İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/222 E. 2024/28 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/222
- Karar No
- 2024/28
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/222 KARAR NO : 2024/28 DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 01/04/2023 KARAR TARİHİ : 10/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Dava dışı ... Ltd. Şti, Müvekkil Şirket tarafından ... numaralı Restoranım/ Pastanem Paket Sigortası ile sigortalandığını, sigortalıya ait ... adresinde bulunan iş yerinde 11.09.2020 tarihinde; işletmenin mutfağında kurulu tezgah altı bulaşık makinesi ve buzdolabı ile havalandırma sisteminin şebeke hattından gelen voltaj piklerine bağlı olarak hasara uğradıkları tespit edildiğini, meydana gelen hasar nedeniyle , müvekkil Şirket tarafından sigortalısına 21.01.2021 tarihinde 3.402,49-TL, 17.02.2021 tarihinde 612,44-TL olmak üzere toplamda 4.014,93-TL tazminat ödemesi yapıldığını, halefiyet gereğince müvekkil Şirketin ödemiş olduğu hasar tazminatını, davalı tarafın hasarın meydana gelmesindeki kusuru oranında rücu etme hakkına sahip olduğunu, bu sebeple davalının %100 kusuru ile sebep olduğu hasar bedeli, dava dışı sigortalıya Müvekkil Şirketçe ödenmiş olduğundan, halefiyet ilkesi gereği ödenen tazminat bedelinin davalı tarafından Müvekkil Şirkete ödenmesi gerektiğini, bu bağlamda , Antalya ...Asliye Ticaret Mahkemesi ... E.... K. Sayılı dosyada itirazın iptali davası açıldığını, iş bu davada, arabuluculuk son tutanağı aslının veya onaylanmış suretinin verilen kesin sürede sunulmamış olması nedeni ile davanın usulden reddine karar verildiğini, iş bu kararın kesinleştiğini, bu nedenle, davalının hukuka aykırı itirazının iptali için dava açma zorunluluğu doğduğunu beyan ederek; itirazın iptali talebinde bulunmuştur. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; alacağın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafça yokluklarında alınan ekspertiz raporunu, dosyaya sunulan belgeleri ve diğer değerlendirmeleri kabul etmelerinin mümkün olmadığını, zira oluşan hasarın neden kaynaklı olduğu ve arızalandığı iddia edilen cihazların daha önce tamir görüp görmediği hususlarının bu rapor doğrultusunda sonuca ulaştırılmasının mümkün olmadığını, somut uyuşmazlıkta davaya ışık tutacak olan hususun mağdur olan abonenin faydalandığı hatta bir arızanın meydana gelip gelmediği noktasında olduğunu, söz konusu tarihlerde zararın doğduğu iddia edilen adresin elektrik aldığı hatta herhangi bir arıza meydana gelmediğini, ayrıca hasarın her ne kadar voltaj dalgalanmasından meydana geldiği belirtilmişse de davacının dayanak olarak gösterdiği 12.09.2020 tarihli servis formunda dahi hasarın voltaj dalgalanmasından meydana geldiğine dair bir ibare yer almadığını, yine bu hususun da hasarın voltaj dalgalanmasından meydana gelmediğini gösterdiğini, sigortalı şirketin kullanımında bulunan elektrikli alet sayısı göz önüne alındığında elektrik arızasından kaynaklanan bir durumun olması durumunda diğer elektrikli aletlerinin de bu arızadan zarar görmesi gerekeceğinin açık olduğunu, ancak ne hikmetse mağdur olan sigortalı işletmenin sadece dava dilekçesinde belirtilen elektronik cihazlarında zarar meydana geldiğini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, gerekli araştırmanın yapılması gerektiğini, ihbar talebinde bulunduklarını beyan ederek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, rücuen tazminat talebinden ibarettir. Ödeme tarihi ile dava tarihi, pandemi deneyiyle duran süreler dikkate alındığında, zaman aşımı def-inin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. TTK'nın madde 1472/1’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. (Yargıtay 17. H.D.'nin 2014/9316 E., 2014/9764 K.; 2015/1543 E., 2015/10091 K. ve 2014/20835 E., 2016/11086 K.). Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketinin, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücu davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve 1953/18 E. - 1954/11 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir. 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E. - 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmıştır. Davacının sigortalısı ticaret şirketidir ve davalı da ticaret şirketi olmakla, davada mahkememiz görevlidir. Dosyada taraf delilleri toplanmış ve dosyada keşif/bilirkişi incelemesine karar verilmiştir. Keşif sonucu düzenlenen bilirkişi heyet raporunda özetle; Dava dilekçesinde ‘’11.09.2020 tarihinde; işletmenin mutfağında kurulu tezgah altı bulaşık makinesi ve buzdolabı ile havalandırma sisteminin şebeke hattından gelen voltaj piklerine bağlı olarak hasara uğradığı’’ iddia edildiği, ancak Sigortalı işyerinin Sigorta şirketine yazdığı, dosya kapsamında yer alan dilekçelerdeki beyanının ‘’Havalandırma Sisteminin 15/09/2020 tarihinde, Buzdolabı ve Bulaşık Makinesinin 29/09/2020 tarihinde voltaj dalgalanması sonucu hasarlandığı’’ şeklinde olduğu, tarihlerin birbiri ile ve dava dilekçesindeki tarih ile uyuşmadığı, çeliştiği, davacının sigortalısı işyerinde meydana gelen cihaz hasarları için hasar tarihinin 11/09/2020 olduğu kabulü ile, cihaz hasarlarının ... ... A.Ş sorumluluğundaki ... Şebekesinden Kaynaklanıp Kaynaklanmadığı Yönünden Yapılan İncelemelerde; ... ... A.Ş tarafından 11/09/2023 tarihi için sunulan verilere göre ; olay günü sigortalı işyerinin elektrik aldığı hattan faydalanan hiçbir abonenin zarar görmemiş olması, İşyerinin bulunduğu noktada arıza kaydının yer almaması, hususları birlikte değerlendirildiğinde, sigortalı işyerinde meydana gelen cihaz hasarının ... ... A.Ş sorumluluğundaki Dağıtım şebekesinden kaynaklı olmadığı sonucuna varıldığı; Meydana gelen hasarın davacı sigortacı ile dava dışı sigortalısı ... Ltd. Şti arasında tanzim edilen Restoranım/Pastanem Sigorta Poliçesinin vadesi içinde, poliçede belirtilen riziko adresinde sigorta kapsamında teminat limiti dahilinde meydana geldiği, meydana gelen hasarın 3.402,49 TL olduğu, dava konusu hasar, ... ... A.Ş sorumluluğundaki Dağıtım şebekesi kaynaklı olmadığından rücu şartının oluşmadığı, davalı yönünden rücu şartlarının oluştuğunun kabulüne binaen yapılan tazminat hesabnda, rücuya konu bedelin 3.402,49 TL olduğu belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, itirazlar/beyanlar alınmıştır. Bilirkişi raporunu hakim denetlemelidir. Öğretide Akyol, bilirkişi raporunun denetimi sadece hâkime ait bir görev değil; aynı zamanda taraflara ait bir haktır demektedir(AKYOL, Şener :Hukuk Usulünde Bilirkişilerle İlgili Bazı Problemler, Mukayeseli Hukukta Bilirkişilik Ve Sorunları, Yargıtay 125.Yıl Dönümü, s. 72 naklen). Hâkimin bilirkişinin uzmanlığı nedeniyle taşıdığı egemenliği kıracak araçları olduğu, bir yanlışın mutlaka geri döneceği ve özellikle böyle bir yanlışın müeyyidelendirileceği konularında bilirkişi inandırılmalı; böyle bir bilinç oluşturulmalıdır.“Hâkim kesinlikle ve mutlak olarak usulün egemeni olmalı; dosyaya, kendi sorumluluğunda girecek olan tanık beyanı gibi bilirkişi raporu gibi hususların adaleti saptıracak biçimlerde tezahürünü önleyecek tedbirleri almalı ve bu egemenliğini davanın sonuna kadar sürdürmelidir.” (Akyol s. 64-65 naklen). Bu hususlar doğrultusunda, bilirkişi heyet raporunun, hükme ve denetime elverişli, dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi heyet raporu doğrultusunda; dava konusu hasarın, ... ... A.Ş sorumluluğundaki Dağıtım şebekesi kaynaklı olmadığından, davalının sorumlu olmadığının kabulü ile, ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Dava değeri, tevzi formunda, dava dilekçesi içeriği, icra takibi göz önüne alınarak, yanlış ve fazla bildirildiği görülmekle, dava dilekçesindeki miktar olarak kabul edilmiştir. HÜKÜM/Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yatırılan 179,90 TL peşin harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye 247,70 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- "harç tahsil müzekkeresi" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; 1.320,00 ₺ (TL) nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 4.302,14 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekili SN. AV. ... ve davalı vekili SN. AV. ... 'ın yüzüne karşı kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.10/01/2024
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır