İlk Derece Mahkemesi · Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/544 E. 2023/40 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/544
Karar No
2023/40
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/544 Esas - 2023/40 T.C. ANKARA TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2021/544 Esas KARAR NO : 2023/40

HAKİM :... KATİP : .. DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av.... Av. ... DAVALI : ... .. VEKİLİ : Av. ... DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/09/2021 KARAR TARİHİ : 18/01/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/01/2023 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İDDİA Davacı vekili 31/09/2021 uyap yükleme tarihli, dava dilekçesinde özetle; “Davacı tarafın "..." olan işyerlerinde ilk defa 05/10/2012 tarihinde imzalanan sözleşmeyle özel güvenlik hizmetleri işini yüklendiğini ve takip eden yıllarda da devam ettiğini, bu kapsamda; taraflar arasında ilk defa imzalanan 05/10/2012 tarihli özel güvenlik hizmetleri sözleşmesi'nin konusunun özel güvenlik hizmetleri olduğunu, söz konusu sözleşmenin işe başlama tarihinin 01/11/2012 işin bitiş tarihinin de 31/10/2013 olarak gösterildiğini, davacı müvekkil şirketin sözleşme gereği edim yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesine rağmen davalı şirketin sözleşmenin 4.maddesi gereği ödeme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmediğini, buna rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiğini ve takip eden yıllarda aynı nitelikli; 07/10/2013 tarihli 01/11/2013 işe başlama 31/10/2014 işin bitim tarihli sözleşme - 22/10/2014 tarihli 01/11/2014 işe başlama 31/10/2015 işin bitim tarihli sözleşme - 27/10/2015 tarihli 01/11/2015 işe başlama 31/05/2016 işin bitim tarihli sözleşme imzalandığını, davalı tarafın tüm bu sözleşmelere konu olan hizmet karşılığı ödemelerini düzenli yapmadığını, sözleşmeye aykırı davrandığını, davalı tarafın işbu sözleşmeler gereği üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini, taraflarınca sözleşmeye konu edimlerin yerine getirilmesi amacıyla gerek şifahi gerek e mail ile sürekli hatırlatmada bulunulduğunu, “Bilindiği üzere ticari hayatın gereği işin devamlılığı asıl olup Açık hesap ilişkisi de bu gereğin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Açık hesap ilişkisi dedi ilişki ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu olup” somut dosyanın da bu kapsamda olduğunu, bu halde aslolanın taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarihten sonra düzenlenen faturalar ve bu faturalara bağlı ödemelerin yapıldığı tarihlerin tespit edilerek her fatura dönemi alacağın en yüksek ticari reeskont faiziyle ödenmesi gerektiğini, davacı müvekkil şirketin, cari hesap ekstrelerini her defasında davalı şirkete e-mail yoluyla ulaştırıldığını, ekli fatura ve ekstreler incelendiğinde yapılan ödemelerin asıl alacaklardan mahsup edilerek yıllar içerisinde sürdürüldüğünü, ancak sözleşmelerin 4.3 maddesi gereği davacı müvekkil faturaları tanzim ettiği tarihten sonraki 10.günün hak ediş onay tarihi olarak kabul edildiğini, dolayısıyla davacı müvekkil yönünden her ay tanzim edilen fatura alacağı yönünden fatura tanzim tarihini takip eden 11 Gün itibariyle alacağını faiziyle isteme hakkı doğduğunu, davacı tarafın ekli faturalar ve cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere yapılan ödemeleri asıl alacaktan mahsup ettiğini, aralarındaki ticari ilişkide olması gereken özen yükümlülüğü gereğince, ilişkinin devamlılığı sağlamış ise de sözleşme de açıkça faize dair hüküm bulunmasa da gene hukuka göre borçlu tarafın faiz ödemesi gerektiğini, dolayısıyla iş bu davada öncelikle her yıl yenilenen sözleşme kapsamında davacının hak etmiş olduğu alacağın tespiti, bu bağlamda düzenlenen faturaların da tespiti ile her bir faturanın tanzimi itibariyle onaylandığı sayıldığı günden itibaren işleyecek faizi ve davalı tarafça yapılan ödemelerinde bu toplam asıl ve faizli alacaktan mahsup edilmesi gerektiğini, bu halde davacının alacağı — tespit edilebileceğini, belirterek; yukarıda açıklanan nedenlerle ; -Fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle her yıl yenilenen sözleşme dolayısıyla, her bir faturadan dolayı oluşan açık hesap ilişkisinden kaynaklı şimdilik 309.443,38 TL alacağın, sözleşme gereğince her bir faturaya dair alacağın içerisinde ödenmesi gereken/hak edilen günden itibaren ödenmemesinden dolayı oluşan en yüksek değişir oranlı ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” iddia/beyan ve talep etmiştir. SAVUNMA Davalı vekili 05/10/2021 tarihli, davava cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesinde müvekkil şirket ile imzalamış olduğu 2012-2016 tarihleri arasındaki özel güvenlik sözleşmelerine dayalı olarak alacak talebinde bulunduğunu, davacı tarafın talep sonucunu " her yıl yenilenen sözleşme dolayısıyla, her bir faturadan dolayı oluşan açık hesap ilişkisinden kaynaklı şimdilik 309.443,38 TL alacağın sözleşme gereğince her bir faturaya dair alacağın içerisinde ödenmesi gereken günden itibaren ticari avans faizi ile tahsili şeklinde belirttiğini, Davacının bu talep sonucunun ve dava dilekçesindeki açıklamalarının soyut ifadelerden oluştuğunu, davacının somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında alacak - taleplerini somutlaştırması gerektiğini, bu nedenle; davacı vekilinin dava dilekçesinde "davacının hak etmiş olduğu alacağın tespiti", "düzenlenen faturaların tespiti","işleyecek faizi",âsıl ve faizli alacaktan mahsup edilmesi" gibi tamamen soyut talepler ileri sürmesi sebebiyle, HMK m.119, f.1, ğ bendi gereğince, her bir sözleşme yönünden talebin hangi vakıa veya nedene dayandırıldığı, açıkça hangi sözleşmeye ve bu sözleşmelerden dolayı hangi faturalara dayanıldığı, açık bir şekilde hangi sözleşmeye ve faturalara dayanıldığı belirtilerek ne kadar asıl alacak veya ne kadar faiz talep edildiği, konularında belirsizlik bulunduğunu, davanın öncelikle bu nedenden dolayı HMK m.119 gereğince reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının talep sonucunu ve dava dilekçesini somutlaştırdığı taktirde bu beyanına karşı cevap ve delil sunma haklarını saklı tuttuklarını, davacı tarafın somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında davasını somutlaştırdığı, hangi sözleşme, hangi fatura, faiz ve faiz başlangıç tarihi konularında açıklamada bulunup evraklarını sunduğu zaman; bu sunulan faturaların müvekkil şirket tarafından kabul edilip edilmediği, düzenlenen bu faturaların sözleşmeye uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı, müvekkil şirket tarafından bu faturalara istinaden ödeme yapılıp yapılmadığı konusunda bir inceleme yapılması gerektiğini, bu anlamda bir inceleme yapıldığı zaman müvekkil şirketin davacı şirkete borcu bulunmadığının ortaya çıkacağını, dava konusu edilen sözleşmelere göre müvekkil şirketin davacı şirkete çalıştırılan her bir güvenlik personeli için belli bir ücret ödeyeceğini, bu ödemelerin gerçekleşmesi için davacı tarafın güvenlik personelinin ücretlerinin ödendiğine dair bordro, SSK ve vergi ödenti belgelerinin her ay müşteriye ibra etmesi gerektiğini, sözleşmede davacı tarafın bu ödemelerden tek sorumlu olduğunun kararlaştırıldığını ve bu ödemelere ilişkin belgeleri müvekkil şirkete her ay sunmak zorunda olduğunu, bu anlamda davacı tarafça faturalara ve sözleşmelere ilişkin açıklamalardan sonra alacak durumunun bu açıklamalarına göre göre de değerlendirilmesi gerekeceğini beyanla yukarıda açıklanan ve resen dikkate alınacak nedenlerle haksız açılan davanın reddine davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini” cevap/beyan, iddia ve talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Dava; tacirler arasındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan faturaya dayalı alacak davasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu "4. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde a. Süre verilmesi MADDE 123- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebilir veya uygun bir süre verilmesini hâkimden isteyebilir. b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar MADDE 124- Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur: 1. Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa. 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa. 3. Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa. c. Seçimlik haklar MADDE 125- Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. d. Sürekli edimli sözleşmelerde MADDE 126- İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde, borçlunun temerrüdü hâlinde alacaklı, ifa ve gecikme tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." hükümlerini haizdir. ... Sayılı kararında " faturayı alan kişi 8 gün içinde faturaya itiraz etmezse, faturanın dayandığı temel borç ilişkisinin bulunmadığının faturayı alan kişi tarafından ispat edilmesi gerekir. Ancak, faturayı alan kişi, öngörülen süre içinde faturaya ve bununla birlikte temel borç ilişkisine de itiraz ederse, genel hükümler çerçevesinde ispat yükü faturayı düzenleyen tacire ait olacaktır." şeklinde karar verilmiştir. Dosyamız arasına sözleşmeler ve faturalar, defterler alınarak, bilirkişi incelemesi yapılmıştır. 26/09/2022 tarihli bilirkişi raporundan özetle, davanın hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacak davası olduğu, dava değerinin 309.443,38-TL olduğu, davacının 2012-2013-2014-2015-2016-2017-2018-2019-2020 ve 2021 takvim yılı ticari defterlerinin HMK. 222. Maddesi hükümleri gereğince sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığı hususunda takdirin münhasıran Sayın Mahkemeye ait olduğu, davacı ticari defterlerine göre davalıdan dava tarihi itibari ile 961.895,84 TL alacaklı olduğu, ancak davacı talebinin 309.443,38 TL olduğu, davalı ticari defterleri ve bağlı kağıtları üzerinde yukarıda açıklandığı üzere inceleme ve tespit yapılamadığı, Sayın mahkemenin takdir etmesi ve davalının ticari defterlerini (2012-2021 arası) ve defter kayıtlarına dayanak olan belgelerini mahkemeye (fatura makbuz banka ekstrası vs.) sunması halinde davalı ticari defter ve belgelerin üzerinde inceleme ve tespit yapılabileceği, davalı yan her ne kadar söz konusu sözleşmeler gereğince davacıya ödeme yapılabilmesi için öncelikle davacı tarafından çalıştırılan güvenlik personelinin ücretini ödediğine ilişkin bordoları,... ve vergi ödenti belgelerini her ay kendilerine teslim etmesi gerektiğini, davacı tarafın ancak bu yükümlülüklerini yerine getirdiğinde alacak talebinde bulunabileceğini beyan etmiş ise de, dosya kapsamında yer alan sözleşmelerde yapılan incelemede, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde davacının, güvenlik personeli ücretlerini ödediğine dair bordro ile ...ve vergi ödenti belgelerini her ay davalıya ibraz edeceğine ilişkin hüküm bulunduğu, ancak hukuki değerlendirme ve takdir yetkisi Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, bu sözleşme maddesinin ödeme koşulu olarak belirlenmediği, bu nedenle davacıya ödeme yapılması için ilgili sözleşmelerde böyle bir koşul belirlenmediği, davacı taraf her ne kadar faturaların tanzim edildiği günden itibaren 11. Günden başlayacak şekilde temerrüt faizi talep etmiş olsa da, dosya kapsamında davalının temerrüde düşürüldüğüne ilişkin herhangi bir bildirime rastlanmadığı, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede belirlenmiş kesin bir vade bulunmadığı, " şeklinde kanaat bildirmiştir. Taraflar arasında 05.10.2012 ve 27.10.2015 tarihli iki adet özel güvenlik hizmetleri sözleşmesi imzalandığı, davacının davalının belirleyeceği iş yerlerinde güvenlik hizmeti sunacağı yönünde anlaşma yapılmış, davacı tarafından davalının belirlediği işyerlerinde gerekli personel ile güvenlik hizmetleri sağlanmış, bu konuda faturalar düzenlenip, davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından fatura tutarları davacıya ödenmemiştir. Dosyamız arasına davacı tarafından ibraz edilen ... bildirgeleri alınıp, incelenmiş, davacı tarafından dava dışı güvenlik personelinin sigortalandığı herhangi bir borçlarının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu haliyle davacı tarafından sözleşme kapsamında güvenlik hizmetinin yerine getirildiği ve sözleşme bedelinin ödenmediği sabittir. Bilirkişi raporu ile de bu durum ortaya konulmuştur. Bilirkişi raporunda her ne kadar daha fazla hesaplama yapılmışsa da kalan tutarın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle dava değeri üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Bu nedenle açık ve ayrıntılı bilirkişi raporu hükme esas alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, 309.443,38-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 21.138,08-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 5.284,52-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 15.853,56-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 Üçüncü Kısım) göre hesaplanan 46.322,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 59,30-TL Başvuru Harcı, 5.284,52-TL Peşin/nisbi Harcı, 2.000,00-TL Bilirkişi ücreti, 29,50-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 7.373,32TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , -Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra istek halinde taraflara İADESİNE, -HUAK 18A/13 maddesi ile HUAK yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinden sayılan 1.320,00-TL zorunlu arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde... Mahkemeleri'nde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/01/2023 Katip ...

Hakim...

BU BELGE, GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR

Atıf: Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/544, K. 2023/40, T. 18.01.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-6-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-544-e-2023-40-k-8569fc9db9a7