İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2023/186 E. 2025/799 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2023/186
- Karar No
- 2025/799
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2023/186 Esas KARAR NO :2025/799
DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ:17/03/2023 KARAR TARİHİ:11/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, 05.02.2020 tarihinde .. kesişiminde plakası belirlenemeyen bir aracın yaya konumunda bulunan müvekkili ... çarpması sonucunda yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen bu trafik kazası neticesinde müvekkilinin ciddi şekilde yaralandığını, meydana gelen trafik kazasında müvekkili kendisine çarpan aracın plakasını göremediği için, araç sürücüsü belirlenemediğini, müvekkilinin zararının tazmini için ... Hesabına başvuru yapıldığını, ... Hesabı söz konusu başvuruya olumsuz dönüş yaptığını, ...'un kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığını, minibüse binmek amacıyla kaldırımda beklerken plakası belirlenemeyen araç aniden kaldırıma doğru çıkıp müvekkiline çarptığını, ve kendisinin ciddi şekilde yaralanmasına neden olduğunu belirterek davalı ... Hesabının trafik kazası nedeniyle malul kalan müvekkilinin uğradığı maddi zarardan sorumlu olacağını, kaza sonrasında ... Hastanesi'nde ilk müdahalesi yapılan ve ardından ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen müvekkilinin sağ bacağında kırık meydana geldiğini, ameliyat olduğunu ve akabinde uzun ve zorlu bir fizik tedavi süreci geçirmek mecburiyetinde kaldığını, gerçekleşmiş olan trafik kazası nedeniyle müvekkilimizin vücudunda oluşan kalıcı hasarların tespit edilip maluliyet oranının belirlenmesi için tedavi süresi sonrasında ... Tıp Fakültesi'nden alınan 22.12.2022 tarihli Adli Tıp Raporuna göre müvekkilinin sürekli maluliyet oranı 610 olarak belirlendiğini, işbu adli tıp raporuna göre müvekkilimizin geçici iş göremezlik süresinin ise 180 gün olduğu ve 45 gün süreyle bir başkasının (bakıcı) bakımına muhtaç olduğu belirlendiğini, kendisine maddi tazminat kapsamında sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri tazminatının ödenmesi gerektiğini, belirterek adli yardım taleplerinin kabulünü, müvekkilinin zararının karşılanması adına, sürekli iş göremezlik tazminatı için 100,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatı için 100,00 TL ve bakıcı giderleri tazminatı için 100,00 TL olmak üzere toplamda şimdilik 300,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.02.2020'den itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir. Davalı vekili Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, gerçekleştiği iddia edilen kaza tarihi ve dava tarihi dikkate alınarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacının iddiaları ispata muhtaç olduğunu, olayda müvekkil kurumun sorumluluğunu gerektirir somut bir olgu olmadığını, dosyadaki evrakların incelenmesinde davacının anlatımı dışında kazanın oluşuna ilişkin hiçbir tespit bulunmadığını, dava konusu kazaya, tespit edilemeyen aracın neden olduğu ispatlanamadığını, görgü tanığı beyanları, itları ve sair deliller birlikte toplanmalı ve kuşkuya mahal vermeyecek şekilde kazanın gerçekleştiği ispatlanması gerektiğini, ekte sunulan SBM ambulans sorgu formunda da, davacıya ait kayıt çıkmadığını, 05.02.2020 günü meydana geldiği belirtilen kazayla ile ilgili olarak kaza gününde herhangi bir tutanak düzenlenmediği ve hiçbir mercie müracaatta bulunulmadığının görüldüğünü, kazadan 15 gün sonra ... ... Polis Merkezi Amirliğine yapılan müracaatta, ... olay günü ilgili mevkide yürüdüğünü minibüse binmek için beklediği sırada markasını ve plakasını alamadığı aracın önce yolun ortasında durduğunu tekrar hareket ederek kaldırıma çıkarak kendisine çarpması nedeniyle yaralandığı ve yaralanmasına sebep olan araç sürücüsünden şikayetçi olduğunun beyan edildiğini, olayla ilgili karakol tarafından düzenlenen araştırma tutanağında “Yaralanma olayı ile ilgili olarak, olay yerinde yapılan kamera araştırmasında olay yerini ve olay anını gösterir güvenlik kamerasına rastlanılmadığı” belirtildiğini, ...'un kendi ifadesi dışında kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olduğu hususunda herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını belirterek kazanın meydana geldiğinin ispata muhtaç olduğunu belirtmiş ve davanın reddini talep etmiştir. Dava trafik kazası nedeni ile sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri zararının ... hesabından tazmini istemine ilişkindir. 2918 sayılı KTK'nın 91.maddesinde; motorlu araçların trafik sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, ... Hesabı Yönetmeliğinin 9.maddesinde; trafik sigortası bulunmayan araçların neden olduğu bedensel zararlar için ... Hesabına başvurulabileceği belirtilmiş, motorlu bisikletin tanımının yapıldığı 2918 sayılı KTK'nin 3.maddesinde; motorlu bisikletin, silindir hacmi 50 cc'yi geçmeyen içten patlamalı motorla donatılmış ve imal hızı saatte 50 km den az olan bisiklet olduğu düzenlenmiş, 2918 Sayılı KTK'nın 103. maddesinde ise; motorsuz taşıtlar ile motorlu bisiklet sürücülerinin hukuki sorumluluğunun genel hükümlere tabi bulunduğu öngörülmüştür. Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54 de özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin malvarlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince kişinin vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ortaya çıkan beden gücü kayıplarının gelirinde veya malvarlığında bir azalma meydana gelmese dahi tazminat gerektiği kabul edilmekte ve bu husus güç kaybı tazminatı olarak ifade edilmektedir. Bu durum ilk bakışta sorumluluk hukukundaki zarar kavramına aykırı gibi görünse de burada vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin aynı işi zarardan önceki durumu ve diğer kişilere göre daha fazla güç sarf ederek yaptığı gerçeğinden hareket edilmekte ve zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir. Bunun gibi çalışma yaşına gelmemiş küçükler yönünden de bedensel zarar sonucu oluşan maluliyet nedeni ile evde ya da dışarıda aileye yardımcı olma, eğitim alma, yeme, içme vb gibi tüm yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesinde emsallerine göre sarfetmesi gereken fazla çaba veya güç (efor) bir ekonomik değer olarak gürülmeli ve bu nedenle bir zarar oluştuğunun kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 17. H.D. 2016/10015 Esas 2019/4332 Karar sayılı emsal ilamı) ... Hesabı, plakası tespit edilmeyen bu aracın sebebiyet verdiği trafik kazası sonucunda oluşan zarardan, araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacaktır. Mahkemece yapılması gereken dava konusu trafik kazası nedeniyle yapılan tedavilere ilişkin tüm evraklar toplanarak, Adli Tıp Kurumu'ndan maluliyet raporu almak, tarafların kusur oranları hususunda bilirkişi raporu almak ve tüm belgeler toplandıktan sonra aktüerya raporu almaktır. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 10/03/2025 tarihli 4 sayfadan ibaret raporunda özetle; dosyadaki mevcut belge ve bilgiler ile kazaya ait kusur durumunun çıkarılmasının mümkün olmadığı, tarafların kusur oranlarının belirlenmesinden sonra nihai zararın tespiti mümkün olacağından ve dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacı tarafından iddia edilen hususların uyuşmaması nedeniyle kusur oranları belirlenemediğinden maddi zarar yönünden hesaplama yapılmasının mümkün olmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bilirkişi heyetinin düzenlediği 13/07/2025 tarihli 5 sayfadan ibaret raporunda özetle; Kaza tarihinde aracın kaldırıma çıkma ihtimalinin tamamen yok sayılamamakla birlikte, bunun somut bir delille desteklenmesi gerektiği, mevcut delil durumu (tutanak yokluğu, kamera kaydı eksikliği, tanık beyanı yokluğu) nedeniyle, olayın meydana geliş şeklinin ispatlanabilir nitelikte olmadığı, bu nedenle bilirkişi raporunda yer alan kanaatin hukuki dayanağının da, ispat yükünün yerine getirilmemesi nedeniyle kusur oranının tespitinin mümkün olmadığı yönünde olduğu, kaza noktasında yapılan güncel tarihli keşifte, demir babalar sebebiyle kazanın olduğu kaldırıma araç çıkmasının hemen hemen imkansız gözüktüğü, ancak kazanın olduğu 5.2.2020 tarihinde yoldaki babaların daha alçak beton babalar olduğu anlaşılmakta ve aracın kaldırıma çıkabilme ihtimalinin olduğunun anlaşıldığını, 10.3.2025 tarihli Bilirkişi raporunda da durumunu şekilde açıklandığını “Aracın büyük bir hızla kontrolsüzce kaldırıma çıkması durumunun düşünülecek olunursa bu durumda ise kaldırımdaki yaya(lar)ın araç ile duvar/regülatör ve/veya direk/ağaç arasında kalmaları kaynaklı olarak hem araçta ciddi hasar ve hem de yaya(lar)da ağır yaralanmalar ve belki regülatörlerde de hasar bekleneceği, sonuç olarak: Kaza tarihinde kaldırıma aracın çıkabilmesinin daha mümkün olabilmekle birlikte, kazada plakası ve eşgali belirli olmayan aracın kazaya sebebiyet verdiğinin bilgi ve belgelerle delillendirilemediği için, görgü tanıkları ve kamera kayıtları olmadığı için kazanın oluş şekline ait hüküm kurulamadığı, bu sebeple kaza yerinde güncel keşif yapılması sonucu geriye dönük olarak kusur dağılımının çelişkiye yer vermeyecek şekilde belirlenmesinin bu şartlar altında mümkün durmadığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Adli Tıp Kurumunca düzenlenen 07/10/2024 tarihli raporda özetle; Mevcut belgelere göre; 05/07/1972 doğumlu, ...’un 05/02/2020 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanması ile ilgili olarak; maluliyet hesaplamalarının dava konusu kazada kişide meydana gelen yaralanmalar ile bu yaralanmaların fizyolojik iyileşme süreleri sonunda vücutta meydana getirdiği fonksiyonel kayıpların tespit edilmesi yöntemiyle hesaplandığı, dosya kapsamında Kurulumuzun 27/09/2023 tarih ve 15199 numaralı müzekkeresi, 22/01/2024 tarih ve 791 numaralı müzekkeresi ve 07/06/2024 tarih ve 10785 numaralı müzekkeresi ile Kurul muayenesine çağrılmışsa da muayene olmak üzere gelmediğinin ve temini istenen olay tarihli grafiler ile güncel sekel grafilerin dava dosyasında bulunmadığının tespit edildiği, dosyada mevcut kişinin en son muayenesi olan 22/12/2022 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda yapılan muayenede saptanan bulgular dikkate alındığında, 20.02.2019 tarihli 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında; I-Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, eklem hareket açıklığı, ayak bileği ve topuk hareket kısıtlılığı, Tablo 3.10’a göre %7, Tablo 3.11’e göre %5 alt ekstremite özürlülük oranı, Balthazard formülüne göre toplam alt ekstremite özürlülük oranı %12 olup Tablo 3.2’ye göre; 1.Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %6(yüzdealtı) olduğu, 2.İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, 3.Başka birisinin geçici veya sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, 4.Kişinin muayene olmak üzere kurulumuza gönderilmesi ve Kurulumuz’un müzekkerelerinde belirtilen eksikliklerin giderilerek Kurulumuza gönderilmesi halinde kişi hakkında yeniden değerlendirme yapılacağı hususu hakkında sonuç ve kanaate varılmıştır. Tüm dosya kapsamının bir arada değerlendirilmesi neticesinde; 05/02/2020 tarihinde davacı ile sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç arasında trafik kazasının meydana geldiği, karşı aracın ve sürücüsünün tespit edilemediği anlaşıldığından davalı ... Hesabının sorumluluğu bulunduğu iddia edilmiştir. Davalı ... hesabının sorumluluğuna gidilebilmesi için sürücüsü tespit edilemeyen aracın neden olduğu kazada kusurunun bulunması zorunludur. Bilindiği üzere "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." davacının somut olayda kazanın varlığını ve plakası tespit edilemeyen aracın kusurlu olduğunu ispat etmesi gerektiği, mahkememizce kusura ilişkin alınan bilirkişi raporu ile davacı tarafın kazanın meydana geldiği yere ilişkin beyanına göre kazanın meydana geldiği yerde arabaların kaldırıma çıkmalarını engelleyen beton engellerin bulunduğu, davacının beyan ettiği şekilde kaldırımda olan davacıya araç çarpmasının fiziken mümkün olmadığı, davacı tarafından beyan edilen yerdeki fiziki şartlar ile davacının beyanlarının örtüşmediği, kazaya ilişkin kolluk tutanağı veya sair delil de bulunmadığı, mahkememizce kusura ilişkin alınan alanında uzman bilirkişi heyetinin de aynı kanaatte olduğu anlaşılmakla kusura ilişkin alınan bilirkişi raporlarının denetime açık ve hükme elverişli olduğu kanaatine varılarak plakası tespit edilemeyen aracın kusuru ispat edilmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, 2-615,40-TL karar harcının peşin alınan 179,90-TL den düşümü ile kalan 435,50-TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-13-14 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.120,00-TL'nin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 4-Davalı tarafından yapılan 100,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince 300,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır