İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/230 E. 2026/78 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2022/230
- Karar No
- 2026/78
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/230 KARAR NO : 2026/78
DAVA : Marka (Maddi Tazminat İstemli) DAVA TARİHİ : 19/12/2022 KARAR TARİHİ : 05/03/2026
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Maddi Tazminat İstemli) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkillinin uzun yıllardan beri saç sektöründe ticari faaliyetlerine devam etmekte olup yıllar içinde alanında önde gelen firmalardan biri olduğunu, kullanılan "..." markası; 6769 sayılı SMK'nın 148. ve bu Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 125. maddeleri uyarınca, 41, 44 no'lu emtia sınıflarında “...” marka adı, ... tarih,... başvuru numarası ile marka tesciliyle TPE nezdinde, müvekkili adına koruma altına alındığını, müvekkillinin bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, müvekkillinin, "..." markasını koruma altına aldığını, buna göre marka tescilinden doğan hakların kapsamı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 7. maddesinde sayıldığını, tescilli marka hakkına tecavüzün gerçekleşmesi ise; birine ait olan markanın aynısının ya da ayırt edilemeyecek derecede benzerinin 3. kişilerce izinsiz olarak kullanılması durumu olduğunu, marka hakkına saldırının ne şekillerde gerçekleşeceği ise Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 29. maddesinde sayıldığını, sayılan bu hallerden birinin varlığı durumunda marka hakkına tecavüz olgusu gerçekleşmiş sayılacağını, somut olayda müvekkillinin adına tescilli "..." ibareli markanın neredeyse aynı sayılacak benzeri niteliğindeki "..." ibaresinin davalı tarafından ticari amaçlı olarak kullanıldığını, bu kullanımdan haksız kazanç elde edildiği ve SMK'nın 29. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz eyleminin gerçekleştiği tespit edildiğini, yasal mevzuat gereği marka tesciliyle sağlanan koruma sebebiyle davalı tarafça gerçekleştirilen haksız kullanımdan kaynaklı marka hakkına tecavüz fiilinin tespitini, durdurulmasını, ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi zararımızın tazmini amacıyla huzurdaki davayı açma zorunluluğumuz hasıl olduğunu, müvekkili adına tescilli markayı haksız bir şekilde kullandığı, davalının sosyal medya hesaplarında gerçekleştirdiği paylaşımlar uyarınca tespit edildiğini, davalının gerçekleştirdiği fiilin öncelikle tecavüz niteliğinde olup olmadığının tespitini, fiillerin durdurulmasını, tecavüzün ortadan kaldırılması ile tecavüz fiili neticesinde müvekkilin uğramış olduğu maddi ve manevi zararın tazmini gerektiğini, davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüz, müvekkilinin ticari faaliyetiyle ilişkilendirilen markasının davalı tarafça ticari kullanımından kaynaklandığını, dolayısıyla aynı zamanda haksız rekabet teşkil eden söz konusu kullanımdan dolayı müvekkil zarara uğradığını, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 150 ve 151. maddelerinde yer alan hükümler ise işbu tazminat ve yoksun kalınan kazanç taleplerini düzenlediğini, tecavüz fiilini işleyen davalının, marka hakkı sahibi müvekkilinin zararını tazmin etmesi gerektiğini, bu zararın mahkeme tarafından belirlenebilir olması adına marka hakkına tecavüz eden davalının işbu haksız kullanımdan elde ettiği net kazancın tespiti zorunluluğu mevcut olduğunu, ancak şimdilik 1.000,00-TL'lik maddi ve 50.000,00-TL'lik manevi tazminat talebiyle daha önce de ifade ettiklerini, tecavüzün ivedilikle durdurulmasını ve ortadan kaldırılmasını, SMK 149/1/f-d maddesi bentleri gereğince marka sahibine tanınan haklar kapsamında tecavüz fiilinin devamını önlemek adına mahkemenizce dava sonuna kadar gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini, bu bağlamda ihtiyati tedbir olarak davalı taraf nezdinde bulunan tecavüz konusu cihazlara el konulmasını, el konulan ürünlerin üzerindeki markaların silinmesini ve tanıtımının durdurulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Açıkladıkları nedenlerle her ne kadar dava dilekçesinde davacıya ait "..." ibareli markanın neredeyse aynı sayılacak benzeri niteliğindeki "..." ibaresinin müvekkili tarafından ticari amaçlı olarak kullanıldığı iddia edildiğini, müvekkillinin söz konusu cihazı ... markası adı altında ...'den satın aldığını, müvekkillinin söz konusu ... markalı ürünü kullanmak amacı ile iyiniyetli olarak ...'den satın aldığını, dolayısıyla bu davada müvekkilinin taraf sıfatına sahip olmadığını düşündüklerini, ...'e yöneltilmeli olduğunu, müvekkillinin söz konusu markanın sahibi olmadığını, ...'den söz konusu ürünü iyiniyetli olarak satın aldığını, söz konusu ürünü satın alırken herhangi bir kusuru olmadığını, dolayısıyla müvekkili açısından husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, müvekkilinin davacının marka hakkına tecavüz etme gibi bir kastı hiç bir zaman olmadığını, zaten satışını yapmadığı ürünü iyiniyet göstergesi olarak kimden satın aldığını bu davada yargılamaya yardımcı olmak adına mahkemeye bildirildiğini, yani müvekkiline tazminata dayanak gösterebileceği bir kusur atfedebilmek de mümkün olmayacağını, davalı şirketin davayı açmadaki öncelikle dava açmada doğru "HUSUMET" sağlayamadığını ve buna bağlı olarak davanın reddini talep etmiştir. TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 03/10/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Marka Yönünden İnceleme; davacı yanın “...” ibareli markası ile davalı yanın kullandığı “...” ibaresi incelendiğinde , her iki ibarede de “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı tespit edilmiştir. “...” ibaresi İngilizce olup, Türkçe'de şekil anlamına geldiği, davalı yan “...” ibaresini güzellik bakımı hizmetlerinde kullandığı, davacı yanın “...” ibareli markası da güzellik bakım hizmetlerinde tescilli olduğu, markaların kullanıldığı hizmetler açısından SINIFSAL BENZERLİK bulunduğu, davacının markası ile davalı yanın kullanımı değerlendirildiğinde ise her ne kadar “...” ibaresi her iki marka da aynı olsa da markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde markaların benzer olmadığı, davalının “...” ibaresini kullanmasının davacı yanın “...” ibareli markasına tecavüz teşkil etmediği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 27/06/2024 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Marka Yönünden İnceleme; davacının davacı yanın “...” ibareli markası ile davalı yanın kullandığı, “...” ibaresi incelendiğinde , her iki ibarede de “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı tespit edildiği, “...” ibaresi İngilizce olup, Türkçe'de şekil anlamına geldiği, davacının markası ile davalı yanın kullanımı değerlendirildiğinde ise her ne kadar “....” ibaresi her iki marka da aynı olsa da markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde markaların benzer olmadığı, davalı yan “...” ibaresini güzellik bakımı hizmetlerinde kullandığı, davacı yanın “...” ibareli markası da güzellik bakım hizmetlerinde tescilli olduğu, markaların kullanıldığı hizmetler açısından SINIFSAL BENZERLİK bulunduğu, kök bilirkişi raporundaki görüş ve kanaatlerinde değişiklik bulunmadığı bildirilmiştir. 24/05/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Davalı markasının, davacı markasının tescilli olduğu ... sınıfta yer alan hizmetler üzerinde kullanıldığı, davacı markası ile davalı markası bir bütün olarak değerlendirildiğinde her iki marka da her ne kadar ... ibaresini ihtiva etse de bu ibarenin ayırt edicilik niteliği düşük olmakla birlikte davacının markasının şekli unsuruyla ayırt edici hale geldiği göz önünde bulundurularak davalının kullanımlarının bütüncül olarak davacı markasıyla benzerlik teşkil etmediği, bu doğrultuda davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz teşkil etmediği, bununla birlikte davalı kullanımlarının davacı markası ile benzer olmadığı ve tecavüz teşkil etmediği görüş ve kanaatleri doğrultusunda haksız rekabetten de söz edilemeyeceği kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava: Davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla SMK 151/2-b maddesi kapsamında şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline ilişkindir. Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir. Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları): "(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması." Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. 6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması. f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. (2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir. (3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer. (4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." 6769 sayılı SMK'nın 151.maddesine göre: "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır. (6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir. Marka: Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır. Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. SMK, TPMK kayıtları, mevzuat , bilirkişi kurulu kök/ek raporları ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde... numaralı "..." ibareli markanın ... Ve .... sınıflarda davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere; güzellik bakımı hizmetleri faaliyetinde bulunan davalı yanın "..." ibaresini davacı markasının tescilli olduğu ... sınıfta yer alan hizmetler üzerinde kullandığı, davacı markası ile davalı markası bir bütün olarak değerlendirildiğinde her iki marka da her ne kadar ... ibaresini ihtiva etse de bu ibarenin ayırt edicilik niteliği düşük olmakla birlikte davacının markasının şekli unsuruyla ayırt edici hale geldiği göz önünde bulundurularak davalının kullanımlarının bütüncül olarak davacı markasıyla benzerlik teşkil etmediği, bu doğrultuda davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz teşkil etmediği kanaatine varılmakla davanın tüm talepler yönünden reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın tüm talepler yönünden REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harcın peşin harçtan mahsubu ile fazla 138,96 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Reddedilen maddi tazminat talebi yönünden, 1.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden, 50.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı tarafça fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/03/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır