İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/496 E. 2023/509 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/496
- Karar No
- 2023/509
- Karar Tarihi
T.C. GAZİANTEP 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO :.... KARAR NO : .
HAKİM : ...... KATİP : .
DAVACI :.... VEKİLLERİ : Av. ........ Av......
DAVALI : 1- ...... VEKİLİ : Av...... DAVALI : 2-.... VEKİLİ : Av......
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 20/08/2021 KARAR TARİHİ : 23/10/2023 GEREKÇE TARİHİ : 23/11/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 20/08/2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; 02/04/2021 tarihind........ plakalı aracın yaya konumunda bulunan müvekkiline çarpması neticesinde meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını ve malul kaldığını,........ plakalı aracın asli ve tam kusurlu olduğunu, kazaya sebebiyet veren aracın davalı ......... şirketinde sigortalı olduğu, davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50,00-TL geçici iş göremezlik, 50,00-TL kalıcı iş göremezlik ve 50,00-TL bakıcı giderinin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini dava etmiştir. Davacı vekili 29/11/2021 tarihli duruşmada davaya konu kazaya sebebiyet veren araç plakasının ........ olduğunu, bu nedenle iradi taraf değişikliği talepleri olduğunu beyan ederek, müvekkilinin zararından davalı.......nin sorumlu olduğunu beyan ve talep etmiştir. Davalı .......vekili 13/09/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe teminatı kapsamı ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyetin Adli Tıp Kurumunca tespiti, tazminat hesabının genel şartlarda ön görülen usul ile yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ....... vekili 12/04/2022 tarihli cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ve poliçe teminatı kapsamı ile sınırlı olduğunu, kusur ve maluliyetin Adli Tıp Kurumunca tespiti, tazminat hesabının genel şartlarda ön görülen usul ile yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Kusur bilirkişisinin 07/06/2022 tarihli keşfen alınan 20/06/2022 tarihli bilirkişi raporunda......... plakalı otomobil sürücüsü......'ın 2918 S.Kr.Y.Trf.Kn.74/e ve47/c maddeleri kapsamını ihlal ederek kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, yaya ........Sayın'ın herhangi bir kural ihlalinin olmadığı mütalaa edilmiştir. Maluliyet bilirkişi heyetinin kaza tarihi olan 02/04/2021 tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre alınan 30/06/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davacının kalıcı maluliyetinin %5, geçici iş göremezlik süresinin 4 ay, iyileşme dönemi içindeki bakıcı ihtiyacının 3 hafta olduğu mütala edilmiştir. Sigorta konusunda uzman bilirkişiden TRH 2010 yaşam tablosuna göre alınan 14/07/2023 tarihli ek bilirkişi raporunda davacının talep edebileceği kalıcı iş göremezlik tazminatının 272.859,31-TL, geçici iş göremezlik tazminatının 11.303,64-TL, iyileşme dönemi bakıcı gideri tazminatının ise 2.504,25-TL olduğu mütala edilmiştir. Davacı vekilinin 03/10/2023 tarihli dilekçe ile dava değerini 286.667,20-TL'ye artırdığı görülmüştür. GEREKÇE VE KANAAT: Uyuşmazlık 02/04/2021 tarihli trafik kazası sebebiyle sürekli iş göremezlik, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali BK m. 46/I’de özel olarak hükme bağlanmıştır (6098 sayılı TBK m. 54). Bu hüküm gereğince “Cismani bir zarara düçar olan kimse külliyen veya kısmen çalışmaya muktedir olamamasından ve ileride iktisaden maruz kalacağı mahrumiyetten tevellüt eden zarar ve ziyanını ve bütün masraflarını isteyebilir”. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk hukukunun temel amacı, bir kimsenin mal varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmeleri aynen veya nakden gidererek zarar görenin zarar verici olay sonucunda malvarlığında eksilen değer yerine nitelik veya nicelik yönünden eş bir değer koymaktır. Zarar görenin malvarlığında eksilen değer yerine aynı nitelikte bir değer konulması mümkün olduğu takdirde bu değer; bu mümkün olmadığı takdirde, nicelik yönünden, yani para ile ona denk bir değer konulur ve zarar verenin yerine getirmek zorunda olduğu bu yükümlülüğe tazminat yükümlülüğü adı verilir. Tazminat yükümlülüğünün, bir diğer ifadeyle zarar verenin ödeyeceği tazminat miktarının tespit edilebilmesi için, öncelikle zararın hesaplanması gerekmektedir. Zarar görenin malvarlığının zarar verici olaydan sonraki durumu ile böyle bir olay meydana gelmeseydi göstereceği durum arasındaki farkı ifade eden zarar, eşyaya ilişkin olabileceği gibi kişiye ilişkin de olabilecektir. Vücut bütünlüğünün ihlalinden doğan zararların da kişiye ilişkin zarar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Çalışma gücü, zarar görenin iş gücünün, yani beden ve fikir gücünün, gelir getirici şekilde kullanılması demektir. Burada asıl önem arz eden kazanç kaybı veya azalması değil, kazanma gücünün kaybı veya azalmasıdır. Bu kayıp ve azalmadan doğan olumsuz ekonomik sonuçlar, zararı oluşturur (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 713). Ölüm ve cismani zarar sebebiyle tazminat istemine ilişkin genel açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde sigortalı araç sürücüsünün davacıya çarpması neticesinde davacının malul kaldığı, bu yönüyle trafik kazası ile davacıda oluşan maluliyet arasında illiyet bağı bulunduğu anlaşılmıştır. Yargılama esnasında davacı vekili 1. celsede sigortalı araç sürücüsü . . görüşmesi esnasında sigortalı aracın . plakalı olduğunu beyan ettiğinden taraf değişikliği talebinde bulunmuş, taraf değişikliği talebinin kabul edilmesi üzerine dava Doğa Sigorta AŞ'ye yöneltilmiştir. Mahkememizce.. plakalı araca ilişkin yapılan sorgulamada araç renginin beyaz olduğu sabittir. Kollukça kamera kayıtları izlenerek tutulan görgü tespit tutanağında ise araç rengi gri olarak belirtilmiştir. Kolluğun F harfini P olarak yanlış görüp zabta işlemesi mümkünse de araç renginde yanılmış olması düşünülemez. Bu nedenle kazaya karışan aracın plakasının.olduğuna kanaat getirilmiştir. Hazırlık aşamasında kolluk tarafından plaka zabıtlara .olarak geçirildiğinden tarafta yanılmanın davacıya ait olduğundan ve taraf değişikliğinin usule aykırı olduğundan bahsedilemez. Her iki sigorta şirketi de poliçeyi akdederken araç rengini kayıtlarına işlememiştir. Bu nedenle taraf değişikliği öncesi davalı Neova'nın yargılama gideri talebi hukuki dayanaktan yoksundur. Yine davalı Doğa Sigorta AŞ poliçe akdederken araç rengini poliçeye kaydetmediğinden aracın araştırılmasına ilişkin talepleri de dinlenmemiş, yukarıdaki tespit yeterli bulunmuştur. Davalının kusur raporunun ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınması gerektiğine ilişkin itirazı hukuki dayanaktan yoksundur. Zira hazırlık aşamasında alınan ifadeler ve mahkememizce alınan kusur raporu denetime elverişli olup, kusur konusunda mahkemede yeterli kanaati oluşturacak niteliği haizdir. Buna rağmen dosyanın ATK'na sevk edilmesi usul ekonomisi ilkesine aykırı olacağı gibi makul sürede yargılanma hakkını da ihlal edecektir. Maluliyete ilişkin bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de bilirkişi raporu mahkememiz denetimine elverişli olup itiraz hukuki dayanaktan yoksundur. Her ne kadar sigorta konusunda uzman bilirkişinin tazminat hesabına ilişkin 17/07/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de AYM 2019/40 E. Sayılı dosyada verilen iptal kararı doğrultusunda progressif rant usulüne göre hesaplama yapılması hukuka uygun olduğundan itiraz bu yönüyle hukuki dayanaktan yoksundur. Tüm bu açıklamalar, mahkememiz, taraf ve kanun yolu mercileri denetimine elverişli kusur bilirkişisinden alınan 20/06/2022 tarihli raporu, maluliyete ilişkin 30/06/2022 tarihli rapor, sigorta konusunda uzman bilirkişinin 17/07/2023 tarihli ek raporu ve davacı vekilinin 03/10/2023 tarihli dava değer arttırım dilekçesi bir arada değerlendirildiğinde davanın 286.667,20-TL üzerinden kabulüne karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kabulüne, 272,859,31 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 11.303,64 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.504,25 TL bakıcı gideri tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Alınması gereken 19.582,23-TL harçtan, alınan 67,18-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.515,05-TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacının yatırdığı 67,18-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacının yaptığı 5.134,25-TL yargılama giderlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, arta kalan avansın karar kesinleştiğinde ve talep edilmesi halinde yatırana iadesine, 5-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına 6-Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1-2 Maddesi gereğince 45.000,08-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.23/10/2023