İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/2407 E. 2022/3671 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/2407
Karar No
2022/3671
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/282 Esas KARAR NO : 2024/687 DAVA:Şirketin İhyası DAVA TARİHİ:03/05/2024 KARAR TARİHİ:21/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; terkin edilmiş ...Hiz. Tic. Ltd. Şti. (VD. ...) ile müvekkili Banka arasında Üye İşyeri Sözleşmesi imzalandığını, imza tarihi itibari ile şirket müvekkili bankanın üye iş yeri olarak hizmet vermeye başladığını, ancak ...Hiz. Tic. Ltd. Şti.'nin Üye İşyeri Sözleşmesine aykırı işlem ve davranışları sebebi ile 07.03.2011 tarihinde borçlu şirkete .... Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek müvekkili banka tarafından üye işyeri sözleşmesi feshedildiğini, toplam 4.670,14 TL borcun ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnameye rağmen borçlu şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkili bankanın alacağını tahsil edebilmesi için yasal yollara başvurulmadan önce ...Hiz. Tic. Ltd. Şti.'nin Ticaret Sicili Gazetesi'nin 24.02.2015 tarihli, 8765 sayılı ilanı ile 18.02.2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğinin ilan edildiğini, müvekkilinin alacağına tahsil edebilmesi için İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... numaralı siciline kayıtlı ...Hiz. Tic. Ltd. Şti.'nin ihyası ile tasfiye işlemlerinin gerçekleştirilebilmesi için tasfiye memuru atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...Hiz. Tic. Ltd. Şti.'nin dosyasında yapılan incelemede, şirketlerin 6102 sayılı Kanunun Geçici 7. maddesi “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğin 5. maddesi” 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; “Adresinin tespit edilemediği” hususunun belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7. maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 5. maddesi gereğince resen terkin kapsamına alındığı, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 18.02.2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun geçici 7. maddesi uyarınca, resen terkin kapsamına alınan şirketlerin, bu durumun kendilerine tebliğinden itibaren iki ay içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldırarak buna ilişkin ispat edici belgeleri Ticaret Sicili Müdürlüğüne ibraz etmesi ya da şirketin faaliyetinin devamının mümkün olmaması halinde aynı süre içerisinde tasfiye memurunu bildirmesi, ayrıca şirketin davacı ya da davalı sıfatıyla sürmekte olan davasının bulunması halinde, (Müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünce bu hususun tespit edilmesi mümkün olmadığından) buna ilişkin yazılı beyanı Ticaret Sicili Müdürlüğüne vermesi gerektiğini, müvekkili Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi halinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yükümlülüklerini yerine getirmediğini, işbu ilanın da, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu geçici madde 7/f.4-a’da, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat hükümleri yerine geçtiği hükme bağlandığından müvekkili tarafından davaya konu şirkete yapılan ihtarın dava konusu şirketin eline ulaşmadığı bir an için kabul edilse dahi müvekkilin re’sen terkine ilişkin prosedürde bir eksik işlem yaptığından bahsetmek mümkün olamayacağını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.7/f.4-a’da, “Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirkete veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinin otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri yerine yapılmış tebligat yerine geçer.” denilmek suretiyle, ilgiliye ihtarın ulaşmadığı durumlarda, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının, ilan tarihinin otuzuncu günü itibariyle, 7201 sayılı Tebligat Kanununa uygun bir bildirim olduğu hususu vurgulanmadığını, davacının kendisine, müvekkili Müdürlük tarafından yapılan bildirimler (ihtarın), dava konusu şirkete ulaşmamış dahi olsa, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilanının Tebligat Kanuna uygun bir bildirim olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, re’sen terkin sürecinde bir eksiklik bulunmadığının tespiti gerektiğini, ilanın bulunması karşısında, müvekkilinin eksik bir işleminden bahis dahi mümkün olmadığını, müvekkili Müdürlük aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, davacının TTK’nın geçici 7. maddesinin 15. fıkrasına dayalı olarak huzurdaki davayı açtığını, geçici 7. Madde de gösterilen şartlar gerçekleşmeden şirketin terkin edildiğini, mahkemece davalının tesis ettiği işlemin hatalı olduğunu, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını beyan etmiştir. DELİLLER; İstanbul Ticaret sicil Müdürlüğüne yazılan yazı cevabı dosyamız arasına celp edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir. Davacı tarafından davalı ... Müdürlüğüne ... ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan dava dışı ...Hiz. Tic. Ltd. Şti. İle davacı Banka arasında imzalanan Üye İşyeri Sözleşmesinin feshedildiği, toplam 4.670,14 TL borcun ödenmesinin talep edildiği, ödenmediği belirtilerek eldeki davanın açıldığı görülmüştür. Celp edilen Ticaret Sicil kayıtlarına göre ihyası talep edilen ...Hiz. Tic. Ltd. Şti.' nin TTK geçici 7. Maddesine göre 18/02/2015 tarihinde resen terkin edildiği, infisah sebebi olarak adresin tespit edilememesi olduğunun belirtildiği, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 17/11/2014 tarihli sayısında şirketin ticaret sicilden silineceğinin ilan edildiği, Ticaret Sicilinin terkinden evvel şirket tüzel kişiliğine tebligat çıkartıldığı, tebligatın iade olduğu ancak davacı tarafça terkin işleminin usulsüz olduğuna ilişkin bir iddianın da ileri sürülmediği görülmüştür. TTK'nın Geçici 7. maddesi uyarınca, 01.07.2015 tarihine kadar sayılan halleri tespit edilen ya da bildirilen şirketlerin tasfiyeleri, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. TTK'nın Geçici 7. maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi halinde ticaret sicil memurluğu tarafından şirketin sicil kaydı terkin edilir. Terkin edilmeden önce, TTK'nın geçici 7/4-a maddesi uyarınca, kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. TTK'nın geçici 7/2. maddesine göre ise, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115, 122). Ek tasfiyede amaç, yapılması gereken bazı tasfiye işlemleri yapılmaksızın tasfiyesi kapatılan ve ticaret sicilinden terkin olunan şirketin, anılan eksik ve yapılması zorunlu tasfiye işlemlerinin yerine getirilmesi için tekrar tasfiye aşamasına döndürülmesidir. Niteliği itibariyle geçici bir önlem olan ek tasfiye, yapılması ihmâl edilen tasfiye işlemlerinin tamamlanmasına kadar devam edecek olup bu durum TTK’nın 547.maddesinde de açıkça ifade edilmiştir (Tekinalp, Ünal: Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, 4. Bası, İstanbul 2015, s. 207, 208). Bu anlamda ek tasfiye, tasfiyenin gerçek anlamda tamamlanmasına hizmet etmekle şirketin önceki tasfiye işlemlerinin devamıdır. Her ne kadar anonim şirketlere ilişkin düzenlemeler arasında yer alsa da bu kural, tüm sermaye şirketleri ve kooperatiflerde de uygulama alanı bulur. Ayrıca anonim şirketlere ilişkin tasfiye usulü ve tasfiyede şirket organlarının yetkisine ilişkin hükümlerin limited şirketlere de uygulanacağına dair TTK’nın 643. maddesi uyarınca 547. madde düzenlemesi limited şirketlerde de uygulama alanı bulacaktır. Ayrıca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi' nin 2023/1768 esas 2023/1925 karar sayılı ilamı "Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/10-956 Esas, 2022/1538 Karar sayılı ve 17.11.2022 tarihli ilamı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin içtihatları nazara alınarak, uygulamada birliğin sağlanması açısından görüş değişikliğine gidilmiştir. Bu doğrultuda; TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında ticaret sicil müdürlüğünce münfesih sayılarak re'sen terkin edilen bir şirketin aynı maddenin 15. fıkrası kapsamında ihyasına yönelik olarak açılan davada, gerçekleştirilen re'sen terkin işleminin hukuka aykırılığının tespiti halinde verilecek ihya kararı, niteliği gereği terkin işleminin iptaline ilişkin olması nedeniyle TTK'nın 547. maddesinde düzenlenen ek tasfiye kapsamına girmeyeceğinden, ihya kararı yanında şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmamaktadır. Hakkında açılmış ve derdest bir dava var iken ticaret sicil müdürlüğü tarafından re'sen terkin işlemi uygulanan şirketlerle ilgili verilen ihya kararları bu kapsamdadır. Ancak geçici 7. madde kapsamında hukuka uygun şekilde gerçekleştirilen re'sen terkin işlemi sonrasında ortaya çıkan hukuki ihtilafların çözümü ve sonlandırılması, yani terkin işleminden sonra açılmış bir takip/davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla şirketin ihyasının gerektiği bir durumda geçici 7. maddenin 15. fıkrasına dayalı olarak açılan ihya davasında, terkin edilen şirketle ilgili oluşan ihtilafın çözümüyle sınırlı olarak ihya kararı verileceği ve niteliği itibariyle bu karar ek tasfiye kapsamında verilen bir karar olduğundan, TTK'nın 547/2. maddesi uyarınca ihya kararıyla birlikte ek tasfiye işlemlerini yürütmesi için şirkete tasfiye memuru atanması gerektiği kabul edilmiştir. Somut olayda; davacı tarafından dava dilekçesi ile davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce yapılan terkin işleminin hukuka aykırı olduğu iddia edilmemiş ve Mahkemece de yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmemiş olup, ihya kararı terkin tarihinden sonra açılmış bir davada taraf teşkilinin sağlanması amacıyla, bu dava dosyası ile sınırlı olarak verildiğinden ve verilen karar TTK'nın 547. maddesi kapsamında ek tasfiye niteliğinde olduğundan ihya edilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekmektedir." şeklinde olup sınırlı olarak verilen ihya kararının ek tasfiye niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Somut olayda ihyası talep edilen şirketin TTK ' nın geçici 7. Maddesi kapsamında 18/02/2015 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiği anlaşılmış ise de; şirket hakkında davacı tarafça alacağın tahsili için açılacak dava ve takiplerde taraf teşkilinin sağlanabilmesi için ihyanın talep edildiği anlaşılmakla, davacının davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu ve davasında haklı olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Şirketin terkinine ilişkin işlemin usulüne uygun olmadığı değerlendirilmiş ise de, şirketin terkininin tescili sebebi itibarı ile ticaret sicil memurluğuna da atfı kabil kusur bulunmadığından, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2407 E. - 2022/3671 K.) ve davalı ... Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda bulunduğundan ve kanuni görevini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün olmadığından yapılan yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...-0 sicilinde kayıtlı ...Hizmetleri Ticaret Limited Şirketi' nin davacı tarafça alacağın tahsili için açılacak dava ve takiplerde taraf teşkilinin sağlanabilmesi için dosyanın görülüp sonuçlandırılması ve infazı işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına ve şirketin yeniden ticaret siciline tesciline, 2-Şirket ortağı ... T.C. kimlik nolu ...'ün tasfiye memuru olarak atanmasına, tasfiye memuru için ücret takdirine yer olmadığına, 3-Karar kesinleştiğinde ticaret sicil gazetesinde ilan edilmesine, ilan masraflarının davacı tarafından karşılanmasına, 4-Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım olduğundan aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gerekli 427,60 TL harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafça yatırılan ve artan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı ... Sicil Müdürlüğü vekilinin yokluğunda; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345. maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/11/2024 Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/2407, K. 2022/3671, T. 17.11.2022, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-2407-e-2022-3671-k-2dde296cc681