İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/604 E. 2023/1023 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/604
- Karar No
- 2023/1023
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/604 Esas KARAR NO : 2023/1023 Karar
DAVA : İstirdat - Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/06/2022 KARAR TARİHİ : 07/11/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/12/2023 Davacı tarafından mahkememizde açılan İstirdat - Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ile davalı şirket arasında 17.07.2020 tarihli kitap bayilik sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmeye ek olarak 25.08.2020 tarihli Protokol başlıklı ek sözleşme de imzalandığını, sözleşmelere istinaden teminat olarak 40.000,00 TL Miktarlı 17/07/2020 Tanzim Tarihli, 30/12/2020 Vade Tarihli Senet ve 30.000,00 TL Miktarlı 19/08/2020 Tanzim Tarihli, 31/12/2020 Vade Tarihli senet verildiğini, davalı tarafından teminat olarak verilen işbu senetlerin haksız ve kötü niyetli bir şekilde icra takibine konu edildiğini, 25.08.2020 tarihli protokol başlıklı Ek Sözleşme ile 1. Maddesinde, pandemi nedeniyle okullara satış yapılamaması durumunda ... Kitapçılığın elindeki ürünlerin iadesi alınacağını, 3. Maddesinde, ... Kitapçılıktan iade talep edilmeden avans ve teminat olarak alınan evraklara yasal işlem yapılmayacağını, 4. Maddesinde, ... Kitapçılıktan iade alındıktan sonra kalan hesap kalan hesap 15 gün içinde kapatılacağını, 5. Maddesinde, ... Kitapçılık yazılı olarak iade talebi yapılmasından itibaren 20 gün içinde iadesini yapmazsa iade hakkı kalmayacağını, 7. Maddesinde, ... Kitapçılığın iadesi alındıktan sonra kalan bakiyesi oranında yasal işlem yapabileceği şeklinde sözleşme hükümleri olmasına rağmen davalı tarafından müvekkiline herhangi bir iade ihtarı yapılmadan teminat olarak davalıya verilen söz konusu senetler haksız bir şekilde takibe konulduğunu, davalının haksız bir şekilde müvekkiline karşı icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra tehdidi altında dosya borcuna istinaden müvekkilinin borç ödemek durumunda bıraktığını, bu bakımdan takibin iptaline karar verilmesi gerektiğini, davalının icra takibinde kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına çarptırılmasını, neticede; müvekkilinin davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitine, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. Sayılı dosyasına konu takibin bu şekilde iptaline, müvekkilinin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 75.073,84 TL’nin ödeme tarihi olan 01/07/2021 Tarihinden itibaren ticari faizi ile istirdadına, davalı iş bu icra takibinde kötü niyetli olduğundan %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına çarptırılmasına, yargılama, harç ve masrafları ile ücret-i vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirkete mahkememizce tebligat çıkarıldığı, usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak davalı şirket tarafından davaya süresi içerisinde cevap verilmediği görüldü. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 18/03/2023 tarihli raporda; "Davacı tarafından, senetlerin teminat amacıyla verildiği ve senet bedellerinin ödendiği hususunun geçerli delillerle ispat edilmesi; davacı tarafından bu yönde herhangi bir somut delil sunulmadığı gibi davacının ticari defterlerinde davacının davalıya borçlu olduğunun da anlaşıldığı; ticari defterlerin aleyhe delil olmasına ilişkin HMK. m. 222 hükmü de dikkate alındığında, davacının talebinin yerinde olmadığı," sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı tarafın yemin deliline başvurduğu, davalı şirket yetkilisinin yeminli beyanının alındığı; davalı şirket yetkilisi ... yeminli beyanında; " Davacı şirket ile davalı şirket arasında bir bayilik sözleşmesi imzalanmıştı, tarafıma okumuş olduğunuz yemin metni içerisinde geçen 40.000,00-TL ve 30.000,00-TL miktarlı senetler teminat seneti değildir, biz şirket olarak müşterilerimizden teminat senedi almayız." şeklinde beyanda bulunmuştur. Dava dilekçesi, beyanlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, istirdat ve menfi tespit isteminden ibarettir. Dava konusu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine başlatılan icra takibinden kaynaklı olarak haksız olarak ödendiği belirtilen 75.073,84-TL'nin istirdatına, takibe esas senetlerden kaynaklı teminat senedi olmasından kaynaklı borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptali istemine ilişkin dava olduğu görüldü. Dava konusu Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı Kambiyo Senetlerine Mahsus takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine (40.000,00 + 17.232,68=) 57.232,68-TL asıl alacak ve 1.909,49-TL işlemiş faiz, komisyon ve masraf olmak üzere toplam 59.142,17-TL alacağının yıllık % 16,75 reeskont faiziyle tahsili talep edilmiştir. İcra takip dosyasına, davacı tarafça 30.06.2021 tarihinde 472,91 TL ve 01.07.2021 tarihinde 74.600,93 TL olmak üzere toplam 75.073,84 TL ödeme yapıldığı görülmüştür. Davacının istirdat istemi yönünden, hak düşürücü süre içerisinde arabulucuya başvurduğu görülmüştür. Dava konusu miktar 75.073,84-TL' dir. Takibe konu 2 adet bononun incelenmesinde; - Keşidecinin davacı, lehdarın davalı olduğu, 30.12.2020 vade tarihli, 17.07.2020 düzenleme tarihli ve 40.000,00 TL miktarlı olduğu görülmüştür. Bono üzerinde herhangi bir teminata yönelik ibarenin yer almadığı görülmüştür. - Keşidecinin davacı, lehdarın davalı olduğu, 30.12.2020 vade tarihli, 19.08.2020 düzenleme tarihli ve 30.000,00 TL miktarlı olduğu görülmüştür. Bono üzerinde herhangi bir teminata yönelik ibarenin yer almadığı görülmüştür. 6102 sayılı TTK' ya göre bono veya emre muharrer senet, senet metninde (bono) veya (emre muharrer senet) kelimesini ve senet Türkçe'den başka bir dilde yazılmışsa o dilde bono karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini, ödeme yerini, kime ve kimin emrine ödenecek ise onun ad ve soyadını, senedin tanzim edildiği gün ve yeri, tanzim edenin imzasını içermelidir. Sıralanan bu kayıtlar bononun zorunlu ve geçerliliğini etkileyecek olan zorunlu unsurlardır. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. Öztan'ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. B., Ankara 1997, s.451). Nitekim TTK' da zorunlu unsurları taşımayan senedin bono niteliğinde olmadığı; vade, tanzim ve ödeme yeri konusunda da yedek hukuk kuralı getirerek oluşabilecek boşlukları doldurmuş ve belirlilik ilkesini bu şekilde desteklemiştir. Bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik vasfını ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konması, onun kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırır. Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2018 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında da benimsendiği üzere, TTK'nın 688. maddede belirtilen şekli koşulların yanında taraflar bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Sıralanan şekil şartlarından da anlaşıldığı üzere, kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 tarihli ve 2001/12-233 E., 2001/257 K.; 20.06.2001 tarihli ve 2001/12-496 E., 2001/534 K.; 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 E., 2010/99 K. ile 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı kararlarında da aynı hususlar benimsenmiştir. Dava konusu senetler üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibarenin olmadığı ve borçlunun teminat senedi olduğuna ilişkin iddiasının alacaklının imzasını taşıyan ve senede açık atıf yapan İİK'nın 169/a maddesinde yazılı belgelerle kanıtlanamadığından, takibe konu senetlerin teminat senedi olmadığı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.02.2020 Tarih ve 2017/12-743 E. - 2020/129 K. sayılı ilamı.) Somut olayda: Takibe konulan senetlerin, bono niteliğinde olup, tüm yasal unsurları barındırmakta olduğu, davalı şirket yetkilisinin davaya konu senetlerin bedelsiz olmadığını savunduğu, senetlerin davacının defter ve kayıtlarında yer almadığı, davacının davalıya kendi defterlerine göre 31.12.2021 tarihi itibariyle 40.835,48 TL borçlu gözüktüğü, senet metinlerinde malen kaydının yer aldığı, zaten davacının da davalı ile aralarında mal-alım satımına ilişkin bir ticari ilişki olduğunu beyan ettiği, bilirkişi raporunda da bu ticari ilişkinin tespit edildiği, davalı şirket yetkilisinin savunması ile senet metnini tadil etmediği, senetler üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ibare yer almadığı, davalının meşru hamil - lehdar olduğu, herhangi bir ceza soruşturması bulunmadığı, davacının iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiği, bu yönde bir kanıt sunmadığı, davalı şirket yetkilisinin de yemin ettiği de görülerek, aşağıdaki şekilde ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının sübut bulmadığından REDDİNE, 2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 1.282,08-TL peşin harçtan mahsubu ile 1.012,23-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istem halinde davacıya İADESİNE, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin; davacıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 07/11/2023
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır