İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/2207 E. 2024/84 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2207
- Karar No
- 2024/84
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2024/162 Esas KARAR NO :2024/789 DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ:11/10/2018 KARAR TARİHİ:12/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında Acentelik sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme gereğince müvekkilinin ... ... Şubesinin acenteliğini yapmaya başladığını, ancak davalı tarafın sözleşmeden doğan sorumluluklarını yerine getirmediğini, bunun üzerine müvekkilinin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, davacı tarafın müvekkili tarafından kesilen faturalara hiçbir şekilde geri dönüş yapmadığını ve cari hesabın kapatılmadığını, bundan kaynaklı olarak davalıya faturalar gönderildiğini ancak faturalara süresi içerisinde itiraz yapılmadığını bu nedenle davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlanıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini beyan ederek takibi yapılan itirazın iptali ile davalının %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yapılan yetki sözleşmesi gereğince yetkisiz mahkemede açıldığını, esasa ilişkin olarak ise davacının sözleşmeye aykırı davranıp haksız şekilde sözleşmeyi sona erdirdiğini, bu nedenle müvekkili şirketin zarar gördüğünü belirterek davanın reddini talep etmiştir. GEREKÇE: Davanın; taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak alacak borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı, bu kapsamda davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen icra takibine yapılan itirazın iptalinin gerekip gerekmediği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Alacaklı/Davacı şirket vekili vasıtası ile 24.09.2018 tarihinde borçlu aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile 87.750,00 TL alacak, 1.172,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.922,00 TL tutarındaki alacağının tahsil tarihine kadar %9 yasal faizi, masraf ve vekalet ücretiyle tahsilini talep ettiği, davalı/ borçluya usulüne uygun tebligatın yapıldığı borçlunun süresi içerisinde borca, ferilerine itiraz ettiği görülmüştür. .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... sayılı dosyasında verilen Yetkisizlik kararı kesinleşmiş olup, dosya tevzien mahkememize gönderilmiş olmakla, dosya ...Esas numarasına kaydedilmiştir. Mahkememizce toplanan delillere, iddia ve savunmaya göre bilirkişiler heyetinden alınan 05/09/2024 tarihli raporunda; ".. Dosya mevcudu, davalı şirketin 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterleri, dava dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel ve hukuki yönden tetkiki sonucunda ve raporumuzun içinde açıklanan nedenlerle; 5.1 Davacının acentelik sözleşmesini feshi işlemi HAKLI BİR FESİH olarak görülemeyeceği, 5.2 İncelenen davalı şirkete ait 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari defter ve belgelerinin Elektronik Defter Genel Tebliği usul ve esaslarına göre tutulduğu, Elektronik Defterler ile Envanter defterlerinin yasal süresinde onaylandığı ve davalı şirketin 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari defterlerinin TTK. Hükümlerine göre usulüne uygun tutmuş olduğundan davalı şirketin 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, 5.3 Davalı şirketin 2017, 2018, 2019, 2020 ve 2021 yılı ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi neticesinde; Davalı şirketin, acentelik sözleşmesine istinaden icra takip tarihi olan 24.09.2018 tarihi itibariyle davacı ...’e 16.347,00 TL borcunun bulunduğu, 5.4 Tarafların icra inkar tazminatı ve diğer benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu..." tespit ve rapor edilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kararı ile somut olayda; "Davacı taraf ile davalı arasında imzalanan acentelik sözleşmesi ek protokolünün 14. maddesi gereğince "Acente ile ... arasında çıkacak ihtilaflarda İstanbul Mahkemeleri ile icra daireleri yetkilidir" hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. maddesine göre; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." hükmüne göre sözleşmedeki yetki şartına atfen süresinde yapılan yetki itirazı sonucu, aksi de kararlaştırılmadığından, bu davada yetkili mahkeme İstanbul Mahkemeleri olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında dosyanın yetkili ve görevli olan İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine" dair verilen yetkisizlik kararının istinaf itirazı İstanbul BAM 13. HD'nin 25/01/2024 tarihli 2023/2207 E. 2024/84 K.sayılı kesin nitelikteki ilamı ile reddedilmekle hükmün 25/01/2024 tarihinde kesinleştiği ve dosyanın mahkememize gönderilmesi sonucu iş bu esasa kaydedildiği , Davada taraflar arasındaki hukuki ihtilaf, davacı şirketin 24.09.2018 tarihinde davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 87.750,00 TL alacak, 1.172,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 88.922,00 TL tutarındaki alacağının tahsili amacıyla başlatmış olduğu icra takibine, davalı yanın borca itirazı ile icra takibinin durdurulması sonucunda davacının acentelik sözleşmesi ve ekleri kapsamında oluşan ticari/faturalardan kaynaklı alacağını davalı yandan tahsil edemedikleri iddiası üzerine açılan itirazın iptali davası olduğu , Taraflar arasında akdedilmiş bulunan 13/01/2017 tarihli acentalık sözleşmesi kapsamında , davacı davalının ... bölgesi acentası olarak çalışmaya başladığı, davacı 28/07/2017 tarihli Beyoğlu 50.Noterliğinin ihtarnamesi ile acentalık sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiğini davalı tarafa bildirdiği , davacının acentelik sözleşmesini haklı sebeple derhal fesih yolu ile bildirildiği , davacı ikinci ihtar ile 26/09/2017 tarihinde Beyoğlu 50. Noterliğinden keşide etmiş ve “sözleşmenin fesih olmasından dolayı alacaklarının tesliminin talep edildiğini ,kesilen faturalara hiçbir şekilde geri dönüş olmadığını ,cari hesabın kapatılmadığı” belirtildiği ,davalı vekili davaya cevap ve beyanlarında acentalık sözleşmesinin davacı tarafından haksız bir şekilde sona erdirildiği ve bu nedenle esasen davalının zarar gördüğü, icra takibine konu alacakların afaki olarak tespit edildiğini belirterek davacı iddialarını inkar etmiştir. Davacının 13/01/2017 tarihli acentelik sözleşmesini yaklaşık 7 ay gibi bir süre içinde ve sözleşme süresi bitimini beklemeden 28/07/2017 tarihinde tek taraflı feshettiği , TTK. md. 97 de ise “Cari hesaba geçirilen alacak ve borç kalemleri ayrılmaz bir bütün oluşturur.Cari hesabın kesilmesinden önce taraflardan hiçbiri, alacaklı veya borçlu sayılamaz. " tarafların hukuki durumunu ancak sözleşmenin sonundaki hesabın kesilmesi belirleyeceği , davacı acentanın sadece cari hesap sözleşmesine konu bir alacak kalemine dayanarak temerrüt ve ihlal gerekçesi ile sözleşmeyi tek taraflı feshetmiş olması haklı bir sebep olarak görülemeyeceği , davacının acente olarak yükümlülüklerini yerine getirdiği yönünde somut ve hükme elverişli bir delil sunmadığı ,süresinden önce yaptığı fesihten davalının zarar görme ihtimalinin olduğu ve gerekli önlemleri alması için acentalık hükümlerine göre T.T.K. 122 md . ye uygun fesih ihbar süresi tanımadığı , fesih ihtarnamesinden önce davalıyı uyardığı veya ödeme taleplerini bildirdiği bir istek ve talepte bulunmadığından yazılı ihtara rağmen temerrüte düşmesi kuralının oluşmadığı fesihten sonra ödeme talep edildiği , haklı feshin şartlarının yani borçlu temerrüdünün oluşmadığı cari borç iddialarının cari hesap kesilmeden borç olarak istenemeyeceği , davacının acentalık sözleşmesini feshinin haksız olduğu ispat kuralına ilişkin TMK. m. 6 hükmüne göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK. m. 190/1 hükmüne göre: “İspat Yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”.Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur ; düzenlemeleri de dikkate alındığında davacının iddiasını ispatlayamadığı , tüm bu gerekçelerle davacının taleplerinin yersiz olduğu aldırılan dosya kapsamına uygun bilirkişi heyet raporunda yer alan tespitler de göz önüne alınarak davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurma yoluna gidilmiştir HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60-TL harcın peşin alınan 1.073,96-TL harçtan mahsubu ile bakiye 646,36 -TL harcın davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Kendini vekille temsil ettiren davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-)Davalı tarafından yapılan 50,00-TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-)Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/ vekiline iadesine, Dair davacı vekilinin yüzünde, davalı/vekilinin yokluğunda; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır