İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/208 E. 2024/236 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/208
- Karar No
- 2024/236
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/208 ESAS KARAR NO : 2024/236
DAVA : Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/12/2023 KARAR TARİHİ : 20/12/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkilin Türk Patent ve Marka Kurumunda ... tescil numarasıyla tescilli "... " ve ... tescil numarasıyla tescilli " ... " markalarının sahibi olduğunu, davalı tarafça "..." ibaresinin ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan "... " ibaresinin ... tescil numarası ile Türk Patent nezdinde müvekkilin markalarıyla aynı sınıfta tescil edilmiş olup " ..." ibaresinin ... Şirketi adlı ticaretin unvanında kullanıldığını, davalı tarafça müvekkile ait markanın ayırt edilemeyecek kadar benzeri aynı faaliyet kolu içerisinde kullanıldığını, müvekkilin marka hakkına açıkça tecavüz ettiğini, davalıya ... 48. Noterliğinden ,... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname gönderildiğini, ... tescil numaralı "..." markasının herhangi bir mecrada yazılı veya logo şeklinde kullanımına derhal son verilmesini, Türk Patent nezdinde tescilli ... tescil numaralı "... " ibaresinin kullanımının sona erdirilmesi ve ticaret unvanının terkin edilmesini, "..." ibaresinin kullanıldığı her türlü tabela basılı ürün ve diğer iş ürünlerinin ticari alandan kaldırılmasını ve imhasının teminini, müvekkile ait markanın ayırt edilmeyecek deredecede benzerinin kullanımına son verildiğini, "... " markası ve benzerlerinin hiçbir surette kullanılmayacağının taahhüt eden cevabın tarafına gönderilmesini, davalı tarafça ihtarnameye ... 20. Noterliği ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile yanıt verildiğini, verilen yanıtta markaların benzerlik içermediği ve "... " markasının tescile dayalı haklar kapsamında kullanıldığı iddia edildiğini, davalıya ait "... " markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini , müvekkili adına ... tescil numarasıyla tescilli "... " ve ... tescil numarasıyla tescilli "..." markaları ile davalıya ait "..." ibaresinin ayırt edilemeyecek derecede benzeri olan "... " markasının tescil edildiğini, söz konusu markaların kullanıldığı faaliyet alanlarının da birebir aynı olduğunu, bu markaların bir müşteri nezdinde karıştırılma ihtimallerinin çok yüksek olduğunu, davalının yetkilisi olduğu, "...Şirketi" unvanından "..." ifadesinin yukarıda sayılan kanun maddeleri uyarınca çıkarılması, davalının işbu ismi kullanımının önlenmesi gerektiğini, hem marka isminin hem de faaliyet alanlarının benzer olmasının hukuka aykırı olduğunu, teminat alınmaksızın ihtiyati tedbir talebinin kabulünü, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülen teminat karşılığında kabulünü, davanın kabulünü, davalının müvekkilin marka hakkını ihlal ettiğinin tespitini, müvekkilin marka hakkına tecavüzün önlenmesini, tecavüz fiillerinin durdurulması ve tecavüzün kaldırılmasını, davalı tarafça tescil edilen "... " markasının hükümsüzlüğünü, mahkeme kararının ilgililere tebliğini ve kamuya ilanını, haksız rekabetin tespitini, ...Şirketi unvanından ... ifadesinin terkin edilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini dava ve talep etmiştir. Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle ; davalı ... Şirketi yönünden husumet itirazını, müvekkilin hükümsüzlüğü istenilen markanın hak sahibi olmadığını, aynı zamanda markayı kullanmadığını, bu sebeple davalı müvekkili açısından husumet yönünden reddini, müvekkili ... tescilli ... numaralı "..." ibareli markanın tescilli hak sahibi olduğunu, tescilli markasını ticari ve iş işlemlerinde kullandığını, müvekkili markasını tescile dayalı olarak tescil kapsamını aşmadan kullandığını, bu hususu aşar nitelikte herhangi bir delil ikame edilmediğini, davacının müvekkilin tecavüz olarak nitelendirecek herhangi bir eylemini ispat edemediğini, buna yönelik delil tespitinin bulunmadığını, davacı yanın hükümsüzlük talebinin hukuka aykırı olduğunu , davanın reddine karar verilmesini , müvekkilin markası olan "..."in özgün bir marka olduğunu, kendine özgü olan marka örneği ile bir bütün olarak kullanıldığını, marka örnekleri yönünden inceleme yapıldığında , müvekkili marka örneğinde sol kısmında tik işaretinin ve yansımasının yeşil ve gri renkler ile yer aldığını, bu ibarenin hemen yanında marka adının yer aldığı ve markanın beyaz arka fon üzerine oluşturulduğunu, davacı yana ait her iki markanın da siyah arka fon üzerine beyaz yazı ile oluştuğunu, ilk marka örneğinde "..." harfinin üst kısımda konumlandırıldığını, diğerinde ise yalnızca marka adına yer verildiğini, görsel olarak herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkilin marka kompozisyonunun kullanılan renk ve şekil unsurunun farklı olduğunu ve davacı markalarından uzak olduğunu, müvekkilin tescilli olduğu emtialar yönünden karıştırılma ihtimali yaratmadığını, hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddini, haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddini, davanın esastan reddini ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yan üzerinden bırakılmasını talep ettiği görülmüştür. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle ; Davalı ... Şirketi'nin ticaret unvanından "... " ifadesinin kaldırılması gerektiğini, davalı ...'un yetkilisi olduğu ... Şirketi'nin bu ismi kullanılmasının önlenmesini, hükümsüzlük talebine konu markanın kullanımının sınai mülkiyet kanununa aykırılık teşkil ettiğini, kullanıcıların faaliyet alanının aynı olduğunu, hükümsüzlük talebine konu markanın müvekkilin daha önce tescil edilen markanın benzer nitelikte olduğunu, davanın kabulünü, davalının müvekkilin marka hakkını ihlal ettiğinin tespitini, müvekkilin marka hakkına tecavüzünün önlenmesini, tecavüz fiilerinin durdurulmasını ve tecavüzün kaldırılmasını, davalı tarafça tescil edilen "..." markasının hükümsüzlüğünü, mahkeme kararının ilgililere tebliği ve kamuya ilanını, "... Şirketi " unvanından "..." ifadesinin terkin edilmesini, haksız rekabetin tespitini, menini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür. Davalılar vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle ; Davacı yanın müvekkili ...Şirketi firmasının ticaret unvanından ... ibaresinin kaldırılma talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı yanın SMK m.155 hükmünü ifade ettiğini , bu hükmün uygulanma koşullarının bulunmadığını, karşı yanın müvekkilin tescilli markasını içerir herhangi bir tescili bulunmadığını, müvekkilin markasını tescil edilen mal ve hizmetlerde kullanıldığını, bu hususun davacının beyanının aksine bu tescile dayalı savunma yapılabilir olduğunu, reklamcılık ile ilişkili hizmetler yönünden doğrudan bu alanın adının ingilizce hali olan advert ibaresinin zayıf bir ibare olduğunu ve herhangi bir kimsenin tekelinde bırakılamayacağını, aynı zamanda herhangi bir şekilde karıştırılma ihtimali oluşturmayacağını, davacının ihtiyati tedbir talebinin reddini, davanın esastan reddini , yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yan üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür. Mahkememize sunulan 10/11/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; davacının ... numaralı "... " markasını ...sınıflarda, ... numaralı " ..." markasını da yine ...sınıflarda tescil ettirildiğini, davalının ise ...numaralı "..." ibareli markayı ... Sınıfta tescil ettirdiğini, davacının markalarında yer alan "... " İngilizce bir kelime olduğunu, reklam ilan manasına geldiğini, ayırt ediliciliğini zayıf bir ibare olduğunu, davacının markalarını "..." kelimesine ... ve ...ibarelerinin eklenmesiyle oluşturulduğunu, davacının markaları bu şekliyle zayıf marka niteliğinde olduğunu, zayıf markaların koruma kapsamı dar olduğundan , bazen bir harf değişikliği bile karıştırma ihtimalini ortadan kaldırıldığını, tarafların markalarında ayırt edici unsurların ... ve ... ibareleri olduğunu, bu ibarelerin ise birbirinden oldukça farklı olduğunu, davacının markalarının zayıf marka olduğunu ve markalarda yer alan baskın unsurların farklı olması nedeniyle tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının markalarının zayıf marka olduğunu, tarafların markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, davalının unvanın davacı markalarına tecavüz teşkil etmediği yönünde görüş ve kanaat bildirdiği görülmüştür. KANAAT VE GEREKÇE 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir. İlgili Kanunun 7 inci maddesi; "Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ite aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle betik tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci /fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. " hükümlerine amirdir. 6769 sayılı SMK'nun 149.maddesinde "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması.e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması.f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası.g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi.(2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir.(3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer.(4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK'nun 6.maddesinde "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." belirtilmiştir. 6769 sayılı SMK'nun 25.maddesinde "(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir. Marka örneğini değiştirecek biçimde hükümsüzlük kararı verilemez.(6) Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.(7) 6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar." belirtilmiştir. Tüm bu dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davacı adına tescilli... numaralı ve ... numaralı markalar yönünden davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan kullanımlarının ve davalı adına tescilli ... numaralı marka yönünden hükümsüzlük koşullarının bulunduğunun beyan edilerek bu davanın açıldığı, hükümsüzlüğü talep edilen ... numaralı markanın davalılardan ... adına tescilli olduğu, bu davalının diğer davalı şirketin yöneticisi ve yetkilisi olduğu, tecavüz iddiaları yönünden TMK'nun 50/3 maddesinde tüzel kişilerin organlarının kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduklarının düzenlendiği, davalı şirketin Ticaret Sicil kayıtları incelendiğinde davalı ...'un davalı şirketin yöneticisi ve yetkilisi olduğu, TMK'nun 50/3 maddesi kapsamında bu davalının da bulunması halinde marka hakkına tecavüz oluşturan kullanımlardan sorumlu olacağı, davacının hükümsüzlük talebi yönünden değerlendirme yapıldığında davacının davaya dayanak... numaralı tecilli markasının "...", ... numaralı markasının "..." ibarelerinden oluştuğu, davacının bu markalarının...numaralı sınıflarda bulunan mal ve hizmetler yönünden tescilli olduğu, hükümsüzlüğü talep edilen... numaralı davalı markasının "..." ibaresinden oluştuğu, davalının tescilli markasının ...sınıftaki "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri." hizmetlerinde tescilli olduğu, davacı markaları ile davalı markası karşılaştırıldığında tarafların markalarındaki ortak unsurun "..." ibaresi olduğu, davacının markalarının başvuru ve tescil tarihlerinin davalıdan daha önce olduğu, davacı markalarında bulunan "..." ibaresinin davalı markasında da bulunduğu ancak "..." ibaresi İngilizce bir kelime olup Türkçe ilan reklam anlamına geldiği ve davalı markasının tescilli olduğu "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri." hizmetleri yönünden bu ibarenin tanımlayıcı bir ibare ve zayıf marka olacağı, ayırt edicilik gücü zayıf marka yönünden koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi ortadan kaldırılabileceği, davalı markasının "..." ibaresine şekil ve "..." ibaresinin eklenerek oluşturulduğu, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı markasının ... haliyle davacı markası ile karşılaştırıldığında ayırt ediciliğinin bulunacağı ve hitap edilen tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmayacağı anlaşılmakla açıklanan tüm bu nedenlerle 6769 sayılı SMK'nun 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, davacının hükümsüzlük talebinin reddi gerektiği, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiaları yönünden değerlendirme yapıldığında yukarıda hükümsüzlük talebi değerlendirilirken tarafların markaları karşılaştırılarak aynılık veya benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmadığının değerlendirildiği ve yukarıda açıklandığı üzere davalı markasının davacı markası karşısında ayırt ediciliğinin bulunduğu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı bu nedenlerle davalının markasındaki ... ibaresinin kullanımının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı, davacının ticaret unvanının terkinine de talep edemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE , 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 427,60 TL karar harcından peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile kalan 157,75 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden davalılar yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalılara verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen marka hükümsüzlüğü talebi yönünden davalı yararına hesap olunan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'a verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 06/01/2025
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır