İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/3062 E. 2021/680 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/3062
Karar No
2021/680
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL ASLİYE 2.TİCARET MAHKEMESİ DOSYA NO : 2019/394 KARAR NO : 2024/593 DAVA : İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/06/2019 KARAR TARİHİ : 23/09/2024 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında görülen İTİRAZIN İPTALİ davasının mahkememizde yapılan yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.05.2018 tarihinde ... hizmet sahasında bulunan ... İlçesi ... adresinde davalı ... tarafından yapılan çalışma sırasında müvekkili şirkete ait tesislere hasar verildiğini, müvekkili şirket personelince arızanın giderilmesi ve enerji verilmesine müteakip hasara maruz kalan tesislerin onarımı için kullanılan malzeme ve işçilik gibi bedellerini kapsayan hasar bedeli olan 3.170,38.-TL'nin hasar verenler aleyhine tahakkuk ettirildiğini, zararın ödenmemesi üzerine borçlu aleyhine 3.170,38 TL hasar bedeli 74,27 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 3.244,65 TL 'nin tahsili amacıyla ... 31. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı takip dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, borçluya ... ödeme emri gönderildiğini ancak borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, borçlunun itirazının haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahküm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevabında; Görev itirazında bulunduklarını, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, iddialar hizmet kusuru niteliğinde olduğundan olduğundan idare mahkemelerinin görevli olduğunu, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımına uğradığını, ticari arabuluculuculuğa başvurulmadığını,hasarın kimin tarafından verilmiş olabileceğinin araştırılması gerektiğini, idarenin herhangi bir yapım ihalesi ile yüklenici belirleyerek ile il genelinde bazı kazı çalışmalarını yüklenicilere ihale etmiş olması halinde sorumluluğun ihale alan yükleniciye ait olduğunu, bu itibarla illiyet bağının ve kusurun bulunması gerektiğini, davacının haklılığını ispatlaması gerektiğini, faiz türü ve başlangıç tarihine itiraz ettiklerini, icra inkar tazminatı istenemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME: Dava; haksız fiil nedenine bağlı olarak uğranılan zararın, sorumlu olarak görülen davalıdan tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacının ... 31. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile 09/08/2018 tarihinde, davalı aleyhine, hasara neden olan olaya dayanarak, 3.170,38.-TL asıl alacak, 74,27.-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.244,65.-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlattığı, (...) ödeme emrinin borçlu/davalıya 31/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 06/09/2018 tarihinde hiçbir borcu olmadığını, borcun tamamına, faize ve yetkiye itiraz ettiğini belirterek takibi durdurduğu, itiraz dilekçesinin davacı/alacaklı vekiline tebliğ edildiğine dair belgeye rastlanmadığı, davacının da 28/06/2019 tarihinde 1 yıllık yasal hak düşürücü süre içinde 3.244,65.-TL toplam alacak üzerinden huzurdaki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf mahkemenin görevine, icra dairesinin yetkisine itiraz ederek, hak düşürücü süre ve zamanaşımı def'inde bulunmuştur. Her ne kadar davalı ... vekili mahkememizin davaya bakmaya görevli olmadığını, uyuşmazlığın çözüm yerinin idari yargı olduğunu savunmuş ve bu konuda uyuşmazlık mahkemesi kararlarına işaret etmiş ise de (Emsal; 05/02/2024 tarih ve ... E. ...K.ile 27/11/2023 tarih ve ... E. ... K.ile 27/12/2021 tarih ve... E. 2021/680 K.vb), İstanbul BAM 4.HD. farklı düşünmektedir. Yargıtay HGK’nın 21/09/1983 gün ve ... E. ... K. ile 29/11/1995 gün ve ... E. ... K. sayılı kararlarına atıf yaparak, ...'nin 2560 sayılı Kanun kapsamında bir kamu kurumu olduğu ve kamu hizmeti yaptığı ancak, çalışmalarının özel hukuk hükümlerine bağlı bulunduğu ve tacir sıfatını taşıdığı, haksız eylem teşkil eden faaliyetten kaynaklanan uyuşmazlığın yerleşik yargısal uygulamalarda görüldüğü gibi, adli yargı yerinde çözümlenmesi doğru olduğu kabul edilerek ...'nin bu yöndeki istinaf sebeplerini, yine ilk derece mahkemelerince verilen "...Hizmet kusurundan kaynaklanan uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine.." yönelik kararları yerinde bulmamaktadır (Emsal: Dairenin 29/05/2024 tarih ve ... E. ... K.ile 17/04/2024 tarih ve ... E.... K.ile 20/03/2024 tarih ve ... E. ... K.ile 25/10/2023 tarih ve ... E. ... K.ile 20/09/2023 tarih ve ... E. ... K.ile 07/06/2023 tarih ve ... E... K.ile 27/10/2022 tarih ve 2022/3062 E. ... K.ile 14/03/2022 tarih ve ... E. ... K.vb). Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına direnmek usul hukuku açısından mümkün değildir. AHİM uygulamaları dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemeleri yargı çevresindeki emsal uyuşmazlıklar yönünden farklı ilk derece mahkeme kararlarının varlığı adil yargılanma hakkının ihlaline, hukuki istikrar ve güvenin bozulmasına yol açar. Bu nedenle aksine uygulama hukuki istikrar, güven ve adil yargılanma haklarına zarar vereceğinden İstanbul BAM 4.HD.nin yukarıdaki açıklanan görüşüne uymanın zorunlu olduğu düşünülmüş ve Uyuşmazlık Mahkemesinin içtihalarında belirtilen hizmet kusurundan kaynaklanan uyuşmazlığın idari yargı yerinde görülmesi gerektiğinden bahisle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri gereğince davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle usulden reddi yoluna gidilmemiş, yargılamaya devam edilmiştir. İcra dairesinin yetkisine yapılan itiraza gelince; haksız fiil kaynaklı tazminat davaları genel yetkili mahkemenin yanı sıra HMK.nun 16.maddesi gereğince zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de görülebileceğinden yetki itirazı yerinde görülmemiştir. Olay tarihinin 03.05.2018, icra takip tarihinin 09/08/2018, ödeme emri tebliğ tarihinin 31/08/2018, borca ve yetkiye itiraz tarihinin 06/09/2018, dava tarihinin ise 28/06/2019 olması karşısında zamanaşımı def'i yerinde görülmemiş, hak düşürücü süre itirazı (dava 1 yıllık süresinde açıldığından) kabul edilmemiştir. Taraflar arasında uzlaşılan bir nokta bulunmamaktadır. Çözümlenmesi gereken sorun, olaya konu çalışmanın bulunduğu yerdeki hasarın kim tarafından verildiği ve zararın miktarı noktasında toplanmaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller, icra dosyası ile tüm dosya kapsamı ile beraber alınan bilirkişi raporları ve yapılan yargılama sonunda; Davacı tanığı .. beyanında "Tutanakta tespit ettiğimiz hasar olayını hatırlıyorum, ben davacı şirkette arıza bakım onarım teknisyeni olarak o dönemde görev yapıyordum, arıza bildirildiği için oraya yönlendirildim, benim görev saham içinde kalıyordu, birlikte çalıştığımız ... ile birlikte olay yerine gittiğimizde kazı çalışması yapıldığı ve yer altındaki elektrik kablolarının hasar görmüş olduğunu tespit ettik, biz gittiğimizde kazıyı yapanlar orada değildi, çevredeki kişiler ...'nin kepçesinin zarar verdiğini bize söylediler, ayrıca etrafta ...'nin yaptığı yarım çalışmalara dair devam eden çalışma izleri vardı, kanalizasyon veya su giderleri üzerinde kazılmış açık alanlar vardı, biz tutanağı düzenlediğimiz dönemde bizden kurum fotoğraf istemiyordu, biz sadece hasarın fotoğrafını çektik, daha sonrasında artık detaylı fotoğraflı tutanak düzenliyoruz, bildiklerim bu kadardır." şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı kurum tarafından verilen 12.11.2020 tarihle cevabi yazıda "...İlgi yazıda ... adresinde idaremiz müteahhit firmalarınca çalışma arasında hasar verildiği belirtilerek ... A.Ş. tarafından İdaremiz aleyhine ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde ... E sayısı ile açılan davada 03.05.2018 tarihinde çalışma yapılıp yapılmadığı bilgisinin verilmesi ve yüklenici firma sözleşme surcetinin tarafınıza gönderilmesi talep edilmiştir. İlgi yazıda belirtilen tarih ve adreste İdaremiz ve yüklenici firmalarınca çalışma yapılmadığı tespit edilmiş olup ... A.Ş. - ... Ltd. Şti. İş Ortaklığı ile İdaremiz arasında yapılan istisna sözleşme sureti yazımız ekinde mahkemenize gönderilmektedir...." denilerek sözleşme sureti sunulmuştur. Mahkememizce alınan 22.10.2021 tarihli 1.bilirkişi raporunda; Bilirkişi tarafından dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, dosyaya olay yerinde çekilmiş fotoğraflar, tutanaklar ve sair belgeler incelendiğinde, 03.05.2018 tarihinde; İşletme Müdürlüğünün sorumluluk alanı içinde yer alan ... ilçesi ... adresinde davalı ... ekipleri tarafından yapılan çalışmalar sırasında 3x120 mm2'lik kablolara hasar verildiğini, kesinti ile ilgili olarak ... numarası ile iş emri oluşturulduğunu, arızanın giderilmesi için 5 metre 3x120 kablo ve 2 ad. 3x120 ilaçlı buat bağlantısı ile hasarın onarım işleminin yapılmış olduğunu, davacı tarafça teknik personeli tarafından hasarlı alana ait ... tarafından kazı çalışması yapılması ile oluşan hasarlı alana/bölgeye ait fotoğrafın çekilerek dosyaya konulduğunu (bu fotoğraflar rapora da eklenmiştir), kontrolde ... tarafından ... Yeraltı kablosuna hasar verildiği, 3x1204-70 kablo 3 metre kullanılarak hasarın tamir edilmiş olduğu, tamir işleminin yapılması için geçen toplam sürenin 9,30 saat olarak raporlandığı, sonuç olarak davacı tarafından yapılan hesaplamanın rayiç değerlere uygun olduğu, tanık anlatımına itibar edip etmemenin mahkemenin takdirinde olduğu yönünde görüş bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda belirtilen ve yukarıda açıklanan ... Firması'nın raporda sehven yazılıp yazılmadığı, maddi hata olup olmadığı yönünde ve taraf vekillerinin bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmesi için bilirkişiden ek rapor alınmaya çalışılmış, uzun zaman bilirkişiye ulaşılamamış, ulaşıldığında kaleme ek rapor düzenleyeceğini söylemesine rağmen en son bilirkişilikten men edildiği bilgisine ulaşılması üzerine bu kez yeni bir heyet oluşturularak bilirkişi raporu aldırılmıştır. Bu arada dava ve cevap dilekçelerinde, yapılan yazışmalarda, tanık anlatımında adı geçmeyen ancak raporda belirtilen ... hakkında ve sair hususlarda araştırma yapılmaya devam edilmiştir. Davalı tarafından verilen 20/01/2022 tarihli cevabi yazıda "...İdaremiz kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde ... ile İdaremiz arasında imzalanan herhangi bir sözleşme bulunmamaktadır..." denilmiştir. Yine davalı kurumun 02.02.2022 havale tarihli cevabi yazılarında "İlgi yazınız ile davacı, ... A.Ş. ile Davalı, ... arasında mahkemenizde görülmekte olan İtirazın İptali davası nedeni ile dava konusu; 03.05.2018 tarihinde ... İlçesi, ... üzerinde herhangi bir kurum veya kuruluş için, Altyapı kazı izni bavurusu olup olmadığı, yapılan çalışmalara ilişkin Altyapı Kazı Ruhsat dosyalarının mahkemenize gönderilmesi istenmektedir. Müdürlüğümüz tarafından ilgi yazıda belirtilen tarih ve adreslerde herhangi bir gerçek ve tüzel kişilere Altyapı Kazı Ruhsat izni verilmemiştir. Bilgi ve gereğini arz ederim." denilmiştir. Kazı çalışmasının bir başka belediye tarafından yapılmış olma ihtimali üzerinde düşünülmüş, ... Belediye başkanlığı 07.02.2022 tarihli cevabi yazısında "İlgi yazınızda; Davacı ... A.Ş. ile Davalı ... arasında mahkemenizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davası nedeniyle, mahkemeniz ara kararı gereğince, dava konusu olayın gerçekleştiği, ... adresinde 03/05/2018 tarihini kapsayacak şekilde su atıksu altyapı tesislerinde çalışma kazı yapmak için izin/ruhsat alan, başvuru yapan bir şirket olup olmadığı, bu hususta izin verildiyse kime izin verildiği, davalı ... veya yüklenicisi ... A.Ş.-.. Şti. İş Ortaklığı veya bu şirketler tarafından ayrı ayrı veya ... unvanlı bir firma tarafından bir kazı izni başvurusu olup olmadığı, izin verilip verilmediği hakkında detaylı tüm bilgi ve belgelerin mahkemenize gönderilmesi istenmektedir. İlgi yazınızda, bahse konu Belediyemiz sınırları dahilinde bulunan ... sayılı yerde kurumumuzca herhangi bir kazı ruhsatı düzenlenmemiştir. Kurumlar, şirketler veya şahıslar tarafından yapılan her türlü alt yapı ve kazı çalışmalarına, ... tarafından izin, onay ve ruhsat işlemleri yapılmakta olup, bahse konu adreste yapılan kazı çalışmasına ait belediyemizde herhangi bir belge bulunmamaktadır. Bilgilerinize arz ederim." denilmiştir. Yine aynı belediyenin 29.11.2022 tarihli cevabi yazısında "İlgi yazı ile; Davacı ... ŞİRKETİ ile Davalı , ... arasında mahkemede görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında verilen duruşma ara kararı gereği; dava konusu "..." adresinde yapılan çalışmaların niteliği ve çalışmaların nedeni, ne kadar derinlikte bir kazı çalışması yapıldığı, kazı çalışması başlamadan önce yeraltında hatları bulunabilecek muhtemel kurumlar (..., doğalgaz, ... vb.) ile iletişime geçilip geçilmediği, kurumlarda yeraltı hatlarıyla belge, harita, kroki vs. istenerek çalışma yapılacağı konusunda bilgi verilip verilmediği hususlarında belgelerin okunaklı ve onaylı birer suretinin ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesi istenmektedir. İlgi yazı gereği yapılan inceleme ve çalışma neticesinde; Söz konusu adreste Başkanlığımız ... Şube Müdürlüğümüzce her hangi bir çalışma yapılmadığı tespit edilmiştir. Bilgi ve gereğini arz ederim." denilmiştir. Mahkememizce alınan 30.05.2024 tarihli 2. bilirkişi raporunda; Sayın Mahkemenin ara kararında 22.10.2021 tarihli kök bilirkişi raporunda bahsedilen... şirketi ile kablo hasarı arasında illiyet bağı olup olmadığının tespitini istemektedir. ...Müdürlüğü kendi tesislerine ait boru tesisatlarında aniden ortaya çıkan hasar, bakım ve onarımların hızlıca yapılabilmesi ve planlı yeni tesislerin yapılabilmesi için yüklenicilere sözleşme karşılığı iş vermektedir. Aynı durum ... içinde geçerlidir. ... Müdürlüğü vekilinin dosyaya sunduğu yazılarda hasarın meydana geldiği adreste İşkar-Şark İnşaat şirketleri ortaklığına 28.12.2016 tarihli Eser sözleşmesi karşılığında ... ilçesi genelinde iş verilmiştir. Ancak olayın meydana geldiği tarihte ...Müdürlüğü olayın meydana geldiği adreste kendi elemanları tarafından kazı çalışması yapılmadığı gibi, yukarıda anılan ortaklığa herhangi bir işte verilmediği belirtilmiştir. Bu durumda kök raporda ismi geçen ... firmasının dosyaya konu olan olayla bir illiyet bağı olmadığı, anılan firma isminin sehven yapılmış bir hata raporda yer aldığı kanaatine varılmıştır. Olay yerine gelen ... ekibide olay yerinde herhangi bir tabela görememiş, etrafa sorduklarında ve kazı alanında su baru tesisatlarının açıkta olması sebebiyle kazının ... (ya da görev verdiği yüklenicileri) tarafından yapıldığını tutanağa yazmışlardır. Tüm dosya içeriği incelendiğinde, bilirkişi heyetimiz de hasarın kesin olarak ... ya da iş verdiği yüklenicileri tarafından yapıldığını gösterir kesin tespite ulaşmak mümkün olmamıştır....Hasar tutanağı ekinde bulunan bir adet siyah beyaz fotoğraf doğrudan hasarlı kabloyu göstermekte olup, bu fotoğraftan kablo derinliği, ikaz şeridi ve tuğla hakkında kanaat beyan etmek mümkün olmamıştır. ... genelinde yapılacak tüm kazılar için iş sahibinin ... Koordinasyon Şube Müdürlüğüne müracaat ederek kazı ruhsatı alması gerekmektedir. Dosyaya konu olan olayda kazı ruhsatını alacak kurum ...'dür. Kazı ruhsatlarında yüklenici firmaların ismi geçmemektedir. Dosyaya ... tarafından sunulan yazılara göre hasarın meydana geldiği adres ve hasar tarihine ilişkin kendilerine bir talep olmadığından herhangi bir kazı ruhsatı verilmediği belirtilmiştir. Kazı ruhsatının olmaması olay yerinde İzinsiz kazı yapıldığını göstermektedir. Sayın Mahkeme tarafından kazının ... ya da iş verdiği yüklenici ortaklığı tarafından yapıldığı sonucuna varılırsa (bilirkişi heyeti kesin kanaate varamamıştır), kazı ruhsatı alınmamasından dolayı ... Genel Müdürlüğü'nün hasarın meydana gelmesinde tek kusurlu olduğu kanaatine varılmaktadır. Bu durumda ... Müdürlüğü kazı ruhsatında yazdığı şekilde ya kendisi yer altı kablo güzergâhını ortaya çıkararak bu şekilde yüklenicisine yer teslimi yapacak ya da varsa kablo güzergâhı tespitini ve güvenliğinin sağlanmasını yüklenicisinden isteyecektir. Yüklenicinin sözleşme gereği yeraltı kablo güzergahını tespit etme yükümlülüğü yoktur. Ancak, kablo güzergahı yerini bildiği halde hasar vermiş ise bu durumda yüklenici hakkında kusur tayini yapılabilir. Neticede, Sayın Mahkeme tarafından hasarın Atık su temiz su tesisat işleri sırasında yapılan kazılarda ... tarafından verildiği sonucuna ulaşılırsa, davacının itirazın iptali talebinde haklı olduğu, takip tarihi itibariyle3.244,65 TL'den ...'nin sorumlu olduğu görüş ve kanaatlerine varılmıştır, şeklinde görüş bildirilmiştir. Sorun öncelikle, dava konusu yerde davalı ...'nin bir çalışması olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı vekili ısrarla bu yerde bir kazı çalışmalarının olmadığını söylemektedir. Davalı kurum ile (ve dava dışı ... Belediyesi) yapılan yazışmalarda ilgili yerde davalı veya taşeron firmalarınca kazı çalışması yapılmadığı ve kimseye kazı ruhsatı verilmediği ısrarla belirtilmektedir. Davalı kurumun gerçeğe aykırı beyanda bulunabileceği ihtimal dışıdır. O halde davacı taraf bu iddialarını ispatlamak zorundadır. Olayla ilgili olarak 03.05.2018 tarihli Hasar Tespit Tutanağı düzenlenmiştir. Bu tutanağa göre, hasar verenin ..., hasar yerinin Avdılar İşletme Müdürlüğü sorumluluk alanında bulunan ... ili ... sayılı yerin önü ve hasar tarihinin 03.05.2018 olduğu, yapılan incelemede 3x120x70 mm” kesitli 1 kw'luk yeraltı Alçak Gerilim Kuvvetli Akım kablosuna hasar verildiğinin tespit edildiği, bu tür hasarların beklenmedik elektrik kesintisine sebebiyet verdiği ve kablanun yaklaşık 100 meskenin elektrik ihtiyacını karşılama kapasitesine sahip olduğundan kısa sürede 186 arıza hattına yapılan ihbarlar ile arıza meydana geldiğinin anlaşıldığı, ihbar yapılan bölgeye gönderilen Arıza ekibinin hasar yerini tespit ettiği ve 03.05.2018 tarihli tutanağı düzenledikleri, tutanağa göre hasar verenin ... ekibi olduğu, tutanak ekinde bulunan bir adet hasar fotoğrafında hağar alanında kepçeli iş makinası ile kazı çalışması yapılması neticesinde bir adet kablonun muhtemelen kepçe tırnakları tarafından hasarlanmış olduğu, tutanağı düzenleyenlerin ... ve ... isimli çalışanlar olduğu anlaşılmaktadır. Olay yerinde çalışma yapan kişi veya kurumlara ait tabela ve çalışmaları yapan araçlar tespit edilememiştir. Hangi kurum veya firmaların çalışma yaptığı tutanak ekindeki belgelerden anlaşılamamaktadır. Bu nedenle olay yerinde izinsiz kazı yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı tanığı ... tutanak düzenleyici tanık olarak dinlenmiştir. Beyanında olay yerine gittiğinde kazı yapanları görememiştir. Çektiği tek bir fotoğraf vardır. O da hasara ilişkindir. Çevresindeki kişilere sorduğunu, onların da ... kepçesinin söz konusu zararı verdiğini söylediklerini belirtmiştir. Bu beyanlara göre tutanak düzenlendiği anlaşılmaktadır. HMK.nun 255.maddesi gereğince tanık, bir olayla ilgili bilgisi ve görgüsü nedeniyle dinlenebilir. Tutanak tanığı görgüsünü ve bilgisini değil, çevreden edindiği bilgileri aktarmaktadır. Diğer bir anlatımla başka tanıkların ifadelerini aktarmaktadır. Olayla ilgili bilgisi de bu kadardır. Dinlenen tanık, davcı kurum çalışanıdır. Bu tanığın duyuma dayalı anlatımlarından yola çıkarak, davalı kurumun bir kısım görevlilerinin izin almadan kazı yaptıklarını kabul etmek mümkün görülmemiştir. Bilirkişi heyeti de aynı yönde kanaat getirmişler, söz konusu kazının davalı kurum tarafından yapıldığına dair kesin kanaat getirilemediğini ifade etmişlerdir. Davacı kurumun söz konusu hasarla ilgili olarak delillerini toplarken özenli davranmadığı anlaşılmaktadır. Olay yerinin video ve fotoğraflanarak görüntülenmesi, olayı gören tarafsız tanıkların isimlerinin alınması, kaza yerini gören kamera kayıtlarının toplanması vb.delillerin toplanmasında titiz davranılması, çaba ve emek sarf edilmesi elzemdir. Dava konusu yerdeki kazının izin almadan kaçak olarak gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. ...'nin kendi kendine izin oluşturulmadan veya resmi kayıtlara girmeden, elemanlarının insiyatif alarak izinsiz veya kayıtsız kazı yapmış olması düşünülemez. Ancak bağlı taşeron firmaların böyle bir izin almadan insiyatif kullanmış olması pekala mümkün olabilmektedir. Söz konusu ihtimal dahi ispatlanabilmiş değildir. Bu nedenle nedenle davanın husumetten değil, ispatlanamadığından reddine karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davanın REDDİNE, 1-Alınması gerekli 427,60-TL karar ve ilam harcının, peşin alınan 55,42-TL harçtan mahsubu ile eksik 372,18‬-TL karar ve ilam harcının DAVACIDAN TAHSİLİ İLE HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davalı vekille temsil olunduğundan yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 3.244,65-TL vekalet ücretinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin KENDİ ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davalı tarafça yapılan 600,00-TL posta ve tebligat masrafı yargılama giderinin DAVACIDAN TAHSİLİ İLE DAVALIYA VERİLMESİNE, 5-Taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının, KARAR KESİNLEŞTİĞİNDE İLGİLİ TARAFA İADESİNE, 6-Dava şartı arabuluculuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı Kanuna göre davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, HMK m.341/2 hükmü gereği miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.23/09/2024 KATİP HAKİM

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/3062, K. 2021/680, T. 03.05.2018, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-3062-e-2021-680-k-52f67935e90f