İlk Derece Mahkemesi · Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2023/126 E. 2023/376 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2023/126
- Karar No
- 2023/376
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/126 Esas - 2023/376 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2023/126 KARAR NO : 2023/376
HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ...
DAVALILAR : 1-... Av. ... : 2- ... Av. ...
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) DAVA TARİHİ : 10/03/2023 KARAR TARİHİ : 28/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2023
BİRLEŞTİRİLEN .... SAYILI DOSYASI DAVACI :... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI :... DAVA :Marka (Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali) DAVA TARİHİ :31/03/2023 KARAR TARİHİ :03/04/2023
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA TALEP: Davacı vekili 10/03/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: müvekkili şirketin ... sayılı "... ... ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, itirazın kabul edilerek başvurunun reddedildiğini, başvuru sahibi davalı tarafından bu kararın yeniden incelenmesi talebinin nihai olarak ... (...) tarafından kabul edilerek başvuru hakkındaki ret kararının kaldırıldığını, ancak dava konusu edilen markanın davacının seri markalarının esas unsuru olan “...” ibaresinde yapılan küçük harf değişiklikleriyle yaratılmış olduğunu, dolayısıyla karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu ve aynı/aynı tür emtialarda kullanılacakları için tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu, davacının “...” ibareli markaları ile seri markalar yarattığını ve bu markalarının Türkiye'de tanınmış olduğunu, davalının dava konusu marka ile müvekkili markasından haksız yarar sağlamak amacında olduğunu, ve davalının kötü niyetinin ve haksız rekabet saikinin açık olduğunu ileri sürerek ve ... sayılı markaları davasına mesnet göstererek ... ...'in ... sayılı kararının iptalini ve ... başvuru sayılı marka tescil talebinin reddini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili dilekçe ve beyanında özetle: Alınan kurum kararlarının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada davalı şirket vekili dilekçe ve beyanında özetle: Karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzemediğini, dolayısıyla dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtialar bakımından taraf markalarının karıştırılma ihtimali bulunmadığını, olayda davacının SMK m. 6/5 hükmünün ve kötü niyet iddiasının ispat edilemediğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR: Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; asıl ve birleşen davanın davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ile marka başvurusunun tescil talebinin reddi istemlerine ilişkindir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan ... kararına etki edip etmeyeceği ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve ... sayılı başvurunun tescil talebinin reddinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen ... kararının davacıya 10/01/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 10/03/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ve Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun... sayılı "... ... ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ... ..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6/(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Bu hususlar çerçevesinde başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında belirgin görsel, işitsel ve anlamsal farklılıklar bulunduğu, dolayısıyla markaların benzer olmadığı ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığı görüşüne ulaşıldığından itirazın kabulü gerekmiştir. KARAR: İtirazın kabulüne ve başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde kapsamında SMK 6/1 anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında SMK 6/9'da düzenlenen KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında şu şekildedir: Davalı Başvuru Markası "..." (...) 05. sınıf
Davacı Markaları "...", "...","... ... ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ... ..." "...", "... ... ..." ... (itiraza mesnet) ... (davaya mesnet) 03, 05, 08, 16, 21, 35, 41, 44. sınıflar
Bilirkişi heyetinden alınan 03/07/2023 havale tarihli raporda konu ayrıntılı irdelenmiş olup özetle; "...1) Karşılaştırılan işaretler arasında, esas unsurları itibariyle, görsel ve işitsel açılardan benzerlik olduğu, kavramsal açıdan oluşabilecek farklılıkların bu benzerliği bertaraf edecek derecede güçlü olmadığı, 2) Davacının hem huzurdaki davasına hem de ... nezdindeki itirazlarına mesnet aldığı ... sayılı markaları özelinde, davalının markasının tescili kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/türdeşliği/benzerliği şartının da gerçekleştiği, 3) Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin değişiklik gösterdiği, bu hususta bir genelleme yapılamayacağı, 4) Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerdeki değerlendirmeler nedeniyle, davacının ... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markaların karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, 5) Davacının “tanınmışlık” iddiasının davalı markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, 6) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 7) Dava konusu edilen 09.01.2023 tarihli ve ... sayılı ... Kararının, yukarıdaki (4) nolu değerlendirme ile uyumlu olmadığı, 8) Davacının davalının markasının hükümsüzlüğü talebinin, yukarıdaki (4) nolu değerlendirme ile uyumlu olduğu..." ifade edilmiştir.
Dosya, davalı şirket vekilinin itiraz dilekçesinde belirttiği hususlar gözden geçirilerek sadece ... aşamasında itiraza mesnet gösterilen davacı markalarının gösterilerek değerlendirme yapılması hususunda ek rapor alınması için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 06/10/2023 havale tarihli bilirkişi ek raporunda özetle: "...davalının itirazları doğrultusunda, Kök Raporumuzdaki tespit ve değerlendirmelerde değiştirmemizi gerektirecek bir husus bulunmadığı..." ifade edilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalı şirket vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi, dava konusu "..." ibareli marka başvurusunun 05'inci sınıflardaki alt gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından 03, 05, 08, 16, 21, 35, 41, 44' üncü sınıflarda tescilli "..." esas unsur ibareli markaları mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenle, davacı iddiaları bakımından Mahkememizce, dava konusu markanın karıştırılma ihtimaline dayalı olarak ileri sürülen iddialar kapsamında değerlendirme yapılabileceği kanaatine varılmış olup, bu minvalde yapılan değerlendirmeler şu şekildedir:
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME KULLANMAMA DEF'İNİN DEĞERLENDİRİLMEDİĞİ YÖNÜNDE YAPILAN İTİRAZ Bilindiği üzere, SMK'nın 19/2. maddesinde düzenlenen "kullanmama def'i"i, SMK 29/2 yollaması ile tecavüz davalarında def'i ileri sürülebileceği gibi ... iptal davalarında da ileri sürülebilir. Ancak ... iptal davalarında, kurum kararının iptali talebi yönünden dinlenebilmesi için, yayıma itiraz aşamasında usulüne uygun şekilde ileri sürülmüş bir kullanım ispatı talebinin bulunması gerekir. SMK'nın "Yayıma itirazın incelenmesi" başlıklı 19. maddesinin son fıkrasında "Yayıma itiraza ilişkin usul ve esasalar yönetmelikle belirlenir." hükmü bulunmaktadır.
Sınai Mülkiyet Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin "Kullanımın ispatı" başlıklı 29. maddesi "(1) Kanununun 19. maddesinin ikinci fıkrasının uygulanabilmesi için başvuru sahibinin, yayıma itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak Kurum'a bildirmesi gerekir. Belirtilen koşulları taşımayan ve süresi içinde yapılmayan kullanımın ispatına ilişkin talepler yapılmamış sayılır." düzenlemesi mevcuttur. Dolasıyla, kullanım ispatı talebinin yayıma itiraz aşamasında yapılması gerektiği açıktır. Dosyanın incelenmesinden; kullanım ispatı talebinin davalı tarafından ... kararına itiraz formunda yapıldığı anlaşılmıştır ...). Dosyada mevcut 29.04.2021 tarihli İtiraza Karşı Görüş Bildirme Dilekçesinde kullanım ispatına dair herhangi bir ibare bulunmadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla, Kurum kararının alınması aşamasında usulüne uygun olarak yapılmış bir kullanım ispatı talebi bulunmadığından, davada bu savunma dinlenmemiştir.
2.6769 Sayılı SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME A. Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Kapsamında Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusu, 05'inci sınıftaki: "05. Sınıf: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır. İtiraza ve davasına dayanak davacı markalarının ise "...", "...","... ... ...", "... ... ...", "... ... ...", "... ... ...", "...", "... ... ..." ibarelerinden oluştuğu, kapsamlarında 03, 05, 08, 16, 21, 35. sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden tescilli olup benzerliği tespit edilen; "05. Sınıf: İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal reaktif maddeler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuk bezleri. Zararlı bitkileri, hayvanları ve mantarları imha edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar. 35. Sınıf: 05. Sınıfa giren emtiaların satışı hizmetleri." bir kısım mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır. Davacının hem davasına hem de itirazlarına mesnet aldığı ... sayılı markaları, dava konusu edilen markanın tescili kapsamına alınmak istenilen 05. sınıftaki emtialar ile aynı/aynı tür emtialar yönünden tescillidir veya davalının markasının kapsamındaki emtiaların açılımı/açıklaması/türevi niteliğini haiz emtiaları kapsamaktadır. Dolayısıyla, somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, ilave bir inceleme yapılmaksızın söylenebilecektir. Davacının diğer markalarının tescilli olduğu emtialar yönünden ise dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtialarla benzerlik/türdeşlik şartının gerçekleştiği söylenememektedir. Sonuç olarak; davacının ... sayılı markalarının özelinde, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların tamamı açısından somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği anlaşılmış, taraf markalarının iltibas değerlendirmesinde emtia ayniyeti şartının sağlandığı görülmüştür.
Hedef Tüketici Kitlesi Bakımından Yapılan Değerlendirme Dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen “ilaçlar” açısından, hitap ettikleri tüketici/alıcı/kullanıcı kitlesinin bilinç/bilgi/dikkat/özen seviyelerinin yüksek olduğu söylenebilecek ise de; doktorların ve eczacıların bilinç/dikkat/ özen derecesinin yüksek olması, birbirlerine son derece benzer iki ibarenin ilaçlar üzerinde marka olarak kullanılması durumunda karıştırılma ihtimalinin olmayacağı sonucunu vermemektedir. "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler.Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." emtiaların bir kısmının reçete ile eczanelerden alınabileceği, bir kısmının ise profesyonel satıcı olduğu ve meslekleri itibariyle bu hizmetlere yöneleceği anlaşılmakla, hitap ettiği tüketici kesiminin bilinç/ dikkat/ özen seviyelerinin yüksek olduğu; "Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler." emtiaların fiyatları görece yüksek olmakla birlikte insan sağlığı ile ilgili ürünler olduğu dikkate alındığında hitap ettiği tüketici kesiminin bilinç/ dikkat/ özen seviyelerinin ortalamanın üzerinde olduğu; "Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler." emtiaların marketlerde, internette, kısacası erişimin kolay olduğu, alınacak ürün hakkında kolay karar verilen ortamlarda satışa sunulduğundan dolayı hitap ettiği tüketici kesiminin bilinç/ dikkat/ özen seviyelerinin ortalama tüketici seviyesinde olduğu kanaatine varılmıştır. B) Marka İşaretlerinin Görsel, İşitsel ve Anlamsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. İşaretler de parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markaları, baskın şekil ve renk unsurlarından yoksun, kelime markası hüviyeti ağır basan işaretlerdir; işaretlerin bir kısmında, tüm işaretlerde ortak olan “...” ibaresinin “v” ve “i” harfleri, basit birer tasarımla süslenmiştir. Davacının bir kısım markasında “...” ibaresi markanın tek unsurudur, diğerlerinde ise “...”, “...” ve “...” kelimeleriyle İngilizce “-...” bağlacı ile ilişkilendirilerek birer kelime öbeği içerisinde kullanılmıştır. Bu kelimelerin hepsinin tüketici zihninde yarattığı ilk algı “yabancı dildeki insan isimleri” şeklindedir. Davacının markalarında ortak olan “...” ibaresi de, İspanya’da yerleşik bir şehrin Türkçe adıdır. Coğrafi bir yer adı olması itibariyle bu ibarenin markasal hüviyette soyut ayırt ediciliği düşük olsa bile, somut uyuşmazlığın ilintili olduğu kozmetik sektörü açısından, ... kentinin yaygın olarak bilinen herhangi bir özelliği/tanınmışlığı olmadığından, bu kelimenin uyuşmazlığa konu emtialar açısından markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin, olabilecek başka bir ibareden daha düşük olmadığı söylenebilecektir. Buna ilaveten, davacının “...” markasının sektörel tanınmışlığı haiz bir marka olduğu gerçeği de gözetildiğinde, davacı tarafından “...” çatı markasından türetilmiş bir kelime algısı uyandıran ...” ibaresinin davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalarının, markasal hüviyette yeterli derecede ayırt ediciliği haiz esas unsuru olduğu kanaatine varılmıştır. Dava konusu edilen marka da renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır ve işarette “...” ibaresi, düz yazım karakterindeki siyah renkli harflerle sadece baş harfi büyük olacak şekilde yazılmıştır, markanın tek başına esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Somut uyuşmazlık, taraf markalarında geçen “...” ve “...” ibarelerinin mevcudiyetinden ve bunların markalarda esas unsur konumunda kullanılmış olmasından hareketle, karşılaştırılan işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzeyip benzemediği hususunda toplanmaktadır. Zira; bu kelimelerin altı harfi, dizinleri de dahil olacak şekilde aynıdır. Bu ortaklığın “...” ve “...” ibarelerini, dolayısıyla da bu ibareleri esas unsur olarak ihtiva eden markaları görsel ve işitsel açılardan benzer kıldığı değerlendirilmiştir. Zira; aralarında bir/birkaç harf farkı olan sözcüklerin, birbirleriyle “benzer işaretler/sözcükler” sayıldığına dair Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş pek çok emsal kararı vardır. Ayrıca; potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “...”lı markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...”lı markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel ve işitsel açılardan benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir. Karşılaştırılan markaların kavramsal açıdan incelenmesinde; “...” ibaresinin yukarıda yer verdiğimiz yerleşik anlamı/şehir ismi olması itibariyle tüketici zihninde uyandırdığı ilk algı, bu şehri bilen tüketiciler açısından, dava konusu edilen, orijinal “...” ibaresini ihtiva eden markadan farklılaşacak ise de bu farklılığın, markaların esas unsurları itibariyle görsel ve işitsel açılardan benzerliğinin önüne geçebilecek bir farklılık olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir. Bütün bunlara göre; somut olayda; karşılaştırılan işaretler arasında, esas unsurları itibariyle, görsel ve işitsel açılardan benzerlik olduğu, kavramsal farklılıkların bu benzerliği bertaraf edecek derecede güçlü olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davalı şirket vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı davacının “...” ibaresi yanında “.../... ...” ibaresini de ihtiva eden markalarında esas unsurun “.../...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiği, zira yerleşik içtihatlar itibariyle "...” ibaresinden önce gelen kelimelerin markaların esas unsuru olduğunu, bu ibareden sonraki kelimelerin ise üreticiye işaret ettiği, davacının “...” ve “...”lı markalarını taşıyan ürünlerinin fiili kullanımlarında “...” ibaresinin dahi yer almadığına dair iddiaları değerlendirildiğinde, davacının markalarında “...” ibaresinden sonraki kelimelerin üreticiye işaret ettiği yönündeki yerleşik içtihat açısından dahi somut uyuşmazlığa bakıldığında, davacının ticaret unvanının ayırıcı unsuru “...” değil, “...” olduğundan, “...”nın üreticinin adı değil markası olduğu hususu nettir. “...” ve “...” ibarelerinin tüketici zihninde yarattığı ilk algı “yabancı dildeki insan isimleri” şeklindedir, davacının markalarında ortak olan “...” ibaresi de, İspanya’da yerleşik bir şehrin Türkçe adı ise de kozmetik sektörü açısından, ... kentinin yaygın olarak bilinen herhangi bir özelliği/tanınmışlığı olmadığından, bu kelimenin uyuşmazlığa konu emtialar açısından markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin yüksek olduğu değerlendirilmiştir. Öte yandan, “...”lı ve “...”lı işaretlerin markasal hüviyette farklı firmalar tarafından kullanılması halinde tüketicilerin söz konusu ürünlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalinin doğduğu, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu veya ortak bir iş yaptıklarını düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği değerlendirilmiştir. Bütün bu nedenlerle, davacının hem davasına hem de ... nezdindeki itirazlarına mesnet aldığı ... sayılı markaları özelinde, karşılaştırılan markalar arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu kanaatine Mahkememizce varılmıştır.
3. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır. Bir markanın tanınmışlıktan yararlanması için yukarıda sayılan şartların gerçekleşmiş olması gerektiği, somut olay açısından ise davacının dava/marka işlem dosyasına sunduğu dilekçelerinin içeriğinde yer alan görsellerden, davacının “...”lı markalarının kozmetik ürünlerinde mutad biçimde kullandığı anlaşılmakta ise de bu nitelikte, nicelikte ve içerikte delilden, davacının “...”lı markalarının 05. sınıfa giren sağlıkla ilintili emtialar/sağlık ve hijyen/kişisel bakım sektörlerindeki bilinirliği, bu markalara yapılan yatırımlar, bu markaların piyasa payı anlaşılamadığından, bu markaların “tanınmış” olduğunun söylenmesi de mümkün görülmemektedir. Ayrıca da davacı bu yöndeki “tanınmışlık” iddialarını ispat edebilse bile, somut olayda SMK m. 6/5 hükmü gereğince tanınmış marka korumasından yararlanılabilmesi için, davalının davaya konu markasının, davacının markalarının bu tanınmışlığından haksız yarar sağlaması, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi ve ayırt ediciliğini zedelemesi durumlarından birinin oluşmuş/oluşma ihtimalinin olması gerekir. Davacının SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimali olduğuna dair de, dava/... işlem dosyalarına herhangi bir delil sunmamış olduğu gözetildiğinde, somut olayda, davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının, dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin olamayacağı kanaatine varılmıştır.
4.KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı kanaatine Mahkememizce varılmıştır.
Davacının dava dilekçesinin sonuç bölümünde belirttiği "... başvuru sayılı marka tescil talebinin reddini" şeklindeki istem bakımından; açılan dava 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesi uyarınca açılan ... karar iptali talepli dava olduğundan ve dava ... kararının yerinde olup olmadığı sınırlı olarak incelenebileceğinden ve neticeten de mahkemece (kısmen ya da tamemen) "kabul" ya da "red" biçiminde karar verilebileceğinden; yukarıda belirtilen talep, fazlaya dair istem olarak değerlendirilmiş ve dava konusu kapsamında talep edilemeyecek bir husus olarak nitelendirilip, reddi gerekmiştir.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup; yukarıda açıklanan gerekçelerle, dava konusu ... kararının yerinde olmadığına kanaat getirilerek, davanın kabulüne, fazlaya dair istemlerin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: 1-Asıl ve birleşen davanın KABULÜNE, 2-... ...'nun ... sayılı kararının iptaline, 3-Fazlaya dair istemlerin reddine, 4-Asıl ve birleşen davada alınması gereken 539,70 TL harçtan peşin alınan 359,80 TL harcın düşümü ile 179,90 TL bakiye karar harcın asıl ve birleşen davadaki davalılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 25.500,00-TL vekalet ücretinin asıl ve birleşen davadaki davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 4.539,80 TL yargılama giderlerinin asıl ve birleşen davadaki davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde ... aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 28/11/2023
Katip ... ¸
Hakim ... ¸
Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 770,80.-TL Posta Masrafı 469,00.-TL Bilirkişi Ücreti 3.300,00.-TL Toplam 4.539,80.-TL