hukuken mümkündür. Kusur ön soruna ilişkin değerlendirmede, Mahkememiz olayla ilgili kural ihlallerinin tespiti noktasında, değer kaybı ve hasar zararı konusunda rapor almıştır. makine mühendisi bilirkişi ... 22/062024 tarihli raporunda özetle; "KTK 47/1c (Trafik işaret ve kurallarına uyma zorunluluğu: Karayollarından faydalananlar aşağıdaki sıralamaya göre; c) Trafik işaret levhaları, cihazları ve yer işaretlemeleri ile belirtilen veya gösterilen hususlara, uymak zorundadırlar.)" ve "Trafik kazalarında sürücü kusurlarının tespiti ve asli kusur sayılan haller: Madde 84 – Araç sürücüleri trafik kazalarında, ....h) Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama, hallerinde asli kusurlu sayılırlar" kurallarını ihlal ettiği asli ve tam kusurlu olduğu; 38 ... plakalı sayılı araç sürücüsü ise gerçekleşen kazanın oluşu üzerinde bir etkenliği olmadığından kusurunun olmadığı, A)38 ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in %100 (yüzde yüz) oranında asli ve tam kusurlu olduğu, B) Davacı yana ait 38 ... plakalı sayılı araç sürücüsü ...'ın ise kusurunun olmadığı % 0 (yüzde sıfır) olduğu belirlenmiştir. Değer kaybı ve Hasar zararına dair değerlendirmede; Değer kaybı KTK 90/1 maddesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca aracın markası, özellikleri ve model yılı, kullanım amacı, kullanım süresi, yıpranma payı,aracın kilometresi, metal kompanentlerin yoğunluğu, korozyon dozajı ve varsa önceye ait hasarlar nedeni ile orjinalliğin yitirilip yitirilmediği, aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği, bu parçaların orijinal olup olmadığı hususları gözönüne alınıp; Yargıtay'ın yerleşik uygulaması doğrultusunda aracın kazadan önceki hasarsız ikinci el serbest piyasa rayiç değeri ile onarıldıktan sonraki serbest piyasa ikinci el rayiç değeri arasındaki fark kriterine göre belirlenmesi, bu belirlemenin ise; günümüzde ikinci el araç satışlarının büyük oranda internet aracılığıyla yapıldığı göz önüne alınarak, kurumsal olarak araç alım satımına aracılık eden internet sitelerinden dava konusu edilen araçla model yılı, motor hacmi, yaptığı kilometre ve donanım olarak aynı ya da benzer araçlardan hasarlı ve hasarsız bir çok aracın karşılaştırılması suretiyle bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamasına göre; trafik kazasında zarar gören aracın gerçek hasar zararından zarar verenin aracını zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalayan sigorta şirketi de zarar veren ile birlikte sorumludur. Dosya kapsamında alınan makine mühendisi bilirkişi ... 22/062024 tarihli raporunda özetle;Dava konusu kaza dolayısıyla 38 ... plakalı aracın hasarının sağ ön kısımda gerçekleştiği, kaza nedeniyle aşağıda sunulan yedek parça ve işçilik giderlerine göre toplam 14.891,60 TL hasar meydana geldiği, Davalı ... tarafından 19.07.2022 tarihinde Davacı ...'a 14.891,60 TL ödemenin gerçekleştirildiği ve bakiye araç hasar zararının bulunmadığı, - Geçmiş hasar kayıtları incelendiğinde aracın yine ön ve ön sağ kısımlarından hasar aldığı, orijinallığını dava konusu kaza öncesi kaybettiği, bu nedenle değer kaybı oluşmayacağı ve bakiye değer kaybı zararının bulunmadığının değerlendirildiğini bildirir yönde rapor sunulmuştur. Rapordan birer suretin taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davacı vekilinin ve davalı vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür. Davacının itirazları doğrultusunda raporu veren bilirkişiden ek rapor alınmış, 23/10/2024 tarihli ek raporda özetle; kök raporda belirtilen ancak detayları dosyada mevcut Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi raporlarında mevcut olduğundan rapora ilave edilmeyen hasar tutanağında görüleceği üzere dava konusu aracın 04.03.2013 tarihinde sağ ön ve ön kısımlarından hasar aldığından dava dolayısı trafik kazası nedeniyle orijinal olmayan parçalarda yeniden değer kaybı oluşmayacağı konusunda kök rapora iştirak edildiğini bildirir yönde ek rapor sunulmuş ve araçta değer kaybı ve bakiye hasar zararı olmayacağı tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile; 1-Davanın REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75-TL'nın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak HAZİNE'YE GELİR KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davanın reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2. maddesi gereğince hesap ve taktir olunan 200,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/12/2024

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/858, K. 2024/1171, T. 24.12.2024, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-858-e-2024-1171-k-83752bc6a173