İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/643 E. 2025/54 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/643
- Karar No
- 2025/54
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2022/643 Esas KARAR NO:2025/54 DAVA: Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 23/08/2022 KARAR TARİHİ: 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket 40 yıllık mazisi ile Elektrik sektörünün öncü kuruluşlarından olup, enerji santrallerinden evdeki prize kadar uzanan hat üzerindeki iletkenleri taşıyan, birleştiren, koruyan sistemleri ve malzemeleri, ------- sistemleri ve yine elektrikli şarj ünitesi üretimi yapan ve ---- işlem gören bir firma olduğunu, müvekkili şirket ile ----- imzalandığını, davalı----müvekkili şirketten sözleşmede ürünler olarak tanımlanan ------ yapmasını ve bu ürünleri satın almayı kabul ve taahhüt ettiğini, süreç içinde müvekkili şirketin davalıdan gelen taleplerin ürünün birim maliyet skalasını arttırdığını devamlı olarak davalıya bildirdiği ve ---- tarafından buna itiraz edilmeyerek süreci devam ettirilerek üretim aşamasına gelindiğini, yaşanan süreçlerden sonra, davalı ---- tarihli ihtarnamesinin keşide edilerek müvekkili ile yapılan sözleşmenin haksız ve mesnetsiz olarak fesih edildiği ve “sözleşme kapsamında talebiniz doğrultusunda şirketinize yatırım desteği amacıyla, ancak sonrasında geri ödenmek üzere 213.150,00 USD verilmiştir” şeklindeki afaki iddia ile bu iadesinin talep edildiği, aksi halde teminat mektubunun paraya çevrileceğinin ihtar edildiğini, tüm bu açıklamalar ışığında davalının sözleşmeyi feshinin haksız olduğunun kanaatlerince açık olduğunu, belirttikleri üzere davalının sözleşmeyi feshi haksız ve mesnetsiz olup, bu kapsamda oluşan zarar ve uğranılan kar kaybını tazmin etmek yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin taraflar arasındaki sözleşme uyarınca belirtilen harcama kalemleri altına girdiği, sözleşme uyarınca yatırımlar yaptığı ve 2 yıl süren çalışmasının sonucunda davalının tüm taleplerini karşılayarak ürünü onların istediği spesifikasyonlara getirdiği ve tüm süreç tamamlanarak kar elde edeceği sırada sözleşmenin haksız feshi nedeni ile elde edeceği kardan mahrum kaldığını beyanla davalı tarafından yapılmış olan fesih yukarıda detaylıca anlattıkları gerekçelerle haksız ve mesnetsiz olup, müvekkilinin malvarlığında meydana gelen eksilme ve gelecekte elde etmeyi beklediği karlardan mahrum kalması nedeniyle davalının bu zararları tazminat etmesi gerektiğini, bu kapsamda davalı taraf ile uzlaşma yolu denemişse de bu hususta bir başarı sağlanamadığı ve huzurdaki davanın ikame edilmesi zorunluluğunun doğduğunu, tüm bu nedenlerle; belirsiz alacak davası olarak alacak belirlendikten sonra artırılmak üzere; sözleşmenin haksız feshedilmesi nedeniyle oluşan kar kaybından doğan şimdilik 100,00 USD zararın ihtarname tarihi olan 18.08.2020 tarihinden itibaren işletilecek kamu bankalarınca USD cinsinden mevduatlara | yıllık vadeli hesabı uygulanan faiz oranı ile tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Alacağın varlığını kabul anlamına gelmemek kaydıyla huzurdaki davanın belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, zira davacı tarafından müvekkili şirkete keşide edilen ve işbu dilekçe ekinde sayın mahkemeye sundukları ------- yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiği iddia edilerek oluşan zararın tazmini talebi ile 2.000.000,00 USD.nin müvekkili tarafından kendilerine ödenmesinin talep edildiğini, bunun haricinde dava dilekçesi ekinde sunulan ------ isimli ek incelendiğinde davacının talebinin tamamının veyahut bir kısmının belirli olduğu bu meblağın da “8.881.766,72 TL” olduğu dikkate alındığında davacının toplamda 200.00-Usd üzerinden belirsiz alacak davasının mümkün olmadığını, davacının iddialarının aksine; ürünlerin üretimi için 1 seneyi aşkın bir çalışma yapılmış olmasına rağmen müvekkili şirket tarafından sözleşme gereğince davacı tarafından yapılması/üretilmesi gereken ürünlerin spesifikasyonlara uygun olmadığı, ürünlerde hata ve eksikliklerin olduğunun tespit edildiğini, söz konusu hata ve eksikliklerin giderilmesi ve davacı tarafından sözleşmeye uygun şekilde üretim yapılması amacı ile müteaddit şekilde müvekkili şirket tarafından davacıya yazılı ve sözlü şekilde bildirimlerde bulunulduğunu ve fakat nihayetinde davacı tarafından sözleşmeye uygun “numune” üretiminde dahi sürecin sekteye uğradığını davacı tarafından sözleşmeye uygun şekilde ve sürede üretimin gerçekleştirilemediğini, davacı tarafın bizatihi kendi kusuru ve eksikliği nedeni ile yaşanılan gecikmenin sonucunda; aydınlatma pazarında bir realite olan ve tüm ürünlerde yaşanan fiyat erozyonu nedenleriyle 14,21 Usd maliyet piyasa koşullarına göre oldukça yüksek kalmış olup bu maliyet ile müvekkilinin piyasada rekabet etmesinin imkansız hale geldiğini, ayrıca söz konusu ürünün arka kısmında ışık sızması gibi “müşterinin” ilk bakışta dahi üründe görebileceği olumsuzluklar/ayıplar da bulunması nedeni ile bahse konu sözleşmenin müvekkili şirketin tüm iyi niyetli çabalarına rağman bizatihi davacının kusurlu hareketleri nedeni ile feshedilmek zorunda kalındığını, özetlemek gerekirse; huzurda görülmekte olan menfi ve müspet zararın tazmini talepli davanın sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiği, işbu hususun HMK 193. madde kapsamında münhasır delil niteliğinde olan müvekkili şirket ticari defter ve kayıtları üzerindeinceleme yapılması ile sabit olacağı dikkate alınarak huzurdaki davanın reddine dair karar verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile; haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshi sebebiyle uğranılan zararın davalıdan tahsili talebine ilişkindir.Davacı, taraflar arasında satış sözleşmesi olduğunu, sözleşmeye uygun şekilde mal teslim edilmiş olduğunu, buna rağmen davalının taraflar arasındaki sözleşmeyi haklı bir neden yokken feshettiğini ve bu nedenle zarara uğradığını, uğranılan zararın davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, sözleşmenin haklı olarak fesh edildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan usul hükümleri doğrultusunda basit yargılama usulüne tabi olarak oluşturulan tensibe istinaden yargılamaya başlanmış yöntemine uygun ön inceleme duruşması açılarak öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, hukuki ihtilaf noktaları belirlenmek suretiyle tahkikat aşamasında deliller toplanmış, ----- tarafların --- kayıtları dosya arasına alınmış, 22.12.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve 29.08.2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 22.12.2023 tarihli raporunda özetle, "...Sözleşmenin ana çatısı teknik yönden incelendiğinde aydınlatma armatörünün boyutlarının ve teknik özelliklerinin belirlendiği ve üretim---------- başlandığı, süreç içinde temel ürün üzerinde önemli ve çözülemeyecek bir problemin olmadığı, fakat bağlantı, kablolama, leğimleme gibi görselleri verilen kusurların olduğu, kusurların seri üretimde giderilebilecek vasıfta olduğu, ürün geliştirme aşamasında tespit edilen kusurların testlerin iki farklı ülkede yapılıyor olması, bu sürecin pandemi gibi bir döneme rastlamış olması, zamansal olarak uzun bir dönem aldığının anlaşıldığı, tüm bu gerekçeler değerlendirildiğinde sözleşmenin teknik yönden fesih edilmesini gerektirecek bir durum olmadığı, davacının defterlerinde kayıtlı faturalar üzerinde yapılan değerlendirmelere göre; faturaların içeriğinde bulunan malzemelerin dava konusu işe özel oldukları yönünde kesin kanaatin oluşmadığı, bu ürünlerin firmanın diğer imalatlarında da kullanabilecek türden olduğu, teknik veriler nazara alındığında sözleşmenin haklı bir neden olmaksızın feshedilmiş olduğu, feshin davacının kabulünde olduğu, davacının haksız feshe dayalı olarak sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle uğradığı olumlu zararların tazmin edilmesini talep edebileceği..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 29.08.2024 tarihli ek raporunda özetle, "...Kök raporda teknik değerlendirmelere göre genel ve toplu bir değerlendirme yapılmış olup işbu ek raporda teknik sonuç değişmediğinden kök raporda yapılan sair değerlendirmeler de aynı şekilde geçerlidir.----- tekrar etmek gerekirse teknik incelemede davalı tarafından yapılan feshin haklı bir nedene dayanmadığı irdelenmiş olup bu ihtimalde davacının sözleşmenin erken feshinden dolayı uğradığı zararın tazmin edilmesini talep etmesinin mümkün olduğu değerlendirilebilecektir. Bu durumda feshin muhatabı belirli süreli sözleşme bakımından ifa menfaatini yani olumlu zararını talep edebilecektir. Kök raporda yapılan teknik değerlendirmeler aynı şekilde geçerli olduğundan kök raporda varılan sonuç aynı şekilde geçerlidir. Sayın Mahkemeye saygı ile arz olunur..." yönünde görüşlerini bildirmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu sözleşmenin haklı sebeple fesh edilip edilmediği, sözleşmenin haksız feshi halinde davacının tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.Mahkememizce alanında uzman bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek rapor içeriği ve teknik görüş dikkate alındığında dava konusu ürünün davacı tarafından ------ kapsamında yapımına başlanıldığı, davalıya gönderilen numunelerdeki testlerin iki farklı ülkede yapılıyor olduğu, bu sürecin pandemi gibi bir döneme rastlamış olması zamansal olarak uzun bir dönem aldığı tespit edilmiş, anılan tespitler dikkate alındığında dava konusu üründeki kusurların sözleşmenin teknik yönden fesih edilmesini gerektirecek bir durum olmadığı, ürünlerdeki eksiklik ve kusurların sözleşmenin feshine sebebiyet derecede ağır olmadığı, bir çoğunun seri üretim aşamasında dahi halledilebileceği anlaşıldığından davalı tarafından yapılan feshin haksız olduğuna kanaat getirilmiştir.Yine ek ve kök bilirkişi raporlarında teknik bilirkişilerce sözleşme konusu olan ürünlerin davalı tarafa özel ürünler olmadığı, tasarlanması ve üretime geçilmesi durumunda sadece davalı tarafa değil piyasadaki dava dışı başka firmalar tarafından da talep edilebileceği ve bu firmalara satışının yapılabileceği tespit edilmiştir. Ayrıca davacı şirket tarafından yapılan harcamalar ve yatırımlara ilişkin olarak dava dosyasına sunulan davadışı 4 adet firma tarafından düzenlenmiş toplam 128.506,79 TL'lik faturaların içeriğinde bulunan malzemelerin dava konusu işe özel oldukları yönünde kesin kanaatin oluşmadığı, bu masrafların davacı firmanın diğer imalatlarında da kullanabilecek ürünler/hizmetler olduğu berlitilmiştir.Taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği nazara alındığında, sözleşmenin ard arda ifalı (dönemli edimli) sözleşme niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Davalının sözleşmeyi haksız olarak fesh etmesi sebebiyle davacının müspet zararlarını talep etmesi mümkündür. Burada müspet ve menfi zararın ne olduğunun açıklanmasına da fayda bulunmaktadır.Alacaklının borçlanılan edimin ifa edilmemesi yüzünden uğradığı zarara müspet zarar denir. Müspet zarar, alacaklının tam ve doğru bir ifaya olan menfaatini yansıtır, bu menfaat borçlanmış olduğu edimin vaktinde ifa etmiş olsaydı alacaklı hangi ekonomik durumda bulunacak idi ise o durumu ifade eder. Menfi zarar ise alacaklının sözleşmeden dönmesi üzerine uğramış olduğu zararı kapsar. Buna göre alacaklı sözleşme hiç yapılmamış olsaydı hangi durumda bulunacak idi ise o duruma getirilmesini ifade eder. ------Bu kapsamda davacının talep edebileceği müspet zararlar: - İfa edilmeyen edimin değeri, - Edimin ekonomik açıdan kullanılmaması veya piyasaya sürülmemesi nedeniyle yoksun kalınan kâr, - Haksız fesih nedeniyle muhatabın diğer malvarlığı değerlerine verilen zararlar, - Zararın tespiti için yapılan masraflar, - Muhatabın üçüncü kişilere karşı olan borcunu ifa edememesi nedeniyle tazmin ettiği zarar veya ödemek zorunda kaldığı ceza koşulu, - Zararın meydana gelmesinden, tazminatın ödenmesine kadar geçen sürede uğranılan dolaylı zararlar (değer kayıpları)Mahkememizce davacı şirketin müspet zararlarının tespiti için dosya ek rapora gönderilmiş, bilirkişi heyeti ek raporunda davacının taraflara arasında kararlaştırılan numuneler gereğince zararının 313.148,16-TL olduğu, yukarıda açıklandığı üzere 128.506,79-TL'lık faturaların içeriğinde bulunan malzemelerin dava konusu işe özel oldukları yönünde kesin kanaatin oluşmaması sebebiyle davacının bu miktarı talep edemeyeceği belirtilmiş, anılan kök ve ek rapor içeriğinin dosya kapsamına uygun olması sebebiyle mahkememizce hükme esas alınması gerektiğine kanaat getirilmiş, 313.148,16-TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Her ne kadar davacı vekili, taraflar arasındaki anlaşma gereğince 100.000 adet sipariş verildiğini, dava konusu iş sebebiyle çok büyük miktarda yatırım harcaması yaptığını, dava konusu ürünlerin davalıya özel olduğunu beyan etmekte ise de davacının bu iddialarına ilişkin somut delil bulunmadığı, taraflar arasında 100.000 adet sipariş verileceğinin kararlaştırıldığına ilişkin sözleşme hükmünün olmadığı, ayrıca ürünlerin piyasada herkese satılabilecek mahiyette olması sebebiyle davacının ürünleri satamayacağı ve/veya yatırım harcamasının boşa gideceğine ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığı anlaşılmış, ek ve kök rapor tespitlerinin dosya kapsamına uygun olması sebebiyle davacı itirazlarına itibar edilmemiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-313.148,60-TL'nin 02/09/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 4-Alınması gerekli karar harcı 21.391,18-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 17.877,00-TL olmak üzere toplam 17.957,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 3.433,48-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 80,70-TL harç ile ıslah harcı olarak yatırılan 17.877,00-TL olmak üzere toplam 17.957,70-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvuru harcı, 11,50-TL vekalet harcı, 287,75-TL tebligat ve müzekkere gideri, 36.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 36.379,95-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 20.909,07-TL sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Gerekçeli karar yazım tarihi itibariyle UYAP üzerinden yapılan kontrollerde arabuluculuk faaliyeti yönünden düzenlenmiş sarf kararı bulunmadığı anlaşılmakla arabuluculuk sarf kararının düzenlenmesi halinde TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca arabuluculuk ücretinin (sarf kararı ile belirlenecek tutarın) haklılık oranına göre(davacı %57,47- davalı %42,53) taraflardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 50.103,78-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davanın reddedilen kısmı için davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 37.072,38-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----------Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/01/2025