İlk Derece Mahkemesi · Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/345 E. 2023/557 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/345
Karar No
2023/557
Karar Tarihi

T.C. GAZİANTEP 2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO :.... KARAR NO : ....

HAKİM : .... KATİP : ....

DAVACI : .... VEKİLLERİ :.... .... DAVALI : .... VEKİLLERİ : .... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 29/06/2017 KARAR TARİHİ : 18/10/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/11/2023

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İstinaf öncesi yargılama; İDDA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili ....ın sevk ve idaresindeki motosiklete.... plakalı aracın çarpması sonucu müvekkilinin ağır yaralandığını kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren .... plakalı aracın kaza tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalandığını, açıklanan bu nedenlerle; şimdilik 1000 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA: Dava dilekçesi ve tensip zaptı davalı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş ancak davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmemiştir. Dava ölümlü/yaralamalı trafik kazasından kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. Dosya kusur yönüyle incelenmesi için bilirkişiye verilmiş, bilirkişi 05/12/2017 havale tarihli bilirkişi raporunda; .... plakalı araç sürücüsü....'ın 3/8( %37,50) oranında kusurlu olduğunu, ....Plakalı motorsiklet sürücüsü ....'ın 5/8 (%62,50) oranında kusurlu olduğunu, mahkememize bildirmiştir. Dosya maluliyet yönüyle incelenmek için Adli Tıp Heyetine tevdi edilmiş, adli tıp heyetince 16/03/2018 havale tarihli özürlülük ölçütü sınıflandırılması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkındaki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanan ....'a ait raporunda; Davacı asil ....'ın özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının, %4(dört) olduğunu iyileşme süresinin ise 6(altı) aya kadar uzayabileceğini, mahkememize bildirmiştir. Dosya son olarak hesaplama yapılması için bilirkişiye verilmiş, bilirkişi tarafından TRH 2010 yaşam tablosuna göre hazırlanan 10/04/2018 havale tarihli raporunda; davacı asil ....ın %4 maluliyet oranı ile davalının %37,5 kusuru dikkate alınarak toplam 14.331,26 TL olmak üzere gerçek toplam zararının olduğunu mahkememize bildirilmiştir. Davacı vekili talebini 9.281,81 TL üzerinden ıslah etmiş ve ıslah dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmiştir. Tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu, tarafların beyanları ve alınan denetime elverişli 10/04/2018 havale tarihli hesap bilirkişi raporunda davacının toplam gerçek zararı 14.331,26 TL olarak hesaplanmış davacı tarafın dava açmadan önce davalı sigorta şirketine başvurduğuna dair dilekçesi ve gönderi belgesinde başvurusunun 02/06/2017 tarihinde teslim edildiği anlaşılmakla teslim tarihinden itibaren 15 gün sonraya tekabül eden 18/06/2017 tarihinde sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilerek yasal faize karar vermek gerekmiş davacı vekilince dava değeri 9.281,81 TL olarak ıslah edilmiş olduğu anlaşıldığından taleple bağlı kalınarak davacının davasının 9.281,81 TL üzerinden kabulüne karar vermek gerekmiştir. İstinaf incelemesinde; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda; Dosyada trafik kaza tespit tutanağı bulunmayıp, mahkemece yapılan keşiften sonra makine mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen kusur raporunda; kontrolsüz kavşakta sigortalı araç sürücüsü ....'ın sola dönüş için sağa yanaştığı, davacının sola dönen araca karşı zamanında tedbir almayarak motosikleti yatırdığı ve kazanın oluşumunda %62.5 oranında kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün ise %37.5 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen kusur oranlarına göre hüküm kurulmuştur. Karayolları Trafik Kanununun 53/1.b maddesine göre, sürücüler, sola dönüşlerde sola dönüş işareti verip yolun soluna yanaşmaya mecburdurlar. Aynı kanunun 84.maddesinde ise trafik kazalarında manevraları düzenleyen genel şartlara uymama asli kusur sayılan hallerden sayılmıştır. Bu nedenle mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden kazanın oluşumunda taraflara atfı kabil kusur oranının tespiti için yeni bir rapor alınması gerekirken bilirkişinin Karayolları Trafik Kanununda sürücülerin uyacağı kurallarla uyumsuz olan kusur raporunun hükme esas alınması doğru bulunmamış ve bu hususta yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİNİN 05/04/2021 TARİH 2019/581 ESAS VE 2021/544 KARAR SAYILI ilamı sonrası yapılan yargılamada; Yeni duruşma gün ve saati taraflara tebliğ edilmiştir. Kusur yönünden yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca BAM kararı doğrultusunda taraf itirazlarını karşılar şekilde kusur tespitine dair rapor alınması için dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmiş olup, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan 06/10/2021 tarihli raporda özetle; Mevcut bulgulara göre ; A)-Sürücü ....'ın, sevk ve idaresindeki araç ile olay mahalli kavşaktan sola dönüş manevrası yapmak için, kavşağa yaklaşırken zamanında yolun soluna geçmesi gerekirken bu hususa riayet etmediğini, gerisindeki araç trafiğini yeterince kontrol etmeden, gerisinden gelen motosikletin hız ve mesafesini dikkate almadan kavşaktan sola dönüş manevrası yaparak seyir halinde olan davacı sürücünün seyir yönünü kapattığı anlaşılmakla olayda; kusurlu olduğunu, B)-Davacı sürücü ....'ın, sevk ve idaresindeki motosiklet ile olay mahalli kavşağa her an tedbir alabilecek şekilde yaklaşması, sola manevra yapmak isteyen araç sürücüsüne karşı sesli ikazla uyarıp araca çarpmamak için zamanında fren tatbikinde bulunması gerekirken bu hususlara riayet etmediğini olayda; kusurlu olduğunu, SONUÇ : Yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A)-Sürücü ....' ın %80 (yüzde seksen) oranında kusurlu olduğunu, B)-Davacı sürücü ....’ ın %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğunu mahkememize bildirmişlerdir.

Akabinde mahkememizin 2 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı uyarınca dosyada yer alan kusur bilirkişi raporu ile ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosya talimat yoluyla Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilerek Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'ne tevdi edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 06/02/22 tarihli raporda özetle; Davalı şirkete sigortalı .... plakalı otomobilin sürücüsü....ın, yönetimindeki araç ile olay yeri kavşakta sola dönüş yapacağına göre, sola doğru manevraya başlamadan önce sol gerisinden gelmekte olan trafiği kontrol etmemekle, önceden işaret vererek sol şeride girmesi, hızını azaltarak kavşağa dikkatli yaklaşması, kavşak içinde iken şerit değiştirmemesi gerekirken, kontrolsüz olarak sola dönüş manevrası yaparak sol şerit üzerinden gelmekte olan yakın mesafedeki motosikletin seyir şeridini tamamen kapatarak, otomobilinin sol ön kapı ve alt kesimine çarpmasına neden olmakla, sola dönüş kurallarına aykırı davrandığını, kontrolsüz ve ani biçimde kavşak içinde doğrultu değiştirerek sebebiyet verdiği olayda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 46/b-c, 47/c, 53/b, 67/a maddesi hükümlerine uygun davranmamakla asli derecede kusurlu bulunduğunu, Davacı sürücü ....'ın, yönetimindeki .... plakalı motosiklet ile sol şerit üzerinde seyretmekte iken, sağ ön ilerisinde seyreden aracın sola dönebileceğini öngörüp bu araç sürücüsünü ses cihazı ile uyarmakla beraber, meskun mahal içinde yüksek hızla seyretmekte olmasının etkisi ile sola dönüş manevrası yapan otomobili fark ettiğinde hiçbir tedbir almadan, önlemsizce sola dönüş yapan otomobilin sol ön kapı ve altına çarpmakla, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52. madde (b) bendi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davranmakla, meydana gelen olayda tali derecede kusurlu bulunduğunu, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan rapora iştirak edildiğini, diğer raporun olayın oluşunu karşılamadığını, yasada sürücülerin manevra şartları asli sürücü kusuru olarak belirtilmesine rağmen kavşağa hızla yaklaşan sürücüye asli kusur verilmesi ne ilgili yasaya nede de hakkaniyete uygun olmadığından bu rapora iştirak etmenin mümkün olmadığını, Yukarıda açıklanan gerekçelerle, 1- Davalı .... şirketine sigortalı .... plakalı otomobilin sürücüsü ....’ın, meydana gelen olayda %80 (yüzde seksen ) oranında kusurlu olduğunu, 2- Davacı sürücü ....’ın, meydana gelen olayda %20 (Yüzde yirmi) oranında kusurlu olduğunu mahkememize bildirmişlerdir. 6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır. Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve dava konusu olayın meydana gelmesinde davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün %80 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme; Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir. Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 24/04/2022 tarihli raporda özetle; 20.04.20170 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, olayda davacının %80 oranında, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %80 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla, davacının talebi ile davalının sorumluluğunun, "kazanılmış hakların" nihai takdiri yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, mahkemelerinin 31.03.2022 tarihli ara kararına göre; 1-Davacı sürekli maluliyet nedeniyle talepte bulunmuş olup, davacının TRH 2010 yaşam tablosuna ve "Progresif Rant (%10 Artırım-İndirim) Yöntemi" ne göre, kusur indirimli, % 4 Oranında sürekli maluliyete ilişkin maddi zararının 27.920,02 TL, 2-Davacı sürekli maluliyet nedeniyle talepte bulunmuş olup, davacının TRH 2010 yaşam tablosuna ve "Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant Yöntemi (%1.8 Teknik Faiz) " ne göre, kusur indirimli, % 4 Oranında sürekli maluliyete ilişkin maddi zararının 19.357,38 TL olduğunu, 3-Davacı sürekli maluliyet nedeniyle talepte bulunmuş ise de, 08.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davacının 6 ay geçici iş göremezlik süresi olduğu belirlenmiş olup, davacının talebi ile davalının sorumluluğunun, ZMMS genel şartlarının nihai takdiri yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, davacının iyileşme dönemine ilişkin kusur indirimli geçici iş göremezlik zararının 8.428,98 TL olduğunu, 4-Davacının talebi ile davalının sorumluluğunun ve ZMMS genel şartlarının nihai takdiri yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, olay tarihinde ZMMS poliçe teminat limiti ölüm/ sakatlanma/tedavi gideri halinde şahıs başına 330.000,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.

Akabinde mahkememizin 6 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği 2023 yılı asgari ücreti esas alınmak suretiyle, daha önce hazırlanan rapordaki hesaplama yöntemleri dikkate alıanrak ve davalı tarafından icra dosyasına yapılan ödeme dikkate alınarak ek rapor hazırlanması için dosya aktüerya bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 15/09/2023 tarihli ek raporda özetle; 20.04.2017 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle, olayda davacının %80 oranında, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %80 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla, mahkemelerinin 03.05.2023 tarihli ara kararına göre; 1-Davacı sürekli maluliyet nedeniyle talepte bulunmuş olup, davacının TRH 2010 yaşam tablosuna ve "Progresif Rant (%10 Artırım-İndirim) Yöntemi" ne göre, kusur indirimli, % 4 Oranında sürekli maluliyete ilişkin maddi zararının 165.096,49 TL, Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2019/7979 E. Sayılı dosyasına yapılan ödemenin mahsubu sonucu; % 4 Oranında sürekli maluliyete ilişkin bakiye gerçek zararı 155.814,68 TL olduğunu, 2-Davacı sürekli maluliyet nedeniyle talepte bulunmuş olup, davacının TRH 2010 yaşam tablosuna ve "Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant Yöntemi (%1.8 Teknik Faiz) " ne göre, kusur indirimli, % 4 Oranında sürekli maluliyete ilişkin maddi zararının 121.686,23 TL olduğunu, Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2019/7979 E. Sayılı dosyasına yapılan ödemenin mahsubu sonucu; % 4 Oranında sürekli maluliyete ilişkin bakiye gerçek zararının 112.404,42 TL olduğunu,

3-Davacı sürekli maluliyet nedeniyle talepte bulunmuş ise de, 08.03.2018 tarihli bilirkişi raporu ile davacının 6 ay geçici iş göremezlik süresi olduğu belirlenmiş olup, davacının talebi ile davalının sorumluluğunun, ZMMS genel şartlarının nihai takdiri yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, davacının iyileşme dönemine ilişkin kusur indirimli geçici iş göremezlik zararının 8.428,98 TL olduğunu, 4-Davacının talebi ile davalının sorumluluğunun ve ZMMS genel şartlarının nihai takdiri yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, olay tarihinde ZMMS poliçe teminat limiti ölüm/ sakatlanma/tedavi gideri halinde şahıs başına 330.000,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir. Kaldırma öncesi yapılan hesaplama yöntemi taraflarca istinaf kanun yoluna götürülmediğinden usuli kazanılmış hak teşkil ettiği dikkate alınarak mahkememizce alınan 15/09/2023 tarihli rapor hükme esas alınmıştır. Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme; Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/15094 Esas, 2021/3961 Karar sayılı ve 30/06/2021 Tarihli ilamında "....Somut olayda; kazadan sonra düzenlenen tespit tutanağında davacının koruyucu tertibatının bulunup bulunmadığına ilişkin tespite rastlanmamıştır. Hükme esas alınan maluliyet raporuna göre davacının %7,2 kalıcı maluliyetinin ve 270 geçici iş göremezliği olduğu, yaralanmasının sol taraf diz kapağında kırık olduğu rapor edilmiştir. Bu durumda, davacının kazalı motosiklete koruyucu ekipman olan dizlik kullanmaksızın bindiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Müterafik kusur indiriminde, her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılması gerekmektedir. Buna göre hesaplanan tazminattan Dairemiz uygulamalarına göre 6098 sayılı TBK md. 52. maddesi gereğince %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmektedir. Bu açıklamalar doğrultusunda da davaya konu zararın meydana gelmesinde davacının da müterafik kusurunun bulunduğuna kanaat getirilmiş ve hesaplanan tazminat miktarından Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereğince % 20 oranında indirim uygulamak gerekmiştir. Usuli kazanılmış hak bakmından yapılan değerlendirme; Kaldırma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğurur. Kesinleşmiş kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. "Usuli kazanılmış hak" kavramı ise, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ana temellerinden olup, bir davada, mahkemenin yada tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/10965 E. 2014/2675 K., Gaziantep BAM 17HD 2021/96 Esas, 2021/333 Karar sayılı ilamları) Bu noktada kaldırma öncesi verilen karara karşı yapılan istinaf başvuruları ve istinaf kararı incelenmiştir. Kaldırma öncesi verilen hüküm sadece davacı tarafından ve sadece kusur oranları bakımından istinaf edilmiştir. Kaldırma öncesi alınan aktüer bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemi taraflarca istinaf edilmemiştir. Bu nedenle hesaplama yönteminin taraflar bakımından usuli kazanılmış hak teşkil ettiği kanaati hasıl olmuştur. Gerçek zarar bakımından yapılan değerlendirme; Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediğinden dava kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı) Davacı kaldırma öncesi davasını ıslah etmiş ve dava değerini 9.281,81 TL'ye yükseltmiştir. Kaldırma öncesi bu bedel üzerinden hüküm tesis edilmiştir. Davacı davasının kaldırma öncesi ıslah ettiğinden HMK 176 uyarınca başkaca ıslah hakkı bulunmadığından kaldırma öncesi hükmedilen bedel esas alınmıştır. Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme; Davacının kusur indirimli hali ile; kaldırma öncesi hükme esas alınan hesaplama yöntemi ile toplam zararının 121.686,23 TL olduğu belirlenmiştir. Hesaplanan bu bedel üzerinden bilirkişi tarafından hesaplama yapılırken kusur indirimi yapıldığından müterafik kusur indirimi ve ödemenin tenzili sureti ile sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki; "Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir. Mahkememizce kaldırma sonrası yapılan yargılamada kusur oranları belirlenmiş ve davacının kusur indirimli olarak zararı toplam 121.686,23 TL olarak belirlenmiştir. Bu bedelden %20 müterafik kusur indirimi yapıldığında davacının zararı; 97.348,98 TL'dir. Davalı tarafından dava açıldıktan sonra ödeme kaldırma öncesi verilen hükmün Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2019/7979 Esas sayılı takibi ile icra takibine girişilmesi ve takip 06/02/2019 tarihinde infazı ile gerçekleşmiştir. Yapılan ödeme asıl alacak bakımından 9.281,81 TL'dir. Kusur ve müterafik kusur indiriminden sonra 97.348,98 TL'den ödeme düşüldüğünde davacının gerçek zararı 88.067,17 TL'dir. Davacı tarafından dava değeri 9.281,81 TL olarak belirlendiğinden bu bedel üzerinden de ödeme yapıldığından davanın konusuz kaldığı yönünde hüküm tesis edilmiştir. Davalı tarafından ilk hükümde hüküm altına alınan yargılama gideri ve vekalet ücreti de davalı tarafından icra kanalı ile davacıya ödendiğinden hüküm tesis edilirken bu bedeller tenzil edilerek hüküm tesis edilmiştir. Neticeten; Tüm dosya kapsamı taraf beyanları, mevcut delil durumu, kaldırma kararında irdelenen hususlar ve denetime elverişli aldırılmış bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak karar verilmesine yer olmadığına dair karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; USULİ KAZANILMIŞ HAKLAR DİKKATE ALINMAK SURETİYLE 1-Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Alınması gereken 634.04 TL karar ve ilam harcından peşin alınan ve ıslah edilen 59.69 TL harcın mahsubu ile 574,35 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacının tarafından yatırılan harç ve yargılama gideri bakımından kaldırma öncesi verilen hükümde 2.179,99 TL'si tahsil edildiğinden bakiye kalan 3.531,31 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kaldırma öncesi hüküm altına alınan ve davacı tarafından tahsil edilen vekalet ücretinin tenzili bakiye olarak hesaplanan 7.101,81 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 18/10/2023

Atıf: Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/345, K. 2023/557, T. 18.10.2023, www.arakarar.com/karar/gaziantep-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-345-e-2023-557-k-76f0fcf5ced6