İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/162 E. 2026/28 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/162
- Karar No
- 2026/28
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/162 Esas KARAR NO : 2026/28
DAVA : Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/07/2023 KARAR TARİHİ : 29/01/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkili ...'in Türkiye’nin ilk sürdürülebilir köy projesi olarak inşa edilen ve yapımı projeye adını veren ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilen “...” yaşam alanı ile “...” ana markası kapsamında “...”, “...” ve “...” seri markaları altında hayata geçirilen “...” projesinin kurucusu olduğunu, projeye adını veren “...” markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde... sınıflarda 15.06.2020 tarihinden beri müvekkili ... adına tescilli bulunduğunu, davalı tarafın Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından marka başvurusu reddedilmiş olmasına rağmen, “...” ve “...” adını, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu sınıflarda kötü niyetle ve fiilen kullandığını, bu suretle müvekkilinin tescilli markalarının ayırt edicilik vasfına zarar verdiğini ve müvekkilinin aleyhine markaya tecavüz ve haksız rekabete neden olduğunu, davalının kötü niyetle ve tescilsiz bir şekilde kullanılan “...” ve “...” markasını ve “...” ibaresini asli ayırt edici unsur olarak içeren benzer sair herhangi bir işareti, dava sonuçlanıncaya kadar müvekkiline ait tescilli markalar aleyhine tecavüz ve haksız rekabete sebep olmasının yol açtığı telafisi imkansız zararlar sebebiyle, müvekkiline ait markaların tescilli olduğu sınıflardaki hizmetlerde kullanımının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile davanın kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili firmasının ... Alanını (...) 'Yap - İşlet - Devret' modeli ile 29 yıllığına kiralamış olduğunu, müvekkili firmasının ...mevkinde bulunan orman arazisinde bir yılı aşkın süredir işletme faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkili firmasının... kıyısında 327 dönüm ormanın içerisinde Türkiye’nin en büyük günü birlik konaklama ve eğlence merkezi olduğunu, müvekkili firmasının ...başvuru numarası ve 29.11.2020 başvuru tarihli tescilli markasının "..." ismi ile ...'nın en büyük macera parkını, bungalov ve glamping konaklamalarını, kamp - karavan alanlarını, çeşitli dünya lezzetlerinin sunulduğu restoranları içeren bir konaklamalı orman parkı olduğunu, müvekkili firmasının yaklaşık 2 yılda Orman Kanunu ve mevzuatlarında düzenlenen birimlerin imalatlarını tamamlamış ve bir yılı aşkın sürede belirtiği alanlarda yerli ve yabancı bir çok misafir ağırlamakta olduğunu ifade ettiğini, müvekkilinin ... ili, ... ilçesi, .... Mahallesinde bulunan ... A Tipi Mesire Alanında aralıksız olarak ... nice kodları ile adına tescilli ".." markası ile faaliyetlerine devam ettiğini beyan ederek davanın reddine, tedbir talebinin reddine, bu dava nedeniyle ticari itibarı zedelenen ve müşteri kaybeden müvekkili hakkında re'sen maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Tarafların bildirdikleri deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu dosya içerisine ibraz etmiştir. Mahkememizce alınan 22/07/2024 tarihli bilirkişi raporunda; "...Davacıya ait olan markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu ve ilgili markanın davalıya ait markadan önce tescillendiği için ilgili markanın korunması gerektiği, davalıya ait “...” markasının da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu dolayısıyla markalar arasında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, buna göre Sınai Mülkiyet Kanunu’na aykırı bir durumun varlığının tespit edildiği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir. Mahkememizce alınan 11/12/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; "...Davacıya ait olan markaların esas unsurunun “...” ibaresi olduğu ve ilgili markanın davalıya ait markadan önce tescillendiği için ilgili markanın korunması gerektiği, davalıya ait “...” markasının da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu dolayısıyla markalar arasında tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğu, buna göre Sınai Mülkiyet Kanunu’na aykırı bir durumun varlığının tespit edildiği..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir. Mahkememizce alınan 27/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "...Bilişim Yönünden Yapılan İncelemede Sonuç Olarak; DAVACI TARAFA YÖNELİK İNCELEME: Davacıya ait olduğu belirtilen ... uzantılı URL adresi üzerinde yapılan incelemede; Karşı tarafa ait olduğu belirtilen ... isimli sitenin aktif ve yayında olduğu tespit edilmiştir. Sitenin hakkımızda sayfasında “ ... “... “ açıklamasının yer aldığı tespit edilmiştir. Sitede yer alan firma bilgilerinde; Firma adresinin “...”, e-posta adresinin ... olduğu tespit edilmiştir. Site Tescil Bilgilerinde; Alan adının ... firması tarafından kayıt edildiği, alan adı sahibi kişi bilgileri, .com uzantılı alan adlarında kişisel bilgilerin gizliliği kapsamında, internet alan adı dağıtımını sağlayan ... organizasyonu tarafından alan adı kaydı sağlayan firmalara WHOIS sorgulamalarından kişisel bilgilerin Avrupa Birliği Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR) kapsamında 17 Mayıs 2018 tarihinden itibaren kaldırılması gerekliliğinden dolayı, alan adının kime ait olduğunun tespiti yapılamamış, alan adının kayıt kimlik bilgisinin bulunmadığı, Alan adının 19.05.2017 tarihinde kayıt ettirildiği ve 19.05.2028 tarihine kadar kayıtlı olduğu, site erişim ve yer sağlayıcısının Wix.com olduğu tespit edilmiştir. SOSYAL MEDYA HESAPLARI ÜZERİNDE YAPILAN İNCELEME; Davacı tarafa ait olduğu belirtilen ve tanıtım filminin yer aldığı ... uzantılı URL adresi youtube hesabı incelendiğinde; .... uzantılı URL adresinde paylaşım yapılan videonun; ... isimli yotube kanalından, 4 Haziran 2021 tarihli ve 1.588 görüntüleme aldığı tespit edilmiştir. Davacı tarafa ait olduğu belirtilen ...uzantılı URL adresli ... sosyal medya hesabı üzerinde yapılan inceleme; Hesap bilgisinde; Hesabın gizli olduğu, Hesap adının “...” olduğu, Hesabın Nisan 2020 tarihinde oluşturulduğu, Hesap açıklamasında “...“ ibarelerinin yer aldığı, Web adresinin ..., Hesabın takipçi sayısının 59.6 B kişi olduğu Hesabın gönderi sayısının 81 adet olduğu tespit edilmiştir. DAVALI TARAFA YÖNELİK İNCELEME: Davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... uzantılı internet sitesi üzerinde yapılan incelemede; Davalı tarafa ait olduğu belirtilen ... isimli sitenin aktif ve yayında olduğu tespit edilmiştir. Sitenin hakkımızda sayfasında “ .... “ açıklamasının yer aldığı tespit edilmiştir. Sitede yer alan firma bilgilerinde; Firma adresinin “...”, E-posta adresinin ... İletişim numarasının [TELEFON] olduğu tespit edilmiştir. Site Tescil Bilgilerinde; Alan adının ...Şirketi tarafından ... Şirketi adına kayıt edildiği, Alan adının 02.12.2020tarihinde kayıt ettirildiği ve 02.12.2025 tarihine kadar kayıtlı olduğu, Site erişim ve yer sağlayıcısının “...” olduğu tespit edilmiştir. SOSYAL MEDYA HESAPLARI ÜZERİNDE YAPILAN İNCELEME Davalıya ait olduğu belirtilen ... uzantılı ... sosyal medya hesabında yapılan incelemede; Hesap bilgisinde; Hesap adının “...” olduğu, Hesabın Aralık 2020 tarihinde oluşturulduğu, Hesapta “...” açıklamasının yer aldığı, Firma adresinin ..., İletişim numarasının ..., Web sitesinin ... olduğu, Hesap adının 3 kez değiştirildiği, Hesabın takipçi sayısının 99,2 B olduğu, Hesaptan toplam 336 adet gönderi paylaşıldığı tespit edilmiştir. Marka Yönünden Yapılan İncelemede Sonuç Olarak; Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; Davalının ...internet sitesinde, “...”, “...”/ “...”, “...”; ... sayfasında , ”...”, ”...” şeklindeki marka kullanımlarının Davacı tarafın tescilli “...”, ”...”, ”...”, ”... a.ş.” ibareli markaları ile ayırt edilmeyecek kadar benzer olduğu, bu sebeple iltibas yarattığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği, Kullanmama def’i şartlarının oluşmadığı..." yönünde görüş ve kanaate ulaştıklarını belirtmişlerdir. Dava; markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir. ... başvuru numaralı, ... sınıflarda tescilli "...",... başvuru numaralı, ... sınıflarda tescilli "...", ... başvuru numaralı, .... sınırlarda tescilli "..." ve ... başvuru numaralı, ... sınıflarda tescilli “... A.Ş.” markalarının davacı tarafa ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, davalı’nın ... ibaresi ile, ... ve ... tescilsiz markasını, davacının tescilli “...”, “...”, “...” ve “... A.Ş.” markaları ile aynı hizmet sınıflarında kullanması suretiyle müvekkilli markaları ile iltibas yarattığını ve eylemlerin haksız rekabet oluşturduğunu belirterek marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti istemlerinde bulunmuştur. Bu bakımdan öncelikle karıştırılma ihtimali yaratmanın incelenmesi gerekir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, tüketicilerin bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde ve herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım veya bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta marka ve kullanım arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” bunların karıştırılabileceği yönünde ise iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.06.2012 tarihli ve ... E. ... K. sayılı kararı). Başka bir deyişle karıştırılma ihtimali; görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın asıl unsurları ve tamamlayıcı unsurları, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine tüketicilerin, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Ayrıca Avrupa Marka ve Tasarım Ağı Ortak Bildirgesinde de belirtildiği üzere, markalar düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır (Karasu, Rauf/ Suluk, Cahit/ Nal Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2018, s. 189). Başka bir deyişle önceki markanın ayırt edici niteliği düşük ise markaların örtüşmeyen bileşenlerinin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınarak sonuca gidilecektir. Davalının internet adresi ve sosyal medya hesaplarında yer alan kullanımlar teknik bilirkişilerce incelenmiş, raporun denetlenebilir ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Davacının markayı köy projesi, konaklama hizmetleri, gayrimenkul/inşaat alanında kullandığı, davalının da otel/konaklama tesisi ve açık yaşam alanı projesinde faaliyet gösterdiği, davacının markaları ile davalı kullanımının aynı sınıfta ve benzer sektörde olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının davasına dayanak yaptığı markalardan en eski tarihli olan ... numaralı ...sınıflarda “...” markası 10.11.2020 tarihide tescil edilmiştir.17.07.2023 tarihinde açılan davada davacının marka kullanımına ilişkin 5 yıllık hoşgörü süresi dolmadığı ve kullanmama def’i şartlarının oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, davalının “..., “..."/ “...”, ”...” şeklindeki -bilirkişi raporunda görüntüsü yer alan- kullanımlarının davacının tescilli “...”, ”...”, ”...” , ”... a.ş.” ibareli markaları ile görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğu, markaların bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alındığında davalının internet sayfasında ve sosyal medya hesaplarında yer alan marka kullanımlarının davacı tarafın tescilli “...”, ”...”, ”...” , ”... a.ş.” ibareli markaları ile iltibas yarattığı kanaatine varılmıştır. Davacı taraf marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuştur. Bu noktada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/03/2022 tarih, ...esas ve... karar sayılı içtihadı nazara alınarak TTK'nın 55/1-a-4 bendinin somut olayda uygulama yeri olmayacağı, özel kanun olan SMK'nın uygulanması ve özel kanun hükümlerinin korumasının yeterli olduğu kanaatiyle haksız rekabetten kaynaklanan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Tüm dosya kapsamı sunulan deliller ve davaya dayanak kullanımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının marka hakkına tecavüze yönelik açmış olduğu davanın kabulü ile haksız rekabete yönelik açmış olduğu davanın reddine karar verilmiş, ayrıca davalının kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından HMK m. 329 doğrultusundaki davacı talebinin de reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalının eylemlerinin davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, tecavüz eylemlerinin men'ine ve ref'ine, 2-Haksız rekabet davasının reddine, 3-Hmk md. 329 çerçevesindeki davacı talebinin reddine, 4-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 732,00 TL harcın peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 5-Davacı tarafından peşin yatırılan 269,85 TL peşin harç ile 269,85 TL başvuru harcının toplamında oluşan 539,70 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-27.835,00 TL (bilirkişi, posta, tebligat gideri) yargılama giderinin davadaki haklılık durumuna göre takdiren 13.917,50 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; reddedilen talep yönünden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre belirlenen 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştikten sonra ve talep halinde ilgili tarafa iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/01/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır