İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/528 E. 2025/991 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/528
- Karar No
- 2025/991
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/528 Esas KARAR NO : 2025/991
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/08/2021 KARAR TARİHİ : 18/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: " Müvekkil şirket adına ... Bankası tarafından bastırılan ve üzerinde şirket logomuz bulunan 100 adet çek yaprağı ... Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü tarafından ... vasıtasıyla müvekkil şirketin müşterisi olduğu ... Bankası ... Şubesine nakledildiği sırada 04.03.2020 tarihinde çalınmıştır. ... Bankası ... Şubesi çalınan çeklerle ilgili olarak müvekkil şirkete yazmış olduğu ... tarihli ... sayılı yazıda ... Şubesi ... - ... sayılı çek karnelerinin ... tarafından kendilerine teslim edilemeden çalındığını ve konuyla ilgili ... C.Başsavcılığı' nın ... Soruşturma dosyası ile soruşturma başlattığı müvekkil şirkete bildirmiştir. Çalınan 100 adet çek yaprağının numaraları ... C.Başsavcılığı'nın Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun ... Soruşturma dosyasından alınan 10.06.2020 tarihli yazıda tek tek belirtilmiştir. Hal böyle iken ... 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin ... D.İş esas ve... Karar sayılı ihtiyati haciz kararında ... Bank A.Ş. vekili müvekkil şirketi de dahil ederek yukarıda belirtilen diğer borçlular aleyhine 10.07.2021 keşide tarihli 150.000,00-TL bedelli 1 adet çeke dayanılarak müvekkil şirket de dahil olacak şekilde ihtiyati haciz kararı 30.07.2021 tarihinde vermiştir. İhtiyati haciz kararına konu edilen çek yaprağı ... numaralı çek yaprağı olup yukarıda belirtilen çalınan çek yapraklarından biridir. Bu çekle ilgili olarak ... Bank ... Şubesine 12.07.2021 tarihinde ibraz edildiğinde ... Bankasının çalınan çek yapraklarından biri olduğu anlaşıldığından ibraz esnasında verilen şerhte Çek 12.07.2021 tarihinde ibraz edildi ancak çekteki imza düzenleyene ait olmadığından işlem yapılmamıştır. 12.07.2021 ... Bankasına vekaleten" şeklinde ibraz şerhi verilmiştir. Bu çekle ilgili olarak ... Bank ... Şubesine 23.06.2021 tarihinde saat 12:14' de çekin sahte doldurulduğunu belirten banka şube yetkilisi ... isimli kişiye müvekkil şirketçe e-posta atılarak bilgilendirilmiştir. Esasen ... Bank şube yetkilileri bu çekin sahte olarak doldurulduğu hususunu bilmelerine rağmen basiretli bir tacir gibi hareket etmemişlerdir. Kaldı ki; bu çek bankaya ibraz edildiğinde banka yetkilileri ... Bankası'na sorduğunda çalıntı çek karnesinden bir yaprak olarak sahte doldurulduğunu öğrenmiş ve bu şerh düşülmüştür. Ayrıca Bankalar Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili ahkam dikkate alındığında ... Bankası bunun sahte bir çek olduğunu bilebilecek durumdadır. İlgili bilgi havuza bakıldığında bu çekin sahte olduğu bizim ihbarımıza gerek dahi olmadan anlaşılabilecek durumdadır. Buna rağmen banka aşağıda izah edildiği gibi bu sahte çeki ... firmasına verdiği kredinin karşılığı teminat olarak almış olması da Bankalar Kanununa göre hukuki açık bir ayıptır. Bile bile çeki kabul etmesi kötü niyetli hareketti. Bu nedenle bankanın müvekkil şirkete verdiği zararlardan güvenilir kurum olması hasebiyle sorumlu olduğu aşikardır. Bu çeke dayanılarak ihtiyati haciz talebinde bulunması kasıtlı bir hareketin sonucu olduğunu göstermektedir. Banka şube yetkilileri hakkında her türlü yasal haklarımızı kullanacağız. Çalınan çeklerle ilgili değişik yerlerden ortaya çıkan ve sahte doldurulan çeklere ilişkin ... C. Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Soruşturma Bürosundan ...Soruşturma numarası ile soruşturma devam ettiğinden ... numaralı çek yaprağı ile ilgili olarak ilgili soruşturma dosyasına 24.06.2021 tarihinde ihbarda bulunulmuştur. Dolayısıyla ... Bank Genel Müdürlüğü' nün ihtiyati hacze konu ettiği çekin sahte olduğu ve bu konuda soruşturmanın devam ettiği hususunu da bilmektedir. Alacaklı ... Bank A.Ş. Hal böyleyken basiretli bir tacir gibi davranmayıp kredi verdiği borçlulardan ... Ltd. Şti. nin teminat olarak verdiği çeklerden biri ihtiyati hacze konu edilen çeki kabul ederek kredi ödenmeyince ihtiyati aciz talebinde bulunmuştur. Adı geçen çek ilgili bankaya sahte olduğu, çalınan çek yapraklarından biri olarak doldurulduğu hukuken bildirilmesine rağmen kabul etmiş ve ihtiyati haciz talebiyle icra takibinde bulunulmuştur. ... Bank A.Ş. bu çekle ilgili müvekkil şirket hakkında haksız işlem yapmış olup müvekkil şirketin banka kayıtlarına, taşınırlarına, sicil kayıtlarına bloke konulmuştur, ekonomik açıdan zarara uğratılmıştır. İhtiyati hacze konu edilen çek müvekkil açısından sahte olarak doldurulduğu, diğer borçlularla aralarında geçerli alacak borç ilişkisi bulunmadığı anlaşıldığından borçlu olmadığımızın tespiti ile takip konusu borç miktarının %20' si oranında haksız icra takip tazminatının hüküm altına alınması istemi doğmuştur. ... 29.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından yapılan ve alacak ve ferileriyle birlikte 167.170,89 TL borçlu olmadığımızın tespiti ile mevcut takibinin tedbiren durdurularak iptali, takip miktarının %20' si oranında haksız icra takibi tazminatına hükmedilerek alacaklıdan alınarak tarafımıza verilmesi yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin alacaklı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Davalı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "... 29. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında borçlular hakkında Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile icra takibine başlanmış olup dosya borçlularından ...A.Ş. tarafından 11.08.2021 tarihinde Sayın Mahkemenizde menfi tespit davası açılmıştır. Davacı yan, dava konusu çekin kendilerine ulaşmadan kargoda çalındığını, çekte yer alan keşideci imzasının kendilerine ait olmadığını, çekin sahte olduğunu ve kambiyo vasfını taşımadığını ileri sürmüştür. Davacının iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki; İmzaların bağımsızlığı ilkesine göre bir poliçe de sahte imzaların bulunuyor olması durumunda diğer geçerli imzalar bu durumdan etkilenmez. Bu konuya ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı şu şekildedir; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E.... K. Ve 9.3.2016 tarihli kararında "bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez". İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir." şeklinde karar vermiştir. Somut olayda davacı yan çekte yer alan imzanın kendilerine ait olmadığı sebebiyle çekin kambiyo vasfını taşımadığını ileri sürmüştür. Yukarıda yer alan Yargıtay Kararı'nda da belirtildiği üzere her imza sahibi kendi imzasından sorumludur. Müvekkil banka dava konusu çeki, kredi borcuna istinaden çekin arkasında cirosu bulunan ...Tic. Ltd. Şti.'den almıştır. Çekte bir ciro zinciri bulunmaktadır ve müvekkil banka çeki iyi niyetli olarak iktisap etmiştir. Çekin sahte olarak düzenlenmiş olduğunu bilmesi ya da bilmesi gerekti müvekkil bankadan beklenemez. Ayrıca davaya konu çek hakkında davacı tarafça alınmış herhangi bir ihtiyati tedbir kararı da bulunmamaktadır. Hukuki zeminde çekin sahte olduğu yönünde bir karar alınmamış olması, çek hakkında alınmış bir ihtiyati tedbir kararı olmaması sebebiyle, müvekkil banka da basiretli bir tacir olmanın gereğini yerine getirmiş ve alacağını yasal yollardan takip etmiştir. Müvekkil banka için alacağının takip edilmesi bir keyfiyet değil zorunluluktur. Bu sebeple davacı yanın, çekte yer alan imzanın kendilerine ait olmaması sebebiyle çekin kambiyo vasfını kaybettiği ve bu sebeple yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğu yönünde ki iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. Bu halde davacı yanın iddialarından yola çıkılacak olursa; herhangi bir yargı kararı aranmaksızın, imzanın uyuşmadığına ilişkin şüphenin olduğu durumlarda ilgili kambiyo senedine ilişkin takip yapılmamalıdır. Bilakis, söz konusu kambiyo senetlerinin takipsiz bırakılması durumunda müvekkil bankanın sorumluluğu doğacaktır. Müvekkil bankanın da dahil olduğu kredi kuruluşlarının, verdikleri krediyi takipsiz bırakmasına güncel hukuk mevzuatı ve BDDK izin vermemektedir. Takdir edilir ki kredi kuruluşunun verdiği krediyi takipsiz bırakması kamu zararına ve kamu düzeninin bozulmasına sebebiyet vermektedir. Ayrıca belirtmek gerekir ki, senedin ibrazı esnasında inceleme yapan banka memurunun imza incelemede ehil olamayacağı, bu konuda bilirkişilik yapamayacağı yargı kararlarıyla sabittir. Hal böyle olunca imzaların uyuşmadığına ilişkin ibarenin, senedi elinde bulunduranın takip hakkını ortadan kaldırmayacağı izahtan varestedir. Davacı yan, 100 adet çek yaprağının çalındığını iddia emiş, buna ilişkin savcılık soruşturmasına atıfta bulunmuştur. Halbuki dava dilekçesinden hareket ettiğimizde, davacı yanın basiretli tacir olma yükümlülüklerini yerine getirerek, savcılık soruşturması haricinde bahsi geçen 100 adet çeke ilişkin hukuki tedbire başvurmamış ve buna ilişkin bir mahkeme kararı sunmamıştır. Davacı yan, alınan ihtiyati haciz kararının hukuka aykırı olduğunu, ihtiyati haciz kararının ardından geçilen icra takibinde yapılan haciz işlemleri neticesinde zarara uğradığını belirtmiş ve sorumlu olarak müvekkil bankayı işaret etmiştir. Davacı yanın bu iddiaları da gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki; İİK'nın 257. Maddesine göre ihtiyati haciz kararı alınmasının 4 şartı bulunmaktadır. Bu şartlar; Bir para alacağının bulunması, Para borcunun rehinle temin edilmemiş olması, Alacağın vadesinin gelmiş olması, Alacaklının mahkemeye teminat yatırması gerektiğidir. Somut olay incelendiğinde müvekkil bankanın ...Tic, Ltd. Şti.'den bir para alacağı bulunmaktadır. Alacağın vadesi gelmiştir ve ihtiyati haciz kararı alınırken İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/467 D.İş sayılı dosyasına teminat mektubu sunulmuştur. Mahkemece yapılan ihtiyati haciz başvurumuzda hukuka aykırı herhangi bir olgunun bulunmaması sebebiyle talebimiz kabul edilmiştir. İhtiyati haciz kararı, icra takibine konu olan çek hakkındadır. İhtiyati haciz kararı verilirken ilgili çek hakim tarafından incelenmiş olup ihtiyati haciz kararının verilmesine engel herhangi bir durum olmadığı saptanmıştır. İhtiyati haciz talebimiz çekte yer alan keşideci ve diğer cirantalar yönünden de kabul edilmiştir. Ayrıca davacı yanın yine ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyası üzerinden yapmış olduğu ihtiyati haczin kaldırılması yönünde ki itirazı da davaya konu çekin ihtiyati haciz kararı veren — hakim dışında farklı bir hakim tarafından yeniden incelenmesine rağmen reddedilmiştir. Davaya konu çek ile ilgili, hem ihtiyati haciz kararı alınırken hem de ihtiyati haciz kararı sonrasında davacı yanın itirazı neticesinde iki farklı hakim tarafından iki farklı inceleme yapılmış olup ihtiyati haciz kararına engel hukuka aykırı herhangi bir durumun olmadığı saptanmıştır. Belirtmiş olduğumuz sebepler doğrultusunda, hukuka uygun olarak alınan ihtiyati haciz kararına müteakip keşideci ve lehtarlar aleyhine icra takibine geçilmesi ve icrai işlemlerinin yapılması, müvekkil bankanın alacağını temin etmek adına yapması gereken işlemlerdir. Aksi durumda müvekkil bankanın hak kaybına uğrayacağı açık ve nettir. Davacı yanın belirtmiş olduğu gibi hukuka aykırı olarak alınmış bir ihtiyati haciz kararı ve buna müteakip hukuka aykırı yapılmış bir haciz işlemi bulunmamaktadır. Davacı yanın bu yöndeki iddiaları da haksız ve mesnetsizdir. Davacı yanın yapılan ihtiyati haciz işlemlerine müteakip uğramış olduğu zararın tazminini istemesinin de herhangi bir hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Yukarıda da açıkladığımız üzere, Müvekkil bankanın ihtiyati hacze konu çek hakkında almış olduğu ihtiyati haciz kararı hukuka uygundur. İhtiyati haciz kararı verilirken, karara ilişkin çek hakimlerce incelenmiş ve ihtiyati hacze engel bir durumun olmadığı görülmüştür. Yine belirttiğimiz üzere davacı yanın ihtiyati haczin kaldırılması yönünde ki itirazı da çekin tekrar incelenmesi neticesinde reddedilmiştir. Davaya konu çek hakkında tamamen hukuka uygun olarak alınan ihtiyati haciz kararı bulunmaktadır. Keşideci ve cirantalar aleyhine icra takibi başlatılması ve ihtiyati haciz kararına istinaden icrai işlemlerin yapılması, müvekkil bankanın alacağını temin etmesi açısından kullanabileceği takip hakkı kapsamındadır. Kaldı ki bahsedilen ölçekte ticaret yapan bir tacirin, 100 adet çekinin çalındığına ilişkin iddiada bulunarak, bu konuda hukuki bir tedbire başvurmamış ve bu yönde bir karar almamış olması da durumu özetlemektedir. Başından sonuna kadar hukuka uygun olarak, bağımsız mahkemece verilmiş ihtiyati haciz kararı yine başından sonuna kadar hukuka uygun bir şekilde icra müdürlükleri vasıtasıyla uygulanmıştır. Söz konusu işlemlerin tamamı müvekkilin takip hakkı kapsamındadır. Herhangi bir tedbir almayarak basiretli tacir olmanın yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacı yanın, hiçbir hukuki dayanağı olmayan taleplerinin hiç birini kabul etmiyoruz ve sayın mahkemenizden bu taleplerin reddini talep ediyoruz. Haksız davanın yukarıda açıklamış olduğumuz sebepler doğrultusunda reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına konu edilen alacağa ilişkin menfi tespit istemine ilişkin davadır. Mahkememiz ara kararı gereği alanında uzman bilirkişilerden rapor alındığı ve bilirkişilerin mahkememize vermiş oldukları raporda özetle: "Davaya konu edilen Çeke ilişkin olarak ... tarafından ... Bank'a cirolanarak 27.04.2021 tarihinde teslim edildiği beyan edilen çekin aynı zamanda teminat çeki olduğunun ...dan beyan edildiği ve fakat teminat çek bordrosunun dava dosyasına sunulmamış olduğu, bu bakımdan çekin tahsil amaçlı mı yoksa teminat amaçlı mı iktisap edildiğinin tespit edilemediği, bu tespitin yapılabilmesi için çek teslim bordrosunun dava dosyasına sunulmasının elzem olduğu, çekin iktisabında kötü niyet olup olmadığı hususundaki değerlendirme ve takdirin bordronun temini sonrasında Sayın Mahkemeye ait olduğu, Çekin reel karşılığının tespit edilebilmesi için davacının 12.07.2021 tarihi itibariyle hesap ekstresinin dava dosyasına sunulması gerektiği, bu tarihte hesabında 150.000,00 TL olması durumunda çekin karşılığının reel karşılığının olduğu, hesapta 150.000,00 TL tutarın olmaması durumunda ise reel karşılığının olmadığına kanaat edilmesi gerektiği, Bu çekin hangi kredinin teminatını teşkil ettiğine ilişkin Ingbank tarafından bilgi, belge ve beyan dava dosyasına sunulmadığı, ancak, ... Gıda ile davalı banka arasında bir kredi ilişkisinin olduğunun hesap ekstrelerinden anlaşıldığı, hesap ekstrelerinde kredi geri ödemelerinin ... diğer ifade ile kredi kartı satışlarından hesaba gelen bedellerin kredilere mahsup edildiğinin görülmesinden kredi teminatının ... Blokesi olabileceği, ...'tan 12.07.2021 tarihinden geriye dönük olarak ...'ya tahsis edilen kredi limitlerinde çek karşılığı kredi kullandırımı tahsis edilip edilmediğinin sorulması gerektiği, eğer ... Gıda'ya tahsis edilen kredi limitlerinde çek karşılığı kullandırılan kredi limiti yok ise neden böyle bir uygulamaya gittiğinin açıklanmasının istenmesi sonrasında çekin iktisabında kötü niyet olup olmadığı hususundaki değerlendirme ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Son tahlilde ifade etmek gerekir ki; bankalar kredi kullandırım öncesinde çek teminata alınması durumunda bir çok kontrolleri yerine getirmektedir. Bunlardan bazıları; firma ve ortaklarının ... kayıtlarını kontrol etmek, firma ortakları gerçek kişi ise ... kayıtlarını incelemek gibi çek keşidecisi ve ortaklarının ödeme performansının analizinin yapılmasıdır. Diğer taraftan; çekin bankanın müşterisi tarafından cirolanarak teminat!/tahsil amacı ile bankaya verilmesi durumunda banka personeli tarafından çekin çek kanunu şartlarının taşıyıp taşımadığının kontrolü sonrasında çek için işlem yapılıp yapılmamasına karar verilmektedir. Herhangi bir çekin çek kanununda belirtilen şekil şartlarına uymaması durumunda çek hakkında işlem yapmamak üzere çek müşteriye geri iade edilebilmektedir. Bu kontrol işlemleri arasında bankanın çekin sahte olup olmadığının da kontrolünün yapılması bulunmaktadır. Özellikle çekin teminata alınıp alınmaması noktasında banka tarafınca yapılan kontrollerde, bankanın da kar amacı güden Anonim Şirket sıfatına haiz kar amacı günden bir kuruluş olarak tacir sıfatı ile kredi kullandırım işlemi yapması dolayısı ile 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 18/2 hükümlerince be tacir gibi davranarak alınacak teminatlara İlişkin tüm incelemeleri yapma Zorunluluğu bulunmaktadır. Yapılan incelemenin yanlış veya eksik yapması durumunda ise sorumluluk banka tarafından üstlenilmeli ve alacak takibinin bankanın kendisi yapması gerekmektedir. Zira; kredi kullandırımı süreci bankaların ana faaliyet konusu olarak bir risk yönetimi sürecidir. Bankacılık uygulamasındaki teamül de bu şekildedir. Huzurdaki davaya konu çeke ilişkin olarak .. C.Başsavcılığı'nın Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosunun ... Soruşturma dosyasının sonuçlandırılması sonrasında çekin sahteliğinin kanıtlanması ve failinin tespit edilmesi ile birlikte yukarıda açıklananlar ışığında bankanın uğradığı zararın bu 3. kişilere rücu etmesi, aksi durumda yani çekin sahte olmaması durumunda ise bankanın uğradığı zararın çekin arkasının yazılması gerektiğinden hareket ile çek keşidecisi ve diğer cirantalara yüklenmesi gerektiği" şeklinde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz ara kararı gereği dava konusu çek üzerindeki imzanın, davacı ... AŞ'ye ait olup olmadığınının tespiti amacıyla dosyanın ve ilgili evrak asıllarının Adli tıp Kurumu Fizik İhtisas Kurumu'na gönderildiği ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen raporda "tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu çek ön yüz keşideci imzaları ile ...'nın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği" şeklinde rapor sunulmuştur. Yine mahkememiz ara kararı gereği ... Bankası A.Ş'ye ait 125930 sayılı 150.000,00 TL bedelli çek yönünden; çekteki keşideci ve ilk ciranta imzasının davacı şirket yetkilisi ...'nın el ürünü olup olmadığının tespiti amacıyla dosyanın ve ilgili evrak asıllarının Adli tıp Kurumu Fizik İhtisas Kurumu'na gönderildiği ve Adli Tıp Kurumu Başkanlığı tarafından gönderilen raporda "Tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından yapılan incelemede; inceleme konusu çekte atılı keşideci imzaları ve arka yüzde ''...'' kaşe izi üzerine atılı 1. ciro imzası ile ...'nın mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediği" şeklinde rapor sunulmuştur. Davacı tarafından dava konusu çek üzerindeki imzanın sahte olduğu iddiası bakımından yapılan değerlendirmede; Emsal mahiyette İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin ... Esas... Karar sayılı ilamında özetle; "Dava, çalıntı ve sahte imzalı olduğu iddia edilen çekle ilgili davalıya yapılan ödemenin faizi ile birlikte istirdatı davasıdır. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava imza inkarına dayalı menfi tespit ve istirdat davasıdır. Alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile de, çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiştir. Sahtecilik def’i mutlak def’ilerden olup, kambiyo senedinde imza inkarında bulunandan sonra gelen herkese karşı ileri sürülebilir. Yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda imzanın davacı şirketin yetkilisine ait olmadığı anlaşıldığına göre, davacının borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı çek bedeli nedeniyle davalının sebepsiz olarak zenginleştiği, davacının bu bedelin davalıdan istirdatı için dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, aktif taraf ehliyetinin de mevcut olduğu, davanın davalıya yöneltilmesinde usule aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir. İncelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Davacının ... Bankası A.Ş'ye ait 10/07/2021 keşide tarihli, keşide yeri ... olan ... çek numaralı 150.000,00 TL bedelli çek üzerinde bulunan keşideci imzasının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, söz konusu çekin kargodayken çalındığını ve sahte imza ile piyasaya sürüldüğünü iddia etmiştir. Bilindiği üzere sahtecilik def'i mutlak def'ilerden olup, imza inkarında bulunandan sonra gelen herkese karşı ileri sürülebilir. Somut olayda da keşideci davacı tarafından sahtecilik def'isi ileri sürülmüştür. Mahkememizce alınan ATK raporunda da dava konusu çek üzerinde bulunan keşideci imzası ve 1. Ciro imzasının davacı şirket yetkilisi ...'nın eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Dolayısıyla dava konusu çek ve çeke dayalı olarak başlatılan icra takibinden davacının sorumlu olmadığı anlaşılmış ve davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Kötü niyet tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirmede; Dava konusu çekin arka yüzü incelendiğinde 12/07/2021 tarihinde ... Bankası tarafından çekteki imzanın düzenleyene ait olmaması sebebiyle işlem yapılmadığına ilişkin şerh düşmüş olduğu akabinde ise ... Bank tarafından ilgili çekin kabul edildiği anlaşılmıştır. Davaya konu icra takibini başlatan ve davadan sonra alacağını temlik eden .... Bank A.Ş gerek TTK 12'ye göre basiretli iş adamı gibi davranma yükümlülüğü bulunmakta olup gerekse Bankacılık Kanunu gereği ağırlaştırılmış özen yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu bağlamda alacağı temlik eden ... Bank tarafından çek yaprağı sahibi banka tarafından imzanın keşideciye ait olmaması sebebiyle işlem yapılmamış olmasına rağmen ilgili çeki kabul ederek tahsil işlemlerine girişmesi ve mahkememizce yapılan yargılama neticesinde de keşideci imzasının davacı şirket yetkilisine ait olmaması sebebiyle takipte kötü niyetli olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuş olup davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacağın temliki ile yargılama giderlerinden sorumluluk bağlamında yapılan değerlendirmede; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125. Maddesinde; "(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür. (2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Emsal mahiyette Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin...E ... K sayılı ilamında özetle; "Yargılama sırasında davalı ... vekili tarafından alacağın diğer davalı ... A.Ş.’ye temlik edildiği bildirilerek temlik sözleşmesi ibraz edilmiş ise de davacı vekili tarafından 9.3.2010 tarihli duruşmada dava konusunun 3. kişiye temlik edilmesine rıza gösterilmediği belirtilerek imzası alınmıştır. Dava konusunun devri HUMK’un 186 ve HMK’nın 125’inci maddelerinde düzenlenmiş olup, bu durumda uygulanacak usul anılan kanun hükümlerinde düzenlenmiştir. Mahkemece bu yön gözetilmeden yargılamanın hem alacağı temlik alan hem de temlik edene karşı devam ettirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır." şeklinde karar verilmiştir. Dava devam ederken davaya konu icra takibinin ... Bank tarafından ... Şirketine devredildiğine ilişkin temlik sözleşmesi sunulmuştur. Davacı tarafa 04/03/2025 tarihli celsede HMK 125 gereğince beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ve davacı vekili tarafından sunulan beyan dilekçesi ile davanın temlik alana karşı devam edileceği bildirilmiş ve mahkemememizce de 05/03/2025 tarihli ara karar ile davaya temlik alan ... Şirketine karşı menfi tespit davası olarak devam edilmesine karar verilmiştir. Bu bağlamda HMK 125/1-a uyarınca dava, davacı lehine sonuçlandığından alacağı devreden ve devralan şirketlerin yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olduğu kanaati mahkememizde hâsıl olmuş ve aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : Davanın KABULÜNE, 1-Davacının ... Bankası A.Ş'ye ait 10/07/2021 keşide tarihli, keşide yeri ... olan ... çek numaralı 150.000,00 TL bedelli çek nedeniyle; ... 29. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas Sayılı dosyası bakımından davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile 33.434,17 TL'nin alacağı temlik alan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 10.246,50 TL harçtan peşin alınan 2.854,87 TL'nin mahsup edilerek bakiye 7.391,63 TL harcın alacağı temlik alan davalıdan ve alacağı temlik eden ... Bank'dan müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 2.854,87 TL peşin harç, 59,30 TL başvuru harcı gideri toplamı olan 2.914,17 TL harcın alacağı temlik alan davalıdan ve alacağı temlik eden ... Bank'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden, yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince dava değeri olan 150.000,00 TL üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL'nin alacağı temlik alan davalıdan ve alacağı temlik eden ... Bank'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan 422,50 TL tebligat, posta gideri ile 3.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 3.422,50 TL yargılama giderinin alacağı temlik alan davalıdan ve alacağı temlik eden ... Bank'dan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK.m.333 hükmü uyarınca ilgili tarafa iadesine, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 18/11/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır