İlk Derece Mahkemesi · Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/707 E. 2025/93 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/707
- Karar No
- 2025/93
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/707 Esas - 2025/93 T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2023/707 Esas KARAR NO : 2025/93
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI :
DAVA : Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/03/2023 KARAR TARİHİ: 21/01/2025 K. YAZIM TARİHİ: 28/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemeleri ve doktrin ışığında davanın mahiyeti gereği arabuluculuk müessesesi zorunlu olmadığından arabulucuya başvurulmadığını, menfi tespit davalarına özgü bir zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin mevcut olmadığını, müvekkilinin işlemleri için adına sorgulama yaptığı esnada aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığı bilgisine ulaştığını ve alacaklı ve dosyadaki diğer borçluları tanımadığını ve bu kişilere herhangi bir borcu da olmadığını, söz konusu takibe öncelikle 3. Kişi sıfatıyla eklendiğini ve adına 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin tebliğe çıkarıldığını ancak yasal süresi içerisinde bu ihbarnamelere karşı itiraz hakkını kullanmadığından dosyaya borçlu sıfatıyla eklendiğini öğrendiğini, sonrasında takibin 03/03/2023 tarihinde kendisi yönünden kesinleştiğini, dosyaya borçlu sıfatıyla eklendiğini ve borçlu olarak eklenmesinin kaynağını araştırdığında ise ... Şirketi tarafından 19/04/2021 tarihinde adına 23.599,10 TL'lik bir fatura kesildiğini ve bu fatura sebebiyle haciz ihbarnameleri gönderildiğini ve Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasına borçlu sıfatıyla eklendiğini öğrendiğini, müvekkilinin adına düzenlenen ve kesilen faturadan haberdar olmadığını, bu nedenle itiraz etmediğini, faturanın müvekkiline tebliğ edildiğinin ispat yükünün davalı tarafa ait olduğunu, davalı tarafından müvekkiline herhangi bir şekilde fatura gönderilmediğini ve müvekkilinin davalı taraftan hiç bir şekilde mal almadığını, borç ilişkisinin hiç bir şekilde doğmadığını, taraflar arasında herhangi bir hukuki işlem olmadığını, müvekkilinin davalıya bir borcunun bulunmadığını, Yargıtay kararları ışığında eğer davalı taraf hukuki ilişkinin var olduğunu iddia etmesi halinde bunu ispatla yükümlü olduğunu beyan ederek, müvekkilinin söz konusu fatura nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğine rağmen, davalı tarafça yasal süre içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLER : Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası, ticaret sicil kayıtları, tarafların ticari defter ve belgeleri, BA-BS formları, 27/09/2024 tarihli bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, dava konusu fatura nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Davacı dava konusu fatura nedeniyle aralarında ticari ilişki bulunmadığından borçsuz olduğunun tespitini talep etmektedir. Menfi tespit davasında ilk ispat yükü, alacaklı olduğunu iddia ederek takibe girişen alacaklıda (HMK.m.190/1) olduğundan, davalı alacaklı, bu ispat yükünü kural olarak senet (HMK.m.200) veya diğer kanuni delillerden biri (HMK.m.225, m.188, m.169) ile yerine getirmek zorundadır (Y.13.HD. 11.03.2019 T. E. 2016/26139 K.2019/3105 ; Prof.Dr.Timuçin MUŞUL, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, 3.Baski Ankara 2020, s.374). Menfi tespit davasında tarafların davadaki sıfatları değişik olduğundan, ispat külfeti bakımından bir değişiklik akla gelebilirse de, dikkatli bir inceleme sonuncunda menfi tespit davasında ana kuraldan sapma bulunmadığı anlaşılmaktadır. Burada da davacı, kural olarak davalı tarafından var olduğu iddia edilen hukuksal ilişkinin mevcut olmadığını (yani menfi bir durumu) ispat edecek değildir (Yargıtay Üyesi Nihat YAVUZ, Menfi Tespit ve İstirdat (Geri Alma) Davası, ANKARA 2007, s.142). Nitekim bu dava türünde davacı borcun olmadığını iddia ettiğinden yokun ispatı mümkün olmadığından kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Zira hukuki ilişkin varlığını ispat yükü davalı alacaklıda olduğundan alacaklı hukuki ilişkinin yani borcun varlığını kanıtlamak durumundadır (Yargıtay Üyesi Mahmut COŞKUN, İcra ve İflas Kanunu Şerhi, 5.Baskı, ANKARA, s.1725-1730). Kaldı ki; adi (ilamsız) haciz yoluyla takipte de ödeme emrini tebellüğ eden borçlunun, yasal süresi içinde borca itiraz edip etmemesi, sadece ve ancak takip hukuku bakımından sonuç doğurur. Alacaklı tarafından itirazın iptali veya borçlu tarafından borçsuzluğun tespiti (menfi tespit) talep edilerek açılacak davalarda ispat yükü yer değiştirmez. Öyle ki itirazın iptali davasında (m.67) ve menfi tespit davasında (m.72) ispat yükü alacaklıda olup takip konusu alacağın varlık ve miktarının 6100 sayılı HMK’nın genel hükümlerine göre ispatlanması gerekir (Y.13.HD. 19.12.2019 T. E.2018/1508 K.2019/12867; YHGK. 05.11.2003 T. E.2003/13-695 K.2003/630 ; Prof.Dr.Timuçin MUŞUL, Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, 3.Baski Ankara 2020, s.375). Eş söylemle takip konusu alacağın hiçbir belgeye dayanmadığı haciz yoluyla takibe itiraz etmeyen borçlu, icra tehdidi altında ve haciz sırasında borcu kabul etmiş olsa bile açılan menfi tespit davasında ispat yükü, davalı alacaklı üzerindedir. Zira borçlunun, ödeme emrine itiraz etmemesi sebebiyle ilamsız takibinin kesinleşmesi sadece, takip hukuku bakımından sonuç doğurup, borçlunun, borcu olduğunu ikrar ettiğine dair maddi hukuk yönünden bir karine teşkil etmez. Herhangi bir belgeye dayanmayan adi haciz yoluyla takipte ödeme emrini tebellüğ eden borçlunun borca vaki itirazının alacaklının başvurması üzerine icra mahkemesince kesin olarak kaldırılmasına karar verilmiş olması; borçlunun, alacaklıya karşı açacağı menfi tespit davasında ispat külfetini yer değiştirtmez. İcra mahkemesi kararı, menfi tespit davası bakımından kesin hüküm oluşturmayacağından davalı alacaklı, ispat yükü altında olup, alacağının varlık ve miktarını HMK’nın genel hükümlerine göre ispat edecektir. Davalı bu kapsamda cevap dilekçesi sunmadığı gibi herhangi bir delil de ibraz etmemiştir. Uyuşmazlığın çözümü bakımından dosyaya kazandırılan 27/09/2024 tarihli raporda özetle; "...Davacının 2021 yılına ait yevmiye-kebir-envanter defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde olduğu, içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu tespit edilmiştir. Davacı ticari defterlerinde davaya konu fatura ve davalı ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmamıştır. Yukarıda detayı anlatıldığı üzere davacının davaya konu fatura bakımından davalıya borçlu olmadığı tespit edilmiştir..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Davalı yana verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlar sunulmadığından ve adresi de bildirilmediğinden yapılan ihtar uyarınca davacı defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve davacı lehine delil olma vasfına haiz olması hususları gözetilerek davacı defter ve kayıtları HMK madde 222/3 (Değişik:22/07/2020 - 7251/23.m.) uyarınca davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. Dava konusu alacak, faturaya dayalı bir dayanmaktadır. Fatura düzenlenmesi tek başına muaccel bir alacağın varlığını ispata yeterli değildir. Yukarıda açıklandığı üzere davalının aynı zamanda malın teslim edildiğini/hizmetin ifa edildiğini ispat yükü altındadır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davacının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davalının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde satıcı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, alıcı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Toplanan deliller, kayıt ve belgeler, usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; davalının ispat yükü üzerinde olan alacağını ispat edemediği, yukarıda açıklanan gerekçelerle salt fatura düzenlenmesi alacağın tahsili için yeterli olmadığından ve davalının defterlerini sunmadığı ve davacının da defterlerinde fatura kayıtlı olmadığından dava konusu fatura nedeniyle davalının davacıdan bir borcunun olmadığı bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KABULÜNE; davacının ... vergi kimlik numaralı davalı tarafından düzenlenen 19.04.2021 tarih, ... numaralı, 23.594,10 TL bedelli fatura nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Harçlar Kanunu gereği alınması gereken 1.611,72 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 402,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.208,79 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacıdan dava açılırken tahsil edilen 179,90 TL başvurma harcı, 25,60 TL vekalet harcı, 402,93 TL peşin harç olmak üzere toplam 608,43 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının yargılamada yapmış olduğu 2.000,00 TL bilirkişi ücreti, 755,25 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 2.755,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 23.594,10 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, miktar itibariyle kesin olmak üzere karar verildi. 21/01/2025
Katip Hakim e-imza e-imza