İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2022/1858 E. 2024/1033 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2022/1858
Karar No
2024/1033
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/33 Esas KARAR NO : 2024/501 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/01/2021 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 Mahkememizde görülen Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasında; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalılar arasında 20.04.2015 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme tarihinden itibaren belirtilen tüm yükümlülüklerine uygun davrandığını, ancak davalı şirketlerin 13.12.2017 tarihinde ... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarnamesiyle sözleşmeyi tek taraflı feshettiklerini, davalı şirketlerin feshetme gerekçesinin; " Tekrar eder şekilde bayiliğinizden alınan cihazların taahhütlerinin müşteriler tarafından bozulduğu böylece cihazın geri kalan bedellerine ilişkin tek fatura çıkarıldığı bu faturaların da hakkında suç duyurusunda bulunduğumuz bayiler tarafından ödendiği (teknik iptal yapıldığı ve faturaların ödendi statüsünde gösterildiği) kredi kartı ile ödeme işlemlerinin yapıldığı bu bayiler ile birlikte hareket ettiğiniz şüphesine varılmıştır. Müvekkil şirket menfaatlerine aykırı ve telafisi mümkün olmayan bu eylem ve işlemleriniz sebebiyle müvekkil şirketlerin zararına yol açtığınız ve bulunduğunuz bölgede müvekkil şirketlerin markasına, kurumsal itibarına zarar verdiğiniz sabit olup bu durum nakit sözleşmenin temeli olan güven ilişkisini sona erdirmiştir. Bunun yanı sıra, taahhütlü cihaz satışlarını yaptığınız aboneler tarafından faturaların ödenme oranının Türkiye ortalamalarına göre düşük olduğu ve bu anlamda bayiliğinizde yapılan satışların riskli olduğu saptanmıştır. Malumunuz olduğu üzere bu durum TTM sözleşmemizde yer alan " Şirketler tarafından bildirilen genel performans hedeflerinin ve/ veya cihaz, aktivasyon, satış, ciro, gelir, kar, müşteri memnuniyeti gibi alt kategorileri/ kriterleri de içerecek şekilde belirlenen fonksiyon hedeflerinin bayi tarafından gerçekleştirilememesi ve/ veya bayinin bölge ortalamasının altında kalması", hükmü uyarınca müvekkil şirkete haklı sebeple ve derhal fesih hakkı vermektedir." şeklinde izah ettiklerini, söz konusu ihtarnamedeki gerekçelerin ve nedenlerin gerçeğe aykırı nitelikte olduğunu, gerekli itirazlarının şirketlere bildirildiğini, davalı şirketlerin, tekrar bayilik vereceğini vadederek taraflarını uzun süre meşgul ettiklerini ancak, somut bir adımın atılmadığını, bunun üzerine taraflarınca ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/... E. Sayılı dosyasıyla 17/02/2020 tarihinde davalı şirketlere dava açıldığını, zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılmadığı için davanın usulden reddine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini taraflarınca 15/06/2020 tarihinde arabuluculuğa başvuru yapıldığını, telekonferans yöntemi ile yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmanın sağlanamadığını, davalı şirketlerin ödemesi gereken 45.000 TL kira bedeli desteği müvekkili şirkete ödenmediğini, söz konusu kira bedeline ilişkin alacak davalı şirketlerin kira desteği olarak ödemesi gereken miktar olup, bayiliğin feshinden önce doğmuş olan söz konusu kira bedelinin taraflarına bayiliğin iptali gerekçe gösterilerek haksız şekilde ödenmediğini belirterek; Bayilik Sözleşmesinin haksız feshedildiğinin tespiti ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL müspet zararın haksız fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle beraber ortaklaşa ve zincirleme tüm davalılardan alınarak davacıya ödetilmesini, bayilik faaliyeti kapsamında kabul edilen kira alacağı olan 45.000 TL'nin haksız fesih tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle beraber ortaklaşa ve zincirleme tüm davalılardan alınarak davacıya ödetilmesini, toplam 100.000 TL. manevi tazminatın, haksız fesih tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte ortaklaşa ve zincirleme şekilde davalılardan alınarak davacıya ödetilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 20.04.2015 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini, davalı müvekkiller tarafından ... Noterliğinin 13.12.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesini şekilde haklı nedenle ve derhal feshedildiğini, davacı bayide gerçekleşen cihaz satışlarının, davalı müvekkillerce incelendiğinde tekrar eder şekilde bayiden alınan cihazların taahhütlerinin müşteriler tarafından bozulduğunu, böylece cihazın geri kalan bedellerine ilişkin tek fatura çıkarıldığını, bu faturaların da hakkında suç duyurusunda bulunduklarını bayiler tarafından ödendiğini bu anlamda davacının kredi kartı ile ödeme işlemlerinin yapıldığı bayiler ile birlikte hareket edildiği şüphesine varıldığını, gerçekleştirilen denetimler neticesinde; teknik iptal gerçekleştirerek faturaların ödenmiş statüsünde gösteren ancak ödenmediğini bilen usulsüz ve hukuka aykırı işlemler ile sistematik olarak bu işlemleri gerçekleştiren bayilerin tespit edildiğini, bu bayilere cihaz tedarik eden bayilere ilişkin olarak da incelemeler yapıldığını, buna göre davacı tarafından 2016 yılı ve 2017 yılı Kasım ayına kadar yapılan cihaz satışlarının incelendiğini ve bu dönemde yapılan cihaz satışlarından önemli bir oranın iptal edildiğini ve bu cihazlara ilişkin faturaların tamamının usulsüz işlem yapılmak suretiyle diğer bayiler tarafından ödendi statüsünde gösterildiğini ancak müvekkili şirketlere ödenmediğinin anlaşıldığını, teknik iptal işlemi gerçekleştirmek suretiyle usulsüz işlem yaparak müvekkil şirketlerin zarara uğramasına sebebiyet veren tüm bayiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve bayilik ilişkisinin feshedildiğini, yapılan suç duyurusu neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyası üzerinden kamu davası açılmış olup yargılamanın devam ettiğini, davacı taraf kendisi aleyhine suç duyurusunda bulunulmadığını belirtse de mevcut durumda davacının eylemleri sonucunda taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin ihlal edildiğini, müvekkili şirketlerin bu eylemler nedeniyle zarara uğradığı ve sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, müvekkili bayilerin cihaz satışı yapmak suretiyle, satış hedefine ulaşarak gelirini arttırdığını, müvekkili şirketlerin ancak aboneler tarafından faturalar ödendiği takdirde gelirini arttırdığını, bu sebeple müvekkili şirketlerin gelirini belirleyen oran aboneler tarafından faturaların ödenme oranı olduğunu, aboneler tarafından ödeme yapılmaz ise bayi kendisine bildirilen satış hedefini yerine getirerek kendi gelirini arttırsa da bayinin gösterdiği bayilik faaliyetleri sonucunda şirketlerin gelirinde artış olmadığını, bu anlamda davacı taraftan satışı yapılan cihazlara ait bedellerin tahsil edilememesi nedeniyle müvekkili şirketler zarara uğrarken, söz konusu cihaz satışlarının başarılı olduğu varsayımı ile haksız şekilde prim elde ettiğini, davacının kira desteğinden faydalanabilmesi için aktif şekilde bayilik yapması ve taraflar arasındaki sözleşmenin ayrılmaz bir parçası niteliğindeki duyurular ile prim sistematiğinde belirtilen krtiterleri karşılaması gerektiğini, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği düşünüldüğünde hukuki dayanağı olan bir talep olmadığını, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi sona erdikten sonra sözleşme hükümlerine uygun şekilde mutabakat süreci gerçekleştirilerek tamamlanmış olduğunu ve bayinin alacağının kendisine ödendiğini belirterek; belirsiz alacak davası olarak açılması mümkün olmayan davanın usulden reddini, sayın mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Alanında uzman bilirkişi heyetinden alınan rapor özetle; alt bayiler tarafından yapılan teknik iptal işlemleri sırasında davacı şirket tarafından herhangi bir onay verilmediği gibi, işlemlerin iptali için yetki ( davalı kurumlardan da) alınmadığı, yapılan ve sonuçlanan işlemlerden davacı şirketin bilgi sahibi olmadığının anlaşıldığını diğer yandan davalı şirket iddiaları doğrultusunda davacı ana bayi ile alt bayilerin birlikte hareket ederek bu usulsüzlüğe neden olduğu iddiasının tespiti ise; teknik olarak mümkün olmadığı, dava konusu olayda ise, teknik iptal işlemi yaptığı belirtilen alt bayi, davacının şubesi olmadığı gibi teknik iptal işleminin davacıya ait pos cihazı üzerinden gerçekleştirilmemiş olduğundan, davacıya isnat edilebilecek kasıtlı ve ihmali bir davranıştan bahsedilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşme her ne kadar "Bayilik Sözleşmesi" olarak adlandırılmışsa da, kanaatimizce hukuki niteliği itibariyle "Acentelik Sözleşmesi" olduğu, yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı; taraflar arasındaki sözleşmenin davalılar tarafından haksız olarak feshedilmiş olduğu kanaatine varıldığı, davalıların davacıya kira bedeli desteği ödeme borçları bulunduğunu kabul ettikleri ispata yönelik bir delile belgeye de rastlanmamıştır. Bu sebeple davacının davalılardan kira bedeli desteği alacağı bulunduğunun ispat edilemediği, bu sebeple böyle bir alacağa hak kazanamadığı, davacının davalılardan dava tarihi itibariyle, 29.868,80 TL tutarında kar mahrumiyeti tazminatı alacağının bulunduğu; davacının bu alacağının talep gibi sözleşmenin davalılar tarafından haksız olarak feshedildiği 13/12/2017 tarihinden 16/01/2024 dava tarihine kadar işletilecek ticari temerrüt faizi 14.023,73 TL ile birlikte tahsili gerektiği, davacının davalılardan mahkemenin takdir edeceği tutarda manevi tazminat alacağının bulunduğu; davacının bu alacağının talep gibi , sözleşmenin davalılar tarafından haksız olarak feshedildiği tarihten itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiği; davacının alacaklarından davalıların müteselsilen sorumlu oldukları yönündeki görüş ve kanaatini bildirmişlerdir. Dava: Sözleşmenin Feshinden Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat Davasına İlişkindir. Taraflar arasında 20.04.2015 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinin, davalı tarafça 13.12.2017 tarihinde feshedilmesi üzerine, haksız fesih iddiasıyla davacı tarafından maddi ve manevi tazmin talebine ilişkin olarak ikame edilen davada irdelenmesi gereken husus; davalı tarafından feshedilen sözleşmenin haklı nedenle mi yoksa haksız bir şekilde mi feshedildiği noktasında toplanmaktadır. Davalılar, 13.12.2017 tarihli Fesih İhtarnamelerinde, iki tane fesih gerekçesi göstermişlerdir; yani sözleşmeyi feshetmelerine gerekçe olarak, davacının iki farklı borç ihlalinde bulunduğunu ileri sürmüşlerdir. Şöyle ki: Davalılar birinci fesih gerekçesi olarak; tekrar eder şekilde davacının bayiliğinden alınan cihazların taahhütlerinin müşteriler tarafından bozulduğunu, böylece cihazın geri kalan bedellerine ilişkin tek fatura çıkarıldığını, bu faturaların da, hakkında suç duyurusunda bulundukları bayiler tarafından ödendiğini (teknik iptal yapıldığını ve faturaların ödendi statüsünde gösterildiğini ), kredi kartı ile ödeme işlemlerinin yapıldığını, davacının bu bayiler ile birlikte hareket ettiği şüphesine varılmış olduğunu, ileri sürmüşlerdir. Davalılar ikinci fesih gerekçesi olarak; davacının taahhütlü cihaz satışı yaptığı aboneler tarafından faturaların ödenme oranının Türkiye Ortalamalarına göre düşük olduğunun ve bu anlamda davacının bayiliğinde yapılan satışların riskli olduğunun saptandığını; bu durumun sözleşmede yer alan “Şirketler (davalılar) tarafından bildirilen genel performans hedeflerinin ve/veya satış, ciro, gelir, kar, müşteri memnuniyeti gibi alt kategorileri/kriterleri de içerecek şekilde belirlenen fonksiyon hedeflerinin Bayi (davacı) tarafından gerçekleştirilmemesi ve/veya Bayinin bölge otalamasının altında kalması ” hükmü uyarınca davalılara haklı sebeple ve derhal sözleşmeyi fesih hakkı verdiğini, ileri sürmüşlerdir. Taraflar arasındaki Sözleşmenin 26.2 nolu maddesi hükmüne göre; bu hükümde birinin gerçekleşmesi halinde, Davalılar bu sözleşmeyi haklı nedenle, derhal (yani, uyarıda fesih süresi tanımadan) ve tazminatsız olarak feshetme hakkına sahip olacaktır. Bu hükümde sayılan haller ise, 26.2 nolu madde hükmünün devamındaki maddelerde yer alan hükümlerde sayılmışlardır. Şöyle ki: Sözleşmenin 26.2.6 nolu maddesi hükmüne göre; davacının (bayinin) kasıtlı olarak veya ağır kusurla, süreklilik arz etmese dahi Müşteri/Abone/Davalıların zararına yol açması, suç sayılan eylemler gerçekleştirmesi ve/veya bayilik faaliyetleri nedeniyle Savcılık soruşturmasına konu olması, davalıların markasına zarar verebilecek uygulamalarının tespit edilmesi, sözleşmenin ağır surette ihlali sayılacak ve Davalılar, Sözleşmenin 26.2 nolu maddesi hükmü uyarınca derhal (yani, uyarıda bulunmadan ve fesih süresi tanımadan), tazminatsız olarak sözleşmeyi feshetmeyi hakkına sahip olacaktır. Sözleşmenin 26.2.10 nolu maddesi hükmüne göre; Davalılar tarafından bildirilen genel performans hedeflerinin ve/veya cihaz, aktivasyon, satış, ciro, gelir, kar, müşteri memnuniyeti gibi alt kategorileri/kriterleri de içerecek şekilde belirlenen fonksiyon hedeflerinin Davacı (Bayi) tarafından gerçekleştirilmemesi ve/veya Davacının (Bayinin) bölge ortalamaları altında kalması halinde, Davalılar, Sözleşmenin 26.2 nolu maddesi hükmü uyarınca derhal (yani, uyarıda bulunmadan ve fesih süresi tanımadan), tazminatsız olarak sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olacaktır. Somut olayda Davacının (Bayinin) “kasıtlı veya ağır kusurlu” olarak, Davalıların zararına yol açan ve/veya suç sayılan bir eylemde bulunduğu, dolayısıyla da sözleşmeden kaynaklanan bir borcunu veya borçlarını “ağır kusurlu olarak ağır şekilde” ihlal ettiği anlaşılmamaktadır. Davalılar bu hususu ispat edebilmiş değildirler. Bu durum karşısında, Davalıların, sözleşmenin 26.2 ve 26.2.6 nolu maddesi hükümlerine istinaden sözleşmeyi “haklı sebeple derhal feshetme” hakkına sahip olmadığı, dolayısıyla da Davalıların sözleşmenin bu hükümlerine istinaden sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş sayılmayacaklarıdır. Yine Davalılar tarafından Davacıya, abonelerden fatura bedellerini tahsil ederken belirli bir Performans Hedefini gerçekleştirmesi yönünde bir bildirimde bulunulduğunu gösteren bir delile rastlanmadığı gibi; sözleşmede de, Davacıya abonelerden fatura bedellerini tahsil ederken belirli bir Performans Hedefini gerçekleştirme yükümlülüğü yükleyen bir hükme rastlanmamıştır. Bu durum karşısında, Davalıların, sözleşmenin 26.2 ve 26.2.10 nolu maddesi hükümlerine istinaden sözleşmeyi “haklı sebeple derhal feshetme” hakkına sahip olmadığı, dolayısıyla da Davalıların sözleşmenin bu hükümlerine istinaden sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş sayılamayacağı anlaşılmaktadır. Davalıların derhal (yani, uyarıda bulunmadan ve fesih süresi tanımadan), tazminatsız olarak sözleşmeyi feshetmeyi hakkına sahip olmaları mümkün ise de; somut olayda yukarıda değinildiği üzere bu koşullar gerçekleşmemiştir. Sözleşmenin 26.3 nolu maddesi hükmüne göre; taraflardan herhangi birisi, Sözleşme ve/veya Ekler kapsamındaki yükümlülüklerinden (borçlarından) herhangi birini ihlal ederse, ihlalden etkilenen Taraf, yazılı olarak, söz konusu ihlale (ihlali davranışa) son verilerek durumun telafi edilmesine ilişkin isteğini diğer Tarafa bildirecek ve söz konusu ihlal bu bildirime rağmen 15 gün içinde giderilmez ise, ihlale uğrayan Taraf başkaca bir ihtara gerek olmaksızın işbu Sözleşmeyi tazminatsız olarak feshetme hakkına sahip olacaktır. Davacı tarafın sözleşme yaptığı dava dışı alt bayileri tarafından yapılan "Teknik İptal İşlemi" şeklindeki usulsüzlüğün giderilebilmesi için Davalılar tarafından davacıya gerekli ihtarat yapılarak 15 günlük süre verilmesi gerekmektedir. Dosya içeriğinden süre verildiğine dair bir içerik yoktur. Bu süre verilmeden yapılan fesih haksız fesih olarak nitelendirilecektir. Haksız fesih neticesinde, bilirkişi heyeti tarafından Davacının kar mahrumiyeti yönünden yapılan kaybının 29.868,80-TL olduğu tespit edilmiştir Kira bedeli desteği adı altında talep edilen alacak kalemine taraflar arasındaki sözleşmede rastlanmamış olup, davalıların da bu yönde bir kabulü bulunmadığından davacı tarafın bu alacak kalemi yönünden iddiasını ispatlamadığı görülmektedir. Manevi tazmin yönünden yapılan değerlendirmede ise; TBK’nın 114/2 fıkrası uyarınca, haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanacağı; ancak, her sözleşmeye aykırılığın tek başına manevi tazminatı gerektirmediği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için aynı zamanda TBK'nın 58. maddesinde belirtilen şartlar dahilinde kişilik haklarına yönelik bir saldırının mevcudiyetinin zorunlu olduğu, somut olayda davacının, haksız fesih nedeniyle ticari itibarının ne şekilde zedelendiğini ispat edemediği anlaşılmakla koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi 2022/1858E. - 2024/1033 K. Sayılı İlamı ) Belirtilen açıklamalar ışığında aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABUL, KISMEN REDDİ ile; 2-Davacı tarafın kar mahrumiyeti kapsamında talep ettiği davasının kabulü ile 5.000,00 TL bedelin 13/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt ( avans ) faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacı tarafın sair taleplerinin REDDİNE 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL Harcın peşin alınan 2.561,63-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.134,03-TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesinin "...Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır..." hükmü gereği 1.360-TL arabuluculuk ücretinin davalılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 5.000-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, 7-Reddedilen kısım yönünden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 17.900-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, 8-Reddedilen manevi tazminat talebi yönünden avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca 17.900-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, 9-Davacı tarafından yapılan 486,90-TL ilk gider, 16.558,50-TL tebligat ve müzekkere gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 17.045,40-TL yargılama giderinin red ve kabul durumu nazara alınarak takdiren 1.038,85-TL sinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına 10-HMK 333. md. uyarınca yatırılan ve bakiye kalan gider avansının kararın kesinleşmesi sonrası talebi halinde yatırana iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle ... BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar, hazır olan hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/09/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu evrak 5070 Sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.* TAVZİH ŞERHİ Hüküm kısmının 1.numaralı bendinde yer alan "davalıdan" ibaresinin "davalılardan" şeklinde tavzihine, esas kararla birlikte istinaf yasa yolunun açık olduğunun belirtilmesine. Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2022/1858, K. 2024/1033, T. 13.12.2017, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2022-1858-e-2024-1033-k-06de14ee5d2f