İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2022/93 E. 2022/941 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2022/93
- Karar No
- 2022/941
- Karar Tarihi
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/93 Esas - 2022/941 T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/93 KARAR NO : 2022/941 HAKİM :.. KATİP : ..
DAVACI :... VEKİLLERİ : Av. .. Av. .. DAVALI : .. VEKİLİ : Av. .. DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 03/02/2022 KARAR TARİHİ : 21/10/2022 YAZIM TARİHİ : ..
Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davası yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan olan alacağına ilişkin olarak Adana Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlattığını, açılan takip kapsamında 11/01/2022 tarihinde borçlu tarafından haksız hukuka aykırı ve kötü niyetli olarak borca, faize, ferilere ve ödeme emrine itiraz edildiğini, itiraz neticesinde takibin durduğunu, davalı tarafın icra dosyasına yapmış olduğu itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, borca ilişkin faturaların ödenmediğini, belirterek itirazının iptaline, takibin devamına, borçlunun haksız, kötü niyetli itirazı sebebi ile %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, alacağının tehlikede olmasından dolayı borçlunun borca yetecek tutarda taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyaten haciz konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ; Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 16/02/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; görev itirazında bulunarak, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu faturalara dayanarak iddia ettiği malları hiçbir zaman müvekkiline iktisap etmediğini, faturalara atılan imzaların da müvekkiline ait olmadığını, davacı tarafın müvekkili aleyhine sahte imzalar ile düzenlenen sahte fatura bedellerini ödemediğini iddia ederek Adana Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, ancak müvekkili ile davacı arasında bu faturalara konu mallara ilişkin herhangi bir alım satım bulunmadığını, bu takibe karşı süresi içerisinde yapılan itiraz sonucunda takibin durduğunu, bu konu ile alakalı olarak şirket yetkilisi ve muhasebecisi hakkında da suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava İİK'nın 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davası olup deliller bu çerçevede toplanarak değerlendirilmiştir. Davanın, 6102 sayılı TTK' nın 5/A maddesi gereğince; dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunlu ticari davalardan olduğu, 6325 sayılı HUAK ' nın 18/A maddesi gereğince arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın ibraz edildiği, dava şartının yerine getirildiği görülmüştür. Adana Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasında, alacaklı davacı borçlu davalı hakkında düzenlenen faturalar dayanak gösterilmek sureti ile toplam 276.723,93 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış, süresinde yapılan itiraz üzerine takip durmuştur. Davalının mal ve hizmet alımına ilişkin ... formları istenilmiş, vergi dairesi cevabi yazısında davalının ilgili dönemlerde işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2018-2019 yıllarına ait BA BS formunun bulunmadığı belirtilmiştir.
Adana Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan yazı cevabında davalı ...'ün kayıtlı olmadığı belirtilmiştir. Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı'na yazılan yazı cevabında davalı ...'ün 19/11/2019 tarihinde konfeksiyonculuk mesleği ile ... Çukurova/Adana adresiyle sicil kaydı yaptırdığı, sicil kaydının halen devam ettiği belirtilmiştir. Seyhan Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne yazılan yazı cevabında davalı ...'ün 2. Sınıf tüccar olarak faaliyet gösterdiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu belirtilmiştir. Tarafların ticari defter ve belgelerin incelenmesine karar verilmiş olup dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Mali müşavir bilirkişi ... 13/09/2022 tarihli raporunda; davacının 2018-2019 yıllarına ait yevmiye defterlerinin TTK'nın 64.maddesine göre kapanış tasdiklerinin yapılmış olduğunu, davacının defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe usul ve esasları ile kanun ve mevzuata uygun tutulduğunu, davalının 2019 yılı defterinin defter beyan sisteminde tutulmuş olması nedeniyle bu yıla ait sistem üzerinden e defter dökümü verildiğini, 2018 yılı defterlerinin ibraz edilmediğini, davacı tarafından davalıya 2018-2019 yıllarında toplam 220.100,00 TL tutarında fatura kesilmiş olduğunu, 2018 yılı defterlerinin ibraz edilmemesi nedeniyle 2018 yılına ait 90.300,00 TL tutarındaki faturanın deftere işlenip işlenmediğinin tespit edilemediğini, dava dosyası ile taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davalıya 220.100,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, fatura bedellerinin tamamının da davalıdan tahsil edildiğini ve davacının davalıdan alacağının olmadığını beyan etmiştir.
Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (6102 sayılı TTK m. 21/2.). Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği takdirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Yargıtay 23 HD 2015/2467 E 2015/7975 K ve 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. İBK ).
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; Davanın, İİK.'nun 67.maddesi gereğince açılmış faturadan kaynaklı alacağın ödenmemesi nedeniyle başlatılmış icra takibine yapılan itirazın iptali davası olduğu, davacı alacaklı tarafından, davalı borçlu aleyhine Adana genel İcra Müdürlüğü'ne ait ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine girişildiği, takibin dayanağının faturalar olarak gösterildiği, başlatılan söz konusu takibe davalı borçlunun borca itiraz etmesiyle durdurulmasına karar verildiği, itirazın iptali davasının 1 yıllık yasal süresi içerisinde açıldığı, taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davalı tarafından davacı ile takibe konu faturalardaki mallara ilişkin aralarında alım satım ilişkisinin bulunmadığını, bu malların taraflarına teslim edilmediğinin davacı tarafından ise faturaya konu malların bedellerinin davalı tarafından ödenmediğinin iddia edildiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığının ve var ise borcun tespiti için tarafların ticari defterleri üzerinde inceleme yapıldığı, davalı tarafından ticari defterlerin ibraz edilmediği, davalı tarafından 2019 yılına ait e defter dökümünün bilirkişiye teslim edildiği, mali müşavir bilirkişisi tarafından düzenlenen 13/09/2022 tarihli raporunda; " davacının defterlerinin genel kabul görmüş muhasebe usul ve esasları ile kanun ve mevzuata uygun tutulduğunun, davalının 2019 yılı defterinin defter beyan sisteminde tutulmuş olması nedeniyle bu yıla ait sistem üzerinden e defter dökümü verildiğinin, 2018 yılı defterlerinin ibraz edilmediğini, davacı tarafından davalıya 2018-2019 yıllarında toplam 220.100,00 TL tutarında fatura kesilmiş olduğunun, 2018 yılı defterlerinin ibraz edilmemesi nedeniyle 2018 yılına ait 90.300,00 TL tutarındaki faturanın deftere işlenip işlenmediğinin tespit edilemediğinin, dava dosyası ile taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı defterlerine göre davalıya 220.100,00 TL tutarında fatura düzenlendiğini, fatura bedellerinin tamamının da davalıdan tahsil edildiğinin ve davacının davalıdan alacağının olmadığının" tespit edildiği, buna göre davalı tarafından her ne kadar faturalardan haberdar olmadıkları, faturada ki malların taraflarına teslim edilmediği, davacı ile aralarında ticari bir ilişkinin olmadığı iddia edilmiş ise de, davalının sunduğu e defter kayıtlarında davacı tarafından düzenlenen 2019 yılına ait tüm faturaların işlenmiş olduğu gözetilerek, davalının 2019 yılına ait faturalardan haberdar olduğu bu faturalara konu malları teslim aldığının anlaşıldığı ve her ne kadar davacı tarafından da fatura bedellerinin ödenmediği iddia edilmiş ise de davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme de davacının davalı ya toplam 220.100,0 TL tutarında fatura düzenlediği ve bu fatura bedellerinin tamamının yine kendi defter kayıtlarına göre ödendiğinin sabit olduğu, malların teslimine ilişkin ispat yükünün davacı da ödemeye ilişkin ispat yükünün ise davalı da bulunduğu davalı tarafından sunulan e defter kaydına ve vergi dairesi tarafından gönderilen alış beyannamesine göre davalının malları davacıdan aldığının anlaşıldığı, ödemeye ilişkin ispat yükü davalı da ise de davacının defter kayıtlarında davalı tarafından fatura bedellerinin tamamının ödendiği anlaşıldığından davalının yeniden ödemeyi ispat etmesinin beklenemeyeceği dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/8949 E. 2017/6563 K. Sayılı ilamı)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın reddine, Davalının kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, 2-Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 18.903,01 TL harçtan peşin alınan 3.342,14 TL harcın mahsubu ile bakiye 15.560,87 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-AAÜT gereğince hesaplanan 41.741,35 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5-Arabuluculuk Bürosu tarafından T.C. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1320TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Fazla yatan avans var ise Adalet Bakanlığı HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra talep sahibine elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığı ile adreste ödemeli gönderilmesine (gönderme masrafının avanstan karşılanmasına ), Dair, HMK.'nun 341/1 ve 345.maddesi gereğince; kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, aynı yasanın 343.maddesi gereğince mahkememize yada başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek dilekçe ile İSTİNAF YOLUNA başvurulabileceği belirtilerek taraf vekillerin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.21/10/2022
Katip ... e-imza
Hakim.. e-imza