İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2021/210 E. 2022/592 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2021/210
Karar No
2022/592
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2021/1061 Esas - 2023/441 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2021/1061 KARAR NO : 2023/441 HAKİM : KATİP : DAVACI : ... VEKİLİ : Av. DAVALI : ... VEKİLİ : Av. DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 07/12/2021 KARAR TARİHİ : 04/04/2023 KARARIN YAZ. TARİH : 03/05/2023 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İddia ve savunmaların özeti; Davacı vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 14/05/2019 düzenleme tarihli poliçe ile 27/05/2019-27/05/2020 toplam 366 gün olacak şekilde ... Paket Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, özel işyeri sigorta poliçesine konu olan riziko adresinde bulunan mevcut yapının iş yeri faaliyet konusu fotoğrafçılık/dijital bası olarak kullanıldığını, davacı ile davalı sigorta şirketi arasında gerçekleştirilen sigorta poliçesinin standart ve özel koşullar kapsamında davalının sunmuş olduğu standart iş yeri teminatları kapsamında yer kayması rizikosuna karşı davacıya karşı maddi sorumluluğu olduğunu üstlendiğini, sigorta edilen taşınmaz hakkında idare tarafından riskli yapı olduğu, kamu güvenliği açısından sakınca arz ettiği gerekçesiyle yıkım kararı verildiğini, sigorta şirketine bu durumun ihbar edildiğini ayrıca ilgili idari işlemin iptali için Samsun 3.İdare Mahkemesinin 2021/210 E. Sayılı dosyasıyla dava açıldığını, ancak idare başvurunun davacı adına olumsuz sonuçlandığını, taraflarınca arabuluculuk bürosuna yapılan başvuru yapıldığını ancak anlaşamama ile sonuçlandığını, sigorta şirketi ile davacı arasında imzalanan sigorta poliçesinin düzenlendiği tarihten sonrasında riziko adresindeki binanın bulunduğu yerde yer kayması olduğunu ve devamında binanın şikayet edildiğini ve riskli yapı durumu sebebi ile yıkım kararı verildiğini, sigorta şirketinin sigorta poliçesi kapsamında üstlenmiş olduğu koruma edimi yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini beyanla binada meydana gelen şimdilik zarar bedeli 10.000 TL nin zararlandırıcı olayın meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek reeskont faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi tarafından tazminine karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı ... A.Ş vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağını, sigortalı tarafından söz konusu hasarın 19/08/2019 tarihinde meydana geldiğinin beyan edildiğini, dava tarihi itibariyle dava konusu talebin zaman aşımına uğradığını, tanzim edilen poliçede dava dışı ... A.Ş nin rehin alacaklısı olarak gösterildiğini, davacı tarafça davalı şirketten talep edilen sigorta tazminatı hakkında rehin alacaklılarından herhangi bir muvafakat alınmamış olup davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle esastan reddinin gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun ancak tanzim edilen poliçe şartları, ilgili genel şartlar ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Hükümleri uyarınca mümkün olabileceği, kabul anlamına gelmemek üzere davacı tarafça mahkemeye sunulan belgeler ile söz konusu hasarın ne şekilde meydana geldiğinin belli olmadığını, somut uyuşmazlığın çözümü açısından rizikoya dair tüm belgelerin getirtilmesi ve incelenmesi gerektiğini, dava konusu hasarın teminat kapsamına girip girmediğinin tespiti açısından sigorta bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini beyanla öncelikle zaman aşımı def'inin ve usul itirazların dikkate alınarak ikame edilen haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, esasa girilmesi halinde hasar teminat kapsamı dışında kaldığından davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Toplanan Deliller, Arabuluculuk son tutanağı, Çarşamba 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/136 d.iş sayılı dosyası, ... Özel İşyeri Paket Sigorta Poliçesi, Samsun 3.İdare Mahkemesi 2021/210 E. -2022/592 sayılı kararı, mahkememizce yapılan 11.01.2023 tarihli keşif ve keşif sonrası alınan 13.02.2023 tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. Çarşamba 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/136 d.iş sayılı dosyasının incelenmesinde, 1073 ada 3 nolu parselde bulunan yapıda ve 1076 ada 4 nolu parselde bulunan yapıda ve 1076 ada 3 nolu parselde 3 nolu dükkanda incelemeler yapıldığı, tespit konusu taşınmazlarda riskli yapı tespitinin yapılmasının, zeminlerde kayma olup olmadığının tespitinin incelemeyle mümkün olmayacağı, zemin incelemesi için yapılarının dışında kazı ve numune alma çalışması yapılması gerektiği, alınan numunelerin riskli yapı tespiti raporlamalarında kullanılan ödometre deneyi, sabit seviyeli geçirimlik deneyi, düşen seviyeli geçirimlilik deneyi, halka kesme deneyi, kesme kutusu deneyi, tane boyutu analizi, üç eksenli basınç deneylerine ve diğer deneylere tabi tutulması gerektiği ayrıca riskli yapı tespiti istenen yapıların betonarme taşıyıcı yatay ve düşey taşıyıcılarından betonarme numune alınması gerektiği ve bu numunelerin de riskli yapı raporlamalarında kullanılan basınç ve çekme deneylerine tabi tutulması gerekliliği ve laboratuvar deney sonuçlarına göre riskli yapı ve zeminde kayma olup olmadığına karar verilebileceğine dair ön rapor sunulduğu anlaşılmıştır. Samsun 2.İdare Mahkemesinin 30.05.2022 tarih 2021/210 E. 2022/592 K. sayılı ilamıyla dava konusu yapının ilgili Bakanlıkça lisanslandırılan şirketçe düzenlenen rapora dayanılarak riskli yapı olarak belirlendiği, dava konusu yapı hakkındaki riskli yapı tespitinin 6306 sayılı Kanun kapsamında ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama ve Yönetmeliğine uygun olarak tanzim edildiği, dava konusu yapı ile ilgili olarak riskli yapı belirleme sürecinin mevzuatına uygun olarak yapıldığı, binadan alınan karot numunelerinden elde edilen sonuca göre beton kalitesinin olması gerekenden düşük olduğu, binanın zemin kaynaklı hareket sonucu güney-kuzey istikametinde 20 cm kadar yattığı tespitinin teyit edildiği, yapının son derece düşük taşıma değerine ve 20 cm yatmasına karşılık taşıyıcı elemanlarında ve cephesinde herhangi bir çatlak tespit edilmemiş olmasının gevrek kırılma davranışı gösterebileceği düşüncesini ortaya koyduğu, bina zemin hareketinin devam ettiği düşünüldüğünde, taşıma kapasitesi olmayan elemanlar üzerinde duran binanın kayma hareketi ile ek moment yükleri alması ve gevrek kırılma davranışı göstermesinin kaçınılmaz olduğu, gevrek kırılma davranışı öncesi binanın yıkılma belirtileri göstermeyerek yıkım şeklinin ani gerçekleşmesiyle ciddi hasarlara sebebiyet verdiği, riskli yapı tespiti yapılan dava konusu binanın bitişik nizam yapı oluşu, bulunduğu sokağın dar olması, kayma doğrultusunun da caddenin diğer tarafında da yine bitişik nizam konutların olması sebebi ile can ve mal güvenliği açısından tehlike arz ettiği anlaşıldığından dava konusu yapının riskli yapı olarak belirlenmesine yönelik işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir. Mahkememizce dava konusu taşınmazda Sigorta Hukuku, İnşaat Mühendisi ve Jeoloji Mühendisi bilirkişiler eşliğinde keşif yapılmış, bilirkişiler 13.02.2023 tarihli raporunda özetle, bina ve çevresinde yapılan incelemelerde taraflarınca yapılan incelemede, binanın kuzey tarafa doğru diğer binadan 20 cm kadar ayrıldığı ve oturma yaptığı, binanın bina ön tarafındaki ve kuzey yandaki parke döşeli zeminde keşif tarihi itibariyle belirgin bir oturma, çökme veya kayma zonu gözlemlenmediği, yan bitişik nizamda olan binanın üst kotlarında bu ayrılma aralığı 20 cm civarında iken, zemin ve birinci katta 10-15 cam aralığında gözlendiği, hasar gören binanın kuzey ve doğu tarafındaki parke kaplamalı yol zemininde belirgin bir çökme, oturma yada kaymaya rastlanmadığı, binadaki kuzey tarafa doğru oturmanın tedrici bir şekilde yani zamana yayılarak gerçekleştiği, anlık bir oturmanın söz konusu olmadığı, taraflar arasında düzenlenen ... Özel İşyeri Paket Sigorta Poliçesinin incelenmesinde, 27.05.2019-2020 tarihleri arasında geçerli olduğu, riziko tarihi itibariyle poliçenin yürürlükte olduğu, poliçenin işletme binası, binaların dışındaki bahçıvan evi, garaj, su deposu, kömürlük gibi eklentiler ile binanın içlerinde veya üzerinde bulunan her çeşit sabit tesisat, asansör ve yürüyen merdivenler, yıldırımlık, televizyon anteni gibi binayı tamamlayan şeyler ile temeller ve istinat duvarlarının teminat altına alındığı, dava konusu poliçenin tabi olduğu 'Yangın Sigortası Genel Şartları' içende yer alan 'Yer Kayması' klozu incelendiğinde sigortalı binanın inşa edilmiş olduğu arsada veya civarında vuku bulan yer kayması ve toprak çökmesi sonucu sigortalı şeylerde doğrudan meydana gelecek zararlar ile sel veya su baskını nedeniyle meydana gelen yer kayması ve toprak çökmesinden doğan zararların teminata ilave edildiği, yer kayması riskinden bağımsız olarak, binanın mutad olarak oturmasından ileri gelen hasarların teminat dışında kalan hallerden olduğu, hukuki değerlendirme ve nihai takdir Mahkemeye ait olmak üzere, binada meydana gelen zararın, yer kayması riskinden bağımsız olarak, binanın mutad olarak oturmasından ileri geldiği ve bu hali ile dava konusu sigorta poliçesinin teminat kapsamında olmadığı, sonuç itibariyle davaya konu olan taşınmazın bulunduğu alanın genel jeolojik yapısının eski akarsu alüvyonlardan oluştuğu ve dere alüvyonu niteliğinde kum, çakıl, silt ve killi siltten, müteşekkil bir litolojik yapıya sahip olduğu, davacıya ait taşınmazın bulunduğu yer konumu itibariyle incelemeler kısmındaki Google earth resimlerinden de görüleceği üzere Yeşilırmak nehrinin sol sahil tarafında eski alüvyon ve tarafça alüvyonları içerisinde kaldığının tespit edildiği, hasarın yani oturma olayının meydana geldiği binada ve çevresinde yapılan incelemelerde, binanın bulunduğu alanda zeminde kayma-heyelan yada yer hareketlenmesi benzeri bir oluşuma rastlanmadığı, dava konusu binada taraflarınca yapılan incelemeler ile Çarşamba Asliye Hukuk Mahkemesi ve Samsun İdare Mahkemesinin yapmış olduğu keşiflerde alınan bilirkişi raporları ile zemin etüt ve Yapı Malzemeleri Zemin Mekaniği Laboratuvar Firmasının raporlarının incelenmesi neticesinde, davaya konu binanın riskli yapı olduğuna kanaat edildiği, binada kuzey tarafa doğru 20 cm lik bir oturmanın meydana geldiği, buna bağlı olarak binada özellikle giriş kattaki işyeri olarak kullanılan kısımda, incelemeler kısmında bahsedildiği üzere eskiden cam vitrin olarak bulunan kısımların kırıldığı ve beton duvar ve kolon-kiriş desteklemesi yapıldığı, iş yerinde meydana gelen hasarların, binada meydana gelen oturma ile bağlantılı olduğu, ancak oturmanın bir anda zeminde veya bina çevresinde olan bir heyelan yada yer hareketi neticesinde meydana gelmediğinin tespit edildiği, bina çevresinde yapılan incelemelerde herhangi bir heyelan yada yer kayması bölgesel bir çökmeye ait bir bulguya rastlanılmadığı, binadaki oturmanın uzun zaman aralığı içerisinde tedrici bir şekilde meydana geldiği, bölgede yapılan incelemelerde, çevrede herhangi bir heyelan ya da yer kaymasına bağlı bölgesel bir çökmeye ait bulguya rastlanmadığı, binanın uzun zaman aralığı içerisinde tedrici bir şekilde oturduğu anlaşılmakla, binadaki zararın yer kaymasından bağımsız olarak binanın mutad oturmasından kaynaklandığı ve hukuki değerlendirme ve nihai takdir Mahkemeye ait olmakla, Yangın Sigortası Genel Şartları'nın Yer Kayması Klozu hükümleri uyarınca zararın poliçe teminatı dışında kaldığı kanaatine ulaşıldığı tespit edilmiştir. Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe; Dava; yer kayması rizikosuna dayalı işyeri sigorta poliçesi gereği ödenmesi gereken tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Tüm dosya kapsamından; davacının davalı sigorta şirketi bünyesinde faaliyet konusunun fotoğrafçı/dijital baskı olan Sarıcalı mah. Değirmenbaşı cad. Zübeyde Hanım Meydanı 1.Kat Zemin dairenin 27/05/2019-27/05/2020 tarihleri arasında Özel İşyeri Paket Sigorta Poliçesi ile koruma altına alındığı, Çarşamba Belediyesi tarafından riskli yapı olduğu gerekçesi ile yıkılmak istendiği ve yapının 60 gün içinde tahliye edilmesinin istendiği, davacı dışı kiracının yapıdan tahliye edildiği, mevcut haliyle yapının tamamen atıl durumda olduğu, sigorta şirketi ile imzalanan poliçe çerçevesinde davalı sigorta şirketinin işyeri teminatları kapsamında yer kayması rizikosuna karşı sorumlu olması nedeni ile davalının poliçe kapsamında belirlenen tazminat bedelini ödemesi gerektiği iddiası ile açılan tazminat davası olduğu, davalının ise meydana gelen rizikonun teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini istediği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı def'i ileri sürmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 1420.maddesinde "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar" düzenlemesi yer almaktadır. Yine Genel Şartların 15. maddesinde sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin iki yılda zamanaşımına uğrayacağı bildirilmiştir. Eldeki davada, riziko tarihi yıkım kararının verildiği ve davacının bunu öğrendiği 01/08/2019 tarihi olup, Kanunda ve Genel Şartlarda öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinin 01/08/2021 tarihinde dolduğu görülmektedir. Buna karşın 7226 sayılı kanunun Geçici 1.maddesi uyarınca "(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur." hükmü getirilmiş, akabinde 30/04/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" Cumhurbaşkanı Kararı ile süreler 15/06/2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Düzenlemeye göre kalan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Yine 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 15.bendine göre "Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez." Kanunun öngördüğü süreler 18/10/2021 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığı 24/11/2021 tarihinde arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği tarih aralığındaki 38 gün, yine covid dönemi sebebi ile 13/03/2020-15/06/2020 tarihleri arasında duran 95 gün olmakla üzere toplam 133 gün zamanaşımı süresi işlememiş süre durmuştur. Bu kapsamda alacağın muacceliyet tarihinin 02/08/2019 tarihli ihbar tarihinden 15 gün sonrasına tekabül eden 17/08/2019 tarihi olduğu, 133 gün boyunca sürenin iki yıllık sürenin son bulduğu tarih olan 17/08/2021 tarihine eklenmesi gerektiği, davanın da 07/12/2021 tarihinde açılmış olması ve yukarıda anılan tüm düzenlemeler dikkate alındığında; eldeki dava yönünden duran süreler nedeni ile talebin zamanaşımına uğramadığı anlaşılmış olup, davalı vekilinin zamanaşımı def'ine itibar edilmemiştir. Sigorta sözleşmesi 6102 sayılı TTK'nın 1401.maddesinde tanımlanmıştır. Hükme göre sigorta sözleşmesi, "sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." Bu hükme göre sigortacı belli bir prim karşılığında sigorta ettirenin malını yahut bedensel zararlarını doğabilecek rizikolara sigorta etmeyi kabul etmektedir. Bu hüküm kapsamında değerlendirecek olursak sigorta sözleşmesinin riziko unsurunu ve menfaat unsurunu içinde barındırması gerekmektedir. Bu nedenledir ki sigorta sözleşmesi sigortacının ve sigorta ettirenin karşılıklı güven ilişkisine dayanmaktadır. Somut olayda o güven ilişkisi kurularak Sigorta Şirketi ile davacı arasında davacının iş yerinin davacının menfaati ölçüsünde ödenecek primlerle garantisi sağlanmış ve sözleşme işyeri Sigorta Poliçesi kapsamında imzalanmıştır. İmzalanan bu sözleşme kapsamında TTK'nın 1409. Maddesi hükmüne göre sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olacaktır. Yapılan sigorta sözleşmesinin geçersiz olacağı durumlar da ayrıca TTK' nın 1404. Maddesinde sayılmış olup somut olayda sigortanın baştan geçersizliğini doğuracak bir sebep bulunmamaktadır. Sigortacının tazmin borcunun kapsamı, taraflar arasındaki poliçenin tanzim tarihi ve davaya konu riziko tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1427. maddesine ve Yangın Sigortası Genel Şartları'na göre değerlendirilmelidir. Sigorta Genel şartlarının 1.11. Maddesinde yer alan Yer Kayması Klozunın incelenmesinde; Yangın Sigortası Genel Şartları Hükümleri Saklı Kalmak Kaydıyla; Sigortalı binanın inşa edilmiş olduğu arsada veya civarında vuku bulan yer kayması veya toprak çökmesi sonucu sigortalı şeylerde doğrudan meydana gelecek zararlar ile sel veya su baskını nedeniyle meydana gelen yer kayması ve toprak çökmesinden doğan zararlar teminata ilave edilmesi gerekmektedir. Taraflar arasında düzenlenen ... Özel İşyeri Paket Sigorta Poliçesinin incelenmesinde; başlangıç ve bitiş tarihlerinin 27/05/201-2020 aralığında olduğu, standart işyeri teminatının 210.000 TL olduğu, poliçenin işletmenin binası, binaların dışındaki bahçivan evi, garaj su deposu, kömürlük gibi eklentiler ile binanın içlerinde veya üzerlerinde bulunan her çeşit sabit tesisat asansör ve yürüyen merdivenler, yıldırımlık, televizyon anteni gibi binayı tamamlayan şeyler ile temeller ve istinat duvarlarını teminat altına aldığı, teminatın yangın, yıldırım, infilak, GLKHHKNH-terör, duman, yer kayması, fırtına, dahili su, kara taşıtları çarpması, hava taşıtları çarpması ve kar ağırlığı rizikolarına karşı verildiği dava dışı Qnb Finasbank'ın dain-i mürtehin sıfatıyla lehdar olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce dain-i mürtehin olan bankadan davaya muvafakatı olup olmadığı sorulmuş ve davaya muvafakat ettikleri belirtilmekle davacının aktif husumet ehliyeti yönünden bir sakınca olmadığından davalının bu savunmasına itibar edilmemiştir. Yangın Sigortası Genel Şartları'nın A.4. maddesindeki Teminat Dışında Kalan haller kısmında yer kayması klozunun teminat dışında kalan haller başlıklı maddesinin 2. Bendine göre yer kayması riskinden bağımsız olarak binanın mutad olarak oturmasından ileri gelen hasarlar teminat dışı olduğu düzenlenmiş olup taraflar arasında düzenlenen poliçede de aksi yönde bir hüküm bulunmamaktadır. Mahkememizce yapılan yargılama, keşif ve keşif sonrası alınan bilirkişi raporu, delil tespiti dosyası ve Samsun 3. İdare Mahkemesi'nin 2021/210 esas sayılı dosyasında alınan rapor dikkate alınarak davaya konu sigortalanan işyerinin bulunduğu binanın riskli yapı olduğu, binada meydana gelen hasarın binanın mutad olarak oturmasından kaynaklandığı, oturmanın tedrici bir şekilde gerçekleştiği, bir anda olmadığı, bina ve çevresinde yer kayması olayının meydana gelmediği, yer kayması riskinden bağımsız olarak binanın mutad olarak oturmasından ileri gelen hasarların teminat kapsamı dışında olduğu, binada meydana gelen hasarın poliçede ve genel şartlar kapsamında belirtilen yer kayması klozu kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alınarak subut bulmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. 6325 sayılı kanunun 18/A-11 maddesi gereği dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartı olduğundan davacı vekili tarafından arabuluculuk başvurusu yapılmış davalının vekili aracılığı ile arabuluculuk görüşmelerine katıldığı anlaşılmış olmakla tespit edilen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri olarak davacıdan tahsiline karar vermek gerekmiş, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 179,90 TL harçtan peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 9,12 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına. 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine. 5-Zorunlu arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin, davacılardan alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine, 7-Kullanılmayan gider avansın karar kesinleştiğinde davacılara iadesine. Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde, mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer emsal mahkemeye verilecek bir dilekçe ile Samsun BAM'da istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.04/04/2023 Katip ¸e-imza Hakim ¸e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2021/210, K. 2022/592, T. 27.05.2019, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2021-210-e-2022-592-k-41551c52ad95