İlk Derece Mahkemesi · Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/530 E. 2024/669 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/530
- Karar No
- 2024/669
- Karar Tarihi
T.C. ...4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/530 Esas - 2024/669 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C. ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/530 Esas KARAR NO : 2024/669
DAVA : Rücuen Alacak (Hizmet Alım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/08/2022 KARAR TARİHİ : 02/10/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2024
Mahkememizde görülmekte olan Rücuen Alacak (Hizmet Alım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; Dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA VE İSTEK : Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin yurt içinde ve yurt dışında her türlü taşımacılık hizmetlerini de içerecek şekilde posta, koli, kargo ve lojistik hizmetleri, bankalara destek hizmeti, parasal posta hizmeti, ödeme hizmetleri, elektronik sertifika hizmet sağlayıcılığı, elektronik ortam dahil her türlü e- telgraf hizmetine ilişkin faaliyetler ile esas sözleşmesinde belirlenen diğer faaliyetleri yürütmekte olduğunu.... .... .... sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6475 sayılı Posta Hizmetleri Kanunu ile...Teşkilatı Anonim Şirketi unvanıyla, anılan Kanun ve diğer Kanunlarda kendisine verilen görevleri yerine getirmek üzere yeniden teşkilatlandırıldığı ve anılan Kanunda yer alan Şirketleri ile ilgili hükümler 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 87. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı ve 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 384 ila 391. maddelerinde yeniden düzenlenmiş olduğunu, ülke geneline yayılmış binlerce şubesi ile müvekkilinin müşterilerine 7 gün 24 saat hizmet veren Şirketleri, dağıtım kanallarının yaygınlaştırılması stratejisi amacıyla hizmet ağına sürekli eklemeler hedeflemekte olduğunu, Devletin stratejik öncelikleri doğrultusunda vatandaşların ülke genelindeki posta, kargo ve finansal hizmetlere erişimi hususunda önemli bir görevi ifa etmekte ve bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, Şirketleri muhtelif şirketlerle yaptığı hizmet alım sözleşmelerinin önemli düzeydeki katkısıyla gerçekleştirdiği hizmetlerin bir kamu hizmeti olduğunu, sözleşmede 3065 sayılı KDV Kanununun 9. maddesi ve KDV Genel Uygulama Tebliğinin (1/C.2.1.3.2.5.) bölümü uyarınca, söz konusu sözleşmelere istinaden davalı şirkete yapılan ödemelerden KDV tutarının 9/10’nu sorumlu sıfatıyla tevkif edip kendi vergi dairesine ödenmesi gerekmekle birlikte KDV tutarının tamamı anılan şirkete ödendiği, akabinde ise KDV mevzuatından kaynaklanan zorunlulukların gereği olarak 9/10 oranındaki tevkif KDV’yi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 371. maddesi hükümlerine göre pişmanlıkla vergi dairesine beyan ederek ödenme durumunda kalınmış olduğunu, söz konusu KDV tutarının vergi dairesine ödenmesi üzerine, adı geçen yükleniciye yazılan 26.02.2021 tarih ve 6064 sayılı yazı ile; Şirketlerince adlarına vergi dairesine yatırılan 8.917.630,28 TL’nin (alacak meblağı) Şirketlerine iade edilmesi gerektiğinin bildirilmiş olmasına karşın davalı tarafından ödeme yapılmadığını, duruma davalının (alıcının) düzenlediği faturalar neden olduğunu, müvekkili Şirketin konu ile ilgili Tebliğ ve diğer mevzuat hükümleri kapsamında KDV tevkifatı uygulamasında faturadan doğan KDV üzerinden kesinti yapılarak yüklenici davalı adına sorumlu sıfatıyla vergi dairesine ödemekle yükümlü iken, adı geçen davalı da KDV Genel Uygulama Tebliğinin “Belge Düzeni” kapsamında Şirketlerine tevkifat tutarını göstermek suretiyle (tevkifatlı) fatura düzenlemek ve 1 nolu KDV beyannamesi vermekle yükümlü olduğunu, buna rağmen yüklenici davalı düzenlediği faturaları tevkifatsız düzenlediği ve faturada KDV’nin tahsil edilecek KDV olarak göstermiş olduğunu, Fazladan ödenen KDV tutarlarının davalı tarafından gerek 3065 sayılı KDV Kanununun 8. maddesi hükmü ve gerekse 6098 sayılı Kanunun 78. Maddesinde yer alan “borç olmadığı hâlde ödenmiş olan edimin geri istenmesine ilişkin diğer hükümlerinin saklı olduğu” yönündeki hüküm gereğince, her iki Kanun uygulaması bakımından şirketlerine iade yapılmasını gerektirmekte olduğunu beyanla fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili tarafından ödenen 8.917.630,28-TL alacağın 12.03.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan yargılama giderleri ile birlikte rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA : Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 15.12.2015 tarihli son sözleşmede İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılındığını, davacının dava dilekçesinde dayandığı 26.02.2021 tarihli yazının ekindeki listede iadesi istenilen tutarları büyük oranda ve son olarak 2016 ve önceki yılına tarihlendirildiğini ve davayı ilgilendiren davacının iddia ettiği olay da esasen son yetki sözleşmesi dönemine girdiğini, bu yetki sözleşmesinden sonra başka bir yetki sözleşmesi yapılmadığı ve İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacının davasını, müvekkilinin ödemesi gereken tutarı ödeyerek sebepsiz zenginleşemeye yol açıldığı iddiasına dayandırdığını, iş bu durumu öğrendiği andan itibaren 2 yıl içerisinde dava ikame etmeye mecbur olduğunu, dava zaman aşımına uğradığını ve zaman aşımı itirazında bulunduklarını, davanın bu nedenle reddi gerektiğini ve davacının müvekkiline gönderdiği 26.02.2021 tarih ve 6064 sayılı yazıya ekli 05.12.2019 tarih ve 4308 yazılardan tevkifat durumunu bildiği anlaşılmakta olduğunu, İş bu davanın Teknik Şartnameye aykırı olduğunu, davacının, davalıya ödemesi gereken bir tutarı ödediğinden bahisle iade talep edebilmesi için, bu ödemeyi Mahkeme kararı zoruyla ödemiş olmasının Teknik Şartnamenin 10.5 ve 10.14.maddelerine göre zorunlu şart olduğunu, Şartname hükmüne göre müvekkilinin "Mahkeme kararı altına alınmış doğrudan ve dolaylı zararlardan" sorumlu olduğunu, davacının ise; herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın, sebebi dava dilekçesinde de açıklanmayan tek taraflı pişmanlık işlemi neticesinde bir tutar ödediği iddiasında olduğunu, davacının tek taraflı işlemi ve buna dayalı ödemesinin kendisine müvekkilinden talep hakkı vermeyeceğini, davacının iddiasının aksine yapılan iş tevkifata tabi olamadığını ve bu duruma rağmen davacının ödeme yaptığını iddia etmekte olduğunu, taraflar arasında yapılan iş elemanı temin sözleşmesinin muvazaalı iş ilişkisi olmadığını,
Bilfiil sevk, idare ve kontrolünün Girişim firmasında olduğunu gösteren mahkeme kararlarını belirttikten sonra, dava konusu işin yapıldığı dönemi de kapsar biçimde, geçmiş yıllarda çeşitli davalarda işin fiili yönetiminin PTT'de olduğu, iş ilişkisinin muvazaalı olduğu ileri sürüldüğü, ancak bu iddialar mahkemelerce reddedildiği, kararlar Yargıtay denetiminden geçmiş ve ilgili kararlar iş bu dilekçe ekinde sunulmuş olduğunu, Şartname hükümlerine, Maliye Bakanlığı yazısına ve Tebliğ hükümlerine rağmen hiç bir zorlayıcı ve bağlayıcı mahkeme kararı da yokken davacının gereksiz yere işlem yaparak ödeme yapmasının hukuken müvekkili bağlayan hiç bir yanı olmadığını, aksine mahkeme kararları olduğunu,
18.11.2005 tarih ve 25997 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 96 seri No.lu KDV Genel Tebliği’nde konu, ilk başta bilfiil sevk, idare ve kontrolün kimde olursa olsun alt işveren çalıştıran ilgili kişilerin KDV tevkifatına tabi olacağı şeklinde düzenlendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : -Taraflar Arasında İmzalanan Sözleşme - Bilirkişi heyeti raporu. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasında imzalanan dava konusu sözleşme kapsamında davacı tarafından vergi sorumlusu sıfatıyla dava dışı vergi dairesine davalı vergi yükümlüsünden tevkif edilerek ödenmesi gereken KDV miktarının ödenmemesi nedeni ile pişmanlık ile düzeltme beyannamesi verilerek vergi dairesine ödenmesi nedeni ile ödeme konusu miktarın davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı vekili duruşmada dava dilekçesini aynen tekrar ile istemi gibi karar verilmesini talep etmiştir. Davalının yetkisizlik itirazı, dava konusu talebin dayalı olduğu 2013 yılına ait olduğu, dosyada örnekleri mevcut sözkonusu sözleşmelerde yetkili mahkemenin davalının iddiasının aksine ...Mahkemeleri olarak belirtildiği dikkate alınarak Mahkememiz'ce benimsenememiştir. Dosyamızda taraf delilleri toplandıktan sonra konusunda uzman bilirkişi heyetinden dava konusu ödeme nedeni ile mevcut ise; davacının davalıdan talep edebileceği rücu alacağı miktarı konusunda bilirkişi raporu alınmıştır. Dosyamıza sunulan bilirkişi raporunda özetle; 3065 sayılı KDV Kanunu ile ilgili olarak yayımlanan Genel Uygulama Tebliği'nin "I- C/2.1.3." ve "I-C/2.1.3.2.5." bölümlerinde yer alan ve yukarıda belirtilen düzenlemelere göre, davacının ...A.Ş.’nin KDV tevkifatı yapması zorunlu olduğu, Dava dosyasına sunulan faturalar ile davacının iddia ve talebiyle ilgili dilekçesinin incelenmesinde, davalı tarafından düzenlenen işgücü temin hizmeti faturalarında, tevkifat oranı belirtilmediği ve KDV tevkifat tutarı hesaplanmadığı, davalının da KDV tevkifatı yapmadığının anlaşıldığı, pişmanlık dilekçesi ekinde verildiği belirtilen “2 no’lu Sorumlular İçin KDV Beyannamesi” dava dosyasına sunulmamıştır. Bu nedenle, dosyaya sunulan ve davalı (satıcı) firma tarafından KDV tevkifatsız olarak düzenlenen faturalardan, ...A.Ş. tarafından tevkifat hesaplanıp hesaplanmadığı ve beyan edilip edilmediği belirlenemediğinden, belirtilen tevkifat tutarının, davalı yükleniciden talep koşullarının oluşup oluşmadığının tespitinin mümkün bulunmadığı, vergi dairesi alındılarının dava dosyasına sunulmadığından, davacı kurum tarafından tevkifat hesaplanıp hesaplanmadığı, beyan edilip edilmediği ve ödenip ödenmediği hususlarının belirlenemediğini, tevkifat tutarının tespitinin de mümkün bulunmadığını, bu nedenle davacının davalı yükleniciden talep edebileceği miktarın belirlenemediği belirtilmiştir. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, uyışmazlığın niteliği itibariyle uzmanlık alanı gerektirdiğinden vergi hukuku alanında nitelikli hesaplama konusunda uzman 1 bilirkişi de bilirkişi heyetinde görevlendirilerek ve asıl raporda bahse konu dosyaya kazandırılması gereken eksik bilgi ve belgeler de dosyamıza sunulduktan sonra bilirkişi heyetinden ek rapor temin edilmiştir. Dosyamıza sunulan bilirkişi heyeti ek raporunda ise özetle;5.3.Davacı tarafından pişmanlık dilekçesi ekinde 2015 yılı 1 ila 12. ayları ve 2016 yılı 1 ila 9. aylarına ait olarak verildiği anlaşılan 2 no'lu sorumlular için KDV beyannamelerinde beyan edilen KDV tevkifatı tutarının 8.843.412,63-TL olduğu, 5.4. Davacı tarafından dosyaya sunulan ve davalı firma tarafından KDV tevkifatsız olarak düzenlenen faturalardan beyan döneminden sonra Maliye Bakanlığı’ndan alınan görüşe istinaden ...A.Ş. tarafından 8.843.412,63 -TL KDV tevkifatı hesaplandığı ve dosyaya sunulan ödeme belgelerine göre davacı kurumun bu vergiyi 25.02.2021 tarihinde ödediği, davacı ...A.Ş.’nin beyan döneminden sonra tahakkuk ederek ödediği KDV tutarını, davalı yükleniciden talep koşullarının oluştuğu ve davacının davalı yükleniciden rücuen talep edebileceği tutarın 8.843.412,63 TL olabileceği, 5.6. Verginin süresinde ödenmemesi davalı yüklenicinin kusurundan kaynaklanmaması nedeniyle davacı ...A.Ş. tarafından ödenmemesi nedeni ile davacının dava dışı vergi dairesine ödediği 105.211,21-TL pişmanlık zammını ise; davalıdan talep edemeyeceği mütalaa edilmiştir. Dosyamıza sunulan sözleşme değerlendirildiğinde ise; taraflar arasında 21.05.2013 Tarihli "Gönderilerin Toplanması, Yüklenmesi, Boşalılması, Ayrımı, Sevki Ve İşlenmesi Hizmetleri’nin Yapılmasına İlişkin Sözleşmenin" imzalandığı, sözleşmenin "İşin Tanımı" başlıklı 5.1maddesinde sözleşme konusu iş yönünden "PTT'ce kabul edilen her türlü gönderinin toplanması, araçlara yükleme ve boşaltılması, PTT'nin uygun göreceği işyerlerinde ve belirteceği sisteme göre gönderilerin işlenmesi, işlenen gönderilerin ilgili servislere ve/veya posta yapılması ile işyerlerinden toplu olarak kabul edilen gönderilerin paketleme/ambalajlama (artınımın toplam 20 bölgede 2199 işçi ve muhtelif tipte 188 araçla yaptırılması işidir. …” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, bu nedenle sözleşme konusu işin konu ile ilgili Tebliğ ile sözleşme ve ekleri kapsamında “İşgücü temini” olduğu ve KDV tevkifatına tabi olduğu anlaşılmıştır. Dosyamızda yargılama konusu uyuşmazlık, davacının vergi sorumlusu sıfatıyla taraflar arasında imzalanan sözleşme, KDV kanunu ve ikincil mevzuat hükümleri kapsamında vergi tevkifatı yapmakla yükümlü olup olmadığı, yükümlü ise; davacı ...tarafından yapıldığı çekişmesiz olan dava konusu ödemenin davalıdan rücuen talep koşullarının mevcut olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki; KDV Kanunu ile ilgili olarak 26/04/2014 tarih ve 28983 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan KDV Kanunu Genel Uygulama Tebliğinde kısmi tevkifat uygulamasına ilişkin esaslar belirlenmiş olup Söz konusu KDV Genel Uygulama Tebliği'nin "2.1.3.2.5. İşgücü Temin Hizmetleri" bölümünde, tebliğ kapsamında KDV tevkifatı yapılacağı belirtilen ve dava konusu işi de kapsadığı anlaşılan faaliyetlerinin yürütülmesiyle ilgili işlemlerde kullanılan işgücünün sağlanması şeklinde verilen hizmetlerde (işgücü temin hizmetalımlarında alıcılar (dosyamızda davacı) tarafından 9/10 oranında KDV tevkifatı uygulamasının yapılacağının hükme bağlandığı, işgücü temini ile ilgili olarak yapılacak KDV tevkifatının kapsamını düzenleyen aynı Tebliğin “2.1.3.2.5.2. Kapsam” başlıklı bölümünde ise, bu tür hizmetlerin esas itibariyle temin edilen elemanların hizmet alan işletmenin bilfiil sevk, idare ve kontrolü altında çalıştırılabilmesinin mümkün olduğu durumlarda tevkifat kapsamına girdiğinin açıkça belirtildiği tartışmasızdır. Nitekim, bahse konu sözleşmenin 18.1 maddesi dikkate alındığında sözleşme konusu işin sözleşme ve eklerine uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin idare tarafından görevlendirilen kontrol teşkilatı aracılığıyla denetleneceğinin açıkça belirtildiği sabit olup işin KDV tevkifatına tabi olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu bilgiler ve değinilen tebliğ hükümleri ışığında dosyamıza sunulan ve Mahkememiz'ce de benimsenen bilirkişi heyeti ek raporu doğrultusunda davacı işveren kurumun vergi sorumlusu sıfatıyla vergi mükellefi sıfatını haiz ve yüklenici konumundaki davalı Şirket ile 9/10 oranında KDV tevkifatına tabi olduğu anlaşılan dava konusu sözleşme kapsamında davalı yerine yaptığı sabit olan 8.917.630,28-TL ödemenin davalı yüklenicinin kusurundan kaynaklanmadığı anlaşılan 74.217,65-TL'lik pişmanlık zammı kısımı haricinde kalan bakiye 8.843.412,63-TL'lik kısmını davalıdan rücuen talep edebileceği kanaatine varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle; davanın kısmen kabulü ile; dava konusu 8.843.412,63-TL alacağın davalının temerrüt tarihi olan 08/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek ve hüküm oluşturmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; dava konusu 8.843.412,63-TL alacağın davalının temerrüt tarihi olan 08/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alınması gerekli karar ve ilam harcı nispi 604.093,51-TL olup davacı tarafından yatırılan 152.290,84-TL harcın mahsubu ile bakiye 451.802,67-TL harcın davalıdan alınarak Maliye Hazinesine gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 80,70-TL başvurma, 11,50-TL vekalet harcı ile 152.290,84 -TL peşin harç dahil olmak üzere toplam 152.383,04-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince nispi 668.868,25-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-(Reddine karar verilen alacak miktarı gözetilerek) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki AAÜT gereğince nispi 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Bu dava kapsamında davacı tarafından yatırılan gider avansından karşılanan ve aşağıda dökümü gösterilen toplam 13.755,00-TL yargılama giderinin HMK 326/2.m. gereğince red-kabul oranı (0,99) gözetilerek 13.617,45-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-HMK 333.m. gereğince artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 9-6325 sayılı yasanın 18/A (11, 13) maddeleri uyarınca arabulucu ücreti olarak ödenen maktu 1.560,00- TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Mahkememize verilecek dilekçe ile ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/10/2024
YARGILAMA GİDERİ DÖKÜMÜ: 1-Posta gideri (Bozma sonrası) : 255,00-TL 2-Bilirkişi ücreti (Bozma sonrası): 13.500,00-TL TOPLAM : 13.755,00-TL