İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2023/207 E. 2026/14 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2023/207
Karar No
2026/14
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2023/207 Esas KARAR NO : 2026/14

DAVA : Markanın Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 12/10/2023 KARAR TARİHİ : 03/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 03/02/2026 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda : GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile , davacı müvekkilin “...” markası dünya genelinde pek çok ülkede tescil edilmiş, yüksek satış oranı olan ve ülkemizde de bilinen bir marka olduğunu, davalı tarafın “...” ibareli markayı türkpatent nezdinde kendi adına haksız ve yetkisiz şekilde tescil ettirdiğini, her iki markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak birebir aynı olduğunu ve ortalama tüketici bakımında karıştırılma ihtimalinin çok yüksek olduğunu, davalının markasını tescil ettirmiş olduğu sınıf aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili ya da daha önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer bir işaret olduğunu, davacı markasının özellikle ilgili sektörde herkes tarafından bilinen ve tanınan bir marka olduğunu ve eskiye dayalı kullanımın mevcut olduğunu, dava konusu ... ibareli markanın, davacı markasından ve tanınmışlığından haberdar olan davalı tarafından kötüniyetli olarak tescil ettirildiğini, dava konusu markanın davalı tarafça tescil ettirilmesindeki amaç; davacının marka ve bilinirliğinden haksız kazanç elde etmek ve yarar sağlamak olduğunu, bu açıklanan nedenler ile davalıya ait ... tescil no.lu markanın smk 6/3, 6/4, 6/5, 6/9 gereği hükümsüz kılınması ve sicilden terkini gerektiğini belirterek davalarının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP ; Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkilinin kullanımının eskiye dayalı bir kullanım olduğunu, Müvekkilinin marka tescili yaptırdığı tarihte "...., Ltd" isminde bir firma bulunmadığını, tescilin itirazsız kabul edildiğini dolayısıyla davacının TMK m.2’ye aykırı davrandığını, Davacı markasının tanınmış olmadığını, kötüniyetin söz konusu olmadığını, hak düşürücü süre/zamanaşımı def’inde bulunduklarını, davacı tarafın iddialarının reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : Dava, davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini taleplidir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ... tescil nolu markanın davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6769 Sayılı SMK'nın 25. Maddesinde hükümsüzlük koşulları belirtilmiş olup, belirtilen madde ile, 5. veya 6. maddede sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Menfaati olanlar, Cumhuriyet Savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir. Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez. Aynı kanunun 6/9 maddesi uyarınca kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Taraflarca bildirilen ve resen celbi gereken deliller celp edildikten sonra dosyada bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, dosyanın tevdi olduğu marka uzmanı bilirkişi tarafından hazırlanan 26/08/2024 tarihli raporda sonuç olarak; davalı vekili, sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğranıldığı itirazında bulunarak davanın reddini talep etmiş olup, Davaya konu davalı markası olan ... tescil no.lu markanın tescil tarihinin 23/10/2019, Dava tarihinin ise 12/10/2023 olduğu, Dava konusu markanın tescil edildiği tarihten itibaren SMK m.25/6 kapsamında 5 yıllık süre dolmadan huzurda bulunan davanın açıldığı ve sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin şartların mevcut olmadığını, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğunu, hükümsüzlük talepleri yönünden; SMK M.6/1 açısından; işaretsel benzerliğin ve sınıfsal benzerliğin söz konusu olduğunu, karıştırılma ihtimali ve buna bağlı olarak gerçekleşecek hükümsüzlüğün varlığı için kural olarak hem işaret benzerliği hem de sınıfsal benzerlik gerektiğinden, belirtilen nedenlerle SMK m.6/1 anlamında hükümsüzlük şartlarının mevcut olduğu değerlendirilmekle birlikte, bu noktada bir karar verilebilmesi için öncelikle Davacının SMK m.6/3 kapsamındaki iddialarının da değerlendirilmesi gerektiğini, SMK M.6/3 açısından; davacı yabancı şirketin Türkiye’de marka tescilinin mevcut olmadığını, yurtdışında daha önceki tarihli ve aynı görseli içerir şekilde tescilli markaları bulunmakla birlikte, dosya kapsamında yer alan mevcut bilgi ve belgelerin, bu markaların Türkiye’de markasal etki yaratacak şekilde kullanıldığına ve bu kullanım sonucunda ayırtedicilik kazandırıldığına dair içerik arz etmediğini, denetlenebilir şekilde tarih bilgilerinin yer almadığını, davacı tarafın delillerinde sunulan ve .... elektronik firmasınca gerçekleştirilen ticari işlemlerin tarihinin 2023 yılına ait olduğu, davalı marka başvuru tarihi olan 14/05/2019 öncesine ait Türkiye’de ticarete konu edildiğini gösterir, denetlenebilir şekilde tarih bilgisi ve markasal kullanım içerir delilin dosya kapsamında yer almadığını, davacı adına yurtdışında tescilli markaların Türkiye’de bilinir/tanınmış olduklarını gösterir dosyada yeterli bilgi ve belgenin yer almadığı, dosya kapsamında sunulan delillerin Türkiye’de markanın tanınmışlığını teyit eder nitelik arz etmediği tespit edilmekle SMK m.6/3 uyarınca Davalı markası açısından hükümsüzlük şartlarının mevcut olmadığını, tespite ilişkin Nihai Takdir ve Hukuki Değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğunu, SMK M.6/4 ve M.6/5 açısından; tanınmışlık iddiasının sektörel açıdan teyidi bakımından nihai hukuki değerlendirme ve takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davacı markasının SMK m.6/4 ve m.6/5 anlamında tanınmış marka statüsünün ispatı hususunda, davacı markasının tanınmışlığının değerlendirilebilmesi açısından mevcut dosya içinde yer alan bilgi ve belgelerin yeterli olmadığını, mevcut dosya kapsamında sunulan delillerin, Türkiye’de markanın tanınmışlığını teyit eder nitelik arz etmediğini, işbu tespitler uyarınca ve mevcut dosya kapsamına göre SMK m.6/4 ve m.6/5 kapsamında hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkin nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğunu, SMK M.6/9 açısından; davalı markasının tescilinde SMK m.6/9 kapsamında kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğunu, bildirmiştir. Mahkememizin 15/10/2024 tarihli duruşma kararı ile taraf itirazlarını değerlendirir ek rapor tazminine karar verilmiş olup, marka uzmanı bilirkişi hazırlamış olduğu 15/12/2024 tarihli ek raporda sonuç olarak; SMK m.6/1, m.6/3, m.6/4, m.6/5 kapsamında kök raporda varılan sonuçtan dönülmesini gerektiren bir durum olmadığını, SMK 6/9. anlamında Davalı markasının tescilinde kötüniyetin bulunup bulunmadığı hususunun ve buna bağlı olarak verilecek hükümsüzlük kararının takdirinin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir. Davacı vekilinin rapora itirazları üzerine dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 06/05/2025 tarihli raporda sonuç olarak; Dava konusu markanın SMK 6/3, 6/4, 6/5 hükümleri kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığını, heyette FSEK uzmanı bir bilirkişi de bulunmadığından "..." görselini ihtiva eden logonun eser mahiyetinde olup olmadığı da heyetimizce değerlendirilemediğini, bu çerçevede davacı ... eser olduğunu beyan ettiği "..." görselinin eser mahiyetinde olup olmadığı tarafımızca değerlendirilememek ile birlikte dava konusu markanın SMK 6/6 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde heyetimizce değerlendirme yapılamadığını, dilimizde herhangi bir anlam ihtiva etmeyen ve birbirleri ile bağlantısız rakam ve harflerin bir araya getirilerek oluşturulduğu "..." unsurlu markanın yaratılmış marka olduğunu, davacı ... pekçok ülkede ilgili markayı adına tescil ettirmesinin ardından davacı ... ilgili markalarının yer aldığı mal ve hizmetleri ile aynı / benzer mal ve hizmetler bakımından dava konusu marka tescil başvurusunun davalı ... adına tesadüfen yapılmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun değerlendirilebileceğini, davalı ... davacıdan ve markasından haberdar olduğunun değerlendirilebileceğini, bu minvalde kötü niyetin takdirinin mahkemeye ait olduğunu bildirmiştir. Mahkememizin 24/06/2025 tarihli duruşma kararı ile davacı vekilinin itirazlarını değerlendirmek üzere dosyanın son rapor tanzim eden heyete tevdi edilerek ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 24/09/2025 tarihli ek raporda sonuç olarak; Kök raporda arz ettikleri görüş ve kanaatlerinin devam ettiğini bildirmiştir. Mahkememizin 16/10/2025 tarihli duruşma kararı ile davacı tarafın itirazları dikkate alınarak heyete fikri mülkiyet uzmanı eklenerek, taraf itirazlarını karşılar şekilde ek rapor düzenlenmesine karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti hazırlamış olduğu 17/11/2025 tarihli ek raporda sonuç olarak; dava konusu logonun eser niteliğini haiz olmadığını, Evvelce arz ettikleri görüş ve kanaatlerinin devam ettiğini bildirmiştir. Tüm dosya kapsamı incelenmiş, davacının yurt dışında bir çok ülkede tescil ettirdiği "..." ibareli markasına dayanarak davalının ... tescil numaralı markasının hükümsüzlüğünü talep ettiği, bilirkişi marifetiyle taraf markaları üzerinde yapılan inceleme ile davacının markasını 9, 12, 14, 35. sınıfta yer alan bilgisayarlar, navigasyon cihazları, araç için radyo ekipmanları, video kameralar, sürüş görüntü kaydedicileri, araç içi mesafe kaydediciler, akıllı saatler, şarj cihazları ve başka emtialarda 2017 yılından itibaren Çin, Kanada, Kore Cumhuriyeti gibi birçok ülkede, 2018 yılında Avrupa Birliği'nde tescil ettirdiği görülmüş, "..." ibaresinin dilimizde herhangi bir anlam ifade etmeyen ve birbirleri ile bağlantısız rakam ve harflerin bir araya getirilerek oluşturulmuş olması nedeniyle davalının davacının bu ibareli markasından haberdar olmaksızın tesadüfen bu markayı tescil ettirmesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, dolayısıyla davalının davacının ... ibareli markasından haberdar olarak aynı emtia ve hizmet sınıflarında olacak şekilde ve davacı markası ile aynı yazım şekli ile marka tescilini sağladığı anlaşılmış, davalının bu markayı ne şekilde oluşturarak neden bu ibareyi tercih ettiğine dair bir açıklamada bulunmadığı da dikkate alındığında davalının ticari dürüstlük kuralına aykırı şekilde marka tescilini sağlaması ve davacının yurt dışında birçok ülkede tescil ettirerek kullandığı markasının aynı yazım şekli ile marka tescilini yaptırması kötü niyetle yapılan bir marka tescili olarak kabul edilmiş ve SMK'nın 6/9 maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Davacı tarafça SMK'nın 6. Maddesinin 3 ,4 , 6.fıkraları yönünden de davalı markasının hükümsüzlüğünü talep etmiş ise de; davacının markasının dava konusu markanın tescil başvuru tarihi olan 14/05/2019 tarihinden önce Türkiye'de marufiyet kazandırıldığını veya tanınmış marka olduğunu ispatlayamadığı görülmekle dava konusu markanın hükümsüzlüğüne bu maddeler yönünden karar verilmemiştir. Yine davacı dayanak markasının eser niteliğinde bir logo olduğunu ileri sürmüş ise de 17/11/2025 tarihli bilirkişi ek raporu ile bu logonun eser niteliğinde olmadığı tespit edilmiş olup hükümde bu iddia esas alınmamıştır. Yukarıda açıklanan gerekçe ile aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davacının davasının KABULÜ ile, davalı adına tescilli .... tescil numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince 732,00 TL ilam harcından, 269,85 TL peşin harcın mahsubu ile 462,15 TL bakiye karar harcının, davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 55.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 539,70 TL dava ilk masrafı, 882,00 TL tebligat-tezkere ücreti ve 36.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 37.421,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine, 6-Talep halinde kararın taraflara tebliğine, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/02/2026

Katip ... ✍e-imzalıdır

Hakim ... ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2023/207, K. 2026/14, T. 03.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2023-207-e-2026-14-k-418051521e3f