İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2022/198 E. 2026/12 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/198
Karar No
2026/12
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

ESAS NO : 2022/198 Esas KARAR NO : 2026/12

DAVA : MARKA VE TELİF HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABETİN TESPİTİ, DURDURULMASI, MEN'İ DAVA TARİHİ : 04/11/2022 KARAR TARİHİ : 15/01/2026

Mahkememizde görülmekte bulunan Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin ... tescil no ile "..." ibareli şekil markası sahibi olduğunu, davalı şirket ise müvekkiline ait ürünü taklit ederek ve sulandırarak daha düşük kalitede çakmalarını üreterek farklı satış platformlarında toptan ve perakende şekilde piyasaya sunduğunu, taklit ürünler ... markasıyla ve birden fazla farklı isimle (...- ...) internet mecrasında yer aldığını, ... 1. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ...D.İş dosyası ile, ... A.Ş. (...), ... A.Ş.(...), ...Tic. A.Ş.(...),... Tic. A.Ş, ... aleyhine tespit yapılmış, ürünlerin çok benzer olduğuna karar verildiğini, müvekkili şirketin tescilli şekil markası olan kahve fincanının (...), yine müvekkili şirketin tescilli markası olan ... markası adı altında satılmakta olduğunu, tescilli şekil markası olan bu fincan, uzun süre ...ve ...gibi yerlerde de satılmış olup, ..., ..., ..., ..., ... gibi firmalara ve ...gibi kurumlara toplu satış yapıldığını, davalılar tarafından müvekkilinin tanınmış şekil markasının haksız kullanılarak davalıya ve ihbar talebinde bulunmuş olduğu ...A.Ş. ve ... ŞİRKETİ'ne ait internet siteleri üzerinden kahve fincanı satışı yapıldığını, söz konusu sitelerde satışa sunulan kahve fincanlarının, müvekkiline ait şekil markasına çok benzemekte olduğunu, • ... • ... • ... • ... • ... •... • ... • ... •... • ... •... adreslerinde yer aldığını, davalının marka haklarına tecavüz teşkil eden fiilleri nedeniyle müvekkili açısından manevi tazminat talep etme hakkının da doğmuş olduğunun açık olduğunu, davalının bu kullanımının amacının müvekkilinin tanınmış şekil markasının daha inandırıcı bir şekilde taklit etmek olduğunu, bu amaçla müvekkilinin tescilli şekil markasını kullandığı ve bu itibarla müvekkilinin marka haklarının yanı sıra telif haklarının da ihlal edildiğinin ortada olduğunu, müvekkiline ait tescilli şekil markası ile davalı ...’tan satın alınarak farklı mecralarda perakende olarak satışa sunulan taklit ürünün birbirine çok benzer olduğunu belirttiği ve davanın, ...A.Ş. ve ...ŞİRKETİ’ne (Mersis No:... Adres:... ihbar edilmesine, davalıların, müvekkili firmanın marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespiti, durdurulması ve men'ine, • ... internet sitesine ve Paçi, Balerin, Şener, Muba Concept vb. kahve fincanı ibareleri bulunan aşağıdaki sitelerine erişiminin engellenmesine •... •... • ... • ... •... • ... • ... • ... • ... • ... adreslerine ve bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilecek web adreslerine türkiye’den erişiminin ihtiyati tedbir kararı verilerek durdurulmasına karar verilmesine, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, müvekkili şirketin marka haklarına tecavüzlerden dolayı, şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, davalıların marka haklarına tecavüzlerinden dolayı 5.000 TL itibar tazminatının, dava tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; davalıların, müvekkiline ait marka haklarına tecavüzlerinden dolayı 5.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline; Türk Ticaret Kanunu, 5846 sayılı FSEK ve HMK.39’un ilgili maddeleri gereğince; karşı tarafa tebligat yapılmadan takdiren tazminatsız olarak davacının marka ve telif haklarına tecavüz teşkil eden, haksız rekabete neden olan davalılara ait internet sitelerine erişimin engellenmesine, davalılara ait, marka ve telif haklarına tecavüz eden, haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil eden ürünlerin imhasına, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, davalıların, telif hakkı ihlali teşkil eden fiilleri nedeniyle şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, davalıların telif hakkı ihlali teşkil eden fiilleri nedeniyle, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihi itibariyle işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, fazla ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla, davalıların, TTK’nın haksız rekabet hükümlerine aykırılık teşkil eden eylemlerine ilişkin olarak 5.000 TL maddi tazminatın, dava tarihi itibarıyla işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş mahkeme kararının, günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine, tüm yargılama ve ilan giderleri ile avukatlık ücretinin davalılara tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacılar, müvekkilinin ... internet mecrasıyla taklit ürünler üreterek piyasaya sunduğunu ve böylelikle davacıların marka ve telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin mevcut olduğunu iddia etmekteyseler de bu iddiaları gerçeği yansıtmadığını, davacılar dava dilekçelerinde, ...tescil no ile "..." ibareli şekil markası olduğunu ve müvekkilinin ise bu ürünü taklit ederek ve sulandırarak daha düşük kalitede çakmalarını üreterek farklı satış platformlarında toptan ve perakende şekilde piyasaya sunduğunu iddia ettiğini, iddia ettikleri söz konusu taklit ürünlerin ... markasıyla ve birden fazla farklı isimle (...- ...) internet mecrasında yer aldığını ve söz konusu taklit ürünlerin davacıların şekil markasına çok benzer olduğunu böylelikle de davacıların itibarını zedeleyecek şekilde piyasaya sunulduğunu iddia etmekte olduğunu, dava dilekçesinde yer alan ve ihlalin yer aldığı iddia edilen link hesaplarının yüzde 99'u müvekkiline ait paylaşımlar veya sayfalar olmadığını, birçok farklı satıcıyı sanki hepsi müvekkili tarafından yapılıyormuş gibi gösterilmesi öncelikle başlı başına bir kötüniyet göstergesi olduğunu, müvekkili firma yalnızca satışa dayandığını, iddia edildiği gibi taklit ürünler üretmemekte ve yalnızca üretim yapan firmalardan temin ettiği ürünleri satmakta olduğunu, davaya konu ürün ... isimli toptan satış yapan firmadan satın alınarak internet satışı gerçekleştirdiği, ... firması ile mal alım satımı dışında hiçbir bağ ve bağlantısı müvekkilinin bulunmadığını, dava dilekçesinde yer aldığı üzere ilgili marka tescilinin müvekkil tarafından bilinmesi söz konusu olmayacağını, tanınmışlık düzeyi üzerinden dünyaca ünlü olduğuna vurgu yapılmış olsa da uzmanı olmayan kimsenin bu tasarıma ilişkin bir bilgisinin olmayacağı aşikar olduğunu, müvekkilinin her sattığı ürünün marka tescil açısından incelemesi gibi bir durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bir ihlal mevcutsa da bu satıcı için değil üretici için gerçekleşeceğini, davacılar, müvekkilin davacılara ait şekil markasının ödüllü bir ürün olduğunu bildiğini ve bildiği halde izinsiz olarak kullandığını iddia etmekte olduklarını, izah ettikleri üzere müvekkili üretici firmalardan temin ettiği ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, müvekkilinin söz konusu markası ... de oldukça kapsamlı ve farklı ürünlerin satışını yapmakta olduğunu, Ayrıca satışı yapılan ürünler küçük mutfak eşyaları olup züccaciye ürünleri olduğunu, oldukça geniş bir tasarım yelpazesine sahip olan bu kategoride her bir küçük ürünün tescilini ve tasarımını bilmesi müvekkilden beklenemeyeceğini, 22/05/2023 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı yana ait herhangi bir tescilli marka koruması ihlal edilmediğini, davacı tarafın dava dilekçelerinde de belirttiği üzere, dava konusu kahve fincanı tasarımları "..." den esinlenerek oluşturulmuş olup üst kısım kahve altlığına yerleştirildiğinde ... andırdığını, müvekkilinin başkaca firmalardan temin ederek sattığı kahve fincanında ise üst kısım alt kısıma yerleştirildiğinde bu ... benzeme durumu mevcut olmadığını, davacı taraf her ne kadar kahve fincanlarının benzer olduğunu, ufak bir değişiklik ile kendilerinden izinsiz olarak kullanıldığını iddia etmekteyse de bu hususun kabulü mümkün olmadığını, basit bir incelemeyle dahi fincanlar arasındaki farklılık gözler önünde olduğunu, ayrıca bilirkişi incelemesi yapılırken karşılaştırılan ürün ise müvekkilin satışını yaptığı ürün olmadığını, ... olarak satılan ürünler değerlendirildiğinde ise çok bariz farklı olduğu daha da ortaya çıkmakta olduğunu, müvekkilinin tasarım ihlali yaptığı iddia edilen üründe kulp varken tasarım yapılan ürün sayfalarca anlatıldığı üzere sufi geleneğinden esinlenilerek tasarlanmış ve kulpsuz olduğunu, bardak kısmının tabakla oturduğu yerdeki derinlik yine hiçbir alakası olmayan iki benzemez tasarımdan ibaret olduğunu ve asıl önemli olan nokta ise iki tasarımın renk konsepti olduğunu, müvekkil farklı ve canlı renkler ile ürünü tasarlarken davaya konu tasarımlı ürün sade ve sadece beyaz olduğunu belirtmiş ve davacının davasının öncelikle ihbar yükümlülüğü yerine getirilmemesi sebebiyle usulden reddine, tasarım farklılıklarının gözle görülür bariz farklar olması; tasarımın sadece şekilden ibaret olmayıp isim ve tasarım hikayesinin de kopyalanması şeklinde gündeme gelmesi sebebiyle davaya konu olayda bu hususların yer almamasından kaynaklı davanın esastan reddine; yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. TPMK kayıtları istenmiş, HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 22/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle davacıya ait ... no’lu şekil markasında yer alan kahve fincanı görseli ile davalıya ait kahve fincanları arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, birbirleri ile benzer olarak algılandıkları, ancak davacı yanın şekil unsuru ihtiva eden markasının yalnızca şekil unsurundan değil şekil + kelime unsurundan müteşekkil olduğu, bu sebeple devamla yapılan incelemede; tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait herhangi bir tescilli marka korumasını ihlal etmediği, TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet hükümlerinin koşullarının somut olayda bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 18/09/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle davacı tarafa ait ... numaralı marka tescilinde yer alan fincan tasarımı ile dava dilekçesinde yer alan linklerde tespit edilen ürünler arasında ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile birbiri üzerinde iltibas yaratacak kadar benzer olarak algılandıkları, SMK m. 29/1,c hükümleri uyarınca davacıya ait tescilli markalara karşı tecavüz eyleminin oluştuğu, davacıya ait tasarımın FSEK kapsamında eser olarak kabul edilebileceği ve FSEK kapsamında korunduğu, davacının telif hukukundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebi bulunduğu, maddi tazminat talebi açısından davacının bu talebinin FSEK 68 ve FSEK 70/3 çerçevesinde hesaplanacak tazminattan birisini seçmesi gerektiği, heyetimizde mali bilirkişi bulunmadığından bu konuda bir hesaplama yapılamadığı, FSEK md. 70 hükmü çerçevesinde davacının manevi tazminat talep hakkının olduğu, manevi tazminatın türü ve miktarını tayin hakkının mahkemeye ait olduğunu, davacıya ait tescilli markaya yönelik davalı tarafından haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiğinin kabul edilebileceği, davacının SMK m. 150 hükmüne dayanarak davalıdan tazminat talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 29/05/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle dava konusu kahve fincanı ve tabağının bir bütün olarak estetik değere sahip olduğu ancak FSEK m. 4 kapsamında sayılan eser türlerinden birine dahil olmadığı, davacı marka şeklinde yer alan fincan tasarım şeklinin marka inceleme kılavuzuna göre tescil edilmiş olduğu sınıfta "ilgili sektörde kullanılmakta olan bir şekilse bu sektörün norm ve geleneklerinden önemli ölçüde uzaklaşmış bir şekil olması" özelliğini taşıdığı ve bu özelliği ile de .... Sınıfta fincan alt grubunda tescil edilmiş olduğunun anlaşıldığı, davacı markasının bütününe bakıldığında şekil+kelime unsurundan ibaret olduğu, bununla birlikte davalı yanın kullanımlarının şekli olarak kullanıldığı ve bu şekli unsur her ne kadar davacı yan markasıyla benzerlik gösterse de davacı markasının bütüncül olarak ele alındığında kelime unsuru olan dervish ibaresinin davalı tasarımlarında kullanılmadığı, davacının kelime+fincan şekli markası ile davalının salt fincan şeklindeki kullanımlarını önleyemeyeceğinin değerlendirilebileceği, bu doğrultuda davalının kullanımlarının davacının markasından doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği böylece haksız rekabetten de bahsedilemeyeceği ancak her hal ve şartta nihai takdirin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. 03/11/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Açıkladıkları nedenlerle dava konusu kahve fincanı ve tabağının bir bütün olarak estetik değere sahip olduğu ancak FSEK m. 4 kapsamında sayılan eser türlerinden birine dahil olmadığı, özgün olmadığı, bu nedenle eser olarak kabul edilemeyeceği, kök raporda yer aldığı üzere davalının kullanımlarının davacının markasından doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği böylece haksız rekabetten de bahsedilemeyeceği ancak her hal ve şartta nihai takdirin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava: Davalının eyleminin, davacıların marka ve telif haklarına tecavüz - haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti, men'i, ref'i, maddi - manevi ve itibari tazminatı ile hükmün ilanına ilişkindir. Marka hakkına tecavüz sayılan haller SMK'nın 7.maddesine de atıf yapılmak suretiyle 29.maddede düzenlenmiştir. Madde 7 (Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları): "(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması." Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. 6769 sayılı SMK'nın 149.maddesi: "(1) Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c) Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini d) Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e) (d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması. f) Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d) bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g) Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi. (2) Birinci fıkranın (e) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda, söz konusu ürün, cihaz ve makinelerin değeri, tazminat miktarından düşülür. Bu değerin kabul edilen tazminat miktarını aşması hâlinde, aşan kısım hak sahibince karşı tarafa ödenir. (3) Birinci fıkranın (g) bendinde belirtilen talebin kabulü durumunda ilanın şeklî ve kapsamı kararda tespit edilir. İlan hakkı, kararın kesinleşmesinden sonra üç ay içinde talep edilmezse düşer. (4) Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları bakımından manevi zararın tazmini talep edilemez." 6769 sayılı SMK'nın 151.maddesine göre: "(1) Hak sahibinin uğradığı zarar, fiili kaybı ve yoksun kalınan kazancı kapsar. (2) Yoksun kalınan kazanç, zarar gören hak sahibinin seçimine bağlı olarak, aşağıdaki değerlendirme usullerinden biri ile hesaplanır: a) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir. b) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç. c) Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli. (3) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. (4) Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, ikinci fıkranın (a) veya (b) bentlerinde belirtilen değerlendirme usullerinden birinin seçilmiş olması hâlinde, mahkeme ürüne ilişkin talebin oluşmasında sınai mülkiyet hakkının belirleyici etken olduğu kanaatine varırsa, kazancın hesaplanmasında hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verir. (5) Mahkeme, patent haklarına tecavüz hâlinde, patent sahibinin bu Kanunda öngörülen patenti kullanma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğu kanaatine varırsa yoksun kalınan kazanç, ikinci fıkranın (c) bendine göre hesaplanır. (6) Coğrafi işarete veya geleneksel ürün adına tecavüz hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz." hükmü amirdir. Marka:Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye sağlar, markalar işletmelerin üretmiş olduğu emtia veya sunmuş oldukları hizmetlerin birbirinden ayrılmasını sağlamaktadır. Karıştırılma ihtimali: Bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırılma (iltibas) ihtimalinin araştırılmasına ilk önce markalar arasında ayniyet ya da benzerlik bulunup bulunmadığından başlanması gerekmektedir. Markaların esas unsurlarının ve vurgu sözcüklerinin aynı veya benzer olması, markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Sözcük markalarında, sözcüklerin başlangıç ve kökleri bütünsel benzerliğin tayininde önemlidir. İki marka arasındaki iltibasın varlığının saptanmasında, markaların yan yana konularak karşılaştırma yapılmaması gereklidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının saptanmasında ilgili mal ya da hizmetin orta yetenekteki alıcılarının dikkat ve özeni esas tutulur. Bu alıcıların markaları, aynı anda göz önünde bulunduramayacakları da dikkate alınarak ayrıntılara ilişkin farklar ve bütüne ilişkin benzerlikler üzerinde durulur. 6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU Madde 54: "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55: "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır: a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; e) İş şartlarına uymamak; f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak." Madde 56: "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men’ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilm esini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların varlığında manevi tazminat verilmesini, isteyebilir. "hükümleri yer almaktadır. SMK, TTK hükümleri, TPMK kayıtları, bilirkişi kurulu kök/ek raporu ve bütün dosya kapsamından: TPMK nezdinde ... tescil numaralı "..." ibaresini içeren markanın, davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. 22/05/2023 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; açıkladıkları nedenlerle davacıya ait ... no’lu şekil markasında yer alan kahve fincanı görseli ile davalıya ait kahve fincanları arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, birbirleri ile benzer olarak algılandıkları, ancak davacı yanın şekil unsuru ihtiva eden markasının yalnızca şekil unsurundan değil şekil + kelime unsurundan müteşekkil olduğu, bu sebeple devamla yapılan incelemede; tespit edilen kullanımlarının davacı yana ait herhangi bir tescilli marka korumasını ihlal etmediği, TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet hükümlerinin koşullarının somut olayda bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği, 18/09/2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; açıkladıkları nedenlerle davacı tarafa ait ... numaralı marka tescilinde yer alan fincan tasarımı ile dava dilekçesinde yer alan linklerde tespit edilen ürünler arasında ortalama tüketici üzerinde yarattığı genel izlenimde farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile birbiri üzerinde iltibas yaratacak kadar benzer olarak algılandıkları, SMK m. 29/1,c hükümleri uyarınca davacıya ait tescilli markalara karşı tecavüz eyleminin oluştuğu, davacıya ait tasarımın FSEK kapsamında eser olarak kabul edilebileceği ve FSEK kapsamında korunduğu, davacının telif hukukundan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebi bulunduğu, maddi tazminat talebi açısından davacının bu talebinin FSEK 68 ve FSEK 70/3 çerçevesinde hesaplanacak tazminattan birisini seçmesi gerektiği, heyetimizde mali bilirkişi bulunmadığından bu konuda bir hesaplama yapılamadığı, FSEK md. 70 hükmü çerçevesinde davacının manevi tazminat talep hakkının olduğu, manevi tazminatın türü ve miktarını tayin hakkının mahkemeye ait olduğunu, davacıya ait tescilli markaya yönelik davalı tarafından haksız rekabet hükümlerinin ihlal edildiğinin kabul edilebileceği, davacının SMK m. 150 hükmüne dayanarak davalıdan tazminat talep edebileceği sonuç ve kanaatine varıldığının bildirildiği, Raporlar arasında oluşan çelişkinin giderilmesi adına dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilmesi sonucunda düzenlenen 29/05/2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; açıkladıkları nedenlerle dava konusu kahve fincanı ve tabağının bir bütün olarak estetik değere sahip olduğu ancak FSEK m. 4 kapsamında sayılan eser türlerinden birine dahil olmadığı, davacı marka şeklinde yer alan fincan tasarım şeklinin marka inceleme kılavuzuna göre tescil edilmiş olduğu sınıfta "ilgili sektörde kullanılmakta olan bir şekilse bu sektörün norm ve geleneklerinden önemli ölçüde uzaklaşmış bir şekil olması" özelliğini taşıdığı ve bu özelliği ile de ... Sınıfta fincan alt grubunda tescil edilmiş olduğunun anlaşıldığı, davacı markasının bütününe bakıldığında şekil+kelime unsurundan ibaret olduğu, bununla birlikte davalı yanın kullanımlarının şekli olarak kullanıldığı ve bu şekli unsur her ne kadar davacı yan markasıyla benzerlik gösterse de davacı markasının bütüncül olarak ele alındığında kelime unsuru olan dervish ibaresinin davalı tasarımlarında kullanılmadığı, davacının kelime+fincan şekli markası ile davalının salt fincan şeklindeki kullanımlarını önleyemeyeceğinin değerlendirilebileceği, bu doğrultuda davalının kullanımlarının davacının markasından doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği böylece haksız rekabetten de bahsedilemeyeceği ancak her hal ve şartta nihai takdirin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığının bildirildiği görülmüştür. 03/11/2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda; açıkladıkları nedenlerle dava konusu kahve fincanı ve tabağının bir bütün olarak estetik değere sahip olduğu ancak FSEK m. 4 kapsamında sayılan eser türlerinden birine dahil olmadığı, özgün olmadığı, bu nedenle eser olarak kabul edilemeyeceği, kök raporda yer aldığı üzere davalının kullanımlarının davacının markasından doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği böylece haksız rekabetten de bahsedilemeyeceği ancak her hal ve şartta nihai takdirin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatine varıldığı bildirildiği anlaşılmakla; Mahkememizce itibar edilen 22/05/2023 ve 29/05/2025 tarihli bilirkişi raporları ile 03/11/2025 tarihli ek raporda da belirtildiği üzere; dava konusu kahve fincanı ve tabağının bir bütün olarak estetik değere sahip olduğu ancak FSEK m. 4 kapsamında sayılan eser türlerinden birine dahil olmadığı, davacı markasının bütününe bakıldığında şekil+kelime unsurundan ibaret olduğu, bununla birlikte davalı yanın kullanımlarının şekli olarak kullanıldığı ve bu şekli unsur her ne kadar davacı yan markasıyla benzerlik gösterse de davacı markasının bütüncül olarak ele alındığında kelime unsuru olan dervish ibaresinin davalı tasarımlarında kullanılmadığı, davacının kelime+fincan şekli markası ile davalının salt fincan şeklindeki kullanımlarını önleyemeyeceğinin değerlendirilebileceği, bu doğrultuda davalının kullanımlarının davacının markasından doğan haklarını ihlal eder mahiyette olduğunun değerlendirilemeyeceği böylece haksız rekabetten de bahsedilemeyeceği kanaatine varıldığından davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 651,3 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; a-Tecavüz davası yönünden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 55.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, b-Haksız rekabet davası yönünden A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 55.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, c-Maddi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, d-Manevi Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, e-İtibar Tazminat talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (HMK 345/1 md. gereğince) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/01/2026

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/198, K. 2026/12, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/istanbul-3-fikri-ve-sinai-haklar-hukuk-mahkemesi-2022-198-e-2026-12-k-d4154d3d98fb