İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/867 E. 2025/467 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/867
- Karar No
- 2025/467
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/867 KARAR NO : 2025/467
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 22/12/2021 KARAR TARİHİ : 20/06/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: (I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (1) Davacı Tarafın İddialarının Özeti:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ..., 22.12.2013 tarihinde, davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kendisine çarpması neticesinde ağır şekilde yaralandığını, uzun bir süre yoğun bakımda kaldığını, bu kaza nedeniyle tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %44 olarak belirlendiğini, müvekkili söz konusu kaza neticesinde ağır bir bedensel ve ruhsal travma yaşadığını, uzun bir süre hayati tehlikeyi atlatamadığını, pek çok kez tıbbi müdahaleye maruz kalmak durumunda kaldığını, yaşaması için yapılan tıbbi müdahaleler neticesinde akciğer fonksiyonlarını önemli ölçüde yitirdiğini, kendisi hala bu engellilik hali nedeniyle uzun süre ayakta kalamadığını, çok çabuk yorulduğunu, efor gerektiren hiçbir fiziki faaliyette bulunamadığını, iş bulamadığını, kaza tarihinde 19 yaşında, şu an 27 yaşında olan müvekkili çok genç bir yaşta yaşadığı bu elem verici kaza nedeniyle çalışma gücünü önemli ölçüde kaybettiğini, bu nedenle oluşan zararlarının yanında ekonomik geleceği de sarsıldığını, müvekkilinin tüm tedavi süreci ve ameliyatları ... Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde gerçekleştiğini, hastaneden tüm tıbbi dosyasının celbini talep ettiklerini, müvekkilinin maluliyetine neden olan bu kaza nedeniyle ... 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan kamu davasında, kazanın müvekkilinin yaşamını tehlikeye soktuğu, basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, vücuttaki sternum ve sol skapula kemiklerinde saptanan kırıkların hayat fonksiyonlarını ağır (4) derecede etkileyecek nitelikte olduğu, davalı ...'in kazada kusurlu olduğu tespit edilerek sanığın cezalandırıldığını, ceza davası kesinleştiğini, kaza nedeniyle, ilgili aracın zorunlu sigorta şirketi olan diğer davalı ... Sigorta A.Ş. şirketine taraflarınca yapılan başvuru üzerine, maddi tazminat bedeli olarak 13.07.2017 tarihinde 103.835 TL ödeme yapıldığını, ancak yapılan bu ödeme %28 sakatlık, %50 kusur hesaplaması neticesinde yapıldığını, gerçek durumda ise hem müvekkilinin maluliyeti, hem davalı sürücünün kusur oranı bu tablonun üstünde olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin zararı da ödenen miktarının kat kat üstünde olduğunu, davanın ikamesinden önce davalı .. Sigorta yönünden zorunlu arabulucuğa başvurulduğunu, arabuluculuk süreci anlaşmamama ile sonuçlandığını, arz ve izah edilen sebeplerle davanın kabulü ile adli yardım taleplerinin kabulüne, ... plakalı aracın trafik kaydına kayden tedbir konulmasına, yapılacak yargılama neticesinde artırılmak üzere ve ... Sigorta yönünden teminatla sınırlı olmak üzere şimdilik 1.000-TL tutarında maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, 200.000-TL tutarında manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, vekâlet ücreti ve sair yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. (2) Davalı Tarafların Savunmalarının Özeti: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Olayın vuku bulmasına davacının kendi kusuru sebep olduğundan öncelikle davanın reddi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatte ise davacının mütefarik kusuru nedeniyle hükmedilecek tazminattan indirim cihetine gidilmesi gerektiğini, yaşanan üzüntü verici kazaya davacı tarafın ihmali sebep olduğunu, ceza dosyasındaki davacının kendi beyanından da anlaşılacağı üzere davacı kendi rızası ve isteği ile araçtan inerek müvekkilinin kullandığı tırın arkasına geçerek ihmali davranışıyla üzücü kazaya sebebiyet verdiğini, müvekkilinin yaşanan kazada kusuru olmadığını, müvekkilinin yaklaşık uzunluğu 15 metre olan aracın arkasında ve kör noktasında duran birini fark etme ihtimali olmadığını, bu sebeple meydana gelen kazada davacı tarafın asli kusurlu olduğunu, bu durumun bilirkişi raporuyla da ispatlanacağını, ... Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinden alınan 21/08/2015 tarihli engelli sağlık kurulu raporunda davacının engel oranı %44 olarak belirlendiğini, bu oranın davacının geçirmiş olduğu kazanın boyutuna göre çok yüksek olduğunu, alınan raporda da görüleceği üzere davacının engel oranı büyük ölçüde psikolojik olduğunu, iş bu raporun üzerinden yaklaşık 7 yıl geçmesi sebebiyle davacı kişi üzerindeki engel durumu Adli Tıp Kurumundan alınacak rapor ile daha net bir şekilde belirleneceğini, davacı taraf müvekkilinin mezun olduğu bölümde iş bulamamasından dolayı maddi zararın tespitinde bu durumunda göz önüne alınarak hesaplama yapılmasını talep ettiğini, davacı tarafın bu beyanları soyut ve gerçeklikten uzak iddialar olduğunu, somut olarak bu durumun ispatlanması gerektiğini, varsayım üzerinden bir hesaplama yapılması mümkün olmadığını, mahkemece tüm bu hususların dikkate alınması gerektiğini, öncelikle olayın oluş şekli, davacının kazadaki ihmali davranışları ile üzücü olaya kendisinin neden olması gibi sair hususlar nazara alınarak manevi tazminatın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi kanaat halinde, iş bu kıstasların göz önünde tutulması ile istenen fahiş manevi tazminat yerine hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerektiğini, kısaca açıklanana nedenlerle davanın esastan reddine, yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketçe davacı tarafa 22.07.2014 tarihinde 103.835.31-TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin başkaca sorumluluğu kalmadığını, yapılan ödemeye ilişkin dekontların dosyaya sunulduğunu, sigorta şirketi olarak sorumlulukları, sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, bu nedenle öncelikle araç sürücülerinin kusur oranının kesin olarak belirlenmesi gerektiğini, kaza neticesinde kolluk görevlileri tarafından oluşturulan kaza tespit tutanağı ve akabinde yürütülen cezai soruşturması kapsamında tespit edilen kusur oranlarının hukuk hakimini bağlamayacağı ilkesi göz önünde bulundurularak itirazları kapsar biçimde kusur oranları yeniden belirlenmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu iddialarını kesin suretle kabul etmediklerini, ekte sunulmuş olan incelemeye konu sağlık kurul raporunda 30/03/2013 tarih 28603 sayılı resmi gazete ile yürürlüğe giren “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine” göre zarargörende %20 (Göğüs Hastalıkları) tüm vücut fonksiyon kaybı oranına neden olmaktadır. 11/10/2008 tarih 27021 sayılı resmi gazete ile yürürlüğe giren “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı tespit İşlemleri Yönetmeliğine” göre zarar görenin kaza tarihinde 19 yaşında düz işçi olduğu kabul edildiğinde %28 (VI.Liste; Arıza Sıra No: 1) işgöremezlik (çalışma gücü kaybı, meslekte kazanma gücü kaybı) oranına neden olmaktadır. Şeklinde tespit yapıldığını, dava konusu, hastane ve tedavi giderlerinden müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının faiz başlangıç tarihine ilişkin talebi iş bu davanın huzurunuzda ikame edildiği günden itibaren faiz yürütülebileceğini, arz ve izah edilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ve yasal vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. (II) ÇEKİŞMELİ VAKIALAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER: 1-... Eğitim ve Araştırma Hastanesinden gelen ...'a ait tedavi evrakları(2 adet CD) 2-... Üniversitesi Rektörlüğü Araştırma ve Uygulama Hastanesinden gelen ...'a ait tedavi evrakları(2 adet CD), 3-... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinden gelen ... Esas sayılı dosyası ve bir adet CD, 4-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığından gelen ...'ın 22/12/2013 tarihli kaza ile ilgili rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığı, maaş bağlanmadığı ve peşin sermaye değeri oluşmadığı bilgisi, 5-... İlçe Emniyet Müdürlüğünden gelen ...'ın sosyal ve ekonomik durum araştırması, 6-Türkiye Noterler Birliğinden gelen ... plakalı aracın tescil kaydı ve malik bilgilerini gösterir tablo, 7-Adli Tıp Raporları, 8-Tüm dosya kapsamı. (III) DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ, SABİT GÖRÜLEN VAKIALAR, ÇIKARILAN SONUÇ VE HUKUKÎ SEBEPLER: Davacının davası yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasıdır. Taraflar arasında davalılardan ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın yaya olan davacıya çarpması nedeniyle yaralamalı trafik kazası meydana geldiği hususunda herhangi bir uyuşmazlık yoktur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı ... adına tescilli ve davalı sigorta şirketi tarafından Karayolları Trafik Kanunu Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi kapsamında sigortalanan ... plakalı aracın çarpması sonucunda davacının kalıcı olarak malul olup olmadığı, davacının davalılardan maddi tazminat ile davalı ...'den manevi tazminat isteminin yerinde olup olmadığı hususundadır. Davacı ile davalı ...'in ekonomik ve sosyal durum araştırması yapılarak tanzim edilen tutanaklar celp edilmiş, davacının tedavi belgeleri, davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen hasar dosyası ile dava konusu trafik kazasına ilişkin Gebze ...Asliye Ceza Mahkemesi'nin ...Esas sayılı kovuşturma dosyası ilgili yerlerden celp edilerek dosya arasına alınmıştır. Davaya dayanak trafik kazasının meydana gelmesinde davalı araç sürücüsü ile davacının kusur oranlarının tespiti için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 14.03.2023 tarihli raporda özetle, "Davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki yarı römork bağlı çekici ile aydınlatma bulunmayan yerleşim yeri içi, sokakta aracını geri manevra ile park etmek istediği esnada, davacı yayanın konumunu, ortam şartlarını ve aracının teknik özelliklerini de dikkate alıp geri manevrasını kontrollü biçimde yapması gerekirken bu hususa riayet etmediği, davacı yayanın durumunu ve konumunu kontrol etmeden tedbirsizce geri manevra yaptığı sırada meydana gelen kazada kusurlu olduğu, davacı yaya ... park için yardım etmek amacıyla çekicinden kaplamaya inerek davalı sürücü idaresindeki çekici ve park halindeki çekicinin konumlarını dikkate almadan kendi can güvenliğini tehlikeye atar vaziyette aracın arka kısımlarında önlemsizce bulunduğu sırada meydana gelen kazada kusurlu olduğu, bu durumda davalı sürücü ...'in %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'ın %50 (yüzde elli) oranında kusurlu olduğu" yönünde görüş bildirilmiştir. Dosyaya sunulan kusur raporuna, gerekçeli, somut olay ve dosya içeriğine uygun, taraf ve mahkeme denetimine elverişli, kovuşturma dosyasına alınan rapor ile uyumlu olması sebebiyle Mahkememizce itibar edilmiştir. Davacının kalıcı maluliyetinin bulunup bulunmadığı, var ise maluliyet oranının ne kadar olduğu hususunda Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan rapor alınmıştır.Dosyaya ibraz edilen 29.03.2023 tarihli maluliyet raporunda özetle, davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği bildirilmiştir. Dosyaya sunulan maluliyet raporuna, gerekçeli, somut olay ve dosya içeriğine uygun, taraf ve mahkeme denetimine elverişli olması sebebiyle Mahkememizce itibar edilmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 inci maddesinin birinci fıkrasında; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi hâlinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı, 91 inci maddesinin birinci fıkrasında; işletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarının zorunlu olduğu, yine olay tarihinde yürürlükte bulunan 90 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise; zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatların bu Kanunda öngörülen usul ve esaslara tabi olduğu ve 2918 sayılı Kanun'da düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme getirilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 49 ilâ 51 inci maddelerine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlü olup, zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispatla mükelleftir. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Türk Borçlar Kanunu'nun "Bedensel zararlar" başlıklı 54 üncü maddesinde bedensel zararlar "özellikle" ifadesine yer verilmek suretiyle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak örnekseme yoluyla açıklandıktan sonra, "Tazminatın belirlenmesi" başlıklı 55 inci maddenin birinci fıkrasında ise; "Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır." hükmüne yer verilmiştir. Açıklanan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere tazminatın hesaplanmasına yönelik somut kurallar bulunmadığından tazminatın (uğranılan gerçek zararın) belirlenmesine yönelik ilkeler, somut olayın özelliği gözetilmek suretiyle yeksenak uygulamaların ortaya konulabilmesi amacıyla ilgili Kanunlar çerçevesinde oluşturulan içtihatlarla belirlenmiştir. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu yönünde bir iddia ve talep bulunması hâlinde gerçek zararın tespit edilebilmesi bakımından kusur durumu, kişinin gelir durumu, yaşam tablolarına göre belirlenen bakiye ömür süresi, maluliyet oranı gibi birden fazla veri bir arada göz önünde bulundurularak değerlendirme yapılmaktadır. Dolayısıyla tazminat hesabında (varsa geçici işgöremezlik süresinin ve) maluliyet, (sürekli iş gücü kaybı) oranının usulüne uygun belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamaları uyarınca kaza ile maluliyet arasında illiyet bağı kurulmak koşuluyla bu belirlemenin Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi, üniversite ya da araştırma hastanelerinin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlıkları aracılığıyla tespit edilmesi gerekmektedir. Söz konusu bu belirlemenin kayba uğradığı iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan ve Yargıtay uygulamaları ile benimsenen mevzuata uygun olarak yapılması gerekmektedir. Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 56. (BK m. 47) maddesinde; "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere TBK’nın 56. maddesi gereğince vücut bütünlüğü zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Türk Borçlar Kanunu’nun 56. (BK m. 47) maddesi hükmüne göre takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar 22.06.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O hâlde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve .. E.,... K.; 02.03.2021 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davaya dayanak trafik kazası nedeniyle davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı, davacının maddi tazminat istemini kalıcı maluliyet iddiasına dayandırdığı nazara alındığından davalılardan maddi tazminat isteminin sübut bulmadığı, tarafların kusur oranı, kaza tarihi ve davacının yaralanması sebebiyle iyileşme süresi ve tarafların ekonomik ve sosyal durumları nazara alındığında takdiren 2.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...'den alınarak davacıya verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM/ Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; A-Davacının maddi tazminat talebinin ayrı ayrı REDDİNE, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davalı ... Şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... Sigorta Anonim Şirketine verilmesine, Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine, B-Davacının manevi tazminat talebinin KISMEN KABULÜNE, 2.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22/12/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 615,40 TL karar harcının davanın kabul ve red miktar oranı göz önüne alınarak hesaplanan 6,15 TL'nin davacıdan 609,25 TL'nin davalı ...'den tahsili ile hazineye gelir kaydına, Davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine, Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden davalı ... lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 31.680,00 -TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine, Tüm dava yönünden; Suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.828,00 TL, 1.578,00 TL ve 6.600,00 TL adli tıp kurumu fatura ücretlerinin ve 301,00 TL posta ve tebligat masrafı toplamı 10.487,00 TL yargılama giderinden davanın kabul red miktar ve oranı göz önüne alınarak hesaplanan 104,34 TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Adli Tıp Kurumu'nun ... tarih ... sayılı 595,00 TL bedelli faturasının davanın kabul red miktar oranı göz önüne alındığında hesaplanan 5,92 TL'nin davalı taraflarca, 589,08 TL'nin davacı tarafça ilgili kuruma ödenmesine, 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret miktar ve oranı göz önüne alınarak kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 13,13 TL'nin davalılardan, ret edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.306,87 TL'nin ise davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, tahsilat ve gereği için Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünce ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, Davacı tarafından yatırılan bakiye gider avansının kararın kesinleşmesi halinde davacıya iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 20/06/2025
KATİP ¸e-imzalıdır
HAKİM ¸e-imzalıdır