İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/690 E. 2026/67 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/690
- Karar No
- 2026/67
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/690 Esas KARAR NO :2026/67
DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:15/10/2018 KARAR TARİHİ:28/01/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ın müvekkili şirket ile akdetmiş olduğu sözleşmeyle ... tarafından sağlanan ... numaralarını 5 yıl süreyle müvekkili şirkete kullandırmayı taahhüt etmiş olduğunu, 2014 tarihli sözleşmenin “Sözleşmenin Süresi ve Yenilenmesi” başlıklı 20. maddesine göre sözleşmenin 5 yıl için akdedilmiş olduğunu, sözleşme süresi sonunda taraflardan biri fesih ihbarında bulunmadığı takdirde sözleşmenin aynı şartlarla ikişer yıl otomatik olarak uzayacağını, sözleşmenin sona erme tarihi 14.10.2018 tarihi iken ...'ın 15.10.2016 tarihinde müvekkili şirkete vermiş olduğu hizmeti sona erdirdiğini, davalı ...'a eyleminin sebebi sorulduğunda diğer davalı ...'ın yazısının gerekçe gösterildiğini ve hizmetin sona erdirilmesi neticesinde müvekkili şirketin ciddi anlamda maddi ve manevi zarara uğradığını beyanla 50.000,00 TL kar kaybının ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılardan ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu ...'lerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında fikri hak niteliğinde olduğunu, müvekkili bankaya ait ... lisanslarının haksız ve hukuka aykırı olarak kullanılması nedeniyle Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğunu, davanın müvekkili banka yönünden husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının huzurdaki davaya konu taleplerini aynı davalılara karşı ... Kaza Mahkemesi’nde ... dava numarasıyla da talep ettiğini, daha sonra ise davasını geri çektiğini, HMK'nın 114. maddesindeki düzenlemeler gereği davanın halen görülmemesi ve davanın kesin hükme bağlanmamış olmasının ayrı ayrı dava şartı olduğunu ve dava şartı yokluğundan davanın reddinin gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Davalılardan ... (...) vekili ise; aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğunu, davacının huzurdaki aynı davayı daha önce KKTC Mahkemeleri nezdinde ikame ettiğini, sonrasında davadan feragat ettiğini, feragat nedeniyle davanın kesin hükümle sonuçlandığını, huzurdaki davanın kesin hükümden dolayı dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddinin gerektiğini ve dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını beyanla davanın reddini savunmuştur. GEREKÇE: Mahkememizce davanın reddine dair verilen 22/01/2020 tarih ve ... sayılı kararın, İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi'nin 2020/1866-2023/1430 E.K sayılı kararı ile "...belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmayan davanın salt bu aykırılıktan dolayı reddedilmesinin hukuka uygun olmadığı ve ... Kaza Mahkemesi'nin ... sayılı kararının tanıma/tenfize konu edilip edilmediğinin araştırılması gerektiği..." cihetiyle kaldırılması üzerine, bu doğrultuda devam olunan yargılamada; Dava kısmi dava olarak görülmüş, ... Kaza Mahkemesi'nin ... sayılı kararının hukukumuz bakımından "açılmamış sayılma" kararı mahiyetinde olduğu anlaşılmakla ve bu kararın da 28/06/2017 tarihinde kesinleştiği görülmekle, esasa yönelik inceleme yapılmıştır. Dava; hizmet sözleşmesinin süresinden önce feshedildiği iddiasıyla mahrum kalınan kar kaybı ile uğranılan manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacı ile davalı ... arasında diğer davalı bankanın mülkiyetinde bulunan ... numaralarının kullanımına ilişkin muhtelif sözleşmeler imzalandığı, davalı ...'un 15/10/2016 tarihinde hizmet vermeyi sona erdirdiği taraflar arasında çekişmesizdir. Uyuşmazlık; ...'un ifayı durdurmasının hukuka aykırı olup olmadığı, davacının bu eylemden ötürü zararının doğup doğmadığı, zarar var ise bundan davalıların sorumlu olup olmadığı noktalarındadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 194. maddesi "Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur" hükmünü içermektedir. Her ne kadar davacı, sağlanan hizmetin sona erdirilmesinden ötürü maddi ve manevi zarara uğradığını iddia etmiş ise de; maddi zarara somut dayanak olarak yalnızca davacı bankanın dava dışı... isimli şirket tarafından satın alınmasından vazgeçilmesini gösterdiği, 24/12/2025 tarihli oturumda verilen kesin süreye rağmen de açıklayıcı maddi vakıalar ileri sürmediği, bu haliyle maddi zarara yönelik incelemenin davacı bankanın dava dışı... isimli şirket tarafından satın alınmasından vazgeçilmesine hasredilmesinin icap ettiği, bundan dolayı talepte bulunma hakkının ise davacı şirkete değil davacının hissedarlarına ait olduğu, zira satışın hisse devri suretiyle gerçekleşeceği ve bu nedenle de bu işlemden kar elde edilecek ise hissedarların elde edeceği, davanın ise hissedarlarca açılmadığı; bir an için maddi tazminata ilişkin daha kapsamlı bir değerlendirme yapılacak olsa dahi davalı ... ile imzaladığı sözleşmelerde davacıya, diğer davalı ...'a karşı teminat gösterme yükümlülüğü yüklendiği, ne var ki davacı tarafından bu teminatın sağlandığına yönelik bir kanıt getirilmediği; ... ile davacı arasında akdi bir ilişki bulunmadığı, ...'ın ...'a sağladığı hizmeti durdurması davacının çıkarlarına aykırı olsa dahi bu işlemin, haksız fiilin hukuka aykırılık ve kusur unsurlarını barındırmaması sebebiyle davacının ...'a karşı haksız fiil hükümlerine tutunmasına da imkan bulunmadığı; davalı ...'nin davacıya karşı bir kısım akdi yükümlülükleri mevcut ise de ... numaralarının mülkiyetinin diğer davalıya ait olduğunun taraflarca bilindiği, bu nedenle ...'ın kapama işleminin ...'un akde aykırı eylemi olarak ele alınmasının da olanaklı olmadığı; sonuç olarak hizmetin durdurulmasında davalıların kusuru bulunmadığından maddi veya manevi tazminat koşullarının vücut bulmadığı anlaşılmakla, davanın tüm talepler yönünden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçede açıklandığı üzere; 1-Davanın tüm talepler yönünden Reddine, 2-Alınması gerekli 732,00 TL karar ve ilam harcının 1.707,75 TL peşin harçtan mahsubu ile 975,75 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Maddi tazminat yönünden davalılar vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 5-Manevi tazminat yönünden davalılar vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından geriye kalanın karar kesinleştikten sonra ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/01/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır