İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 2021/232 E. 2025/144 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2021/232
- Karar No
- 2025/144
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO : 2021/232 KARAR NO : 2025/144
DAVA : FSEK-HAK SAHİPLİĞİNİN TESPİTİ DAVA TARİHİ : 31/05/2018 KARAR TARİHİ : 26/06/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan FSEK-Hak Sahipliğinin Tespiti davasının yapılan açık yargılamasının sonunda. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: "..." isimli eserin ... ve güftesinin, müvekkillerinin murisi ...'a ait olduğunu, zira eser sahipliği karnesi olarak sunulan çeşitli firmalara ait plak görüntülerinde bu durumun anlaşılabileceğini, ayrıca bu esere ait bildirimlerin muris ... tarafından yapıldığını, 2017 yılına kadar da bu eserin telif ödemelerinin ... mirasçıları olarak müvekkillerine ödendiğini, ancak ... tarafından bu eserin anonimleştirildiğini ve müteveffa ...'ın itirazına rağmen de bu itirazın reddedildiğini, bu nedenle "..." isimli eserin ... ve güftesinin, müvekkillerinin murisi ...'a ait olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davada husumetin müvekkili ...'a yöneltilemeyeceğini, dava konusu eserin sahibi olarak ...'ın ...'a ilk defa 07.04.1992 tarihinde başvuruda bulunduğunu, dava konusu eseri "..." adı altında bildirimde bulunduğunu, ancak eserin kullanıldığı yer ve nota bilgisi belirtilmediğini, takip eden yıllarda da bu esere ilişkin bir albüm isminin bildirilmediğini, daha sonra yine ... tarafından 31.12.1998 tarihinde aynı eserle ilgili bu defa "..." isimli eser adı ile bildirimde bulunulduğunu, eserin kullanıldığı yer olarak da özel televizyonların belirtildiğini, yani aynı eserin farklı isimle iki kez bildirildiğini, söz konusu eserin yarı Türkçe yarı Kürtçe bir eser olduğunu, bu eserin müvekkili ... kaydında bu nedenle farklı isimlerle ..., ..., ... gibi isimlerle kaydının bulunduğunu, bu nedenle kayıtlarda karışıklıklar olduğunu, ancak 01.02.2017 tarihinde verilen Bilim Kurulu kararı ile aksi varit olana dek söz ve müziğinin ...'a ait olduğuna karar verildiğini, 22.11.2017 tarihinde ise ...ŞTİ'nin başvurusu üzerine ... tarafından sunulan deliller de incelenerek; ... tarafından 1975 yılında yazılan ..., ... isimli kitapta ... isimli eserin 2 ve 3. dörtlüğünün birkaç kelime dışında davacı eseri ile bire bir aynı olduğunun tespit edildiğini, ... incelendiğinde; 10.07.1950 tarihli ...'dan derlenen ... isimli eserin sözlerinin, davacı eserinin bir kısmı ile aynı olduğu göz önüne alınarak 08.12.2017 tarihli Bilim Kurulu kararı ile önceki kararın kaldırıldığını, açıkladıkları nedenlerle davanın reddini talep etmiştir. ... 1.FSHHM'nin ... E. ... K. ve 12/12/2018 tarihli kararı ile:"...1-Davalı Meslek birliğine husumet düşmediğinden ancak davada davalı sıfatıyla yer aldığı, husumet itirazında bulunulduğu gözetilerek davanın husumet nedeniyle reddine..." şeklinde karar verilmiştir. Karara karşı, davacılar vekilli İSTİNAF yasa yoluna müracaat etmiştir. İstanbul 16 H.D'nin... E. ... K. ve 01/10/2019 tarihli ilamı ile: "...Dava hasımsız görülmesi gereken bir tespit istemi davası olmakla birlikte ,davanın sırf bu nedenle reddi , davacı yana aynı davayı hasımsız olarak ikame etmeye zorlar bir sonuç yaratacağı nedenle , husumete ilişkin itirazın nihai kararda değerlendirilmek üzere, tespit istemi hakkında yargılamaya devamla toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken usulden reddi usul ekonomisine ve ortadaki muarazanın çözümsüz kalmasına neden olacağından yargılamaya devam edilmesi ve davalı yanın husumet durumunun nihai kararda karara bağlanması gerektiğinden, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına..." şeklinde karar verilmiştir. HMK'nın 266.maddesi kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 17.06.2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: "..." isimli şarkının, FSEK 3 maddesi uyarınca musiki eseri niteliğinde olduğu, bu eser üzerinde hak sahipliğinin tespitine yönelik olarak dosyada mevcut veriler ışığında yapılan incelemede: ...'ın kararında dayanak olarak gösterdiği ...'in şiirlerini içeren 1975 yılında yayımlanan "..." isimli eserin dosya arasında bulunmadığı, ancak bu şiirin sözlerin ... kararında zikredilmekte olduğundan dosyada mevcut olduğu, yapılan incelemede de bu sözlerle dava konusu eserin sözlerinin ayniyet derecesinde benzer olduğunun tespit edildiği, dolayısıyla ... kararında geçen bu sözlerin ...'e ait olduğunun kabul edilmesi durumunda davacıların murisin bu eserin sözleleri üzerinde eser sahipliğinin olmayacağının değerlendirildiği, bu kitabın aslının veya suretinin dosya arasında mevcut olmaması sebebiyle bu konudaki takdirin mahkemeye ait olduğu, dava konusu eserin bestesine gelince, davacılar tarafından sunulan 1 adet DVD nin incelenmesinde 2 adet plakın çalınmak suretiyle görüntülü kayıtlarının bu DVD içeriğinde yer aldığı, bu plakların piyasaya arz tarihlerinin üzerlerinde yazmadığı, bu plaklarda yer alan kayıtlarda ise "..." isimli şarkının ilk defa ... tarafından seslendirildiği ve plaklardan ... ibaresi olan plak üzerinde de ... ismine yer verildiği, yine 1988 tarihinde yayınlanan ve ... tarafından seslendirilen "..." isimli türküde "..." isimli türkünün müziğinin yer aldığı bu türkünün ... sahibinin ... olarak belirtildiği, 1989 (İsyan) ve 1993 (Aradan Yıllar Geçti) yılında çıkarılan kasetlerde de ...'ın kendisi tarafından icra edilen "..." isimli türkülerde yine söz ve bestenin ... olarak belirtiğinin görüldüğü, dolayısıyla "..." (bazı yerlerde Yabancı Değilim şeklinde belirtilen) isimli eserin müziğinin davacıların murisi ...'a ait olduğu, bu hususun aksini ispat edecek bir delilin davalı tarafından sunulunamadığı, dolayısıyla "..." (...) isimli eser üzerinde FSEK 11.maddesi uyarınca ... sahibi olarak kabul edilmesi gerekeceği bildirilmiştir. 18.07.2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: Dava konusu "..." (...) isimli eserin bestesinin davacilar murisi ...'ya ait olduguna dair kök rapordaki yapilan degerlendirmeyi degistirecek bir bulguya rastlanmadigindan bu görüşlerinde bir degişiklik bulunmadığı, yine dava konusu eserin sözlerine iliskin davacılar vekilince sunulan belgelerin incelenmesinde bu belgelerde herhangi bir tarih bulunmadığının tespit edildiği, dolayısıyla bu belgelerin 1975 yılından önceye ait olduguna dair bir kanıya ulaşılmasının mümkün olmadığı, davalı tarafın beyanlarında belirtildiği gibi ... tarafindan yayinlanan plakin 1975 tarihinden önce oldugu ... tarafindan yayınlanan plakın ise 1975 yılında yayınlandigina dair kesin bir veri dosyada mevcut olmadigindan kök rapordaki değerlendirmelerinde degisiklik gerektirecek bir hususa rastlanmadığı, bununla birlikte kök raporda; dava konusu eserin sözlerinin ... kararinda geçen...'e ait oldugunun kabul edilmesi durumunda davacilarin murisinin bu eserin sözleri üzerinde eser sahipliginin olmayacağının değerlendirildiği, "..." isimli bu kitabin aslinin veya suretinin dosya arasinda mecut olmamasi sebebiyle bu konudaki takdirin mahkemeye bırakıldığı, mahkemece de 21.10.2021 tarihli celsede bu eserin aslının sunulması için davalı tarafa süre verilmişse de incelenen fiziki dosya içeriginde bu kitaba rastlanmadığı, dolayısıyla bu delilin degerlendirilmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu bildirilmiştir. 26.04.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: Başlangıçta da ifade edildigi üzere davalı taraf olan ... kararina dayanak olan 1975 yayın tarihli "..." isimli eserin dosya içeriğinde bulunmadığı, oysa davanın seyri açısından kitabın mutlaka incelenmesinin zaruri olduğu zira davanın pek çok aşamasında söz konusu kitaba atıf yapıldığı gibi Mahkeme tarafından davacı ve davalı taraflara kitabın temini hususunda ihtarat yapıldığı ve sonuç alınamadığı Müzik sektör bilirkişisinin aynı zamanda kütüphaneci oluşu nedeniyle tamamen mesleki saikle yaptığı araştırma sonucu yayinevlerinde, e-kitap ortamlarında veya sahaflarda da söz konusu eserin bulunmadığı zira baskısının tükendiginin tespit edildiği, yapılan araştırmanın devamında söz konusu eserin bir nüshasının ...Üniversitesi Kütüphanesinde yer aldığının tespit edildiği, mahkemenin uygun görmesi ve ...Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığına müzekkere yazılarak söz konusu kitabın talep edilmesi durumunda yeniden rapor tanzim etmeye hazır olup eserle ilgili bilgilerin: ..., ..., ... olduğu bildirilmiştir. ... Üniversitesi Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığına müzekkere yazılarak; ... tarafından yazılan... basımı "..." isimli kitabın gönderilmesi istenmiş, "..." isimli kitap gönderilmiştir. 27.03.2025 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: 19.02.2025 tarihinde mahkeme kasasında bulunan ... tarafından yazılan... basımı "..." isimli kitabın incelenmesi için mahkeme duruşma salonunda bir araya geldikleri, yapılan ayrıntılı inceleme sonucu "...-..." isimli şiirin, kitabın 176. sayfasında 80 sıra numarası ile yer aldığı tespit olunarak çekilen fotoğrafların rapora eklendiği, FSEK incelemesi neticesinde; "...-..." isimli şiirin, kitabın 176. sayfasında 80 sıra numarası ile yer aldığı tespit olunduğundan, muris ...'ın sözler yönünden eser sahibi olamayacağı, bu nedenle davacıların da bu sözler üzerinde hak sahibi olamayacağı kanaatine varıldığı bildirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava: "...-..." isimli eserin ... ve güftesinin, davacılar murisi ...'a ait olduğunun tespitine ilişkindir. FSEK hükümleri, bilirkişi kök/ek raporları ve bütün dosya kapsamından: Yargıtay kararlarına göre, FSEK kapsamındaki uyuşmazlıkta dava konusu fikri ürünün "eser" niteliği taşıyıp taşımadığı re'sen araştırılmalıdır. FSEK'in 1/B maddesinde öngörülen tanım dikkate alındığında, bir fikir ve sanat ürününün eser olarak nitelendirilebilmesi için iki unsuru haiz olması gerekir. Bunlardan ilki, fikir ve sanat ürününün "sahibinin hususiyetini taşıması" ikincisi ise "kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması"dır. Doktrinde, bu unsurlardan ilkine "sübjektif unsur" veya "esasa ilişkin şart", ikincisine ise "objektif unsur" veya "şekle ilişkin şart" denilmektedir. Subjektif unsur gereğince bir fikir ve sanat ürününün eser olarak kabul edilebilmesi için, bu ürünün onu meydana getiren kişinin "hususiyetini taşıması" gerekmektedir. Başka bir deyişle eser onu yaratan zihnin bireyselliğini gösteren özellikler taşımalıdır. Objektif unsur gereğince, bir fikir ve sanat ürününün hukuk alanında korunmayı hak edebilmesi için, sahibinin hususiyet arz eden fikri çabasının somut neticesi olması gerekir. Başka bir deyişle bu fikri çaba gözle görülebilir, elle tutulabilir, kulakla duyulabilir, kısaca algılanabilir olmalıdır. Fikir ve düşünceler, ancak bir şekle büründüğünde yani eser formunda açıklığında fikri hukuk kapsamına girer. Diğer taraftan eserde algılanabilir olma dışında düşüncenin açıklanış formatı da önemlidir. Yani fikir ve sanat ürününün FSEK'te öngörülmüş olan düşünceyi ifade formatlarından birine dahil olması gerekir. FSEK'te eser formatları olarak; İlim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve bağlı eser olarak kabul edilen işlenme eserler gösterilmiştir. Dolayısıyla bir fikir ve sanat ürününü bu formatlardan birine sokmak mümkün değilse, onu kanuna göre eser saymak ve korumak da mümkün olmayacaktır. Sözlü ve sözsüz musiki eserler, 5846 sayılı FSEK'in 3. maddesinde koruma altına alınmış bağımsız bir eser türüdür. Sözlü musiki eserlerde; güfte ve ... aynı eserde birleşse bile, sahipleri ayrı ayrı korunur. Bir bestede koruma konusu olan müziğin biçimi (yapı ve ritim) değil, ona hususiyet katan melodisidir. Diğer eserlerde olduğu gibi, musiki eserlerinde de korumanın ön şartı sahibinin hususiyetini yansıtmasıdır. Bu kapsamda, dava konusu "...-..." isimli eserin, FSEK 3. maddesi kapsamında musiki eseri olduğu kanaatine varılmıştır. Yargıtay kararlarında, FSEK kapsamındaki uyuşmazlıklarda eser sahipliği sıfatının re'sen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir. Davada, uyuşmazlık konusu fikri ürüne ilişkin eser sahipliği ve hak sahipliği sıfatının resen irdelenmesi gerekmektedir. Mahkememizce itibar edilen bilirkişi kurulu kök/ek raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde: Dava konusu "...-..." isimli eserin, ...'sinin davacıların murisi ...'a ait olduğu kanaatine varılmış, ancak güftesinin ...'a ait olduğu kanıtlanamadığından, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dava; FSEK'na dayalı eser sahipliğinin tespitine ilişkin olup, hasımsız açılması gerektiğinden, davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Davalı ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE, 2-"...-..." adlı eserin, ... sahibinin davacıların murisi ... olduğunun tespitine, 3-"...-..." adlı eserin güftesinin davacılar murisi ...'a ait olduğunun tespitine ilişkin talebinin REDDİNE, 4-Alınması gereken 615,40 TL ilam harcından; peşin harcın mahsubu ile eksik 534,70 TL harcın davacılardan alınarak hazine irad kaydına, 5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalının yaptığı 150,00 TL tebligat ve müzekkere masrafının davacılardan alınarak davalıya verilmesine, 8-Taraflarca fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 26.06.2025
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır