İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2021/2486 E. 2012/824 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2021/2486
- Karar No
- 2012/824
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/61 Esas KARAR NO : 2023/332 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 05/01/2016 KARAR TARİHİ : 18/04/2023 Yukarıda açık kimliği yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalılardan ...'ın sevk ve idaresindeki... plakalı aracı ile 03/04/2015 tarihinde davacı ...'in kullandığı... plakalı motosikletine çarması nedeniyle müvekkilinin yaralandığını, kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS sigortalısının davalı sigorta şirketi olduğunu, bu nedenle davalının müvekkilinin uğradığı zararın tümünden sorumlu olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50,00-TL hastane ve ilaç masrafı, 50,00-TL hastane yol masrafı, 900,00-TL maluliyet olmak üzere 1.000,00-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren reeskont avans faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 25.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'dan olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizili ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili, tarihli ıslah dilekçesi ile; 1.000,00-TL maddi tazminat taleplerini 101.558,06-TL'ye arttırdıklarını, iş bu bedelin olay tarihinden itibaren işleyeek şekilde reeskont faizi ile birlikte talep ettiklerini beyan etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından dava konusu kaza nedeniyle meydana gelen zarara ilişkin tazminat bedeli davacıya dava öncesinde ödenmiş olduğundan haksız ve mükerrer talepleri içeren davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirket ödeme yaparak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmiş olup, haksız davanın reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur, maluliyet durumu ve tazminat miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasını, maluliyet raporunun Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesi’nden alınmasını, tazminat raporunun hazineye kayıtlı aktüer aracılığı ile yaptırılmasını, dava dilekçesinde yer alan dolaylı zararlara ilişkin taleplerin poliçe teminatı kapsamında olmaması sebebiyle reddini, tespit edilecek davacı müterafik kusurunun tazminatın hesaplanması halinde göz önünde tutulmasını ve tazminattan düşülmesini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, tazminat davası olup, Mahkememizin 24/12/2019 tarih ve ... karar sayılı kararı ile; davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesinin 21/12/2022 tarih, ... Karar sayılı ilamı ile "...Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davacı vekili, davalı ... Sigorta AŞ. vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. 1-Öncelikle, dava şartı olan taraf ehliyeti ve yetkilendirme bakımından yapılan değerlendirmede; davacı ...in kaza ve dava tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olduğu, bu nedenle velisi olarak anne ve babasının verdiği vekaletnameye istinaden davada vekil aracılığıyla temsil edildiği anlaşılmakta ise de, yargılama sırasında 18 yaşını doldurduğu, buna rağmen davacı adına sunulan istinaf dilekçesinin velayeten anne ve babasının verdiği vekaletnameye istinaden sunulmuş olup, davacı ...tarafından bizzat usulünce verilmiş bir vekaletnameye dosya kapsamında rastlanılamadığı anlaşılmakla, aşağıda yer alan sebeplerin yanısıra bu husus re'sen karar kaldırma nedeni olarak görülmüştür. 2-Davalı ... Sigorta A.Ş vekilinin ödemenin güncellenmediğine dair itirazı yerinde görülmemiştir. Şöyle ki, dava tarihi 05.01.2016 olup, davalı sigorta şirketinin 1.237-TL'lik ödemesinin tarihi ise 15.01.2016, yani dava tarihinden sonraki bir tarihtedir. Yargılama esnasında yapılan ödemeler bakımından güncelleme yapılmadan tazminat tutarından mahsup edilmesi gerekli olduğundan, mahkemece hükme esas alınan aktüer raporunda bu hususta hukuka aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. (Bu yönde bknz.Yargıtay (kapatılan)... HD. ... K., ...K, ... K, ... K). 3-Her ne kadar aktüer bilirkişi tarafından, Yargıtay içtihatlarıyla uygulanması esas alınan TRH 2010 tablosuna göre değil de,... tablosuna göre hesap yapılmış ise de, davacı tarafın bu yönden istinafa gelmediği,... yaşam tablosunun hak sahipleri yönünden daha kısa yaşam süreleri belirlemesi nedeniyle davalı taraf yararına usuli müktesep hak oluştuğu, istinafa davacı tarafça sadece manevi tazminat yönünden gelinmesinden ve davalı tarafça aktüer raporuna yönelik sair sebeplerle istinafa gelindiğinden dolayı, aleyhe bozma yasağı da gözetilerek bu husus davalı aleyhine bir kaldırma nedeni yapılmamıştır (Aynı yönde bknz. Yargıtay 4. HD 2021/2486 E.- 2021/3312 K). 4-Geçici işgöremezlik tazminatından dolayı sigorta şirketlerinin sorumluluğunun kalktığına dair itiraz yerinde değil ise de, davalı sigorta şirketi vekilinin davacı küçüğün kaza tarihinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle geçici işgöremezlik tazminatı hesaplanamayacağına dair itirazı, davacı...'ın kaza tarihinde çalıştığına dair dosyaya belge de sunulmamış olması karşısında yerinde görülmüş olup, davacının maluliyete dayalı tazminatı hesaplanırken bu hususun da aktüer tarafından gözetilmesi gerekmektedir. 5-Kaza sırasında davacı...ın motosiklet kullanmakta olduğu ve dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgelere göre, sağ bacak kırığı şeklinde de yaralanmış olup yaralanmasının niteliğine göre kaza anında koruyucu ekipman kullanmadan motosikleti sürmekte olduğu anlaşılmakta olup, zararın artmasına etken nitelikte müterafik kusuru bulunmasına rağmen mahkemece re'sen gözetilmesi gereken bu durumun dikkate alınmaması doğru görülmemiştir. 6-Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta kaza tarihi 03.04.2015 olup, mahkemece hükme esas alınan Ege Üniversite Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Tıp ABD heyet raporunda da yerinde bir şekilde "Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği" hükümleri esas alınarak maluliyet ve iyileşme sürelerinin hesaplandığı anlaşılmaktadır. 7-Aktüer raporu uyarınca davacı tarafça talep edilebilecek maddi tazminat tutarının 101.588,06-TL olarak hesaplanmasından sonra, davacı vekilinin talep arttırım dilekçesi sunarak talebini 101.588,06-TL'ye çıkardığı anlaşılmakta iken, mahkemece kurulan hükümde "Maddi tazminat talebi bakımından dava ve ıslah dilekçesinin kabulü ile, 101.558,06-TL sürekli ve geçici işgöremezlik zararının davalı...Sigorta AŞ'den dava tarihi olan 05/01/2016 tarihinden itibaren, davalı ... yönünden kaza tarihi olan 03/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" dair hüküm kurulduktan sonra, devamında talebi aşar şekilde "50,00-TL hastane ve ilaç masrafı, 50,00-TL hastane yol masrafı olmak üzere 100,00-TL'nin" de davalılardan tahsili yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu hususta davalı sigorta vekilinin itirazı haklı görülmüştür. 8-Kabule göre de, davalı sigorta şirketi manevi tazminattan sorumlu olmadığı halde aleyhine harç ve yargılama giderine hükmedilmesi doğru olmamıştır. 9-Davalı Hakkı'nın savunma hakkının kısıtlandığına dair itirazlar bakımından yapılan değerlendirmede; her ne kadar anılan davalının mernis adresine tebligatlar çıkarıldığı görülmekte ise de, davalının 2019 yılından beri cezaevinde olduğu, 18.04.2019 tarihinde vasi atandığı görülmektedir. Anılan davalı hakkında sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağı dahi düzenlenmediği görülmektedir. Dosya kapsamına göre, bahse konu davalı tarafa alınan tüm raporların usulünce tebliği ile savunma hakkı verilmesi, sosyal ve ekonomik durumu da araştırılarak manevi tazminata esas olmak üzere dosya içerisine alınması gerekmekle, davalı Hakkı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir. 10-Davacının manevi tazminata dair istinaf itirazları bakımından yapılan değerlendirmede ise; dosya kapsamına ve karar kaldırma nedenine göre bu itirazın şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı... Sigorta AŞ. vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ve davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının ise şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir..." gerekçesi ile kaldırılmıştır. Mahkememizin... Esas sayılı dosyasına kaydı yapılan dosyanın yapılan yargılaması sonunda; 1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan geçici ve kalıcı iş gücü kaybı zararına dayalı maddi tazminat davasıdır. 2-İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Dairesi'nin kaldırma kararı öncesinde mahkememizce gerçekleştirilen yargılamada; "Dava, davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle açılmış maddi ve manevi tazminat davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf, davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle; kusurun durumu, davacının iş gücü kayının ne olduğu ve bu bağlı olarak isteyebileceği tazminat tutarının ne kadar olduğu ile davalıların bu tazminatın ne kadarından sorumlu olduğudur. Kara taşıtlarının karıştığı kazalardaki sorumlu kişiler ile sorumluluk sebepleri, araç sürücüsü yönünden 6098 s. TBK.nın 49 vd. Maddeleri, araç sahibi yönünden(işleten) 2918 s. KTK.nın 85. Maddesi ve sigorta şirketleri yönünden ise 2918 s. KTK.nın 91 vd. Maddeleri ile ZMM Genel Şartları hükümleridir. Bu kişiler arasındaki sorumluluk esası ise zarar görene karşı(dış ilişkide) 6098 s. TBK.nın 61. maddesi uyarınca müteselsil sorumluluk olup, aynı kanunun 163. maddesi uyarınca zarar gören zararın bir kısmını veya tamamını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Eldeki davada davacı davasını sigorta şirketi, işleten ve araç sürücüsüne karşı açmıştır. Mahkememizce davacının zararı olup olmadığı ve varsa miktarı ile davalının sorumluluğunun sınırının tespiti için rapor alınmış, az yukarıda açıklandığı üzere; davacının meydana gelen trafik kazasında %75 kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketine sigortalı olan araç sürücüsü davalının da %25 oranında kusurlu olduğu, alınan adli tıp raporuna göre davacının sürekli iş göremezlik oranının %35,2 olarak bulunduğu, tıbbi iyleşme süresinin 18 ay olduğu anlaşılmıştır. Aktüer bilirkişi kaza tarihinde geçerli poliçe tarihini dikkate alarak PMF yaşam tablosuna göre tazminat hesabı yapmıştır. Hesap yaparken belirlenen sürekli işgöremezlik oranı ve tıbbi iyileşme süresine göre tazminat miktarının hesaplandığı, kusur indiriminin dikkate alındığı ve davalının yaptığı ödemenin mahsup ediliği ve davacının 101.558,06.-TL maddi tazminat alacağı belirlenmiş, yapılan hesaplamaların mevzuata, içtihatlara ve dosya kapsamına uygun ve denetime açık olduğu anlaşılmıştır. Davacı davasını bu bedel üzerinden değer artırımı yapmış ve eksik harcı tamamlamış olduğundan bu miktar üzerinden davanın kabulü gerekmiştir. 6098 s. TBK.nın 56. Maddesine göre ise; "hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." Hâkim, M.K.nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tesbit etmelidir. Hâkim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 28.05.2003 gün 2033/21-368-355 ve 23.06.2004 gün 2004/13-291-370 sayılı kararları). Yargıtay HGK, 21.11.2012 tarih, 2012/21-737, 2012/824 K. Davalı tarafın haksız eylemi nedeni ile davacıda bedensel zarar meydana geldiği, eylemle zarar arasında illiyet bağı olduğu ve eylemde hukuka uygunluk bulunmadığı anlaşıldığından davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmetmek gerekmiştir. Anılan ilkeler çerçevesinde; davacı da meydana gelen yaralanmanın ağırlığı, yaşı ve tedavi süreci, her iki tarafın da sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmış, tarafların kusur oranları ile dikkate alınarak 7.500,00-TL manevi tazminatın adalete hak ve nesafete uygun olduğu, bir tarafın zenginleşmesine bir tarafın da fakirleşmesine neden olmayacağı anlaşıldığından, manevi tazminat talebinin kısmen kabülü ile aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. " Gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, istinaf incelemesi neticesinde kararın; a-Davacının dava tarihinden sonra reşit olması nedeniyle kendisi tarafından vekil tayin edilmeyen davacı vekilinin temsil yetkisi bulunmaması, b-Davacının kaza tarihinde ve geçici iş göremezlik süresi içerisinde 18 yaşından küçük olması nedeniyle geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmemesi gerektiği, c-Kaza sırasında bacağından yaralanan davacının koruyucu ekipman kullanmamış olması nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiği, d-Talebi aşar şekilde dava değerinin üzerinde bir miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması, e-Davalı sigorta şirketinin manevi tazminat yönünden sorumlu olmadığı halde harç ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması, f-Davalı ...'ın kısıtlı olduğu halde vasisi yönünden taraf teşkili sağlanmaksızın yargılamanın sürdürüldüğü ve karar verildiği, Hususları hukuka aykırı görülmekle kararın bu yönlerden kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararı sonrasında yapılan inceleme ve değerlendirmelerde, mahkememizin istinaf kaldırma kararı öncesinde dosyaya sunulan kusur raporunun, maluliyet raporunun ve aktüerya raporunun denetime elverişli oldukları gözetilerek yeniden bu yönlerden bir inceleme ve değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiş, dosya kapsamında mevcut deliller çerçevesinde istinaf kaldırma nedenlerine yönelik tahkikat yürütülmüştür. A-Davacı vekiline tensip zaptı ile davacının kendisi tarafından vekil kılındığını gösterir vekaletname sunulması hususunda süre verilmiş, davacı vekili tarafından davacı...'in 01/03/2023 tarihli genel vekaletnamesinin dosyaya sunulduğu görülmüştür. B-İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda yapılan incelemede davacının 01/09/1999 tarihinde doğduğu ve kaza tarihi 03/04/2015'te henüz 18 yaşını ikmal etmemiş olduğu, 18 aylık geçici iş göremezlik süresi boyunca 18 yaşını doldurmadığı görülmüştür. Dosya kapsamında davacının bu süre boyunca gelir getirici bir işte çalıştığına dair delil bulunmadığı dikkate alındığında davacının tam iş gücü kaybına uğradığı bu süre zarfında maddi zararı oluştuğuna yönelik bir ispat bulunmadığı anlaşıldığından geçici iş gücü kaybı tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. C-İstinaf kaldırma kararında davacının dava konusu kazanın gerçekleşmesi sırasında diz ve bacak bölgesini koruyucu ekipman kullanılmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiği belirtilmiş ise de mahkememizce bu görüşe iştirak edilmemiştir. Şöyle ki; Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin 20/09/2022 tarih, ... Karar sayılı ilamında, "Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, 6098 sayılı TBK 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. İtiraz hakem heyetince, davacının dizlik takmaması nedeniyle % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığı ve itirazın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle itiraz başvuru ücretinin % 50’sinin davacıdan tahsiline karar verildiği anlaşılmaktadır. Koruyucu ekipman olarak dizlik, Karayolları Trafik Yönetmeliğinde düzenlenmediğinden müterafik kusur indirimi yapılmaması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre; müterafik kusur indirimi yapılması doğru görülmediğinden itiraz başvuru ücretinin % 50’sinden davacının sorumlu tutulması da doğru değildir." Yargıtay...Hukuk Dairesi'nin... Karar sayılı, 15/02/2023 tarihli ilamında da benzer şekilde değerlendirme yapılarak müterafik kusur uygulanması gerektiği yönündeki temyiz taleplerinin reddine karar verilmiştir. Her ne kadar Yargıtay 17.Hukuk Dairesi ve Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin eski tarihli uygulamasında motosiklet kullanıcılarının korucuyu elbise veya dizlik kullanmaması nedeniyle maluliyetin oluştuğu bölgeler de dikkate alınarak müterafık kusur indirimi uygulanması gerektiği yönünde kararlar bulunmakta ise de, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin mahkememiz kararı tarihi itibariyle yukarıda bir kısmı alıntılanan en güncel uygulamasında önceki tarihli bu uygulamanın terk edildiği, Karayolları Trafik Kanunu'nda ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde düzenlenmeyen koruyucu tertibatın kullanılmamasından dolayı müterafik kusur indirimi uygulanamayacağı yönünde görüş değiştirildiği görülmüş olup, mahkememizce yapılan değerlendirmede de, müterafik kusur indirimi uygulanabilmesi için zarar görenin yasa veya yönetmelik hükümlerine göre kullanılması gereken bir araç veya gereci kullanmaması ve bunun zararın artmasına neden olması gerektiği, bu haliyle yasal olarak zorunluluk bulunmayan dizlik veya koruyucu elbise kullanımı gerçekleştirilmemesinin tek başına zararın artış nedeni olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin güncel uygulaması doğrultusunda müterafik kusur indirimi uygulanmamıştır. D-Talebi aşar şekilde karar verilmesi hususundaki istinaf kaldırma kararına yönelik dosya kapsamında yapılan incelemede, davacı vekilince dava dilekçesinde; -50,00-TL hastane ve ilaç masrafı, -50,00-TL hastane yol masrafı, -900,00-TL maluliyet tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00-TL maddi tazminat talebinde bulunulduğu, 28/05/2019 tarihli talep artırım dilekçesi ile; 1.000,00-TL maddi tazminat talebinin 101.558,06-TL'ye yükseltildiği, mahkememizce bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verildiği, ayrıca 50,00-TL hastane ve ilaç masrafı ile 50,00-TL hastane yol masrafı taleplerinin de kabulüne karar verildiği görülmüştür. Davacı tarafın dava dilekçesinde 1.000,00-TL olarak belirlediği maddi tazminat miktarına 50,00-TL tutarlı hastane ve ilaç masrafı ile 50,00-TL hastane yol masrafı talepleri de dahil olup mahkememizce verilen kararın talep aşımı niteliğinde olduğu görülmüştür. İstinaf kaldırma kararı doğrultusunda yapılan değerlendirmede; -Davacının 14/05/2019 tarihli aktüerya raporu ile tespit edilen sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan maddi tazminat zararının 391.711,83-TL olduğu, davalının %25 oranındaki kusuruna isabet eden ve davacının davalılardan talep edebileceği sürekli iş gücü kaybı zararının ise 96.690,96-TL olduğu tespit edilerek bu miktar hüküm altına alınmıştır. -Davacının 14/05/2019 tarihli aktüerya raporunda SGK sorumluluğunda olmayan belgelendirilemeyen sarf gideri malzemesinin 250,00-TL olduğunun belirtildiği, davalıların bu miktarın %25 kusur oranına göre 62,50-TL'sinden sorumlu olduğu gözetilerek bu miktar yönünden kısmen kabul kararı verilmiştir. -14/05/2019 tarihli aktüerya raporunda davacının düzenlenen sağlık kurulu raporu nedeniyle 150,00-TL ödemiş olduğu belirtilerek bu miktar sağlık gideri olarak değerlendirilmiş ise de, davacının yargılamaya esas olmak üzere maluliyetinin tespiti amacıyla aldığı maluliyet raporu hususunda sarf ettiği giderin bir tazminat kalemi olarak değerlendirilemeyeceği, bu yönde sarf edilen giderlerin yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek 150,00-TL sağlık raporu gideri yargılama giderlerine dahil edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. İstinaf kaldırma kararı öncesi 150,00-TL rapor ücreti %25 kusura isabet eden 37,50-TL olarak kabul edilmiş olup davacı tarafça bu yönden itirazda ve istinaf talebinde bulunulmadığı ve davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözetilerek yalnıza 37,50-TL yargılama giderlerine dahil edilmiştir. -14/05/2019 tarihli aktüerya raporunda davacının tedavi amacıyla hastaneye ulaşımı için 400,00-TL gider sarf edeceği yönünde rapor düzenlendiği, davalıların %25 kusuruna denk gelen 100,00-TL tutar ile sorumlu oldukları kabul edilerek hüküm altına alınmıştır. Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere davacının davalılardan maddi tazminat alacak kalemleri yönünden 28/05/2019 tarihli değer artırım dilekçesi ile aktüerya raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda dava değerini 101.558,06-TL'ye yükselttiği, ancak mahkememizce yapılan değerlendirmede toplam 96.583,46-TL talepte bulunabileceği, gözetilerek bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, fazlasına dair istemlerin reddine karar verilmiştir. E-Davalı sigorta şirketi aleyhinde yalnızca maddi tazminat kalemleri yönünden hüküm kurulmuş olup harç ve yargılama giderleri bu husus dikkate alınarak değerlendirilmiştir. F-İstinaf kaldırma kararı sonrasında davalı ...'ın kısıtlılık halinin devam ettiği, vasi olarak ... nin atandığı, vasi tarafından vekil olarak tayin edilen Avukat ...ve Avukat...'ın dosyaya vekaletname sundukları görülmüştür. Davalı hakkında ekonomik ve sosyal durum araştırma raporu düzenlenmesi için ilgili kolluk birimine müzekkere yazılmış, müzekkere cevabına ve Uyap kayıtlarına göre davacının halen kapalı cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu ve gelirinin bulunmadığı, üzerine kayıtlı malvarlığının bulunmadığı görülmüştür. İstinaf kaldırma kararı öncesi dosyada alınan kusur raporu, maluliyet raporu ve aktüerya raporu ve ıslah dilekçesi davalı ... vekiline tebliğ edilmiş, raporlara karşı itiraz ve beyanları sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiştir. Davalı vekili tarafından kusur ve maluliyet raporlarına karşı itirazda bulunulmuş ise de davalılara izafe edilen %25 kusur oranının dosya kapsamına ve kazanın gerçekleşme şekline uygun olduğu, maluliyet raporunda belirlenen maluliyet oran ve sürelerinin kaza tarihinde geçerli yönetmelik hükümlerine göre belirlendiği, davalı tarafça hatalı değerlendirme yapıldığına yönelik somut bir itiraz nedeni gösterilmediği dikkate alınarak yeniden rapor alınmasına gerek görülmemiştir. İstinaf kaldırma kararı öncesi dosyaya kazandırılan kusur raporunda davalıların kusurundan sorumlu olduğu araç sürücüsünün kazanın oluşumunda %25 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş olup mahkememizce de bu görüşe iştirak edilmiştir. Maluliyet yönünden düzenlenen raporda ise kaza tarihinde yürürlükte bulunan yönetmelik hükümlerinin dikkate alındığı anlaşılmış olup hatalı veya eksik değerlendirme yapıldığına dair somut bir itiraz bulunmadığı gibi resen gözetilmesi gereken bir hata veya eksiklik de bulunmadığı, bu haliyle maluliyet raporunun hükme esas alınabileceği değerlendirilmiştir. G-Davacının manevi tazminat talepleri yönünden yapılan incelemede; Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de gözönünde tutularak, Türk Borçlar Kanunu'nun 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nun 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Mahkememizce kazanın oluş şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kazanın gerçekleşmesindeki kusur durumları, davacının yaşı, maluliyetinin boyutu ve maluliyetin günlük hayatını etkileme derecesi, paranın alım gücü, davacı ve davalının karşılıklı ekonomik ve sosyal durumları dikkate alınarak istinaf kaldırma kararı öncesinde de belirlenmiş olan 7.500,00-TL manevi tazminatın uygun bir miktar olduğu değerlendirildiğinden istinaf kaldırma kararı sonrasında da aynı miktarda manevi tazminata hükmedilmiştir. H-Davacı vekili tarafından istinaf kaldırma kararı sonrasında güncel asgari ücret miktarı üzerinden hesaplama yapılması talep edilmiş ise de davacı tarafça istinaf kaldırma kararı öncesi düzenlenen aktüerya raporuna itiraz ileri sürülmediği gibi mahkememizce verilen 24/12/2019 tarihli karara karşı maddi tazminat talepleri yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmamıştır. Davacının gerek aktüerya raporuna karşı gerekse karara karşı itiraz ve istinaf başvurusunda bulunmamış olması nedeniyle davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan güncel maaş verileriyle hesaplama yapılması imkanı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yeniden zarar hesaplaması yapılması yönündeki talepleri kabul görmemiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Maddi tazminat davasının KISMEN KABULÜ İLE, 96.690,96-TL sürekli iş gücü kaybı, 62,50-TL tedavi amaçlı sarf malzemesi zararı, 100,00-TL tedavi amaçlı ulaşım gideri zararı olmak üzere toplam 96.853,46-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, tazminat miktarlarına davalı ... Anonim Şirketi yönünden dava tarihi 05/01/2016, davalı ... yönünden haksız fiil tarihi 03/04/2015 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, maddi tazminat istemlerinin fazlasına dair kısım yönünden reddine, 2-Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile, 7.500,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi 03/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlasına dair istemin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.333,31-TL harçtan peşin olarak alınan 444,00-TL ile ıslah harcı olarak alınan 343,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.545,86-TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu 5.828,6-TL ile sınırlıdır) 4-Mahkememizin 26/02/2020 tarih, ... Karar, ... Harç nolu harç tahsil müzekkeresi ile 6.669,14-TL Bakiye karar harcının davalılardan tahsili için vergi dairesine müzekkere yazıldığından, karar kesinleştiğinde ve istek halinde iptali için müzekkere yazılmasına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen maddi tazminat yönünden takdir edilen 15.496,55-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 7.500,00-TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınıp davacıya verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalılar yararına reddedilen edilen maddi tazminat yönünden takdir edilen 4.667,10-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı hakku Sunelcan yararına reddedilen edilen manevi tazminat yönünden takdir edilen 7.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...'a verilmesine, 9-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 444,00-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 343,45-TL toplamı 787,45-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 10-Davacı sarf edilen 29,20-TL başvuru harcı ile 439,03-TL posta ve tebligat ücreti, 830,00-TL bilirkişi ücreti, 300,00-TL ATK fatura bedeli, toplamı 1.598,23-TL yargılama giderinin ve 37,50-TL sağlık raporu gideri toplamı 1.635,73-TL yargılama giderinin davanın ret ve kabul oranına göre takdiren 1.560,56-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ...'ın yargılama giderinin yalnızca 1.348,74-TL'sinden sorumlu tutulmasına, bakiyenin davacı üzerinde bırakılmasına, 11-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve resen ilgili taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya tutanağa geçirilmek kaydıyla mahkememiz zabıt katibine beyanda bulunmak ve bu beyanın mahkememiz Hakimi tarafından onaylanması sureti ile istinaf kanun yoluna gidilebileceği, yasal süre içinde istinaf kanun yoluna başvurulmadığı takdirde kararımızın kesinleşeceği, yasal sürede istinaf kanun yoluna gidilmesi halinde dosyanın ilgili İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne istinaf konusunda karar verilmek üzere gönderileceği açıklanmak sureti ile açık yargılama sonunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/04/2023 Katip... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır