İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/43 E. 2025/243 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/43
- Karar No
- 2025/243
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/43 Esas - 2025/243 T.C. ANKARA 2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINA Esas No : 2023/43 Karar No : 2025/243 .... Dava : Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi, Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat, İlan Dava Tarihi : 26/01/2023 Karar Tarihi : 26/06/2025 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 26/06/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüzün Önlenmesi, Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat, İlan istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davacının ..... sayılı “...” esas unsurlu markanın sahibi olarak .... oto ekspertiz konseptini ilk getiren ve güncel şekli ile uygulayan ilk firma olduğunu, davalı şahısların “....” adresinde faaliyet gösteren “...” isimli oto ekspertiz firmasını işlettiklerini, bu mayanda tabela, dosya, basılı evrak, afiş, yelek, kartvizit gibi tanıtıcı materyallerinde bu ibareyi kullanıp, anılan materyallerin tasarımlarını da davacı şirketin tanıtıcı evraklarına benzettiklerini, tarafların kullandığı “...” ve “...” markalarının yakın derecede benzediğini ve aynı hizmetlerde kullanıldıklarından ilgili alıcılar nezdinde karıştırıldıklarını, davalı şahısların SMK kapsamında cezalandırılmaları için davacının..... Karar sayılı dosya kapsamında yargılaması yürütülen davada davalıların eylemlerinin davacının marka haklarının ihlali niteliğinde olduğu kabul edilerek davalı şahısların cezalandırıldığını, bu hükmün kesinleştiğini, bu dosyalar kapsamında alınan bilirkişi raporunda da davalıların markasal kullanımlarının davacının tescilli markalarından kaynaklanan haklarının ihlali sayılması gerektiği yönünde rey ve mütalaa ortaya konulmuş olduğunu, zaten de taraf markaları yakın benzer olduğundan ve birebir aynı hizmetlerde kullanıldığından, tüketicilerin markaların ekspertiz sektöründe seri markalar olduğu izlenimine kapılarak tarafların hizmetlerini karıştıracaklarının kabulünün gerektiğini, davalıların bu haksız eylemlerinden dolayı davacının ve tescilli markasının itibarının zarar görmekte olduğunu, davacının maddi zararlarının tazmini kapsamında yoksun kaldığı kazancın hesaplanması hususunda “Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli" seçimlik hakkını kullanmakta olduğunu, nitekim davacının 2015 yılında yapmış olduğu bir ... sözleşmesi neticesinde dava dışı “....” isimli firmadan toplamda 200.000,00.-TL ... bedeli almış olduğunu, yine 10.07.2019 tarihinde davacının dava dışı “...” isimli şahıs ile yapmış olduğu ... sözleşmesi kapsamında, başlangıç ücreti olarak 188.000,00.-TL + KDV aldığını ve “...” olarak bilinen aylık brüt satış tutarının (%10) yüzde onunun da davacıya ödenmesinin kararlaştırılmış olduğunu, bu ... ödemesinin Ekim 2022 dönemine denk gelen tutarının 13.000,00.-TL, Kasım 2022 dönemine denk gelen tutarının da 19.500,00.-TL olduğunu, söz konusu belge ve sözleşmelerin davalıların markasal kullanımlarının hukuka uygun şekilde yapılmış olması halinde davacıya ödemesi gereken ... hizmet bedeli ve ... bedelinin tespiti hususunda emsal olarak kullanılması gerektiğini, ayrıca davalıların fiillerinin davacının oto ekspertiz sektöründeki unvanını, pazar payını ve müşteri çevresindeki itibarını zedelemekte olduğunu, nitekim davalılar hakkında sosyal medyada yapılan yorumların bu hususu tevsik ettiğini ifade ederek, davalıların davacıya ait markaya vâki tecavüzlerinin önlenmesine, davacıya ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, masrafı davalılardan alınarak hükmün ilanına, SMK m. 151/1 ve m. 151/2-c maddeleri uyarınca maddi zararın tespiti ile m. 149/1-ç ve m. 150 uyarınca fazlaya şimdilik HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak 5,00.-TL. maddi tazminatın ve 500.000,00.-TL. manevi tazminatın işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline; davacı vekili 17/11/2023 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat taleplerini 635.174,45.-TL'ye yükselterek, ihlal tarihi olan 30/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP : Davalılar vekili cevaplarında özetle; davalılara ait işletmenin adının davacının iddia ettiği gibi “... Oto Ekspertiz” değil "4x2dyno-mood Oto Ekspertiz" olduğunu, taraf markalarında ortak olan “dyno” kelimesinin “dönen bir cismin ürettiği enerjiyi ölçen cihazın adı” olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu ve otomotiv sektöründe faaliyet gösteren herkes tarafından kullanılabileceğini, yerleşik içtihatlara ve doktrine göre karşılaştırılan markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılması gerektiğini, somut uyuşmazlıkta da tarafların markasal kullanımları arasında düzenleme ve tertip tarzı itibariyle anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığını, nitekim ..... kayıtlarında yapılacak bir incelemede “....” kelimesini de ihtiva eden farklı kişi ve kuruluşlar adında tescilli onlarca markaya rastlanabileceğini, ayrıca da yerleşik içtihatlara göre davacının tahsil talepli belirsiz alacak davası açarken belirleyebildiği miktarı davaya konu etmesi gerektiğini, rastgele bir miktarı talep edemeyeceğini, davacının çeşitli ... sözleşmelerine ve tahsil ettiği bedellere dayalı olarak huzurdaki davayı açtığı görülebildiğinden, davacının belirleyebildiği bedel yerine farazi olarak talep ettiği maddi tazminat yönündeki talebinin tahsil talepli belirsiz alacak davası olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, dava dilekçesinde alıntı yapılan internet yorumlarının ve dilekçeye eklenen ekran görüntülerinin söz konusu platformlarda sahte hesaplar tarafından yapılan karalama kampanyaları ve ücretli yorumlar olabileceğini ve objektif bir değerlendirmeye esas alınmalarının mümkün olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, davalılar tarafından davacının marka hakkına tecavüz edilip edilmediği, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Toplanan delillere, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; Davacının markaları, şekil unsurunun kullanılmadığı, kelime markası hüviyetindeki işaretlerdir; işaretlerin aynı olan görselinde düz yazım karakterindeki kırmızı renkli büyük puntolu harflerle “...” ibaresi, altına nispeten küçük puntolu siyah harflerle yazılmış, tasviri/tanımlayıcı olması itibariyle markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun “auto check up” kelime öbeğiyle birlikte kullanılmıştır. İşarette büyük puntolarla ve kırmızı renkli harflerle yazılmış olan ve yerleşik/bilinen bir anlamı olmaması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliği yüksek olan “...” ibaresinin markanın esas unsuru olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı taraf, bu ibarede geçen “dyno” kelimesinin “motorun çıkış gücünü ölçen alet, motor test cihazı, bremze tezgahı” gibi anlamları haiz İngilizce “dynamometer” ibaresinin kısaltması olması ve oto ekspertiz firmaları tarafından sıklıkla tercih edilen bir ibare olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt edicilikten yoksun olduğunu ileri sürmüş ise de, davacının markasında bu ibarenin “...” şeklinde, türemiş bir halde kullanılmış olması itibariyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin yoksunluğundan bahsedilemeyeceği değerlendirilmiştir. Dava konusu edilen markasal kullanımlarda da; “...” ibaresi, davacının markalarında olduğu gibi, kırmızı renkli büyük harflerle büyük puntolarla yazılmış ve alt kısmına da, yine davacının markalarında olduğu gibi, markasal hüviyette ayırt ediciliği haiz olmayan siyah renkli harflerle yazılmış “oto ekspertiz” kelime öbeği konuşlandırılmıştır ve bu markasal kullanımlarda baskın/esas unsur olduğu değerlendirilmiştir. Taraf markalarında/markasal kullanımlarında esas unsur hüviyetinde yer alan “...” ve “...” ibarelerinin baş kısmında yer alan altı harf, dizinleri de aynı olacak şekilde ortaktır. Bu ortaklığın, değerlendirilen taraf markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine çok yakınlaştırdığı, dolayısıyla, davalıların dava konusu edilen markasal kullanımlarının, davacının “...”lu markasının bir devamı olarak algılanabilecek nitelikte bir türemeye sahip olduğu değerlendirilmektedir. Zaten yerleşik içtihada göre; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “...”lu markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalıların “...”lu markasal kullanımlarıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Ayrıca; aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle “benzer işaretler/sözcükler” sayıldığına dair Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Bu yüzden de, değerlendirilen taraf işaretlerinde, markasal hüviyette ayırt ediciliği en yüksek unsur olan “...” ve “...” kelime unsurlarının yaratmış olduğu yakınlaşmanın, markaları görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer kıldığının söylenmesi mümkün görülmektedir. Zira; markaların/markasal kullanımların esas unsurlarında geçen “...” ve “...” ibareleri yakın benzer şekilde okunduğundan, bu unsurların kulakta bıraktıkları tını itibariyle de yeterli derecede farklılaşmadığı değerlendirilmektedir. Taraf markaların kavramsal açıdan değerlendirilmesine göre de; yukarıda değinildiği üzere, taraf markalarında geçen “...” ve “...” ibarelerinin, bütünleşik halleriyle halk nezdinde yaygın olarak bilinen herhangi birer anlamı olmadığından, bu ibarelerin tüketici zihninde ilk anda uyandırdığı algının da “marka sahibi tarafından yaratılmış orijinal bir ibare” veya “yabancı dilde bir anlamı olan ama bu anlamı bilinmeyen bir kelime” şeklinde, aynı algı olacağı; netice itibariyle de, değerlendirilen taraf işaretleri arasında, görsel, fonetik ve kavramsal açılardan benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır Dava konusu edilen markasal kullanımlara konu hizmetler ile davacının tescilli markalarının kapsamına giren hizmetler aynı/ türdeş emtialardır; zira hizmetler benzer alıcı çevresine hitap ederler, benzer ihtiyaçları giderirler, hedeflenen alıcı profilleri aynıdır, aynı kaynaklar tarafından sağlanırlar, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri bulunur ve benzer markaların bu hizmetlerde kullanıldığını gören alıcıların markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurma ihtimali yüksektir. Bu yüzden de; dava konusu edilen markasal kullanımlara muhatap hizmetlerin tamamı açısından, somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleşmiş olduğu kanaatine varılmıştır. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; taraf markalarında/markasal kullanımlarında geçen “...” ve “....” ibareleri arasındaki harflerin/harf dizinlerinin büyük orandaki ayniyetinin, taraf markaları/işaretleri görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine yakınlaştırdığı değerlendirilmiştir. Bu benzerliğin; potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “...”lu markasını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalıların “....” ibaresini içeren markasal kullanımlarıyla karşılaştığında bu markaları/işaretleri “benzer bulması” ihtimalini doğuracağı değerlendirilmiştir. Ayrıca, davalıların markasal kullanımlarının gerçekleştiği hizmetlerin, davacının tescilli markaları kapsamına giren emtialar ile aynı/benzer/türdeş olduğu anlaşıldığından, her ne kadar bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen seviyeleri düşük olmasa da, ilgili tüketicilerin/alıcıların bu markalar/işaretler altında sunulan bu hizmetlerinin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma/yanılma ihtimalinin bulunduğu, tüketicilerin/alıcıların iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayamayabilecekleri, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir çalışma içine girdiklerini düşünmelerinin ihtimal dahilinde olduğu; netice itibariyle de, davacının tescilli markaları ile dava konusu edilen markasal kullanımların iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve bu nedenle de dava konusu edilen markasal kullanımların, davacının tescilli markalarından doğan haklarının ihlali niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. TAZMİNATLA İLGİLİ DEĞERLENDİRME: Davacı vekili yoksun kalınan kazancı ile ilgili olarak, seçimlik hakkını 6769 sayılı SMK’nin 151/2-c maddesi yönünde kullanmıştır. 10.01.2017 ve 29944 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı SMK’nin “Yoksun kalınan kazanç” başlıklı 151. Maddesinde; Madde 151- (1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: .... c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır. (6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz,” hükümleri yer almaktadır. Davacıya ait .... sayılı "... auto check up" markanın 28.10.2015 tarihinden itibaren koruma altına alındığı, huzurdaki dava dosyası ekinde bulunan ..... sayılı dava dosyasına ait iddianamenin 15.11.2019 tarihinde tanzim edildiği, soruşturma aşamasında dosyaya sunulan bilirkişi raporunun 20.05.2019 tarihli olduğu, huzurdaki davanın 26.01.2023 tarihinde ikame edildiği, 06.06.2024 tarihli bilirkişi raporu ile ihlalin başlangıç tarihinin 30.10.2017 tarihli olduğunun belirtildiği anlaşılmakta olup, ihlal süresinin 30.10.2017-26.01.2023 tarih aralığı olarak kabul edilebileceği değerlendirilmiştir. Dosyaya Sunulmuş Olan ... Sözleşmesi; Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan ... sözleşmesinin 10.07.2019 tarihli olduğu, dolayısıyla dava tarihinden önce olduğu anlaşılmakla birlikte; uygulamada SMK m.151/2-c bendine dayalı tercihlerde, emsal lisans sözleşmelerinin dosyaya sunulması talep olunmaktadır. Zira marka hakkına tecavüz edenin, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması halinde ödemesi gereken lisans bedelinin belirlenmesinde davacının, daha önce dava konusu marka ile ilgili düzenlenmiş bir lisans sözleşmesinin bulunması önem teşkil etmektedir. Emsal lisans sözleşmenin bulunmadığı hallerde ise varsayımsal lisans bedeli belirlenirken tarafların ciroları, karlılık oranları, sektör teamülleri, lisansa konu markanın ayırt edici gücü, lisans süresi, lisansın münhasır olup olmadığı gibi birçok etken olduğu göz önüne alınmalıdır. “Bu durumda mahkemece lisans bedelinin tespitine yönelik olarak ilgili ticaret odası ya da meslek kuruluşlarından emsal sözleşme örnekleri sorulması, bulunamaması halinde ise lisans bedelinin hesaplanmasında markaya ait ciroya yüzde olarak uygulanacak miktarın tespiti ile 556 sayılı KHK’nin 66/c ve son fıkrası uyarınca lisans bedeli belirlenir iken davacının dava konusu ürün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün niteliği, davacının piyasadaki pazar payı, markanın ekonomik değeri, genel ekonomik koşullar, davalıda ele geçen tespit edilen ürün miktarı, tecavüzün süresi gibi etkenler dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir lisans bedelinin belirlenmesi” gerekmektedir. Bu kapsamda hesaplama yapılmasına yardımcı olabilecek herhangi bir emsal lisans sözleşmesine dava dosyası kapsamında rastlanılmamıştır. Davacı yanca dosyaya sunulan sözleşme örneği bir ... Sözleşmesidir. ... sözleşmesi, hukuk sistemimizde doğrudan tanımlanmamış, muhteviyatında birçok sözleşmenin özelliğini barındıran, özel bir sözleşme türüdür. Franchising, tanınmış, kendi alanlarında başarılı olmuş, kaliteli ürün veya hizmet üreten firmaların ürün veya hizmetinin ülke içinde ya da dışında ana firmayla tutarlı olarak, aynı görünümdeki mağazalarda üretilmesini, dağıtılmasını ve belirli standartlar dâhilinde kullandırılmasını sağlayan bir pazarlama ve dağıtım yöntemidir. Yargıtay, “franchising” kavramını “Franchising, bir ürün veya hizmetin imtiyaz hakkına sahip tarafın belirli bir süre şart ve sınırlamalar dâhilinde işin yönetim ve organizasyonuna ilişkin bilgi ve destek sağlamak suretiyle imtiyaz hakkına konu ticari işleri yürütmek üzere ikinci tarafa verdiği imtiyazdan doğan uzun dönemli ve sürekli bir iş ilişkileri bütünü olup, birbirinden bağımsız iki taraf arasında meydana getirilen sözleşmesel ilişkidir.” şeklinde tanımlamaktadır. ... sözleşmesinde, ... veren, ücret karşılığında, bir başka tacire, ürettiği mal ve hizmetlerin sürekli şekilde dağıtımı ve pazarlanması hususunda imtiyaz tanır. Bu sürekli ilişki içinde ... veren, ... alana, kendi işletme adını, markasını, sair tanıtma işaretlerini, ticari teknik bilgi ve becerisini kullanma hakkını da devretmektedir. Buna karşılık, ... alan, ... verenin dağıtım pazarlama sistemine uyum sağlamayı, sözleşmede gösterilen mal ve hizmetleri kendisine bırakılan bölge içinde pazarlayarak tacirin sürümünü arttırmayı üstlenir. ... veren ise, ... alanın personelini eğitmek, işin yürütümüne nezaret etmek, destek sağlamakla yükümlüdür. Franchising; ana firma ile ... alanın karşılıklı sorumluluk ve yükümlülüklerini belirten, her iki tarafı da kanunen bağlayan bir sözleşme ile yapılır. Anlaşma süresinin ne kadar olacağı, tarafların yükümlülükleri, ... alanın faaliyetini sürdüreceği bölgenin sınırları sözleşmede belirtilmelidir. ....a firmanın sisteminin standartlarının korunması için ana firmanın belirlediği sözleşme şartlarına uyarak faaliyetlerini sürdürür. Franchising sözleşmesi, “ürün ve marka.....” yahut “işletme sistemi franchising” olarak yapılabilmektedir. İlk halde sözleşme konusu, ... verenin ad ve marka gibi sınaî haklarının kullanılarak, onun mallarının sürümünün yapılması olup esas olan belirli bir marka ya da ticari unvanın kullanılmasıdır. Bir bütün olarak işletme sistemi ile ilgili ... sözleşmelerinde ise, sadece marka, mal tedariki değil üretim/pazarlama gibi faaliyetler de sözleşme konusuna dahildir. ... sözleşmesi akdedilmesi ile ... alan, ..... bedeli ödeme, sözleşme konusu mal veya hizmetlerle faaliyette bulunma, ... verenin talimatlarına uyma ve kontrollerine katlanma, ... verenin menfaatlerini koruma ve sadakat borcu, ... verene karşı rekabet etmeme, sır saklama yükümlülükleri altına girmektedir. Sözleşme düzenlemesine göre ücret, tek seferlik bir ücret olabileceği gibi, sözleşme süresince ... fee; bir başka anlatımla, periyodik olarak kâr vb. kıstaslar dahilinde ödeme şeklinde de olabilmektedir. Yine, taraflarca kararlaştırılmış olması halinde sözleşme kapsamında ... verenin vermiş olduğu periyodik eğitimlerin masrafları, denetim hizmetleri ve diğer yardımlar için de ücret belirlenebilmektedir. Görüleceği üzere ... sözleşmeleri mahiyeti itibariyle doğrudan bir lisans sözleşmesi değildir. Kaldı ki bu noktada önem teşkil eden bir diğer husus ise bu mahiyetteki ... sözleşmelerinin dahi genel olarak sabit ücretler üzerinden akdedilmediği ve sözleşmeye konu işletmenin faaliyet göstereceği il-ilçe ve projenin mahiyeti başta olmak üzere (açılacak işletmenin m2’si, işletmenin açılacağı muhit, kapasite vs) pek çok etkene göre değişkenlik göstermektedir. Dolayısıyla söz gelimi turistik bir bölgede verilecek ... ile turistik olmayan bir bölgede verilecek ... bedelleri aynı olmayacağı gibi Ankara, İstanbul veya İzmir gibi büyükşehirlerde dahi uygulanacak bedeller farklılaşabilecektir. ... sözleşmeleri ile ilgili yapılan bu değerlendirmenin varsayımsal lisans bedeli belirlenirken de dikkate alınabileceği tereddütsüzdür. Nitekim lisans bedelleri, miktar üzerinden (birim mamül/hizmet başına), elde edilen gelir, elde edilen kâr (satış gelirleri-satışların maliyeti), vergi öncesi kâr veya belli süreye (günlük/aylık/mevsimlik/yıllık) önceden kararlaştırılmış bedel olarak ayırmak mümkündür. Önceden kararlaştırılmış belli süreye bağlı durumlar dışındaki uygulamalar Lisans Alanın miktar/gelir/kârları üzerinden, tespit edilen makul oran(lar) matraha uygulanarak lisans bedeli hesaplanır. Makul oran(lar), sinai mülkiyet hakkının geçmişi, geçerlilik süresi, bilinirliliği, tüketiciler arasında sahip olduğu olumlu itibar, sektörü, pazarı, ekonomik değeri, alternatifleri vb. değişkenlerin bir fonksiyonudur. Standart bir lisans bedeli/oranı tespiti mümkün değildir. Emsal lisans sözleşmesinin bulunmadığı durumlarda varsayımsal lisans bedelinin somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Örnek lisans sözleşmesinin dosyaya sunulamadığı ve mahkemece ilgili oda ve meslek kuruluşlarından görüş sorularak cironun belli bir oranında lisans bedelinin belirlendiği durumlarda ise Yüksek Yargı İçtihatları ve doktrinde benimsenen genel görüşe göre, hesaplamaya esas alınması gerekli cironun davalı cirosu olması gerektiği kabul edilmektedir. Bununla birlikte, Yargıtay bazı durumlarda, davalının cirosunun tespit edilememesi halinde davacı cirosunun da hesaplamada esas alınabileceğine hükmetmiştir. Yargıtay kararında; lisans bedeli belirlenirken tecavüze uğrayan davacının kazancı üzerinden hesap yapıldığında genellikle cironun %1’i ile %4’ü arasında bir oran uygulanması gerektiği mütecavizin gelirine göre hesaplama yapıldığında ise bu gelire uygulanan oranın alt sınırının çoğu zaman %5’in altına düşmemekte olduğunu belirtilmiştir. Gerek davacı gerekse davalının kazancının oluşumunu sağlayan tek faktör marka değildir. Gelirin oluşumunda rol oynayan marka dışı bir dizi unsurlar bulunmaktadır. Markanın satışa olan etkisi firmadan firmaya, markanın bilinirliğine, ürünün/hizmetin kalitesine, faaliyette bulunulan sektöre, firmanın organizasyon yapısına, satış ve dağıtım ağına, reklam ve tanıtım faaliyetlerine, pazarlama tekniğine, sektördeki rekabetin yoğunluğuna, rakip firmaların satış politikalarına, pazardaki arz ve talep miktarlarına, ikame ürün çeşidine vb. unsurlara doğrudan veya dolaylı olarak bağlıdır. Kazancın gerçekleşmesinde rol oynayan yukarıda sayılan unsurlardan hangisinin ne oranda etkili olduğunun net olarak tespiti pek mümkün değildir. Lisans bedeli hesaplanırken sadece marka hakkı sahibinin cirosu, elde ettiği kazanca göre değil, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, satış miktarı da nazara alınarak davalının ticari iş ve işlem hacmine uygun bir bedelin belirlenmesi gerekmektedir. Emsal Lisas Bedelinin Belirlenmesi; Davacı Tarafça Düzenlenmiş Olan ... Bedeli İçerikli Faturalar Üzerinden Yapılan Değerlendirme; Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalı yanın ödemesi gereken lisans bedeli; Tecavüz anında taraflar arasında bir lisans sözleşmesi yapılmış olsaydı, marka hakkına tecavüz edenin marka hakkı sahibine makul lisans bedeli olarak ne kadar ödemesi gerektiğinin tespit edilmesidir. Diğer bir deyişle, marka hakkına tecavüz eden davalının, bir lisans anlaşması ile markayı hukuka uygun şekilde kullanmış olsaydı, davacıya ödemesi gereken varsayımsal bir lisans bedelinin ne kadar olacağının saptanmasıdır. Lisans bedelinin belirlenebilmesi için, marka hakkı sahibinin tecavüzden önceki tarihte düzenlediği lisans sözleşmeleri ve ilgili sektör için yerleşik lisans sözleşmesi bedellerinden yararlanılarak bir veya birkaç değil, birçok lisans sözleşmesi kıyaslanıp, birçok kıstas da göz önünde bulundurularak hesaplama yapılması gerekmektedir. Davacıya ait "... ...." markanın kullanım süresi ve somut olayın özelliklerine, davalının cirosu ve satış kapasitesine, elde ettiği gelire göre hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun şekilde, makul bir miktarın lisans bedeli olarak belirlenmesi gerekmektedir. Dosya kapsamından davacının ya da davalının dava tarihinden önce dava konusu markayla ilgili olarak davacı ile dava dışı üçüncü firmalarca imzalanmış emsal nitelikte bir lisans sözleşmesine rastlanılmamıştır. Bu nedenle somut olayda varsayımsal lisans sözleşmesi üzerinden hesaplama yapılması mümkün olmamıştır. Ancak davacı vekili tarafından dosyaya sunulan franchıse sözleşmesi kapsamında davacı tarafça dava dışı ... adına düzenlenmiş olan faturaların bulunduğu anlaşılmakta olup, söz konusu faturaların içeriği ürün ve hizmetlerin farklılık arzettiği anlaşılmış olup, bununla birlikte, Doktrinde yer alan görüşlerde de emsal lisans bedelinin tespitinde öncelikle benzer mahiyette düzenlenmiş olan lisans sözleşmelerinin dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır. Somut uyuşmazlıkta ise, sadece “... BEDELİ” içerikli faturaların emsal lisans bedeli olarak kabul edilebileceği gözetilerek, 30.10.2017-31.12.2022 tarih aralığında “... BEDELİ” içerikli olarak düzenlenen faturaların yıllara göre adet ve tutarlarının aşağıdaki gibi olup; Faturanın Tarih Aralığı Fatura Adeti Fatura Tutarı 2019 Yılı 1 37.760,00 2020 Yılı 5 45.712,00 2021 Yılı 8 96.560,00 2022 Yılı 12 173.200,00 TOPLAM 26 353.232,00 Royaltynin türkçe karşılığı telif hakkı olduğu değerlendirildiğinde, 30.10.2017-31.12.2022 tarih aralığında düzenlenmiş olan “... BEDELİ” içerikli 353.232,00.-TL tutarındaki faturaların emsal lisans bedeli olarak kabul edilmesinin makul olabileceği değerlendirilmiştir. Öte yandan uygulamada, davacının geçmiş yıllardaki ticari performansı, ürünün niteliği, piyasadaki pazar payı, marka değeri gibi unsurların da mutlak surette dikkate alınması gerekmektedir. Bu noktada önemli olan husus, bir yandan taklit ürün yapan/hizmet veren ve satan kişi veya firmayı ödüllendirircesine ve teşvik edercesine düşük bir lisans bedeli tespit etmekten kaçınmak, diğer yandan da somut olayın niteliğine göre astronomik bir lisans bedeli belirlemekten kaçınmaktır. Dava konusu olaya emsal olabilecek Yargıtay kararında ise yukarıda belirtildiği üzeri, lisans bedeli belirlenirken tecavüze uğrayan davacının kazancı üzerinden hesap yapıldığında genellikle cironun %1’i ile %4’ü arasında bir oran uygulanması gerektiği mütecavizin geliri üzerinden hesaplama yapıldığında ise bu gelire uygulanan oranın alt sınırının çoğu zaman %5’in altına düşmemekte olduğu yukarıda belirtilmiştir. Lisans bedelinin belirlenmesine esas olacak oran sektörden sektöre değişiklik göstermekle birlikte, hakkı ihlal edilen davacının ihlale konu ürünlerden elde ettiği yıllık cirosunun ((%1+%4)/2=) %2,5 oranında olabileceği değerlendirilmiştir. Yukarıda belirtilen genel hususlar doğrultusunda ihlale konu marka sahibinin toplam marka sayısı, aynı sektördeki hizmet çeşidi, tecavüz süresi vb. hususlar gözetilerek bir değerlendirme yapıldığında ise, davalının ihlale konu ürünlerden elde ettiği ciroya uygulanan oranın ise %5 olabileceği kanaatine varılmıştır. Davacının Ticari Defterleri ve Belgelerinin Değerlendirilmesi; Davacının dava dışı ... adlı şahıs ile imzaladığı ... sözleşmesi neticesinde, davacının 2019, 2020, 2021, 2022 yıllarında dava dışı ... adına gerek ... Bedeli içerikli gerekse ....Yol Yardımı vb içerikli olarak düzenlenmiş olan faturaların dosyada mevcut olduğu, faturalarıdan; yıllara göre adet ve tutarlarının aşağıdaki gibi olduğu anlaşılmış olup; Faturanın Tarih Aralığı Fatura Adeti Fatura Tutarı 2019 Yılı 8 Adet 313.510,00 2020 Yılı 8 Adet 49.664,74 2021 Yılı 14 Adet 130.982,77 2022 Yılı 12 Adet 141.016,94 TOPLAM 42 Adet 635.174,45 Davacının cirosu ile ilgili olarak başkaca bir bilgiye dava dosyası kapsamından rastlanılmadığı anlaşılmıştır. Davalıların Ticari Hacminin ve Satışının Değerlendirilmesi; Ayhan Gümüş tarafından tanzim edilen 30.11.2024 bilirkişi raporunda belirtilen hususlar ile davalıların bağlı bulunduğu.... tarafından 10.07.2024 tarihli yazı ekinde dosyaya gönderilen davalılara ait Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri ve beyannamelerin ekindeki işletme hesap özetleri, bilanço ve gelir tablolarının incelenmesi neticesinde, davalıların 2019, 2020, 2021, 2022 ve 2023 yıllarındaki net satışları (dönem içinde elde ettiği net hasılatının) aşağıdaki gibi olduğu anlaşılmış olup, 30.10.2017-26.01.2023 tarih aralığı dikkate alınarak net satışlarıyla ilgili hesaplamalar yapıldığı, 2023 yılına ilişkin yıllık net satışları üzerinden 26 günlük hesap yapıldığı anlaşılmıştır. ....Ortaklığı’nın ....-Entegre mekanik ve elektrik sistemleri konusunda teknik test ve analiz faaliyetleri (mekanik ve elektrik bileşenli makine, motor, otomobil, alet, cihaz, iletişim ekipmanı vb. ekipmanların test ve analiz faaliyetleri) nace kodu ile bulunulan faaliyetten elde edilen ciroların; .... Ortaklığı’nın 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarındaki toplam cirosunun 117.081,87.-TL tutarında olduğu; 30.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda ortaklığın ciro bilgileri verildiği dikkate alındığında,.... Ortaklığı’nın 2022 yılında faaliyette bulunduğu, ....-Otomobil ve hafif motorlu kara taşıtlarının diğer perakende ticareti (ambulans ve minibüs benzeri motorlu yolcu taşıtları dahil (3,5 tondan daha az)) (aracılar ile internet, TV. Vb. Üzerinden ticaret dahil) nace kodu ile bulunulan faaliyetten elde edilen ciroların aşağıdaki gibi olduğu anlaşılmış olup, GELİR TABLOSU KALEMLERİ 01.01.2022-31.12.2022 01.01.2023-26.01.2023 Net Satışlar 5.822.899,95.-TL 2.278.818,04.-TL Dosyadaki mevcut belgelerden, davalı-Caner Uykulu’nun 2022 ve 2023 yıllarındaki ticari faaliyetinin marka kullanımıyla ilgili olduğuna dair bir tespit yapılamadığı; bununla birlikte, yerinde yapılan incelemeler neticesinde düzenlendiği belirtilen 30.11.2024 tarihli bilirkişi raporunda, Caner Uykulu Haydar Özkiraz Ortaklığı’nın 2023 yılında faaliyetinin olmadığı belirtilmiştir. Maddi Tazminat Hesabı Değerlendirmesi; Somut uyuşmazlıkta, davacının seçimlik hakkını 6769 sayılı SMK’nin 151/2-c maddesi yönünde kullanmıştır. Gerek davacı gerekse davalının kazancının oluşumunu sağlayan tek faktör marka değildir. Gelirin oluşumunda rol oynayan marka dışında bir dizi unsurlar bulunmaktadır. Markanın satışa olan etkisi firmadan firmaya, markaya bağlı ürünün kalitesine, hizmetin sunum şekline, faaliyette bulunulan sektöre, firmanın organizasyon yapısına, satış ve dağıtım ağına, reklam ve tanıtım faaliyetlerine, pazarlama tekniğine, sektördeki rekabetin yoğunluğuna, sektördeki rakip firmaların satış politikalarına, pazardaki arz ve talep miktarlarına, ikame ürün çeşidine vb. unsurlara doğrudan veya dolaylı olarak bağlıdır. Satışın gerçekleşmesi ve kazancın sağlanmasında rol oynayan yukarıda sayılan unsurlardan hangisinin ne oranda etkili olduğunun net olarak tespitinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Neticede, tecavüzün süresi, davacının ve davalılara ait marka sayıları, davalıların ve davacının ciroları, davacı tarafça dosyaya sunulan ... sözleşmesine istinaden dava dışı ... adına düzenlenmiş olan sadece “... BEDELİ” içerikli faturaların toplamının emsal lisans bedeli olarak kabul edilebileceği gözetilerek üç ayrı yöntemle yapılan hesaplamalar neticesinde; Davacının Cirosu Üzerinden Yapılan Hesaplamada; Davacı-Mesut Gönül İnşaat Turizm Otomotiv San. Tic. Ltd. Şti.’nin 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarındaki toplam cirosunun 635.174,45.-TL tutarında olduğu gözetilerek, emsal Yargatay kararında belirtilen %1 ila %4’lük oranın ortalaması olan %2,5 dikkate alınarak bir hesaplama yapıldığından, davacının cirosu üzerinden yapılan hesaplama neticesinde (635.174,45 X %2,5=) 15.879,36.-TL olduğu, Davalının Cirosu Üzerinden Yapılan Hesaplamada; Davalılar-Caner Uykulu Haydar Özkiraz Ortaklığı’nın 2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarındaki toplam cirosunun 117.081,87.-TL tutarında olduğu gözetilerek, emsal Yargatay kararında belirtilen %5’lik oran dikkate alınarak bir hesaplama yapıldığında ise, davalıların cirosu üzerinden yapılan hesaplama neticesinde (117.081,87 X %5=) 5.854,10.-TL olduğu, Davacının “... BEDELİ” içerikli fatura Üzerinden Yapılan Hesaplamada; Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan franchıse sözleşmesi dikkate alınarak, franchıse sözleşmesi kapsamında, davacı tarafça 30.10.2017-31.12.2022 tarih aralığında dava dışı ... adına düzenlenmiş olan sadece “... BEDELİ” içerikli 353.232,00.-TL tutarındaki faturaların emsal lisans bedeli olarak kabul edilmesinin makul olacağı; netice itibariyle, dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerden, davacının tercihi olan SMK 151/2-c maddesine göre, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan franchıse sözleşmesi kapsamında, davacı tarafça 30.10.2017-31.12.2022 tarih aralığında dava dışı ... adına düzenlenmiş olan sadece “... BEDELİ” içerikli KDV dahil 353.232,00.-TL tutarındaki faturaların emsal lisans bedeli olarak kabul edilmesinin makul olacağı, dolayısıyla, davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminatın 353.232,00.-TL tutarında olabileceği; olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihlal süresi, dikkate alındığında 50.000,00.-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Neticede, kısmen benimsenen bilirkişi raporları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Davalıların dava konusu edilen markasal kullanımlarının, davacının “...”lu tescilli markalarından kaynaklanan haklarının ihlali niteliğini haiz olduğu; Davacının tercihi olan SMK 151/2-c maddesine göre, davacı vekili tarafından dosyaya sunulan franchıse sözleşmesi kapsamında, davacı tarfça 30.10.2017-31.12.2022 tarih aralığında dava dışı ... adına düzenlenmiş olan sadece “.... BEDELİ” içerikli KDV dahil 353.232,00.-TL tutarındaki faturaların emsal lisans bedeli olarak kabul edilmesinin makul olacağı, dolayısıyla, davacının davalıdan talep edebileceği maddi tazminatın 353.232,00.-TL tutarında olabileceği; Olayın oluş şekli, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ihlal süresi dikkate alındığında, 50.000,00.-TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı anlaşıldığından, davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H ÜK Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, Davalıların davacı şirkete ait markaya tecavüzünün önlenmesine, Davacıya ait tescilli markaların kullanıldığı tabelaların kaldırılmasına, Reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, Masrafı davalılardan alınarak hükmün tirajı en yüksek üç gazeteden birinde ilanına, 353.232,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, 50.000,00.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, Alınması gereken (403.232,00.x68,31/1000=)27.544,77.-TL harçtan peşin alınan 8.538,84.-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.005,93.-TL eksik nispi ilâm harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18/A-13 ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi m.7/3 hükmü uyarınca 3.200,00.-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan maddi tazminat için takdiren 56.517,12.-TL nispi ücreti vekaletin, hesap olunan manevi tazminat için takdiren 40.000,00.-TL nispi ücreti vekaletin, kabul edilen diğer istemler için 40.000,00.-TL maktu 3 ayrı ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Maddi tazminat yönünden, ıslah edilen kısım üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiğinden, davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan maddi tazminat için takdiren 45.110,79.-TL nispi ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Davanın kabul ret oranının takdiren %80 olarak belirlenmesine, Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 8.538,84.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 22.986,70.-TL yargılama giderinin %80'inin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bilirkişi ücretinden ibaret 2.000,00.-TL giderin %20'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesi'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.26.06.2025
Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 205,50.-TL Bilirkişi Ücreti :11.500,00.-TL Islah harcı :10.847,20.-TL P.P : 434,00.-TL TOPLAM :22.986,70.-TL