İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/379 E. 2023/656 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/379
- Karar No
- 2023/656
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/590 Esas - 2024/489 T.C. Ankara Batı ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA ESAS NO : 2023/590 Esas KARAR NO : 2024/489 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/04/2019 KARAR TARİHİ: 09/05/2024 K. YAZIM TARİHİ: 23/05/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketten toplu olarak karton bardak satın aldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin müvekkilinin davalıya sipariş vermesi üzerine davalının sipariş teyit formu hazırlayarak sipariş bedelini müvekkiline bildirmesi, akabinde müvekkilinin teyit edilen bedeli davalı şirketin banka hesabına ödemesi ya da davalı şirketin yetkilendirdiği kişi/kişilere elden teslim etmesi şeklinde yürüdüğünü, kişisel nedenlerle taraflar arasındaki ticari ilişkin sonlandığını, ancak davalı tarafından sipariş edip bedelini ödediği bir kısım malların müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkilinin tutmuş olduğu muhasebe kayıtlarına göre davalı şirketten 174.715,71TL cari hesap alacağının bulunduğunu, müvekkilinin davalı şirkete usulüne uygun olarak ihtarname gönderdiğini, ancak davalının bu ihtarnameye hiçbir cevap vermediğini, bunun üzerine müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla davalı şirket aleyhinde Ankara Batı İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, ancak davalı şirketin haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle takibin durdurulduğunu belirterek, icra dosyasına yaptığı itirazının iptali ile fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla takibin 174.715,71TL özerinden devamına, takip konusu alacağın % 20’sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ticari ilişkilerinde sipariş edilen malın teslimi ve kesilen fatura ile müvekkili şirkete yapılan ödemelerin doğrudan banka yada banka pos cihazı ile ve istisnai olarak çek ile şirkete ait resmi makbuz eklenerek yapıldığını, müvekkilinin ticari defter kayıtlarında da görülmekte olduğu üzere davacı ile yapılmış olan ticari ilişkinin yasal mevzuata ve usulüne uygun yapıldığını, ancak bu kayıtların dışında davacı tarafın sunduğu belgede iddia ettiği alacağa konu yapılan ödemelere müvekkili şirketin banka ve defter kayıtlarında rastlanılmadığını, ayrıca bu belgedeki kayıtlara dair bir alışveriş ve faturanın da mevcut olmadığını, müvekkili şirketin davacı ile başkaca bir ticari ilişkisi bulunmadığını, bunun dışındaki iddia ve işlemlerin müvekkilini bağlamadığını, ayrıca davacının uzunca bir süre herhangi bir mal almadan, faturasız bu kadar yüksek miktarda ödeme yaptığı iddiasının da ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi inandırıcı da olmadığını, müvekkilinin usulüne uygun olarak tutulmuş ticari defter kayıtlarına göre davacıdan alacaklı olduğunu, müvekkili şirketin davacı ... ile olan ticari ilişkisini kardeşi ... vasıtası ile yürütmekte olduğunu, ticari ilişkileri boyunca alacaklı durumda olan müvekkiline davacı tarafça senet verildiğini, müvekkilinden alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafın üstüne bir de senet vermesinin düşünülemeyeceğini, müvekkilinin davacı ... ve yetki verdiği kardeşi ...’a insani ve ticari desteklerde bulunduğunu, .. Kooperatifinden çekmiş oldukları kredi borçlarını ödeyememeleri üzerine ipotek verilen yakınlarına ait taşınmazın icrada satışını önlemek için müvekkilinin davacıya borç verdiğini, verilen borç nedeniyle anılan taşınmazın müvekkiline ipotek verildiğini, zaten borçlu olduğunu bilen davacının müvekkilinin alacaklarını isteyince haklı çıkacağını düşünerek acele ile ihtar çektiğini, 09/10/2017 tarihli ihtarda ipotek ve senetten bahsedilmediğini, müvekkilinin bu yasal belgelerle kanuni takip yapacağını ifade etmesi üzerine davacının 09/10/2017 tarihli ihtarla borçtan kurtulmaya çalıştığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile davacı aleyhine % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : Davacı ve davalı şirketlere ait ticaret sicil özetleri, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, Ankara Batı İş Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, BAM ilamı, bilirkişi rapor ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı. GEREKÇE : Dava, ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir. Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının bir sureti dosya arasına alınmış, incelenmesinde; Davacı (alacaklı) vekili tarafından 174.715,71 TL asıl alacak, 2.753,57 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 177.469,28 TL alacağın tahsili amacıyla davalı (borçlu) şirket aleyhine 29/12/2017 tarihinde Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, asıl alacağının dayanağı olarak cari hesap alacağının gösterildiği, 02/01/2018 tarihli ödeme emrinin davalı borçluya 05/01/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 10/01/2018 havale tarihli dilekçeyle itirazı üzerine icra takibinin durdurulduğu, eldeki davanın 01/04/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 2019/141 esasına kayden açılan davada yapılan yargılama sonucunda, mahkememizin 17/12/2020 tarih 2019/141 esas 2020/671 karar sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Ankara BAM 22. Hukuk Dairesinin 08/05/2023 tarih 2021/379 esas 2023/656 karar sayılı ilamı ile "... Bilindiği üzere 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 551. maddesinde; “Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir. Bu yetki, işletmenin alışılmış bütün işlemlerini kapsar. Ancak, ticari vekil açıkça yetkili kılınmadıkça, ödünç olarak para veya benzerlerini alamaz, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, dava açamaz ve açılmış davayı takip edemez” ; Türk Borçlar Kanunu’nun 547. maddesinin birinci fıkrasında ise ticarî temsilci düzenlenmiş olup maddede; “Ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir” şeklinde tanımlanmıştır. Ticarî temsilcilik; bir sözleşme olmayıp, tek taraflı bir hukukî işlemle verilen temsil yetkisini içerir. Buna bağlı olarak, ticarî mümessillik işletme sahibinin iradesine dayanır. Dolayısıyla burada söz konusu olan temsil yetkisi kanuni değil, iradi temsil yetkisidir. Geniş bir faaliyet alanı ve iş hacmine sahip ticarî işletmelerde, bu işletmeyi kendi adına işleten kişinin (tacir), bütün işleri tek başına yürütmesine imkân yoktur. Bu nedenle tacir, ticarî işletmesiyle ilgili faaliyetleri yürütürken, başka kişilerin (tacir yardımcıları) emek ve mesailerinden de yararlanır. Tacir yardımcılarının bir kısmı, tacire bağımlı olarak çalışır; bunlar, tacirin verdiği talimat çerçevesinde ve onun nezaret-denetimi altında faaliyet gösterirler. Tacire yardımcı olan kişilerin diğer bir bölümü ise, çalışma yöntem ve zamanını serbestçe belirleme yetkisine sahip, bağımsız yardımcılardan oluşur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.2022 tarih, 2019/(19)11-258 E, 2022/138 K sayılı kararı). O halde mahkemece davalı şirket adına ...'nin tahsilat yetkisi bulunup, bulunmadığı başka tahsilatlar da şirket adına yapıp yapmadığı hususunun araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gereklidir. Açıklanan nedenle dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına..." karar verilmiş, dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. İstinaf ilamı doğrultusunda, taraf defterlerinin fiziki ve ayrıntılı incelenerek dava dışı işçi ...'nin 21/01/2015-30/01/2018 tarihleri arasında şirket adına başka tahsilatlar yapıp yapmadığı, buna ilişkin ticari defterlerde isminin veya imzasının bulunduğu ödeme belgesi v.s. veya tahsilat yetkisine dair bir belgelinin bulunup bulunmadığı hususlarında ek rapor düzenlenmesi için dosya daha önce görev yapan mali müşavir bilirkişiye yeniden tevdii edilmiş, düzenlenen ve hükme esas alınan 14/03/2024 tarihli raporda özetle; "...Sayın Mahkemenin 26.09.2023 tarihli ara kararı ile tarafıma vermiş olduğu görevlendirme doğrultusunda davacı ... vekili ... ile telefonla görüşülmüş, dava dosyasına sunulmuş olan 30 adet ödeme belgesi dışında, davalı şirket personeli ...'nin 21.01.2015-30.01.2018 tarihleri arasında davalı şirket adına yapmış olduğu başka tahsilat bulunup bulunmadığı sorulmuş, şayet varsa bu belgelerin birer örneğinin hazırlanıp tarafıma verilmesi istenmiş olup, Davacı ... vekili ...; kendilerinde dava dosyasına sunulanlar dışında davalı şirket personeli ... tarafından imzalanmış başka tahsilat makbuzu bulunmadığını, Ankara Bölge Adliyesi Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 08.05.2023 tarih, 2021/379 E. ve 2023/656 K. sayılı ilamında yapılan değerlendirme dikkate alındığında; bu incelemenin davacı ticari defterleri üzerinde değil, davalı şirket ticari defterleri üzerinde yapılması gerektiğini ifade etmiş, Davalı ... A.Ş. ticari defterlerinin yerinde incelenmesi neticesinde dava dışı işçi ...'nin 21.01.2015-30.01.2018 tarihleri arasında davalı şirket adına yapmış olduğu başka bir tahsilata rastlanılmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır..." şeklinde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünce yapılan yazışma sonucu sunulan 06/06/2023 tarihli yazıda; Davalı şirketin yetkililerinin ..., ... ve ... olduğu bildirilmiştir. Mahkememizce taraf iddia ve savunmaları, BAM ilamı, bilirkişi rapor ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davacı ...’ın ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; davalı ... A.Ş. ile olan ticari faaliyetlerinin “...” ve “...” kodlu hesap olmak üzere iki farklı hesapta takip edildiği, “...” kodlu hesapta takip edilen ve 31/03/2017 - 20/09/2017 tarihleri arasında ödenen toplam 192.254,00 TL tutarındaki verilen sipariş avansları hesabının bakiyesinin 20/09/2017 tarihinde “...” kodlu hesaba devredilmesi neticesinde, davacı ...’ın kendi ticari defter kayıtlarına göre 29/12/2017 tarihinde Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile davalı ... A.Ş. aleyhinde başlatmış olduğu ilamsız icra takibinin takip tarihi itibariyle davalı şirketten 174.715,71 TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir. Davalı ... A.Ş.’nin ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde; davacı ...’ın 29/12/2017 tarihinde Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile başlatmış olduğu ilamsız icra takibinin takip tarihi itibariyle, davalı şirketin kendi ticari defter kayıtlarına göre davacı ...’dan 17.538,29TL alacaklı gözüktüğü tespit edilmiştir. Taraf ticari defterleri arasındaki farklılığın; davacı ...’ın “...” kodlu hesapta kayıt altına almış olduğu 31/03/2017 - 20/09/2017 tarihleri arasında ödenen toplam 192,254,00 TL tutarındaki verilen sipariş avansının davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı belirlenmiştir. Davacı vekilinin 10/10/2019 tarihli dilekçesi ekinde sunulan 30 adet ödeme belgesi incelendiğinde, hiçbirinde davalı şirket kaşesinin yer almadığı, teslim alan kısmında sadece ... ismi ve imzasının yer aldığı görülmüştür. Davacının, yaklaşık 6 ay boyunca vermiş olduğu karton bardak siparişine karşılık ödemiş olduğu sipariş avansının gereği yerine getirilmeden, yani verilen sipariş teslim edilmeden, 30 kez aynı işlemi tekrar etmesinin ticarî hayatın olağan akışına uygun düşmediği, kaldı ki, davalı şirket kaşesi bulunmayan ödeme belgelerinde ismi geçen ...'nin, Ankara Batı ... İş Mahkemesinin ...-... E.K. Sayılı ilamından anlaşıldığı üzere davalı şirkette satış temsilcisi/plasiyer olarak görev yaptığı, muhasebeci vs. olmadığı, tahsilat yetkisinin bulunmadığı değerlendirilmiştir. BAM bozma ilamı kapsamında yapılan araştırmada ...nin şirket ortağı olmadığı, davalı ... A.Ş. ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde dava dışı işçi ...'nin 21.01.2015-30.01.2018 tarihleri arasında davalı şirket adına yapmış olduğu başka bir tahsilata rastlanılmadığı, davacı vekili tarafından da dava dosyasına sunulan uyuşmazlık konusu olan tahsilatlar dışında ...'nin başkaca tahsilat yapmadığı anlaşılmıştır. Dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığının görülmesi üzerine davacı vekiline bu husus 27/10/2020 tarihli oturumda hatırlatılmış, yemin deliline dayanacaklarını belirten ve yemin metnini hazırlayıp dosyaya sunmak üzere süre talep eden davacı vekili tarafından, verilen süre içerisinde yemin metni sunulmamış ve karar tarihli oturumda yemin deliline dayanma talebinden vazgeçtikleri ifade edilmiştir. Hal böyle olunca, önceki karardaki gerekçelere ek olarak BAM bozma ilamı doğrultusunda gerekli araştırma yapılmış ve dava dışı ...'nin ticari defterlere ya da dosyaya yansıyan başka tahsilatlar yapmadığı, tahsilat yetkisi olduğuna ilişkin bir delil elde edilemediği anlaşıldığından davacının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla başlattığı takip tarihi itibarıyla davalı şirketten alacaklı olduğunu yeterli delillerle ispatlayamadığı, dolayısıyla aleyhine başlatılan icra takibine yönelik itirazında davalının haklı olduğu, sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Davalının kötüniyet tazminatı talebi değerlendirildiğinde, kötüniyet tazminatı takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan, ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi açıkça takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğreti ve Yargıtay uygulamasına göre alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde icra takibine girişen alacaklı kötüniyetli kabul edilir. Bu husus dosya kapsamında ispat edilemediğinden davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilme şartları oluşmamıştır. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına, 3-Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 2.096,36TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.668,76TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Zorunlu arabuluculuk nedeniyle Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereği ödenecek ve Arabuluculuk AÜT nin Birinci Kısmına göre taraf sayısı gözetilerek belirlenen 1.320,00TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, Bu hususta Mahkememizin 2019/141 esas 2020/671 karar sayılı ilamı üzerinden, 05/03/2021 tarih ... Harç nolu, harç tahsil müzekkeresi yazıldığından, yeniden yazılmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 5-Davalının kendisini vekil ile temsil ettiği görülmekle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 27.954,51 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/05/2024 Katip Hakim e-imza e-imza