İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/101 E. 2026/90 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/101
- Karar No
- 2026/90
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO:2023/101 KARAR NO :2026/90
DAVA:Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:17/12/2020 KARAR TARİHİ:05/03/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ... olduğunu, şirketin orman ürünlerini işlemek, ham, yarı mamül veya mamül malların ticaretini yapmak üzere mobilya sektöründe faaliyet gösteren bir kuruluş olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin zamanla artan ihracatı için ... ülkesindeki ticari faaliyetleri kapsamında ... Limited şirketini kurduğunu, müvekkili şirket ile davalı ... Denizcilik Anonim Şirketi arasında İstanbul'dan ... ülkesinin... şehrine üretim araçları, alet ve makinelerin bulunduğu konteynerin taşıtılması ve diğer müvekkili şirket ... Limited şirketine teslim edilmesi konusunda anlaşma sağlandığını ve sözleşme imzalandığını, söz konusu taşıma sözleşmesi kapsamında taşınacak yükün davalı şirkete teslim edildiğini, 26.07.2019 tarihinde teslim edilmek üzere yola çıktığını, aynı zamanda 13.09.2019 tarihinde varış limanında alıcı ... Limited şirketine teslim edileceğinin müvekkili şirketler yetkilisine bildirildiğini, Türkiye'den ... ülkesine taşınan yükün davalı şirketçe pervasızca bir davranış ve/veya ağır bir ihmali neticesinde İskenderiye Limanı'ndan geri Türkiye'ye gönderildiğini, davalı şirketçe hatanın kendilerinden kaynaklandığının kabul edildiğini ve hata sebebiyle yükün İskenderiye Limanı'ndan geri Türkiye’ye gönderildiğini, 26.09.2019 tarihinde Türkiye’ye geri geldiğini, ardından 05.10.2019 tarihinde tekrar Türkiye’den yola çıktığını, konteynerin 20.11.2019 tarihinde varış yeri olan Kigali-...’da teslim edileceğinin müvekkili şirketler yetkilisine bildirildiğini, ayrıca davalı şirketçe kendilerinden kaynaklanan hata nedeniyle özür mektubu gönderildiğini, davalı şirketçe her ne kadar 20.11.2019 tarihinde yükün teslim edileceğini bildirmişse de 75 gün sonra 27.11.2019 tarihinde yükün teslim edildiğini, davalı şirketçe yükün 75 gün gecikmeli olarak teslim edilmesi nedeniyle müvekkili şirketçe yaşanan ticari itibar ve pazar kaybının en azından tazmini amacıyla 30.000,00 TL manevi tazminat talepleri bulunduğunu, maddi ve manevi zararların tazmini amacıyla davalı şirkete ... yevmiye nolu 13.11.2019 tarihli ihtarname gönderildiğini ve 15.11.2019 tarihinde tebliğ edildiğini ancak taraflarına hiçbir dönüş yapılmadığını, müvekkili şirket ... ... Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. yönünden 20.01.2020 tarihinde 2020/... numarasıyla Arabuluculuk Kurumunu başvurulduğunu ve anlaşma sağlanamayarak 10.02.2020 tarihinde Arabuluculuk Son Tutanağı hazırlandığını, müvekkili ... Limited yönünden 11.11.2020 tarihinde 2020/115067 numarasıyla Arabuluculuk Kurumunu Başvurulduğunu ve anlaşma sağlanamayarak 03.12.2020 tarihinde Arabuluculuk Son Tutanağı hazırlandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik müvekkil şirketler ile davalı şirket arasında akdedilen taşıma sözleşmesi gereği 13.09.2019 tarihinde teslim edilmesi gereken yükün davalı şirketten kaynaklanan hata ve ihmal sebebiyle 75 gün gecikmeli olarak 27.11.2019 tarihinde teslim edilmesi nedeniyle müvekkili şirketler nezdinde doğan maddi zararın ve ticari itibar kaybının tazmini için 30.000,00 TL manevi tazminatın şimdilik (fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsili talepli) 6.500 USD maddi tazminatın ihtar tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 1 numaralı davacı ... Ltd'nin ...'da mukim yabancı bir şirket olduğunu, işbu davada davacı konumunda olabilmesi için yabancılık teminatı yatırması gerektiğini, İstanbul Ambarlı Limanı'ndan Tanzanya'nın Darülsellam Limanı'na yapılan denizyolu taşımasının merkezinin Kopenhag-Danimarka'da bulunan ve Afrika ülkelerinde "..." ticari marka adını kullanan dava dışı ... ...'nin... numaralı konşimentosu tahtında gerçekleştiğini, dava konusu uyuşmazlıkta 1 numaralı davacı ... firmasının taşımaya ilişkin konşimentoya göre yük alıcısı yani gönderilen sıfatıyla konşimentoya taraf olduğunu, dava konusu yükleri de tahliye limanında fiilen teslim aldığını, 2 numaralı davacı ... Kerestecilik firmasının taşımaya ilişkin konşimentoya göre shipper yani yükleten sıfatıyla konşimentoya taraf olduğunu, konşimentonun 26. Maddesi uyarınca konşimento tahtındaki taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken yasaların İngiliz Yasaları olduğunu ve yetkili mahkemeniz Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunu, davacının davasının milletlerarası yetki yönünden reddi gerektiğini, doğrudan doğruya asaleten dava edilen müvekkili ... Denizcilik A.Ş.'ye dava yöneltilmiş ise de dava konusu taşımayı üstlenmediğini ve taşımada davacılara karşı taşıyan veya fiili taşıyan da olmadığını, dava konusu taşıma için konşimento düzenleyen, navlun faturası kesen, navlun ücretini tahsil eden ve bu taşıyanı üstlenen firmanın ... ... olduğunu, asaleten dava edilen müvekkili şirketin sadece davacıların taşıyan olan ... ... firmasının Türkiye genel acentesi olduğunu, iddia edilen gecikme ile tazminat taleplerinin kalemleri arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı ... Kerestecilik firmasının zararının ne olduğunun belli olmadığını, denizyolu taşımacılığında taşıyanların hiçbir zaman taşıma ve teslim süresi taahhütleri bulunmadığını, özellikle Afrika ülkelerine yapılan taşımalarda muhtemel gecikmelerin yaşanmasının olağan ve doğal olduğunu, TTK. madde 1186/6 uyarınca gecikme zararlarında taşıyanların sorumluluklarının toplan navlun ücreti ile sınırlı olduğunu, davacı yanın taşımaya ilişkin tüm yüklerin yanı toplamda 1 adet konteynerin tamamının geciktiği iddia edilse dahi, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir gecikme olmuşsa dahi TTK. madde 1186/6 uyarınca gecikme nedeniyle meydana gelen zararlar bakımından taşıyanların sorumluluklarının navlun miktarı ile yani dava konusu taşıma bakımından 1.910,00 USD ile sınırlı olduğunu belirterek konşimentolarda bulunan milletlerarası yetki şartı uyarınca davanın yetki yönünden reddine, her halükarda davanın esas yönünden reddine, mahkemenin aksi takdirde olması halinde sorumluluklarının TTK. madde 1186/6 uyarınca 1.910,00 USD ile sınırlandırılmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememizde açılan işbu davanın, ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/03/2022 tarih, ... Karar sayılı görevsizlik kararı ile geldiği anlaşılmıştır. Dava maddi ve manevi tazminat istemli alacak davası olup, uyuşmazlığın davalının yabancılık teminatı itirazını ve milletlerarası yetki itirazlarının yerinde olup olmadığı, davalının pasif husumet ehliyeti itirazının yerinde olup olmadığı, taraflar arasında taşıma sözleşmesinin kurulup kurulmadığı, davalının malları geç teslim ettiği iddiasının yerinde olup olmadığı , davalının bundan sorumlu tutulup tutulamayacağı, davalının tazmin etmesi gereken tutarın tespitinden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Uzakyol Kaptanı ... ve Taşıma Uzmanı Doç. Dr. ... tarafından tanzim edilen 27/11/2023 havale tarihli raporda özetle; dava konusu taşıma bakımından taşıyan sıfatının ... ... AS’ye ait olduğu, taşıyanın acentesi ... Denizcilik'e ancak taşıyana izafeten husumet yöneltilebileceği, eşyanın tesliminde gecikme meydana geldiği ve bunun taşıyanın operasyonel hatalarından kaynaklandığının dosyada mevcut özür yazısı ile sabit olduğu, taşıyanın geç teslimde kendisinin ve adamlarının bir kusuru bulunmadığını ispatlayamaması karşısında, geç teslimden ileri gelen zararlardan sorumlu olduğu, özür yazısı karşısında dava konusu olayda gecikme olduğunun/olacağının taşıyan tarafından davacıya bildirildiği anlaşıldığından TTK madde 1185/5 uyarınca bir ihbara gerek bulunmadığı, davacı tarafından geç teslimden kaynaklanan zarar kalemleri olarak ileri sürülen masrafların yapılıp yapılmadığının ve bunlarla konteynerin gecikmesi arasında bir illiyet bağı bulunup bulunmadığının dosya içeriğinden belirlenemediği, bu itibarla davacının gecikme ile uygun illiyet bağı içinde zarara uğradığını ve bunun miktarını ispatlayamadığı, TTK m. 1186/5 uyarınca davacının, dava konusu taşımada gerçekleşen gecikme nedeniyle uğradığı zararı kanıtlaması koşuluyla, davalı taşıyanın bu zarardan sorumluluğunun navlun miktarı olan 1.910 USD ile sınırlı olduğu sonuç ve kanaatlerine ulaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Uzakyol Kaptanı ... ve Taşıma Uzmanı Doç. Dr. ... tarafından tanzim edilen 16/08/2024 havale tarihli ek raporda özetle; davalının itirazlarının değerlendirilmesinde; “Davanın dava şartının yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği” itirazının değerlendirilmesi hususun Mahkeme’nin takdirinde olduğu, “Taşımada gecikme olduğu tespitlerinin yerinde olmadığı” itirazının değerlendirilmesi yönünden: kök raporda açıklandığı üzere dosya kapsamından konteynerin...’da ne zaman teslim edildiğinin belirlenemediğini, ancak konteynerin İskenderiye Limanı’ndan Türkiye’ye geri gönderildiği ... ...’ın dosyaya sunulan özür yazısı ile sabit olduğu, söz konusu yazının tarihinin 26.09.2019 olduğu, konşimentoda eşyanın gemiye yüklendiği tarihin 26.07.2019 olarak gösterildiği, bilirkişi heyetinde bulunan uzman bilirkişinin aradan tam 2 ay geçmiş olması dolayısıyla makul sürenin aşıldığı ve eşyanın geç teslim edildiği sonucuna vardığı, bilirkişi heyetinde bulunan uzman bilirkişi bu görüşünü muhafaza ettiği, “Hak düşümü itirazlarının değerlendirilmediği” yönünden; bilirkişi heyetinin Mahkemenin 20/06/2023 tarihli ara kararı ile “Davalının pasif husumet itirazının yerinde olup olmadığı, taraflar arasında taşıma sözleşmesinin kurulup kurulmadığı, davalının malları geç teslim ettiği iddiasının yerinde olup olmadığı, davalının bundan sorumlu tutulup tutulamayacağı, davalının tazmin etmesi gereken tutarın tespiti noktalarında” rapor düzenlemek üzere görevlendirildiğini, ayrıca davalının 25.12.2023 tarihli dilekçesinde yer alan hak düşürücü süre ile ilgili savunmasının, hak düşürücü sürenin taraf değişikliği yapılan tarih itibarıyla dolduğuna ilişkin olduğu, bu konuda taraf değişikliği tarihinin esas alınıp alınmayacağı hususunda takdir münhasıran Mahkeme’ye ait olduğunu, davacının itirazlarının değerlendirilmesinde; “Dosyada mübrez kira sözleşmeleri dikkate alındığında ortaya çıkan zararların gecikmeden kaynaklı meydana geldiği” ile “gerek iş sözleşmeleri tarihleri gerekse uçuş tarihleri göz önüne alındığında konteynerin zamanında teslimine güven nedeniyle iş sözleşmelerinin akdedildiğinin görüleceği, çalışanların iş akdinin konteyner muhtevası eşyaların kullanımıyla ifa edilebilecek bir iş olduğunun ispat edildiği” yönünden: kök raporda; davacının gecikme ile uygun illiyet bağı içinde zarara ug radığına ve bunun miktarına ilişkin olarak bir kanaate varılamadığı, davacıların 27.12.2023 tarihli dilekçede, uğradıklarını ileri sürdükleri zarar kalemlerinin geç teslimle uygun illiyet bağı içinde olduğunun ispatlandığını ileri sürüldüğü ve buna ilişkin gerekçelerini (“Eylül 2019’da akdedilen sözleşme ile ek deponun metrekaresinin genişletilmiş olması; üretilecek ürünlerin stokları için depo kiralanması; konteynerin planlanan teslim tarihi ile uçuş tarihleri baz alındığında iş akitlerinin konteyner muhteviyatı eşyaların kullanımıyla ifa edilebilecek bir iş olduğunun ispat edilmesi; uçuş tarihleri dikkate alındığında bu tarihlerin konteynerin teslim tarihine göre belirlenmesi; harcalamaların gecikme olmaksızın konteynerin teslim edileceğine duyulan güven nedeniyle yapılması”) açıklandığı, ispat hususunun münhasıran Mahkeme’nin takdirinde olduğu, davacıların dilekçelerinde yaptıkları açıklamalar doğrultusunda Mahkeme tarafından uygun illiyet bağının ve zarar miktarının ispatlandığı kanaatine varılacak olursa, davalı taşıyanın bu zarardan sorumluluğu navlun miktarı olan 1.910 USD ile sınırlı olacağı, bilirkişi heyetinin ispat konusunda takdir hakkı bulunmadığından bu açıklamalara dayanarak bir kanaate varılamadığı, manevi zarara uğranıldığı iddiası itirazının değerlendirilmesi hususunda takdirin münhasıran Mahkeme’ye ait olduğu belirtilerek dosya üzerinde yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda kök raporda açıklanan kanaatlerini değiştirmelerini gerektiren bir hususun tespit edilemediği sonuç ve kanaatlerine varılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Uzakyol Kaptanı ... ve Taşıma Uzmanı Doç. Dr. ... ve Borçlar Hukuku alanında uzman Prof. Dr. ... tarafından tanzim edilen 15/11/2025 havale tarihli raporda özetle; ... ...'nin taşıyan sıfatıyla asıl sorumlu olduğu, onun acentesi konumunda olduğu anlaşılan ... Denizcilik'e karşı ise acente sıfatıyla ve ... ...'ye izafeten dava açılmasında herhangi bir usule aykırılık bulunmadığı, konşimentoda "gönderilen" olarak bir işletme adı yazsa da bu işletmenin sahibinin taşıma sözleşmesinde kararlaştırılan taşıma bedelini ödeyen ... Ltd. Şti. Olduğu, bu sebeple her iki davacının da "bu tür bir davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu" değerlendirildiği, nihai takdirin Mahkeme takdirinde olduğu, konşimentoda gemiye yükleme tarihinin 26.07.2019 olarak belirlendiğini, taşıyanın 26.09.2019 tarihli özür yazısı ile konteynerin İskenderiye Limanı'ndan Türkiye'ye geri gönderildiğinin sabit olduğu, aradan geçen 2 aylık süre dikkate alınarak TTK. madde 1178/4 uyarınca, teslimin makul olarak istenebileceği sürenin aşıldığı ve bu nedenle teslimde gecikme olduğunun ifade edilebilecek durumda olduğu, dava dosyasından davalı tarafın gecikmenin kendi kusurlarından kaynaklanmadığını ispata yarayacak herhangi bir ispat faaliyeti içerisine girmediğinin anlaşıldığını, davalı borçlunun kusursuzluğuna herhangi bir belge ya da bilgi bulunmadığı için taşıyanın geç teslimde kusurlu olduğu ve geç teslim ile uygun illiyet bağı içerisinde gerçekleştiği ispat edilen doğrudan zararların tazmininden aynen dolaylı zararların tazmininden ise "taşıyan bakımından öngörülebilir" olmak kaydı ile sorumlu tutulabileceği, taşıyanın kusurluğunu ispat edemediği sürece gecikmeden doğan zararlardan kusur karinesi gereği sorumlu olacağına, TTK. madde 1185/5 uyarınca gecikmenin teslimden itibaren 60 gün içinde yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğu, ancak gecikmenin 26/09/2019 tarihli özür yazısı ile bizzat taşıyan tarafından davacıya bildirildiğinin anlaşıldığı, söz konusu gecikmeden kaynaklanan zararların tazminini talep edebilmek için ayrıca bildirim yapılmasına lüzum bulunmadığı, davacı tarafın iddia ettiği taşıma konusu eşyanın depolanması için kurulan kira sözleşmesinin, gönderme yerinde açılacak işletmede çalıştırılmak üzere işçilerin işe alınması ile alınan işçilerden birisinin uçak biletinin ödenmiş olması gibi zararların tamamının dolaylı zarar niteliği taşıdığını, iddia ve talep edilen zararların tamamının "dolaylı zarar" niteliği taşıdığını belirterek önceki bilirkişi raporlarında ulaşılan sonuçlardan farklı bir sonuca ulaşılmasının mümkün olmadığı sonuç ve kanaatlerine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Davacı ... Kerestecilik San. ve Tic. Ltd. Şti'nin gönderen, davacı ... Ltd'nin gönderilen olan ... nolu 26.07.2019 tarihli konişmento tahtında ... nolu 1 adet x 40 feet ... konteyner muhtevası 235 parça mobilya bağlantı parçaları, duvar boyası, yavaşlatma makinesi, pvc bantlama makinesi ve toz emme makinesi emtiasının, Ambarlı limanından... limanına Rossini adlı gemi ile taşındığı anlaşılmaktadır. Konişmento davalı ... Denizcilik tarafından 26.07.2019 tarihinde düzenlenmiştir. ... nolu 26.07.2019 tarihli 2.250 USD bedelli faturanın “deniz navlunu ve free in” konuları ile ... ... A.S. tarafından, dava dışı ... A.S adına düzenlendiği görülmektedir. Dava konusu taşımaya ilişkin konişmento, “taşıyan ... ... adına acentesi sıfatıyla ... Denizcilik” tarafından imzalanmıştır. Nitekim navlun faturası da ... ... tarafından düzenlenmiştir. TTK 1228/1 uyarınca konişmento, bir taşıma sözleşmesinin yapıldığını ispatlayan senettir. TTK 1238/1 uyarınca ise konişmentoyu taşıyan sıfatıyla imzalayan veya konişmento kendi ad ve hesabına imzalanan kişi, taşıyan sayılır. Buna göre dava konusu taşıma sözleşmesinin tarafı ... ... olup; taşıyan sıfatı, ... ...'ye aittir. Bu itibarla davacının dava açmakta hukuki menfaati ve ehliyetinin bulunup bulunmadığını tespit etmek gerekir. Zira 1 no'lu davacı, taşıma sözleşmesine göre “lehdar”, 2 nolu davacı ise gönderen sıfatını taşımaktadır. Bu durum taraflar arasındaki ihtilafın kaynağını oluşturan taşıma sözleşmesinin üçüncü şahıs yararına sözleşme olarak kurulup ifa edildiğini göstermektedir. Dolayısıyla ... Ltd. Şti. taşıma sözleşmesinin tarafı sıfatıyla, ... Ltd. ise “lehdar” sıfatıyla dava açma hak ve yetkisine sahip kabul edilecek ve bu tür davayı açmakta hukuki menfaatlerinin bulunduğu anlaşılmıştır. Konişmentoda gemiye yükleme tarihi 26.07.2019 olarak belirlenmiş olup; taşıyanın 26.09.2019 tarihli özür yazısı ile konteynerin İskenderiye Limanı'ndan Türkiye'ye geri gönderildiği sabittir. Aradan geçen 2 aylık süre dikkate alınarak, TTK 1178/4'e göre, teslimin makul olarak istenebileceği sürenin aşıldığı ve bu nedenle teslimde gecikme olduğu ifade edilebilecek durumdadır. TTK 1178/4 hükmüne göre, taraflarca açıkça kararlaştırılmış bir (teslim) süresi yoksa, eşya, olayın özelliklerine göre tedbirli bir taşıyandan teslimin makul olarak istenebileceği süre içinde teslim edilmediği takdirde teslimde gecikme olduğu varsayılır. Konteynerin Ambarlı'dan...'a taşınmasında, İskenderiye'den Türkiye'ye geri gönderilme olayını da göz önünde bulundurarak 2 aylık süreyi makul sürenin aşıldığı anlaşılmaktadır. Uluslararası deniz taşımacılığında geç teslimden kaynaklanan doğrudan zararlar, kâr kayıpları, güven zararı ile manevi zararların tazminin talep edilebilecektir. Davalı tarafın, gecikmenin kendi kusurlarından kaynaklanmadığını ispata yarayacak herhangi bir delil sunmadığı görülmüştür. İnceleme konusu dava dosyası içerisinde, davalı borçlunun kusursuzluğuna herhangi bir belge ya da bilgi bulunmadığı için, taşıyanın geç teslimde kusurlu olduğu ve geç teslim ile uygun illiyet bağı içerisinde gerçekleştiği ispat edilen doğrudan zararların tazmininden aynen dolaylı zararların tazmininden ise “taşıyan bakımından öngörülebilir” olmak kaydı ile sorumlu tutulabilecektir. Davacı tarafın iddia ettiği, taşıma konusu eşyanın depolanması için kurulan kira sözleşmesi, gönderme yerinde açılacak işletmede çalıştırılmak üzere işçilerin işe alınması ile alınan işçilerden birisinin uçak biletinin ödenmiş olması gibi zararların tamamı da dolaylı zarar niteliği taşımaktadır. Zira bu zararların tamamı da “eşyanın geç tesliminin doğrudan ve zorunlu bir sonucu olmayan, ancak başka olayların devreye girmesiyle gerçekleştiği açık, ikincil nitelikteki harcamalar”dır. Bu sebeple, geç teslim ile bu harcamaların yapılması arasında uygun illiyet bağı bulunduğu ispat edilmiş olsa dahi, “borçlu (taşıyan) tarafından öngörülebilir” olmadıkları da açıktır. Bu türden zararların borçlu açısından öngörülebilir olabilmesi için, taşıma sözleşmesinin kurulması esnasında taşıma konusu eşyanın depolanması veya bu eşya kullanılarak kurulacak işyeri faaliyetleri için kira sözleşmesi yapılacağı ve kurulacak işletmeye teslim tarihi dikkate alınarak işçi alınacağına ilişkin bilgilerin verilmiş olması gerekirdi. Dolayısıyla davacı ancak, taşıma sözleşmesinin kurulması öncesi veya sırasında taşıma konusu emtianın belirli bir tarihte ulaşacağını dikkate alarak kira ve hizmet sözleşmeleri kurduğu veya kuracağı bilgisini paylaştığını ispat etmek suretiyle, söz konusu zararların öngörülebilir zararlar olduğunu iddia edebilir. Oysa dosyada bu yönde bir delil bulunmamaktadır. Öngörülebilirlik, davacının iddia ettiği bütün maddi zararların tazmini bakımından önemlidir. Zira iddia edilen maddi zararların tamamı da “taşınan eşyanın kendisine verilen ya da gecikme sebebiyle ortaya çıkan ek liman ve sigorta masrafı gibi", gecikme olgusuna doğrudan bağlanabilecek zarar kalemlerinden oluşmuş da değildir. İddia ve talep edilen zararların tamamı da “dolaylı zarar” niteliği taşımaktadır. Yine bütün bu hususlar bir tarafa, iddia edilen kira sözleşmelerinin konteynerin yüklenmesinden (26.07.2019) çok önce yapılmış olmaları, harcamaların konteynerin gecikmesine özgü olmadığı değerlendirmesi yapılmasını da mümkün kılar. Aynı şekilde işçilerin 75 gün boyunca ...'da konteynerin muhteviyatı dışında başka hiçbir işle uğraşmadıkları ve maaşlarının tamamının konteyner gecikmesi nedeniyle boşa ödendiği hususu da ispatlanabilmiş değildir. Tüzel kişilerde manevi zarar "ruhsal varlığı" olmadığı için bu anlamda acı ve ıstırap çekmezler. Bu nedenle tüzel kişilerin manevi zararı, kişilik haklarına yapılan saldırıların iş ve meslek faaliyetlerinde yarattığı olumsuz etkiler olarak anlaşılır. Dolayısıyla tüzel kişinin manevi zararı, aslında “manevi” olamaz. Tüzel kişinin “itibarı” zedelenmiş olsa dahi, bu durum tek başına tazminat talebine imkân vermez. Söz konusu itibar zedelenmesinin “tüzel kişinin iş ve mesleki faaliyetleri üzerinde olumsuz bir etki doğurmuş olması" (yani müşteri kaybı sebebiyle gelirlerinde azalma gibi) gerekir. Bu sebeple, tüzel kişilerin manevi tazminat talepleri ile maddi tazminat talepleri arasında “ispat yükünün kapsamı" açısından herhangi bir fark yoktur. Söz konusu itibar kaybına bağlı olarak hangi gelirde ne tür bir azalma olduğunu ispata yarayacak herhangi bir delile rastlanmamıştır. Dolayısıyla davacı tarafından geç teslimden kaynaklanan zarar kalemleri olarak ileri sürülen masrafların yapılıp yapılmadığının ve bunlarla konteynerin gecikmesi arasında bir illiyet bağı bulunup bulunmadığının dosya içen bu itibarla davacının gecikme ile uygun illiyet bağı içinde zarara uğradığını ve bunun miktarını ispatlayamadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde karar verilerek hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: 1-Davanın esastan reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 1.372,61 TL den karar harcı olan 732,00 TL nin mahsubu ile fazla alınan 640,61 TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya iadesine, 3-Davalı yargı gider toplamı olan 2.269,50 TL'nin (769,50 TL posta gideri ve 1.500,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere) davacıdan alınıp davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekili için takdir edilen 45.000,00 TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır