İlk Derece Mahkemesi · Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1083 E. 2025/1124 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1083
Karar No
2025/1124
Karar Tarihi

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:... Esas - ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO :... KARAR NO : ...

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... Av. ... DAVALI : ... VEKİLLERİ : Av.... Av.... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ :... KARAR YAZIM TARİHİ : ...

Mahkememize açılan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: dava dışı ... Turizm Taşımacılık Nakliyatı İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı, sürücü ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... Sigorta A.Ş. nezdinde ... kasko poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın şehirler arası yolda seyir halinde iken sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın kayması sonucu orta refüje girip karşı şeride geçerek aracın sağ yan kısımlarına devrilmesi sonucunda tek araçlı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda ... araç sürücüsü ...'in 2918 KTK nın 52/1B (aracın hızını aracın yük ve teknik özelliğine görüş yol hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) kuralını ihlal ettiğinin kaza yeri incelemesinden ve sürücü beyanından anlaşıldığını, yaşanan kaza sonucunda müvekkilinin yaralandığını, büyük bir travma yaşadığını ve kazanın şokunu üzerinden atamadığını, davacının geçirmiş olduğu trafik kazası sebebiyle uzun bir süre fiziki ve ruhsal olarak acı çektiğini, kolunda 20 cm kesik ve parmaklarda hareket kısıtlılığı meydana geldiğini, kaburgasının kırıldığını ve ayrıca koluna da platin takıldığını, müvekkilinin ağır bir tedavi süreci geçirdiğini ve halen de eski sağlığına kavuşamadığını, adı geçen poliçe kapsamında manevi tazminat klozu bulunduğundan bahisle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, 300.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: davacı tarafın müvekkili şirkete başvuru yaptığı anda arabulucuya da başvuru yaptığını, bu durumun dava şartı yönünden eksikliğe sebebiyet verdiğini, 15 iş günü sürenin beklenilmediğini, ayrıca yapılan başvurunun eksik evrakla yapıldığını, bu nedenle davanın usulden reddinin gerektiğini, kazanın 23/10/2023 tarihinde meydana geldiğini, 30/10/2023 tarihinde ise sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve akabinde hemen dava açıldığını, davacıda meydana geldiği iddia edilen hareket kısıtlılığının ortaya çıkması ve anlaşılması için en az 6 ay ile 1 sene bu durumun tespit edilmesi gerektiğini, davacı tarafın zararını ispatlayamadığını, meydana gelen kazada davacının emniyet kemeri takmadığını, hükmedilecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkili şirket hakkında açılan davanın dava şartlığı yokluğundan reddine, esasa girilmesi halinde davanın esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Kaza tespit tutanağı, sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin belgeler, kazaya karışan araçların trafik kayıtları, sigorta şirketine yapılan başvuruya ilişkin belgeler, kasko poliçesi örneği, davacının sosyal ve ekonomik durum araştırmasına ilişkin tutanak, Pınarbaşı Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı soruşturma dosyasının uyap kayıtları, hastane kayıtları ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, bilirkişi ve adli tıp incelemesi yaptırılmıştır. Dosyaya mübrez 08/09/2024 tarihli bilgisayar mühendisi bilirkişinin raporunda: ilgili kayıt cihazı ve harddisk içindeki görüntülerde kaza tarihi olan 23/10/2023 tarihli görüntüler yer almadığından dolayı kaza sırasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediğini bildirmiştir. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 14/02/2025 tarihli raporunda: 23/10/2023 tarihinde maruz kaldığı araç içi (otobüste yolcu) trafik kazası sonucu yaralandığı bildirilen 11/11/1970 doğumlu...'in arızasının; A-Karayolları Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Şartlarına göre kişinin kaza ile illiyetli ve sürekli maluliyet oranının %10 (yüzde on) olduğu, B-Kaza tarihinde yürürlükte olan 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan erişkinlek için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmeliğin engel oranları alan klavuzu kullanılarak; kişinin kaza ile illiyetli ve sürekli engellilik oranının %10 (yüzde on) olduğu, arızasının 120 gün geçici olarak iş göremezliğine neden olacak nitelikte olduğu, ayrıca 40 gün tam zamanlı bakıcı ihtiyacının olacağı görüş ve kanaatinde olduklarını bildirmişlerdir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanması nedeniyle genişletilmiş kasko sigorta poliçesine dayalı manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde dava dışı ... Turizm Taşımacılık Nakliyat İnşaat Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına kayıtlı ... plakalı yolcu otobüsünde yolcu olan davacının 23/10/2023 günü meydana gelen trafik kazasında yaralandığını, dava dışı otobüsün davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigortalı olduğunu, bu nedenle 300.000,00-TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. -Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde, Taraf deliller toplanmış, kaza tespit tutanağı ve ilgili tüm belgeler ile Pınarbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın... sayılı soruşturma dosyasının uyap kayıtları dosya arasına alınmıştır. Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı ... Turizm'e ait yolcu otobüsü ile Gürün ilçesi istikametinden Pınarbaşı istikametine seyir halinde iken 300-19/009 + 100 km geldiği esnada zeminin ıslak olmasının etkisiyle gidiş yönüne göre sol şeritte direksiyon hakimiyetini kaybederek aracın kayması sonucu orta refüje girip karşı şeride geçerek aracın sağ yan kısımlarına devrilmesi sonucu tek taraflı, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Olay yeri görgü ve tespit tutanağına göre otobüste 30 yetişkin ve 7 çocuk yolcu bulunduğu, davacının da otobüste yolcu olarak yer aldığı, dinlenen mağdur ve tanık beyanları ile tahkikat dosyasındaki tüm delillerden kazanın meydana gelmesinde otobüs şoförünün dikkatsizliği ve tedbirsizliği dışında başkaca bir etken bulunmadığı, havanın yağışlı ve yolun kaygan olması nedeniyle ve aracın hızının fazla olmasından dolayı aracın kayması ile önce refüje çarptığı, sonrasında da otobüsün devrildiği, karayollarına kusur atfedilebilecek bir iddianın da bulunmadığı, kazanın tamamen araç şoförünün dikkatsizliği ve tedbirsizliği nedeniyle meydana geldiği tüm dosya kapsamı ile sabit olmakla kusur konusunda rapor alınmasına gerek görülmemiş, kusur durumunun mahkememizce tayini gerekmiş ve sigorta firmaya ait araç sürücüsünün kazada %100 oranında kusurlu olduğu mahkememizce de kabul edilmiştir. -Mütefarik kusura ilişkin değerlendirmede; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığında, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davacının kaza sırasında emniyet kemeri takmamış olması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu savunması sebebiyle mahkememizce Pınarbaşı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasından otobüsün araç içi kamera görüntüleri istenilmiş, bilişim uzmanı bilirkişiden rapor alınmıştır. Davacı vekili müvekkilinin otobüste 12 numaralı koltukta oturduğunu bildirmiştir. Bilişim uzmanı bilirkişiden alınan 08/09/2024 tarihli rapora göre ilgili kayıt cihazı ve harddisk içerisindeki görüntülerde kaza tarihi olan 23/10/2023 tarihli görüntüler yer almadığından dolayı kaza sırasında davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilemediği bildirilmiştir. Kaza tespit tutanağı ve savcılık dosyasında da bu yönde bir tespit bulunmamaktadır. Dosya kapsamında bulunan delillerden davacının kaza nedeniyle meydana gelen zararın artmasında kusuru bulunduğuna dair somut bir delil bulunmadığından zararın meydana gelmesinde davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kabul edilmiştir. -Maluliyet durumuna dair değerlendirmesinde; Davacı, kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yükümlerine göre maluliyet raporunun tanzimi için Van 100. Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na sevk edilmiştir. Bu kurumdan alınan 14/02/2025 tarihli rapora göre; 23/10/2023 tarihinde maruz kaldığı araç içi trafik kazası sonucu yaralandığı bildirilen 11/11/1970 doğumlu...'in %10 oranında sürekli engellilik oranı bulunduğu, 120 gün geçici iş göremezlik, 40 gün bakıcı ihtiyacı bulunduğu belirlenmiştir. Alınan bu raporun denetime elverişli olması, bu raporla çelişen başkaca usulüne uygun bir raporun da bulunmaması ve taraflarca itirazda da bulunulmaması nedeniyle mahkememizce hükme esas alınmıştır. -Davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna dair değerlendirmede; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun'un 3. maddesi uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden de zararın tazmini talep edilebilir. İhtiyari mali mesuliyet sigortası (İMMS), motorlu araç işleteninin, bu aracın işletilmesinden dolayı KTK ve Genel Hükümlere göre oluşan ve ZMMS limiti üzerinde kalan hukuki sorumluluğunu sigorta poliçesinde yazılı azami hadlere kadar sigorta güvencesi altına alan bir sigorta sözleşmesidir. Bu sözleşme, ZMMS'nın güvencesini yeterli bulmayan işletenler tarafından ek olarak yapılmaktadır. İMMS kapsamının başlangıç noktası, ZMMS limitinin üzerinde kalan kısımdır. Kapsamın sonu ise İMMS limitidir. İMMS Poliçesi Genel Şartları'nın 1. maddesine göre, sigortacının sorumluluğu ZMMS poliçesi limitinin üzerinde kalan miktardan başlayıp, İMMS teminat limiti ile sona ermektedir. Bu limitin tesbitinde, ZMMS'nın hiç yapılmaması veya teminat miktarlarının yeni limitlere getirilmemesi halinde, Hazine Müsteşarlığı'nca tesbit olunan yeni tarife limitleri esas alınır. Bu durumlarda dahi, İMMS'nın sorumluluğu ZMMS'sı limitini aşan kısım için söz konusudur. Kazaya karışan ... Turizm Taşımacılık Nakliyat..Şti'ye ait ... plakalı aracın 05/03/2023 - 05/03/2024 tarihleri arasında .../1 numaralı Muafiyetli Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile kasko sigortalı olduğu, poliçede İMM Manevi Tazminat yıllık limitin 300.000,00-TL olarak belirlendiği, belirlenen bu limitin kaza başına toplam limit olduğu, ancak şahıs başına limit belirtilmediğinden davalı sigorta şirketine yargılama sırasında defalarca kez müzekkere yazılarak kazadan dolayı İMM manevi tazminat limiti kapsamında kazazedelere manevi tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığının sorulduğu, ancak davalı tarafça her hangi bir cevap verilmediği, dosyaya sunulan cevap dilekçesinde limitin toplam yıllık limit olduğu belirtilmiş ise de davacı haricinde başka bir kimseye ödeme yapıldığından bahsedilmediği, en son karar verilmeden önce 12/11/2025 tarihli duruşma ara kararı ile bir kaz daha davalı sigorta şirketine müzekkere yazıldığı ancak yine cevap verilmediği, böylelikle manevi tazminat limiti kapsamında başka bir ödeme yapılmadığının kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır. -Manevi tazminata dair değerlendirmede; Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, davalının sigortalısı olan araç sürücüsünün tamamen kusuru, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının kazadan dolayı %10 malul kalması, 120 gün geçici iş göremezlik durumu, 40 gün bakıcı ihtiyacı duyması nedenleriyle çemiş olduğu acı ve ızdırap hali, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda dava dilekçesinde istenen manevi tazminat miktarının makul olduğu sonucuna varılmış ve 300.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir. - Temerrüt ve Faize ait değerlendirmede; 2918 Sayılı Kanun'un 99. maddesinde, sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel sartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluslarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar. Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortacısı 2918 Sayılı KTK'nun 98/1, 99/1, ZMMS Genel Şartlarının B.2-c maddesi uyarınca hak sahibine kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağının ve bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya başvurmasından itibaren 8 iş günü sonunda tazminat miktarını ödememesi halinde, bu tarihte, böyle bir başvurunun yapılmaması halinde ise dava tarihinde temerrüde düşeceğinden, temerrüt faizine bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekir. Sigortacının kısmi ödeme yapması halinde ise, söz konusu ödeme tarihi temerrüt tarihi olarak esas alınacaktır. Davalı gerçek kişi yönünden ise 6098 sayılı TBKnun 117/2 maddesinde göre haksız fiilin işlendiği tarihte temerrüde düşeceğinden olay tarihi itibariyle faize hükmedilmesi gerekir. Somut olayda davacı tarafça davalı sigorta şirketine 30/10/2023 tarihinde başvurduğu, bu başvurusunda davalıya 15 iş günü mühlet tanıdığı, bu nedenle taleple bağlı kalınarak anılan sürenin dolduğu tarih olan 21/11/2023 tarihi temerrüt tarihi kabul edilmiştir. Sigortalı araç yolcu otobüsü olması nedeniyle ticari araç statüsünde olduğunda davacının talep gibi ticari avans faizine hükmedilmiştir. Yargılama giderlerine ilişkin değerlendirmede; Mahkememiz dosyası kapsamında yapılan yargılama giderlerinin yanı sıra davacının kazadan kaynaklı maluliyet oranının belirlenmesi için Van 100. Yıl Üniversitesi ATK Anabilim Dalı'na sevki yapıldığı, bu birimde 9.727,93-TL adli tıp fatura ücreti ödemesi yapıldığı dosya kapsamı ile sabit olduğundan ve bu gider de yargılama giderleri kaleminden olduğundan hükümde yargılama giderleri kısmına eklenmiş ve aşağıdaki hükmün tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile, 1-300.000,00-TL manevi tazminatın temerrüt tarihi olan 21/11/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 20.493,00-TL ilam harcından, tahsil edilen 1.024,65-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 19.468,35-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafın yaptığı 269,85-TL başvurma harcı, 1.024,65-TL peşin harç, 2.200,00-TL bilirkişi ücreti, 9.727,93-TL adli tıp fatura ücreti, 867,00-TL posta ücreti olmak üzere toplam 14.089,43-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 48.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/12/2025

Katip ...

Hakim ...

Atıf: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1083, K. 2025/1124, T. 17.12.2025, www.arakarar.com/karar/kayseri-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1083-e-2025-1124-k-6e884dcdc69d