İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/5372 E. 2021/8669 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/5372
- Karar No
- 2021/8669
- Karar Tarihi
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 02/03/2021 KARAR TARİHİ : 26/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Kaldırma Kararından Önceki Yargılama; İDDİA VE TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilin 21/11/2020 tarihinde yaya halde iken ...'ın sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketinin sigortacısı olduğu ... plakalı demir yüklü kamyon vinci ile müvekkiline çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiği, müvekkilinin ciddi şekilde yaralandığı, kazaya sebebiyet veren kaza kamyon vince yüklenen ancak uzunluğunun vincin alabileceğinden fazla olması nedeniyle büyük ölçüde dışarıya taşan demir dileklerin kafasına şiddetli bir biçimde çarptığı, kazaya neden olan demir direkler sürücünün hakimiyet kurmasını engelleyecek ve trafiği tehlikeye sokacak şekilde yüklendiği tüm bu nedenlerle 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL bakım ve tedavi masrafları olmak üzere toplam 300,00 TL tazminatın olay tarihi olan 21/11/2020 tarihinden itibaren başlayacak mevduata uygulanan en yüksek faiz ile kabul edilmemesi halinde ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zorunlu mali mesuliyet sigortası meblağ sigortası olmayıp zarar sigortası olduğundan, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği zararları aynı zamanda ispat etmesi gerektiği, kaza sonucunda bakıcıya ihtiyaç duyulup duyulmadığının uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilmesini gerektiği, kusur ve maluliyet raporunun adli tıp kurumundan alınması gerektiğini, hesabın uzman aktüer tarafından asgari ücret üzerinden trh yaşam tablosuna göre sgk ödemelerinin tenzil edilerek yapılması gerektiğini, bakıcı ve geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışında olduğunu, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olarak işletilmesi gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini tüm bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur. DAVA: Tüm dosya kapsamı nazara alındığında trafik kazasında kaynaklı sorumlu zmms sigortacısından bedensel zarara ilişkin maddi tazimat davasıdır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dosya kapsamı değerlendirildiğinde sigortalı araç sürücüsünün kaza sonrası vermiş olduğu kolluk ifadesinde yolda seyir halinde iken bir araç sürücüsünün kendisine korna çalara bir kişinin aracından düşmüş olabileceği veya aracı ile çarpmış olabileceği konusunda uyardığını beyan etmesi, yapılan keşif ile dinlenen tanığın kaza günü davacı yaya ile araçların gittiği yön istikametinde kendilerinin yürüdüğünü davacı yayanın yola yakın kısımda bulunduğu, emniyet şeridinin dışından yürüdükleri ve davacı yayanın birden yere düştüğü ve dava konusu araçtan inşaatlarda kullanılan demirlerin sarktığı beyanı ve davacı yayanın yaralandığı bölge birlikte değerlendirildiğinde, davacının kafa bölgesinden yaralanma ile uzun bir zaman yoğun bakımda kalması ve kolluk, hastane kayıtlarında yaralanmanın trafik kazası neticesinde gerçekleştiği kayıtlarının bulunması, sigortalı araç sürücüsünün bildirdiği 3. Kişi sürücü beyanı ve dinlenen tanık ile kazanın sigortalı araç sürücüsünün aracından sarkan inşaat demirlerinin davacının başına çarpması şeklinde gerçekleştiği konusunda tereddüt bulunmayıp, sigortalı araç sürücüsünün KTK 47/1-d maddesinde belirtilen trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadır kuralını ihlal etmesi ile asli kusurlu sayılacağı, davacı yayanın kendisine göre yolun sol tarafında yaya kaldırımı varken burayı kullanmamış olması ve kendisine göre yolan sağında alan bulunması rağmen burayı kullanmayarak yol şerit çizgisi üzerinde veya çizgiye yakın yaya halde bulunarak can güvenliğini tehlikeye atmış olması nedeniyle KTK 138/a maddesinde belirtilen yayalar taşıt yolu bitişiğinde veya yakınında yaya yolu, banket veya alan varsa buralardan yürümek her iki tarafında banket bulunan ve kullanılabilir durumda olan yollarda kendi gidiş yönüne göre sol bankette yürümek zorundadır kuralını ihlal etmesi ile tali kusurlu sayılacağı anlaşılmış olup, buna göre araç sürücüsü kusurunun %80, davacı yayanın kusurunun %20 olacağı mahkemece kabul edilmiş, anayasa mahkemesi iptal kararı nedeniyle poliçe tarihi ve kaza tarihi dikkate alınarak uygun yönetmelik ve TRH yaşam tablosu kriterlerine göre 1,8 teknik faiz uygulanmadan hesap yaptırılmış olup, mevzuat sigorta şirketine başvuru için belge ön görmediğinden başvurunun usulüne uygun olduğu, sigorta şirketine ön başvuru tarihinden 8 iş günü sonrasından ticari faiz (araç kamyon olup, sahibi tacirdir) işletilmesine karar verilmiş, soruşturma dosyasında uzlaşmanın bulunmadığı anlaşılmış, takdiri indirim nedeniyle kısmen kabul kararı verildiğinden karşı vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmeden karar verilmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2021/1991 Esas ve 2023/922 Karar sayılı ilamında; ''Davacı tarafça, kaza tarihi olan 21/11/2020 tarihinde yaya halde iken davalı sigorta şirketinin sigortacısı olduğu ... plakalı demir yüklü kamyonun davacıya çarpması sonucu yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini belirterek maddi tazminat talep edilmiştir. 1-Davalı vekilince müvekkili şirketin Geçici İş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmadığı belirtilerek istinaf itirazında bulunulmuş ise de; 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasa’nın 59.maddesi ile 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98. maddesi değiştirilmiş, buna göre "trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı" Yasanın geçici 1. maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanun'un 59. maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği," öngörülmüştür. 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçmiştir. Ancak geçici iş göremezlik tazminatı madde kapsamında değerlendirilemeyeceğinden geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri talepleri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam edeceğinden geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatından sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. H.D.nin 2021/5372 E. 2021/8669 K., Yargıtay 4. H.D.nin 2021/3468 E. 2021/6538 K.) 2-Davalı sigorta şirketi vekillince hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılması gerektiği belirtilerek istinaf itirazında bulunulmuştur. Anayasa Mahkemesi'nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli 2019/40 Esas 2019/40 sayılı iptal kararı ile, 2918 sayılı KTK nun 90. Maddesinin 1. Cümlesinde yer alan "... ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda..." ibaresi ile ikinci cümlede yeralan "... ve genel şartlarda..." ibaresinin anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar verilmiş, bu iptal kararı 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdiğinden, TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve % 1,8 teknik faiz uygulanmadan tazminatın hesaplanması, bilinmeyen/ işleyecek devre hesabı yapılırken bilinen son gelirin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi yöntemi kullanılarak hesaplama yapılması gerekir. Bu itibarla davalılar vekilinin hesaplamada 1,8 teknik faiz yöntemi kullanılmasına ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 3-Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.(Yargıtay 4. H.D. 2021/2620 E. 2021/2238 K., Yargıtay 4.H.D. 2021/2621 E. 2021/2234 K.) Somut olayda kaza tarihi 21/11/2020 olup mahkemece Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlanan maluliyet raporunun hükme esas alınmasının, davacının maluliyeti belirlenirken incelenen tedavi evrakları tarihlerinin kaza tarihi ile aynı olması ve maluliyeti ile ilintili olması nedeniyle davacının yaralanmasının kaza sonucu olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin maluliyete yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 4- Somut olayda, dava konusu kaza ile ilgili iki tane kaza tespit tutanağı düzenlendiği, ... kaza sıra nolu ilk kaza tespit tutanağının ihbar üzerine düzenlendiği ve herhangi bir kan, lastik yada fren izine rastlanılmadığının belirtildiği, ... nolu ikinci kaza tespit tutanağının ise sigortalı aracın sürücüsü ...'ın kaza günü olay yerinden geçtiğini ve birinin aracından düştüğünü veya çarpmış olabileceğini beyan etmesi üzerine hazırlandığı ve herhangi bir kusur dağılımı yapılamadığı belirtilmiştir. Mahkemece keşif sonucu alınan 05/03/2020 tarihli kusur raporunda, davacı yaya ...'in yaya yollarında, geçitlerde ve zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunması veya buraları saygısızca kullanmalarının yasak olduğu kuralını ihlal ettiği değerlendirilerek kazada tam kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise herhangi bir kusur ihlali bulunmadığına kanaat getirildiği, yine mahkemece alınan 09/05/2021 tarihli 3'lü trafik bilirkişisinden oluşan heyet raporunda ise sigortalı araç sürücüsünün KTK 47/1-d maddesinde belirtilen trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadır kuralını ihlal etmesi ile kusurlu sayılacağı, davacı yayanın ise KTK 138/a maddesinde belirtilen yayalar taşıt yolu bitişiğinde veya yakınında yaya yolu, banket veya alan varsa buralardan yürümek her iki tarafında banket bulunan ve kullanılabilir durumda olan yollarda kendi gidiş yönüne göre sol bankette yürümek zorundadır kuralını ihlal etmesi ile kusurlu sayılacağının bildirildiği görülmüştür. TBK.74 maddesinde haksız eylemin “kusur” öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölüm olup birincisi “kusur bulunup bulunmadığına” ikincisi ise “kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye” ilişkindir. Maddenin ilk cümlesine göre “kusurun varlığını” araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre “kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede” tam bağımsız kılınmıştır. HMK 266 madde hükmüne göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede, ihlal edilen kuralları gözönüne almalıdır. (Yargıtay 4. H.D.nin 2021/15199 E.2021/10071 K.) Mahkemece 09/05/2021 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak, kazanın sigortalı araç sürücüsünün aracından sarkan inşaat demirlerinin davacının başına çarpması şeklinde gerçekleştiği konusunda tereddüt bulunmadığını kabul edip resen davacının %20 tali kusurlu, sigortalı araç sürücüsünün ise %80 asli kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm tesis edilmiştir. Dosya kapsamı, sürücü ve tanık beyanları dikkate alındığında ve dosya içerisinde bulunan iki raporun birbiri ile çeliştiği anlaşıldığından mahkemece öncelikle kaza ile ilgili yürütülen ceza dosyası getirtilerek ve ceza mahkemesince belirlenen olayın oluş şekli de irdelenerek kazanın oluş şeklini tereddütsüz bir şekilde belirlenmesi ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinden Karayolları Fen Heyeti ya da İTÜ Makine Mühendisliği Bölümünden seçilecek bilirkişi kurulundan, kazaya ilişkin düzenlenen raporlar arasında çelişkiyi giderir şekilde ayrıntılı, denetime imkan verir rapor aldırılarak sonucuna göre ilk karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu bulunmadığı ve davalı tarafın kazanılmış hakları gözetilerek hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ile raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm tesisi yerinde görülmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, sair hususlar bu aşamada incelenmeksizin, mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararına uygun şekilde ilk karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu bulunmadığı görülmekle davalı tarafın kazanılmış hakları da dikkate alınarak davanın yeniden görülerek eksikliklerin giderilmesi için dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.'' Gerekçesi ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiş ve işbu esasa kaydı yapılmıştır. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2023/1184 Esas ve 2023/1397 karar sayılı ilamı sonrası yapılan yargılamada ; Yeni duruşma günü taraflara tebliğ edilmiştir. Mahkememizin 19/07/2023 tarihli tensip tutanağının 1 nolu ara kararı uyarınca dosyanın Karayolları Fen Heyeti'nden oluşturulacak 3 kişilik kusur bilirkişi heyetine tevdii edilerek dosyada bulunan bilgi ve belgeler doğrultusunda ve kaldırma ilamı uyarınca mezkur kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilerek dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli rapor tanzim edilmesi istenilmiştir. Bilirkişilerin hazırlamış oldukları 06/11/2023 tarihli kusur raporunda özetle; davacı yayanın gündüz vaktinde, bölünmül yol kenadrında yaya kaldırımı olmayan ancak yürümek içi yeterli alan bulunan yol kenarında, taşıt yolunun dışında olduğu değerlendirilen alanda yürüdüğü sırada taşıt yolunda seyreden araçtan sarkan demir yükünün baş kısmına çarpması sonucu yaralandığı olayda, bu konuda alabileceği bir önlem bulunmadığı ve olaya etken herhangi bir kural ihlali görülmediğinden kusursuz bulunduğu,... plaka sayılı kamyon- vinç aracı sürücüsünün ise yönetimindeki kamyonun yüklemesi sırasında gerekli düzen ve özeni göstermemekle, araçtan sarkack, düşecek şekilde demir yükü yükleyerek trafiğe tehlike oluşturacak şekilde hareket etmekle, bu sırada taşıt yolu kenarında yürümekte olan yayaya aracından sarkan bir demir parçasının çarparak yaralanmasına sebebiyet verdiği kazada, ... Karayolları Trafik Kanununun 47/d maddesi ile 65/h,i maddesi hükümlerine aykırı hareketi ile meydana gelen olayda tamamen kusurlu bulunduğu rapor edilmiştir Davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ibraz edilmiş, ibraz edilen bilirkişi raporu ve davalı vekilinin bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi incelenmiş ancak Mahkememizce hazırlanan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu kanısına varılmış ve itirazlarına itibar edilmemiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda da davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile; 62.002,85 sürekli iş göremezlik tazminatı, 8.868,87 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 2.354,40 TL bakıcı gideri tazminatının 02/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair taleplerine REDDİNE, 2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 5.002,08 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 313,00 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 4.629,78 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harcın ve 313,00 TL ıslah harcının toplamı olan 431,60 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 6.171,10 TL yargılama giderinin davanın kabul (%80,00) ve ret (%20,00) oranlarına göre hesaplanan 4.936,88 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 200,00 TL yargılama giderinin davanın kabul (%80,00) ve ret (%20,00) oranlarına göre hesaplanan 40,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi. 26/12/2023