İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/616 E. 2021/1083 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/616
Karar No
2021/1083
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/16 Esas KARAR NO : 2024/414 DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) DAVA TARİHİ : 08/01/2024 KARAR TARİHİ : 31/05/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan 08/01/2024 tarihli dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı şirket arasında personel hizmet alımına ait sözleşme imzalandığını, söz konusu firmalarda görev yapan ve işten ayrılan ... ...,'ın davacının idaresinde dava açarak kıdem ihbar tazminatı yıllık izin ücretleri talep ettiğini, açılan dava sonucunda .... İş Mahkemesinin 2017/... Esas 2019/... Karar sayılı kararıyla bir kısım taleplerin ... ...'a ödenmesine hükmedildiğini, Mahkeme tarafından karar da belirtilen miktarın asıl işveren ve at işverenden müşterek ve müteselsil sorumlu tutularak ödenmesine karar verilmiş olup tamamı davacı kurum tarafından ödendiğini, bu sebeple ... İcra Müdürlüğünde 2023/... Esas numarasıyla açılan icra dosyasına davacı idarece cebri icra yoluyla 81.220,86-TL ödemenin yapıldığını, ancak işbu dilekçe ekinde sunulan davacı kurum ile davalı arasında yapılan ihale sözleşmesine ekli şartnamelerde söz konusu işçi alacak ve haklarından yüklenici sıfatı ile davalı şirketlerin sorumlu olduğunu belirttiğini, bu nedenle davacı kurumun rücu hak ve yetkisi bulunmakla birlikte her bir davalı firma kendi sözleşme dönemlerine tekabül eden tutar kadar sorumlu olduğunu, ödenen 81.220,85-TL nin Hasan Dağ adına önce çalışmış olduğu davalı şirketten kendi dönemlerine karşılık gelen tutarların talep edilmesine karşı olumlu cevapların alınamdaığı, ayrıca davalı şirketlerle yapılan arabuluculuk görüşmesinin sonuçsuz kaldığını, davalı şirketlerden toplam 81.220,85-TL olan rücu alacağın tahsiline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafın üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür. DELİLLER : ... İcra Müdürlüğünün 2023/ ... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Hizmet alımına ilişkin sözleşme, .... İş Mahkemesinin 2017/... Esas 2019/... Karar sayılı dosyası, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. ... İş Mahkemesi 17.12.2019 tarih ve 2017/... E, 2019/ ... K sayılı kararında taleple bağlı kalınarak 21.060,20TL net kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte, 6.828,78TL net yıllık izin alacağın ve 424,66TL genel tatil alacağının müştereken ve müteselsilen( ... ve ... Güvenlik) alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, ... Mahkemesi ... Hukuk Dairesi 30.03.2023 tarih ve 2023/... K 2020/... E sayılı karar ile 21.060,20TL net kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile birlikte, 1.519,92TL net yıllık izin alacağın ve 424,66TL genel tatil alacağının müştereken ve müteselsilen(... ve ... Güvenlik) alınarak davacıya verilmesine karar verildiği görülmüştür. Nitelikle hesaplamalar uzmanı bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporuna göre; davalı ... şirketinin 11.935,16TL kıdem tazminatından, davalı ... şirketinin 35.805,48TL kıdem tazminatından, davalı ... şirketinin 17.461,30TL kıdem tazminatı ve 633,49TL ulusal bayram ve genel tatil alacağı, ... şirketinin ise 5.885,83TL kıdem tazminatı ve 712,38TL ulusal bayram ve genel tatil alacağından sorumlu olduğu hesaplanmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Toplanan belgelerden tarafların, dava ve taraf ehliyetleri vardır. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. İşçi alacakları nedeniyle asıl ve alt işveren işçiye karşı müteselsilen sorumludur. Asıl işveren ile alt işveren arasındaki uyuşmazlıklarda ise genel hükümler uygulanır. Bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı TBK’nun 167. (818 sayılı BK nun 146. m.) maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir. Dava dışı işçinin çalışmış olduğu her bir alt işveren dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemiyle sınırlı olmalıdır. Davalının “son işveren“ olması da bu sonucu değiştirmez. Bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işveren sorumludur. Başka bir ifadeyle davacı üst işveren, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden rücuen tahsilini talep edebilir. Bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu dava dışı ve davalı alt işverenler, davacı üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumludurlar. Davalının kendisi dışında başka alt işveren bünyesinde dava dışı işçinin çalışıp çalışmadığı araştırılıp, kendi dönemiyle sınırlı sorumlu tutulması gerekmektedir. (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2014/42038 E, 2016/761 K) Yargıtay uygulamaları doğrultusunda asıl işveren ile alt işveren arasında imzalanan sözleşmelerde işçilik alacaklarından hangi tarafın sorumlu olacağına dair hüküm bulunması halinde sözleşmedeki hükme göre sorumluluğun belirleneceği, sözleşmede hüküm bulunmadığı hallerde ise yarı yarıya sorumluluk esasına işçilik alacaklarından asıl işveren ile alt işverenin sorumlu olacağının belirlenmiştir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2021 tarihli 2021/616 E. 2021/1083 K. sayılı ilamında; "... Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır." şeklindedir. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Tüm dosya kapsamında toplanan delillerden; SGK kayıtlarında dava dışı işçi ... ...'ın 12.02.2009-11.02.2010 tarihleri arasında ... şirketinde, 12.02.2010-11.02.2011 tarihleri arasında ... ve Koruma şirketinde, 12.02.2011-31.12.2011 tarihleri arasında ... şirketinde, 01.01.2012-31.12.2013 tarihleri arasında ... şirketinde, 01.01.2014-31.05.2014 tarihleri arasında ... şirketinde, 01.06.2014-31.12.2014 tarihleri arasında ... şirketinde, 01.01.2015-06.05.2015 tarihleri arasında ... şirketinde çalıştığı, personellerle ilgili şartları ve sorumlulukları düzenlendiği hizmet alım sözleşmelerinin (sözleşme 22. madde) eki olan Teknik Şartname m. 16.7 maddesinde: Özel güvenlik personelinin iş hukuku, sosyal sigorta mevzuatı ve ilgili meri tüm mevzuatların gereği yerine getirilmesi gereken tüm hakları yüklenici tarafından karşılanacaktır.'' şeklinde sözleşme hükmü bulunduğu görülmüş olup işçinin işçilik alacaklarından alt işverenlerin sorumlu olacağının açıkça düzenlendiği anlaşılmıştır. Mahkememizce dava konusu olaya ilişkin tüm belge ve kayıtlar celp edilerek bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporu olaya uygun ve denetime elverişli olduğundan itibar edilerek hükme esas alınmış olup İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğundan davalı ... şirketi ile davalı ... şirketinin devir tarihinden itibaren sorumlu olduklar 2 yıllık süre dolduğundan sorumluluklarının bulunmadığı, davalı ... şirketinde dava dışı işçinin çalışma süresi 6 ay olduğu, çalıştırdığı dönem 1 yılı aşmadığından kıdem tazminatından sorumlu tutulamayacağından ... şirketi yönünden talep kabul edilmemiş ve davacı tarafından yapılan 81.220,85TL ödemenin davalı şirketlerin kendi dönemlerine karşılık gelen miktarı talep edildiğinden ( ... şirketinden= 40.910,94TL- ... Şirketinden= 13.636,98TL- ... Şirketinden= 19.947,84TL ve ... Şirketinden= 6.725,09TL) ve davalı alt işverenlerin işçinin çalıştığı dönem itibari ile işçilik alacaklarından sorumlu olduğu sabit olduğundan davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (kabul oranı: %80,28 olup %54,91 oranında ... şirketi- %18,30 oranında ... şirketi- %26,78 oranında ... şirketi sorumlu olmak üzere) HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kısmen KABULÜ ile; a-) 11.935,16TL nin ödeme tarihi olan 23.06.2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, b-) 35.805,48TL nin ödeme tarihi olan 23.06.2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, c-) 17.461,30TL nin ödeme tarihi olan 23.06.2023 tarihinden itibaren ticari avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, d-) Davanın ... şirketi ile Fazlaya ilişkin talepler yönünden Reddine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 4.453,94-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.387,05-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.066,89-TL harcın davalılardan sorumlulukları oranı nispetinde tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.387,05TL harcın davalılardan sorumlulukları oranı nispetinde tahsili ile davacıya ödenmesine 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalılardan sorumlulukları oranı nispetinde tahsili ile davacıya ödenmesine 5-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri toplam 5.491,90 TL olmakla kabul ret oranına göre 4.408,90 TL sinin davalılardan sorumlulukları oranı nispetinde tahsili ile davacıya ödenmesine, artan kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.200,00-TL'nin davadaki haklılık durumuna göre 2.568,96TL'sinin davalılardan sorumlulukları oranı nispetinde tahsili, geri kalan 631,04TL'sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 7-Artan gider avansının kararın kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 31/05/2024 Katip ... e-imza * Hakim ... e-imza * Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İmza ile imzalanmıştır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/616, K. 2021/1083, T. 23.06.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-616-e-2021-1083-k-80f2c5c58265