İlk Derece Mahkemesi · Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2021/8 E. 2023/146 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2021/8
- Karar No
- 2023/146
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/8 Esas - 2023/146
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/8 KARAR NO : 2023/146 HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... Mersis No: ... ...
DAVA : Markaya Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Erişimin Engellenmesi, Haksız Rekabetin Tespiti DAVA TARİHİ : 09/01/2021 KARAR TARİHİ : 09/11/2023 KARAR YAZIM TARİHİ :09/01/2024
Mahkememizde görülmekte olan Markaya Tecavüzün Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi, Erişimin Engellenmesi, Haksız Rekabetin Tespiti davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilleri şirketin, sektöründe bilinen ve ... nezdinde tescilli logosunun ve “..." ibaresinin sahibi olduğunu, ...’da kurulmuş bir aile şirketi olduğunu, gıda sektöründe faaliyet gösteren ve özellikle pirinç ürünleri bakımından dünya çapında bilinen, güvenilen, saygın bir kuruluş olduğunu, müvekkillerinin faaliyet alanında kullandığı ve aynı zamanda ticaret unvanının esas unsuru olan “...” ibaresi ve birbirine çapraz şekilde konumlandırılmış 2 adet bayrak tasarımını içerir logosunu tüm dünya çapında tescillerle koruduğunu, buna paralel olarak da diğer ülkelerin yanı sıra ... işlem numaraları ile ... nezdinde Türkiye’de tescil koruması altına aldığını, müvekkillerinin “...” ibaresini içeren “...” alan adının, 1998 yılında müvekkilleri adına tescil edildiğini, davalı kullanımlarının müvekkilleri marka haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu, bu hususun... D.iş no.lu dosyası kapsamında tespit edildiğini, hukuka aykırı kullanımlar bakımından mahkemece ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkillerinin, davalının işletme sahibi olarak gözüktüğü “...” adresinde yer alan işletme / ofis / showroomda, müvekkilleri logosu ve marka ibaresinin müvekkilinin izni olmaksızın haksız ve hukuka aykırı olacak şekilde başta pirinç ürünlerinde olmak üzere her türlü ürün üzerinde ve ticari faaliyetleri kapsamında kullanıldığının ve ticarete konu edildiğinin haricen öğrenildiğini, davalıya ait ... işlem ibareli marka başvurusunun tespit edildiğini, işbu marka aleyhine ... E. sayılı dosyası ile benzerlik ve kötü niyete dayalı hükümsüzlük davası açıldığını, yapılan yargılama sonucunda, ... numaralı "..." ibareli markanın 29/05/2018 tarihinde 30. sınıftaki emtialar açısından davalı şirket adına tescilli olduğu, taraf markalarının benzer olduğunu, ortalama tüketiciler nezdinde 30. sınıf emtiasında yer alan "Hububat (tahıl) ve mamulleri" açısından karıştırılma ihtimali bulunduğunu ve SMK 6/1 maddesi koşullarının oluştuğunu, SMK 6/3 maddesi gereği önceye dayalı kullanımını ispat edecek delil sunduğunu, SMK 6/4 maddesi gereği ... sözleşmesi l. mükerrer 6. maddesi gereği tanınmışlığının Türkiye'deki kullanımları ile ispat edemediği ancak dosyada mevcut delillerle sektörel anlamda tanınmışlığının bulunduğunu, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, sınai mülkiyet haklarını kapsaması durumunu içerecek şekilde davalı tarafın marka tescil işlemini gerçekleştirdiğini, davalı tarafın davaya konu marka tescilini SMK 6/9 maddesi gereğince kötü niyetle yaptığı kanaati oluştuğundan davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilleri markalarına oldukça benzeyen logosunu ve ibaresini yahut çok benzerinin, davalı yanca ticari faaliyetlerinde kullanabiliyor olacağına dair mevcut şüphe uyarınca, söz konusu kullanıma ilişkin somut delillerin tespit edilebilmesi amacıyla, müvekkillerinin davalının adresinde delil tespiti yapılması yönünde talepte bulunduğunu ve ... Değişik İş no.lu dosyası kapsamında bilirkişi marifetiyle 23.10.2020 tarihinde anılan adreste delil tespiti yapıldığını, davalı tarafından gerçekleştirilen fiili kullanımların müvekkillerine ait tescilli markalar ile iltibas yarattığını, davalının fiili kullanımlarının müvekkilleri adına tescilli marka hakkına açık bir şekilde tecavüz oluşturduğunu, davalı yanın haksız ve hukuka aykırı kullanımlarının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla; davalı yanın, müvekkilleri marka hakkına tecavüz teşkil eder mahiyetteki tüm eylemlerinin 6769 sayılı SMK uyarınca tespiti, durdurulması, önlenmesi ve men’ine, marka hakkına tecavüz teşkil eden her türlü tanıtım vasıtası dâhil olmak üzere ürünlerin zapt edilmesi, el konulan ürünler üzerindeki markaların silinmesi veya mümkün olmaması halinde bu ürünlerin imhası veya ilgili piyasadan toplatılmasına, davalı eylemlerinin 6769 sayılı SMK anlamında marka hakkına tecavüzün yanında TTK'nın ilgili maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar verilmesini talep ve etmiştir. CEVAP: Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; dava dilekçesinde geçen internet alan adlarında ve sair yerlerde kullanılan ... ibarelerin davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmediği haksız rekabet koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmiş, davalı davaya cevap vermemiş, sunulan deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile Alâkalı ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, sulh teklifinden sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözler sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda özetle: davacı yanın davaya esas ... sayılı markaları ile davalı şirketin markasal kullanımının aynı / aynı tür veya benzer malları kapsadığı, davalı şirketin eylemli kullanımının, davacının ... sayılı markalarından doğan haklarını ihlal ettiği, 6769 sayılı SMK m. 7 ve 29 uyarınca davacının markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, Davalı şirketin eylemli kullanımının haksız rekabet teşkil ettiği, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik ...içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 7. Maddesine göre: (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. (2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. (3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması. (4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin ya-yım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez. (5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması. 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 29. Maddesine göre, (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. (2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir.
DAVACI MARKALARI DAVALI MARKASI ... ... ... (30. sınıf) ... ... Davalı Kullanımları (29, 30, 31. sınıf) Ürün Paketleri Üzerinde Görseller
...'nun 08.06.2016 gün ve ... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede tüm dosya kapsamına göre alınan bilirkişi raporunda da izah edildiği üzere; davacı yan markalarından ... sayılı markaların başvuruları ret olmakla inceleme kapsamına alınmamış, diğer markaların tamamı, tespit tarihi olan 23.10.2020 tarihinden önce başvuruya konu edilmekle inceleme kapsamına alınmış; bu markalar yönünden markasal kullanımların ürün paketleri üzerinde yer aldığı, ... D. İş sayılı dosyasında tespit edildiği üzere, ürünlerin “pirinç” emtiasına ait olduğu, gıda ürünü içerisinde yer aldığı; ... sayılı markalarında yer alan mallar ile aynı/aynı tür veya benzer nitelikte olduğu; davacı yanın ... sayılı markası açısından aynı / benzer mal ve hizmet tespit edilemediği, davalı yanın eylemli markasal kullanımlarının kapsadığı mallar ile davacı yanın marka hakkına tecavüz iddiasına konu markaları karşılaştırıldığında, aynı/aynı tür ve benzer mallar ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davalı yanın eylemli kullanımlarının, davacı yanın davacı yanın ... sayılı markası açısından aynı / benzer mal ve hizmet tespit edilemediği; davalı yanın markasal kullanımının, bir gıda ürünü olan, pirinç emtiasına ilişkin olduğu, pirinç emtiasının buğdaygillerden, kökleri bol su içinde yetişen bir bitkiden elde edildiği, buğdaygillerden hasat edilen ürünlere tahıl veya hububat adı verilmekte olup pirincin de bir tür tahıl olduğu, tahıllar ve hububatların, buğdaygiller ailesinin meyveleri olan buğdaysı meyvelerle eş anlamlı kabul edilmekle birlikte aynı zamanda bakliyat olarak da kabul edildiği, buna göre, “pirinç” emtiası ile “hububat (tahıl) ve mamülleri” ile “tahıllar; ham ve işlenmemiş tahıllar ve tohumlar” aynı tür, “kuru bakliyat”, “tahıllardan yapılmış un ve müstahzarlar”, “bakliyatlardan yapılan un ve müstahzarlar”, “her türlü un” emtiaları ise benzer olduğu; somut olayda davaya konu markanın, dava konusu edilen sınıflar gıda sektörüne ilişkin olması nedeniyle, her ne kadar gıda sektörü benzerlik tespit edilen pirinç / tahıllar haricinde, süt ve süt ürünlerinden, et ürünlerine, meyve ve sebze ürünlerinden, katı ve sıvı yağlara, şeker ve şekerli ürünlerden, alkolsüz - alkollü içeceklere veya fermente ürünlere kadar geniş bir yelpazede, hazır tüketilen gıdalar, yarı mamuller, son kullanıcıya sunulan ürünler veya bebek mamaları gibi farklı tüketici / alıcı gruplarına hitap ediyor olsa da, genel olarak bu mal ve mallara ait satış hizmetinin, her yaş ve eğitim seviyesindeki çok çeşitli kesimden alıcıya hitap ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, söz konusu malların alıcılarının arasında çocukların dahi olduğu, buna göre ortalama tüketici seviyesine göre değerlendirme yapılması gerektiği; marka hukukunda karıştırılma ihtimalinin varlığı, 6769 s. SMK’nın 6/1 maddesi uyarınca, “halk” nezdinde olması nazara alındığında, bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimalinin, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde olmadığı, halk nezdinde olacağı, tüm bu hususlar uyarınca, iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından sağlandığı; ikinci şartın ise markaların karşılaştırılması ile tespit edileceği; buna göre davalı yanın markasal kullanımı ile bir kısım davacı yan markaları arasında aynı / aynı tür veya benzer nitelikte mal tespit edilmekle, işaretler karşılaştırıldığında; benzer mal ve hizmet içermeyen, davacı yanın ... sayılı markasının inceleme kapsamına alınmadığı, davalı yanın markasal kullanımlarından örnekler (söz konusu kullanımlar benzer nitelikte olmakla, dosya kapsamında yer alan paket görseline yer verilmiştir) ile davacı yan markaları incelendiğinde; taraf markalarının / markasal kullanımlarının kelime ve şekillerden oluştuğu, kelime unsurlarının Latin Alfabesi dışında Arap Alfabesini de içerdiği, kelime unsurlarına bakıldığında, Arapça yer alan ibareler dışında davalı yan kullanımlarında, “...” ibaresinin markasal olarak kullanıldığı, davacı yan markalarında ise “...” ibaresinin yer aldığı, görsel olarak yapılan karşılaştırmada, davaya konu markasal kullanımın hasır çuval görünümlü paket üzerinde yer alan tasarım ile pakete dikilmiş ürün etiketinden ibaret olduğu, paket ve etiket üzerinde benzer şeklin ve ... ibarelerin yer aldığı, davacı yan markalarında ... unsuru ile birlikte... oluşan ibarelerin yer aldığı, görsel karşılaştırmada, taraf markalarında ... unsurlarının ön plana çıktığı, birbirine çapraz şekilde duran bayrak / flama görselinin ve geometrik şekillerden oluşan çerçevenin her iki taraf markalarında da yer aldığı, bayrak görsellerine örnek olarak; ... markasının kullanımın gösterilebileceği, söz konusu iki işaretin birbirlerine benzer nitelikte olduğu, şekillerin figüratif özellikleri ile şeklin altında yer alan ... oluşan ibarenin de benzer nitelikte olduğu, ön plana çıkan ... öğesinin davacı yanın ... sayılı markalarını da benzer hale getirdiği, çerçeve şeklindeki geometrik ... g örseli örneklerine bakıldığında; tarafların markalarında yer alan geometrik şekiller içeren çerçevenin benzer desene sahip olduğu, bu hali ile görsel olarak taraf markalarının birbirine yakınlaştığı, diğer taraftan davacı yanın ... sayılı markasında yer alan unsurların ise davalı yanın eylemli kullanımlarında yer almadığı, söz konusu markanın davalı kullanımları ile benzerlikler içermediği, markaların incelenmesinde, anlamsal, sesçil, görsel ve benzeri bakış açıları ile bütünsel karşılaştırmanın esas olması hususu dikkate alındığında, taraf markalarında ön plana çıkan unsurun, benzer nitelikteki görsel öğeler olduğu, davacı yan markasında yer alan şekillerin ayırt edilemeyecek kadar benzerinin davalı yana ait ürün paketi üzerinde de yer aldığı, bu hali ile taraf markalarının kullanımlarının birbirlerine benzer olduğu; her iki taraf markalarında / markasal kullanımlarda da Arapçaya yer verilmiş olmasının markaları birbirlerine yakınlaştırdığı, diğer taraftan genel olarak hitap eden tüketici kesiminin Arapça bilmediği de kabul edilmekle taraf markalarının karıştırılması ihtimalinin pekişeceği, taraf markalarındaki küçük farklılıkların ilk bakışta dikkat edilecek düzeyde olmadığı, bu hali ile taraf markaları/markasal kullanımları açısından benzerliğin bulunduğu, benzer görülen taraf markaları açısından alıcı kitlesinin dikkatini tek başına üzerine toplayan unsurların aynı nitelikte olduğu, taraf markalarında karıştırılmayı bertaraf edecek düzeyde ayırt edicilik katan başkaca bir ibare olmadığı, bu hali ile de işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi olan ortalama tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmaktadır. Hitap edilen/hedeflenen tüketici kesimi için yapılan değerlendirmede, potansiyel alıcı veya kullanıcı kitlesi, bu kimselerin eğitim ve mesleki bilgi düzeyi, malı satın alırken gösterecekleri dikkat ve özenin derecesi ve satın alma kararı verirken harcayacakları süre kapsamında taraf markalarının bağlantılı olarak kabul edilme ihtimali olabileceği; markaların detaylarındaki farklılıkları hatırda tutamayacak olan orta düzeydeki tüketiciler nezdinde, markalar arasında bir irtibat kurulması ve davalı kullanımının, davacı yan markaları ile bağlantılı bir marka olarak algılanması dolayısıyla iltibas ihtimali (karıştırılma tehlikesi) mevcuttur. Somut olayda, davalı yanın markasal kullanımı ile davacı yanın markasal kullanımlarının benzer olduğu, diğer taraftan taraf markaları/markasal kullanımları arasında da benzerlik bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar davalı yanın tescilli markası bulunuyor olsa da, söz konusu marka ile ilgili ... Esas sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılamada davanın kabulü ile davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiği, bu hali ile davalı yanın davacı markasından habersiz olduğunun söylenemeyeceği, davalı şirketin davacı markasına yanaşma gayreti içinde olduğu; markasal kullanımdan farklı olarak, ambalaj seçimin dahi tek başına haksız rekabet oluşturabileceği, haksız rekabet hükümlerinin sınai mülkiyet haklarını kümülatif olarak koruduğu, bu hali ile davacı yanın TTK haksız rekabet hükümlerinden yararlanabileceği anlaşılmaktadır. Davacı markaları ile davalı kullanımları arasındaki yüksek orandaki benzerlik ve davacı markasının kapsamındaki hizmetler ile davalı kullanımlarına konu hizmetler arasındaki aynılık dikkate alındığında ortalama tüketicilerin davalı kullanımlarının da davacı tarafça veya onun izni ile yapıldığını veya davacı taraf ile davalı taraf arasında işbirliği veya ticari ilişki bulunduğunu düşünmesi ihtimali bulunduğu, böylesi bir algının ise davacı açısından karıştırılma ihtimali yaratmasının kaçınılmaz olacağı, dolayısıyla davacı markası ile davalı kullanımlarının biçim, düzenleme ve tertip tarzı ile bıraktıkları genel izlenim itibariyle ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzer olduğu, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma/benzerlik ihtimali bulunduğu; bu benzerlik nedeniyle davalının fiili kullanımlarının tecavüz oluşturduğu; ortalama tüketicinin marka ve işaretlerin birbiriyle idari ve ekonomik olarak bağlantılı şirketlere ait olduğu yönünde izlenim edinebileceği, davalının ... uzantılı internet sitesinin davalıya ait olduğu, ihlale konu ürünlerin burada pazarlandığı, davalı kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre; davalı yanın, çapraz olarak üst üste konumlandırılmış iki saplı bayrak altında ya da üstünde olmak üzere ... ibarelerini içerir şekildeki kullanımlarının davacının marka hakkına SMK m. 7 ve m. 29 kapsamında tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve men'ine, marka hakkına tecavüz teşkil eden her türlü tanıtım vasıtası dâhil olmak üzere ürünlerin zapt edilmesine, ihlal içeren ürünler üzerindeki markaların silinmesi mümkün ise silinmesine bunun mümkün olmaması halinde bu ürünlerin imhasına, ilgili piyasadan toplatılmasına,... alan adı altındaki ihlal içeren içeriklerin bir hafta içerisinde kaldırılmasına aksi halde alan adına erişimin engellenmesine, davalı eylemlerinin 6769 sayılı SMK anlamında marka hakkına tecavüzün yanında; ayrıca TTK. nın ilgili maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-Davalı yanın, çapraz olarak üst üste konumlandırılmış iki saplı bayrak altında ya da üstünde olmak üzere ... ibarelerini içerir şekildeki kullanımlarının davacının marka hakkına SMK m. 7 ve m. 29 kapsamında tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve men'ine, Marka hakkına tecavüz teşkil eden her türlü tanıtım vasıtası dâhil olmak üzere ürünlerin zapt edilmesine, ihlal içeren ürünler üzerindeki markaların silinmesi mümkün ise silinmesine bunun mümkün olmaması halinde bu ürünlerin imhasına, ilgili piyasadan toplatılmasına, ... alan adı altındaki ihlal içeren içeriklerin bir hafta içerisinde kaldırılmasına aksi halde alan adına erişimin engellenmesine, Davalı eylemlerinin 6769 sayılı SMK anlamında marka hakkına tecavüzün yanında; ayrıca TTK. nın ilgili maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 25.500,00-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 2.658,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/11/2023
Katip ... Hakim ... ¸ ¸
MASRAF DÖKÜMÜ İLK MASRAF : 67,80-TL GİDER AVANSI :2.591,00-TL TOPLAM :2.658,80-TL