İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/870 E. 2025/842 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2022/870
Karar No
2025/842
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/870 Esas KARAR NO : 2025/842

DAVA : Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 20/12/2022 KARAR TARİHİ : 03/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... A.Ş. şirketinin o dönem ki unvanı olan “... Tic. Ltd. Şti.” unvanlı şirketi hesabına 25.09.2017 tarihinde “%10 hisse bedeli” açıklaması ile 30.000,00 TL ve 03.11.2017 tarihinde “yüzde 10 hisse bedeli” açıklaması ile 30.000,00 TL ödeme yaptığını, ekte sunulu banka dekontları ile de görüleceğini, davacı tarafından davalı şirketin o dönemki %20 hisse değerine tekamül eden toplamda 60.000,00 TL ödeme yapıldığını, işbu husus davalı şirketin ticaret sicil kayıtları ve şirketin o tarihlerdeki kayıtlı sermayesi incelendiğinde tespit edileceğini, davacı tarafından, davalı şirkete hisse bedeli olarak yukarıda sözü edilen banka dekontları ile yapılan ödemeler haricinde elden de peyderpey ödemeler yapıldığını, davacı tarafından yapılan ödemeler yargılama sırasında toplanacak deliller ve tanık beyanları ile ortaya konulacağını, davacı bir gün davalı şirkete ortak olacağı inancı ile davalı şirkete ortaklık payı/hisse bedeli olarak yıllarca gerek davalı şirketin kurucu ortağı ve yetkilisi ...’ya elden olarak gerekse de banka kanalı ile şirket hesabına ödemeler yaptığını, davalı tarafça davacının hiçbir zaman şirkete ortak edilmediğini, davalı şirket tarafından davacının yıllar boyunca davalı şirkete resmi ortak edilmemesi üzerine taraflar arasında yapılan sözlü görüşmeler neticesinde 2021 yılı Aralık ayında davacının şirkete ortak edilemeyeceği davacının tarafından anlaşıldığını, neticeden sebepsiz zenginleşen davalı hakkında işbu davanın açılması zarureti doğduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan sebepsiz zenginleşmeye ilişkin olarak, Kanun’un 77. Maddesinde uyarınca haklı bir sebep olmaksızın, bir başkasının malvarlığından veya emeğinden zenginleşen, bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlü olduğunu, bu yükümlülük, özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş ya da sona ermiş bir sebebe dayanması durumunda doğduğunu, davacı tarafından alacak talebi ile 21.10.2022 tarihinde ... Arabuluculuk Bürosu’na başvurulduğunu, 12.12.2022 tarihinde yapılan son toplantı ile taraflar arasındaki uyuşmazlık giderilmeyerek arabuluculuk süresi sona erdiğini, davacının mağduriyetinin giderilmesi için işbu davanın açılması zarureti doğduğunu, davacının davalı şirkete ortak olmak amacı ile yapmış olduğu ortaklık payı/hisse bedeline ilişkin ödemeler nedeni ile davalı şirket bu ödemeler dolayısıyla ile sebepsiz zenginleştiğini, davacının da bu oranda zararı doğduğunu, açıklanan nedenlerle her türlü talep, dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere açıklanan nedenlerle ile her türlü talep, dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere HMK. 107. maddesi gereğince, davacının davalı şirkete ortaklık hisse bedeli adı altında ödemiş olduğu bedellerin dava tarihindeki şirketin %20 hissesine denk gelen değerin tespiti ile şimdilik 60.000,00 TL’sinin ve belirlenecek değere ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili amacı ile işbu davayı açma gereği hasıl olduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DEĞER ARTIRIM: Davacı vekili 06/10/2025 tarihli talep artırım dilekçesi ile; davacının daha sonra arttırılmak üzere 60.000,00 TL olarak talep ettiğimiz alacağını 47.898,7 TL arttırarak 107.898,70 TL'ye çıkardıklarını belirterek 107.898,70 TL'ye yasal faizden aşağı olmamak kaydıyla ticari faiz oranı ile birlikte davalı tarafından ödenmesine, ayrıca arabuluculuk ücreti, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı işverene yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının, davasını belirsiz alacak olarak açtığını, davalı firmaya gönderdiğini iddia ettiği para belli olduğunu, bu şartlar altında belirsiz alacak davası açmakta hiçbir hukuki yararı olmadığını, davacı tarafça belirlenebilir bir alacak için HMK 107 md gereğince belirsiz alacak davası açılması mümkün olmadığını davanın reddi gerektiğini, TTK da açıkça hisse devirlerinin nasıl olacağı belirtildiğini, davacının firmaya hisse devir karşılığı para gönderdiğini, iş bu iddia asılsız olduğunu, davalı firma ile davacı arasında hisse devrine yönelik herhangi bir anlaşma yapılmadığını, noter tarafından onaylandıktan sonra ana sözleşmede aksi belirtilmemişse ortaklar genel kurulunun onaylanmasının ardından kayıtlı olunan ticaret sicilinin yaptığı tescil ve ilan ile gerçekleştirildiğini, davacı dile davalı firma arasında bu şekilde bir hisse devri anlaşması bulunmadığını, davacının dekontları kendi inisiyatifiyle yaptığı açıklamanın hukuken geçerliliği bulunmadığını, davalı firma kayıtlarında davacının gönderdiği iddia ettiği bedele ilişkin herhangi bir kayda rastlanılamadığını, davalı firmanın davacıya herhangi bir borcu da bulunmadığını, davacının parayı gönderdiğini iddia ettiği tarihe göre davalı firmanın hisse değerlenmesinin yapılması talebi yerinde olmadığını, davalı firma ile davacı arasında bir hisse devri sözleşmesi olmadığı için bu talebin kabul edilmesinin de mümkün olmadığını belirterek haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. TANIK BEYANLARI : Mahkememizin 18/09/2023 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı ...;" Ben davacının eşi olurum. ... isimli bir topluluk halinde yapılan bir programa katılmıştı eşim. ... ve ... ile birlikte bu programda tanıştıktan sonra eşim de ... fakültesi mezunu olduğu için yayınevine ortak olması için ... eşime teklifte bulundu. Bu tekliften sonra 2017 yılının 6. Ayında ve 9. Ayında şirketin kayıtlı sermayesinin 300.000,00 TL'nin 60.000,00 TL'sinin iki parça halinde olmak üzere ...'nin resmi hesabına eşim gönderdi. İlk başlangıçta şirketin %10 sermayesine karşılık gelen 250.000,00 TL için 30.000,00 TL yatırdı ve ikinci %10'u olan 200.000,00 TL için 30.000,00 TL şirketin hesabına yatırdı. Bunun haricinde geri kalan 390.000,00 TL için de bir kısım ödemeler şirketin ödemeleri için kullanıldı bir kısmı da ...'ya elden verildi. Bu ödemelerin belgesi olmayıp arkadaşlık hukuku çerçevesinde eşim tarafından elden yapılmıştır. Daha sonra bunların haricinde de ... 250.000,00 TL elden borç aldı ve bu borcu 15 taksit halinde geri ödedi. 60.000,00 TL'lik tutar yatırıldıktan sonra eşim şirkete ortak olması hususunda ...'ya defalarca taleplerde bulunmasına rağmen bu işlemler bir türlü gerçekleştirilmedi. Bu nedenle eşim 2021 yılında ayrılma kararı aldı. Eşim ortaklık hissesi verileceği 1,5 yıllık dönemde şirketi bizzat sevk ve idare ediyordu. Şirket adına çıkarılan bazı yayınlarda eşimin genel müdür olarak ismi geçiyordu. Eşim şirketten ayrılma kararı sonrasında parasını geri isteyince ... hisseleri bir başkasına devretmeyi düşünüyorum devredince paranızı geri ödeyeceğim dedi. Ayrıca ... şirketin %50-55'lik hissesini bir başkasına devretmiş olmasına rağmen eşime olan borcunu geri ödemedi. ... isimli şahıs da aynı şekilde şirkete ortak olacağı inancıyla %10 hisse bedeli ödenmemişti bu söz konusu hisse devrinden sonra ...'ın parası ödenmiştir dedi. Davalı vekilinin talebine istinaden soruldu: Hisse devrine ilişkin noterden herhangi bir hisse devri sözleşmesi yapılmamıştır. Çünkü ... hisse devri sözleşmesi yapmaya yanaşmamıştır, yapacağını söylemiş ancak yapmamıştır."şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 04/12/2023 tarihli celsede dinlenen davacı tanığı ...; " Davacı benim arkadaşım olur, ...bir dönem maddi olarak zor bir dönemden geçtiği için o dönem yayınevi sahibi ... benden destek rica etti, hatırladığım kadarıyla 2017 yılları civarındaydı, akabinde ben yayınevinde danışman olarak yardımcı oldum, yalnızca yayın kurullarına katıldım, herhangi bir maddi karşılık almadım, şirkette kayıtlı olarak çalışmadım, davacı ... da o dönemde yayıncılıkla ilgili olduğu için ben de kendisine ... gelip bir şeyler yapması için öneride bulundum, davacı ... önce benim gibi gidip geldi, ortamı gözlemledi, sonrasında da ortak olmaya karar verdi, ... da öncesinde ... tanıyordu, ben de ... ortaklık düşünüyor diye ... ile konuştum ve o dönem önce 250.000,00 TL sonrasında da 200.000,00 TL toplam 450.000,00 TL tutar karşılığında ...'ın ortak olması konusunda ben ... görüştüm, o da tamam dedi, sonrasında ... şirkete gelip gitmeye başladı, ancak para ödenip ödenmediğini görmedim, ben iki üç ay daha şirkette devam ettim ve ayrıldım, ... sürece devam etti, benim bildiğim kadarıyla genel müdürlük yaptı, sürecin nasıl sonlandığını bilmiyorum dedi. beyanı okundu imzası alındı. Davacı vekilinin talebine istinaden soruldu: Davacı ... şirketin yöneticisi gibi çalışıyordu, söz sahibi idi, şirket adına karar veriyordu, yapılan bir ödeme var ise de muhasebeci ... Hanım da kayıtları mevcuttur." şeklinde, davalı tanığı ...;"Ben 2012 yılından beri davalı şirkette halihazırda satış müdürü olarak çalışmaya devam ediyorum, ...'in bir dönem ... ile ... şirketinde ortaklık durumu söz konusuydu, biz öyle biliyorduk, ... 4 aylık bir süreçte aktif olarak yöneticilik yapıyordu, daha sonrasında sağlık sorunları yaşamıştı, akabinde bir daha da görmedim, benim ortaklık görüşmeleri ve yapılan ödemeler hakkında herhangi bir bilgim yoktur."şeklinde, ...; " Ben 2014 yılından beri davalı şirkette grafik tasarımcı olarak çalışmaya devam ediyorum, davacıyı tanırım, davacı bir dönem şirkette işlerin başında duruyordu, resmi bir pozisyonu olup olmadığını bilmemekle birlikte aktif olarak yönetici olarak çalışıyordu, şirket adına kararlar veriyordu, 4 ay kadar şirkette aktif olarak çalıştı, sonrasında rahatsızlığı sebebiyle işi bıraktı, davacının şirketle ortaklık hususunda ya da yapılan ödemeler konusunda benim herhangi bir bilgim yoktur."şeklinde beyanda bulunmuşlardır. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulune uygun davetiye tebliğ edilmiş olup, vergi kayıtları, davalı şirket ticaret sicil kayıtları, banka bilgileri dosyamız içerisine alınmıştır. Dosya Mali Müşavir, Nitelikli Hesaplama Uzmanı, Değerleme Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen 13/08/2024 tarihli raporda; taraflar arasındaki ihtilafın davacının davalı şirketten ortaklık payı alacağı olup olmadığı iddiası üzerine çıkmış bulunduğunun müşahede edildiği, mahkemece verilen görev babında davalı şirketin ihtilafa vukuu belgeleri aşağıdaki maille ve bizzat şirket vekili ile telefon görüşmesi yapılarak talep edilmiş ancak rapor tarihine kadar taraflarına istenenler verilmediğinden raporun dosya içeriğine göre oluşturulduğu, ancak davalı şirket vekili ve şirket yetkilisinin aslının aynıdır imzalı olarak HMK.219/2. Maddesi gereği mail ile istenenleri ve 2017 yılı 20 Eylül ile 30 Eylül arası, 01 Kasım ile 10 Kasım arası Yevmiye defteri sayfalarının fotokopilerini yine şirket vekili ve şirket yetkilisinin aslının aynıdır ibaresi ile, dilekçe ekinde Mahkemeye sunması halinde ilgili belgeler incelenerek daha net sonuçlara varılabileceği, tanık beyanlarına göre davalının şirkette danışman olarak çalıştığı ve bir takım ortaklık ifadelerinin kullanıldığının müşahede edildiği, davalı Şirketin internet ortamında herkese açık Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde, Şirketin Firma detay dökümünden de görüleceği üzere, 14.05.1998 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, Şirketin 20.10.2020 tescil tarihli en son Sermayesinin 750.000,00 TL olduğu, Şirketin en son yetkililerinin Müşterek imza ile ..., ... ve ... A.Ş. müşahede edildiği, davacının, rapor içerisinde belirtildiği üzere davalı şirkete 25.09.2017 tarihinde % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL, 03.11.2017 tarihinde ise yine % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL, toplamda %20 hisse karşılığı 60.000,00 TL gönderdiğinin tartışmasız olduğu, bu tutarı şayet şirket banka hesabına girip, daha net bir anlatımla %10 ve %10 şirket hisse bedeli açıklamasıyla şirket ticari defterlerine kayıt altına alınmış ise, bu tutarların şirket tarafından da zimmen %20 hisse bedeli karşılığı olarak kabul edildiği anlamı taşıyacağı, bu durumda davalı şirketin takdir ve kararın Mahkemeye ait olmak üzere 2 seçenekli olarak ödenen bedeli karşılaması gerekeceğinin kanaatine varıldığı, bunların birinci seçenek olarak; şirketin sermayesinin % 20’sinin davacı tarafa verilmesi, ikinci seçenek olarak ta; davacının ödeme tarihinden dava tarihine kadar geçen surede ilgili meblağların işlemiş faizi ile birlikte ödenmesi şeklinde olması gerektiği, Mahkemece 1. seçeneğin kabulü halinde şirketin en son sermayesinin 750.000,00 tl olduğu anlaşıldığından bunun %20’si olan 150.000,00 TL’nin davacı tarafa ödenmesi gerekeceği veya bu tutarda %20 hisse verilmesinin gerekeceği, Mahkemece 2. Seçeneğin kabulü halinde ise ; davacının ödeme tarihlerinden dava tarihine kadar geçen sure için 24.105,62 TL ve 23.793,08 TL, toplamda 47.898,70 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 30.000,00 TL 30.000,00 TL, genel toplamda ise (60.000,00 TL, 47.898,70=) 107.898,70 TL davalı şirketten talep edilebileceği belirtilmiştir. Dosya yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 21/05/2025 tarihli ek raporda; ... talep üzerine ... A. Ş.’ne ait hesaplara işlin bir CD göndermiştir. BU CD içeriğinde firmaya ait, ... numaralı TL hesap, ... numaralı TL hesap, ... numaralı EUR hesabı, ... numaralı USD hesabının hareketlerinin gönderildiği, davacının havaleleri gönderdiği hesap ... Şti. ne ait ... IBAN numaralı yani ... numaralı hesap olduğu, dolayısıyla 25.09.2017 tarihli 30.000 TL ve 03.11.2017 tarihli 30.000 TL tutarlı havalelerin CD içeriğinde gönderilen hesaplarda bulunmasının mümkün olmadığı, davalı şirketin Ticari Defterlerinin İncelenmesi; davalı şirketin incelenmesi gereken evraklarının...Ltd. Şti. 2017 yılı yevmiye kebir ve envanter açılış, yevmiye kapanış noter tasdiki, eğer e defter uygulamasına geçilmişse envanter açılış, yevmiye kebir Ocak ilk Aralık son beratlar, defteri Kebir 102 Bankalar hesabının 2017 yılı Ekim Kasım aylarına ilişkin tüm hareketlerini içeren sayfalar, dosyaya sunulan dekontlara ilişkin kayıtların yevmiye maddelerindeki görüntüleri 102 Bankalara borç verilen kaydın karşıt alacak hesabını, firma muhasebesi ile irtibata geçilmeye çalışılmış, internette bulunan...numaralı telefon defalarca aranmasına karşılık irtibata geçilmesi mümkün olmadığı, davalı tarafla irtibata geçilmesi mümkün olmadığından kök rapordaki görüşlerini değiştirecek bir hususun tespiti de mümkün olmadığı belirtilmiştir. Dosya yeniden bilirkişilere tevdi edilmiş, düzenlenen 26/06/2025 tarihli 2. Ek raporda; ... talep üzerine ... A. Ş.’ne ait hesaplara işlin bir CD göndermiştir. BU CD içeriğinde firmaya ait, ... numaralı TL hesap, ... numaralı TL hesap, ... numaralı EUR hesabı, ... numaralı USD hesabının hareketlerinin gönderildiği, davacının havaleleri gönderdiği hesap ... Şti. ne ait ... IBAN numaralı yani ... numaralı hesap olduğu, dolayısıyla 25.09.2017 tarihli 30.000 TL ve 03.11.2017 tarihli 30.000 TL tutarlı havalelerin CD içeriğinde gönderilen hesaplarda bulunmasının mümkün olmadığı, yine ek rapordaki talep edilen evraklar istendiği, her ne kadar ek rapora cevap dilekçesinde davacı tarafından havalenin davalı şirket yetkilisi ...’ya yapılan ödemeler olduğundan bahsedilmekte ise de havalelerin davalı firmaya gönderildiği konusunda herhangi bir şüphe bulunmadığı, havalenin davalı şirket hesaplarına geçtiği anlaşılmaktadır. Havalenin iade edildiğine dair bir belge de sunulmadığı, bu çerçevede genel ve mali açıdan başka tespit yapılması mümkün olmamakta olup, Genel manada kök ve ek rapordaki görüş ve kanaatlerinde bir değişiklik olmayacağı belirtilmiştir. Dava, davacı tarafça işletme hisse devir bedeli olarak davalıya gönderildiği ileri sürülen bedellerin,hisse devri yapılmadığı iddiasıyla iadesine yöneliktir. Yapılan yargılama, tarafların iddia ve savunmaları, alınan ek ve kök bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı ve davacı tarafından davalıya banka kanalı ile dekontlarda yapılan açıklamaları içerir dava konusu bedellerden 25.09.2017 tarihinde 30.000,00-TL, 03.11.2017 tarihinde 30.000,00-TL olmak üzere toplam 60.000,00-TL gönderildiği açıktır. Alınan bilirkişi raporunda davacı tarafça davalıya açıklamalı olarak gönderilen havale tutarının toplam 60.000,00-TL olduğu, davalının bu paralara dair başkaca ödeme belgesi göstermediği belirlenmiştir. Davada çeşitli ödemelere yönelik olarak gönderildiği belirtilen havale bedellerinin iadesine ilişkin olarak söz konusu tutarların hisse devir bedeli olarak gönderildiği iddiası ile dava tarihindeki şirketin % 20 hissesine denk düşen kısmı talep edilmiştir. Bilindiği üzere, Limited şirketler 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 573. ve devamı maddeleri kapsamında düzenlenmiş olup pay devri işlemleri de aynı kanun altında hüküm altına alınmıştır. Öncelikle Limited şirketlerde devir için taraflar arasında düzenlenmiş yazılı bir devir sözleşmesi bulunmalıdır. Bu sözleşme aynı zamanda noterce onaylanmalıdır. Noterce onaylanmamış devir sözleşmeleri geçersizdir.Limited Şirketlerde hisse devrinde kural olarak bu devrin genel kurul tarafından onaylanması şarttır. Onaya ilişkin TTK kapsamında özel bir karar ve toplantı yeter sayısı belirtilmediğinden, toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğuyla pay devri (hisse devri) sözleşmeleri onaylanabilir. Devir daha sonra pay defterine kaydedilir. Şirket ana sözleşmesiyle genel kurulun pay devrine (hisse devrine) onay şartı kaldırılabilir. Ayrıca genel kurul tarafından onay 3 ay içinde yazılı olarak verilmediği takdirde kabul edilmiş sayılır. Genel Kurul onayından sonra, esas sermaye payının devri ticaret siciline tescil ve ilan edilir. Buradaki tescil kurucu değil açıklayıcı nitelikte bir tescildir. Öte yandan, Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin mal varlığının haklı bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin mal varlığı aleyhine çoğalmasıdır. Sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak talep edilebilmesi için borçlunun mal varlığında, bir başkasının aleyhine bir zenginleşme meydana gelmeli, zenginleşme ve zenginleştirici olay arasında illiyet bağı bulunmalı ve zenginleşme haklı bir sebebe dayanmamalıdır. Sebepsiz zenginleşme; geçerli olmayan ve tahakkuk etmemiş yahut varlığı sona ermiş bir nedene ya da borçlu olunmayan şeyin hataen verilmesine dayalı olarak gerçekleşebilir. Sebepsiz zenginleşme bunlardan hangisi yoluyla gerçekleşmiş olursa olsun, sebepsiz zenginleşen, aleyhine zenginleştiği tarafa karşı geri verme borcu altındadır. Geri verme borcunun konusu ve kapsamı; "Aynen Geri Verme İlkesi"ne göre düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu'nun 82/1 md.ne göre; sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkı, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve herhalde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. İspat hususuna gelince; Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimse iddia ettiği olayı kanıtlamakla yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay Kararlarına göre; havale borç ödeme vasıtası, bir çeşit ödeme aracı olup havale belgesinde paranın hangi amaçlı gönderildiğinin belirtilmesi gereklidir. Aksi halde gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi amacıyla gönderildiği karine olarak kabul edilmelidir. Borç ödeme belgesi olan havale nedeni ile alacaklı olduğunu davacı ispat etmelidir. (Yargıtay 3. HD'nin :... E., ... K. Nolu ilamı) Davalı Şirketin Ticaret sicil kayıtları incelendiğinde Şirketin Firma detay dökümünden de görüleceği üzere, 14.05.1998 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, şirketin en son Sermayesinin 750.000,00 TL olduğu, Şirketin en son yetkililerinin Müşterek imza ile ..., ...ve ...A.Ş. Olduğu, şirketinin o dönem ki unvanı olan “...Tic. Ltd. Şti.” olduğu, 12.03.1999 tarihli ticaret sicil gazetesinde şirket unvanının ... Tic. Ltd. Şti.” olduğu, ... Vergi Dairesi kayıtlarından 22.09.2020 tarihi itibariyle Nevi Halinde Terk işlemi yapılarak aynı adreste ...Yayımı Broşür vd. Faaliyet kolunda ...A.Ş. (...) ne dönüştüğü müşahede edilmiştir. ... Bankası A.Ş.'nin 11.03.2025 tarihli cevabi yazısında, "...A.Ş. ‘in ... bağlı ... no.lu hesap 13.08.2022 tarihinde ... şubemize bağlı ... no.lu hesabına devir olmuştur." şeklinde cevap verildiği, dosyaya sunulan CD içeriği exel tablo halinde sunulan hesap hareketleri dökümü incelendiğinde davalı şirketin ... no'lu hesabında davacı tarafından davalıya 25.09.2017 tarihinde % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL, 03.11.2017 tarihinde ise yine % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL, toplamda 60.000,00 TL gönderildiği anlaşılmıştır. Şu halde, dosya kapsamında sunulan banka ödeme dekontları, davacı yanın ticari defter ve kayıtları ve banka hesap hareketleri dökümü incelendiğinde davacının, davalı şirkete 25.09.2017 tarihinde % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL, 03.11.2017 tarihinde ise yine % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL, toplamda 60.000,00 TL gönderdiği tartışmasızdır. Tarafların ileri sürmüş olduğu maddi vakıaların hukuki nitelendirmesini yapmak yani somut olay ya da ilişki bağlamında işlerlik kazanacak hukuk kurallarını araştırıp bulup uygulamasını gerçekleştirmek, hâkim tarafından kendiliğinden yerine getirilmesi gereken bir görevdir (6100 sayılı HMK'nın 33. maddesi). Somut olaya uygulanacak olan hukuk kuralları, dava sebebinden tümüyle farklı bir kavram olan hukuki sebebi oluşturur (Tanrıver, S.; Medeni Usul Hukuku C. 1. Ankara 2016, s. 480-483). Somut olayda, taraflar arasında hisse devrine ilişkin yazılı bir sözleşme ve ortaklar kurulu kararı bulunmamaktadır. Davacı tarafından yapılan havalelerin davalı firmaya gönderildiği konusunda herhangi bir şüphe bulunmadığı, havalenin davalı şirket hesaplarına geçtiği anlaşılmaktadır. Davalı yapılan ödemelerin kendi alacağı için yapıldığını ispat edememiş, ödemeler karşılılığı edimini yerine getirdiğini yada ödemelerin kendisine olan borçtan dolayı yapıldığını ispat edememiştir. Bu durumda davalı kendisine davacının gönderdiği havale bedelleri yönünden sebepsiz zenginleşmiştir. Davalı taraf haksız iktisap kuralları gereği aldığını iade etmelidir.Ayrıca taraflar tacir olduğundan ödenen tutarların avans faizi ile birlikte iadesi gerekmektedir. (Emsal için bkz İst.BAM 3 HD'nin...) Açıklanan nedenlerle davacının davasının KABULÜ ile, davacı tarafından davalıya yapılan 25.09.2017 tarihinde % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL'nin dava tarihine kadar işlemiş faizi 24.105,62-TL, 03.11.2017 tarihinde ise yine % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL'nin dava tarihine kadar işlemiş faizi 23.793,08-TL olmak üzere toplam 107.898,70-TL alacağın asıl alacak tutarına(60.000,00-TL asıl alacak tutarı) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine şeklinde karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ve dosya içeriğine göre; 1-Davacının davasının KABULÜ ile, davacı tarafından davalıya yapılan 25.09.2017 tarihinde % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL'nin dava tarihine kadar işlemiş faizi 24.105,62-TL, 03.11.2017 tarihinde ise yine % 10 Hisse Bedeli açıklamalı 30.000,00 TL'nin dava tarihine kadar işlemiş faizi 23.793,08-TL olmak üzere toplam 107.898,70-TL alacağın asıl alacak tutarına(60.000,00-TL asıl alacak tutarı) dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 2-Harçlar Kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 7.370,56-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.874,65-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 5.495,91-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 1.024,65-TL Peşin/nisbi Harcı, 850,00-TL Tamamlama Harcı, 9.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 595,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 11.469,65TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsiliyle Hazine adına gelir kaydına, 7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. 03/11/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/870, K. 2025/842, T. 03.11.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-10-asliye-ticaret-mahkemesi-2022-870-e-2025-842-k-011ee4b4305b